YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan'dan flaş açıklamalar
Erdoğan'dan flaş açıklamalar
Erdoğan'dan flaş açıklamalar
10 Haziran 2008 / 13:04 Güncelleme: 10 Haziran 2008 / 00:00


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''İstiklalimizin sembolü olan bu Meclis bugüne kadar hiçbir vesayeti, hiçbir gölgeyi kabul etmedi, bundan böyle de kabul etmeyecektir'' dedi.


Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısına, ''Burası, Türkiye Büyük Millet Meclisi. Türk milletinin, 70 milyon vatandaşımın iradesinin tecelli ettiği kutlu çatı. 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir' ilkesi 23 Nisan 1920'de burada hayat buldu'' sözleriyle başladı.


Kurtuluş Savaşını yöneten, Cumhuriyeti kuran iradenin burada şekillendiğini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:


''İstiklalimizin sembolü olan bu Meclis bugüne kadar hiçbir vesayeti, hiçbir gölgeyi kabul etmedi, bundan böyle de kabul etmeyecektir. Zira bu Meclis, hür iradesiyle bu aziz milletin kurtuluş destanını yazdı. Evet, burası milletimizin evidir, harim-i ismetidir (kutsal ocağıdır). Bu evin 70 milyon sahibi vardır.


Bu çatının altında bu ülkenin hiçbir vatandaşı unutulmaksızın, ihmal edilmeksizin, hiç bir ayrıma tabi tutulmaksızın herkesin hukuku savunulur, korunur; herkesin iradesi burada temsil edilir. Bu ülkenin izzeti için, bu milletin şerefi için aklı selimin, sağduyunun yolundan ayrılmadan, metanetle ve vakarla bir ve bütün olarak milletimizin hukukunu ilelebet koruyacağız, milletimizin iradesini hakkıyla temsil edeceğiz, birliğini, beraberliğini savunacağız bu çatının altında.


Bunu hep birlikte yapacağız. Kendimizi geri çekmeden, başkalarını da dışlamadan milli irademize, müşterek hukukumuza her birlikte sahip çıkacağız. Milletimizle aynı üslubu kullanacağız, milletimizle aynı vefa ve kader çizgisinde yürüyeceğiz.


Ne milletimizin bir adım ilerisinde olacağız ne milletimizden bir adım geride kalacağız. Hiç şüphesiz, milletimizin istisnasız tamamı adaletten yanadır, hakkaniyetten yanadır.


Siz, saygıdeğer milletvekillerini de bu milletin emanetine sadakatle sahip çıktığınız için yürekten kutluyorum.''


-''ÜLKE BİRLİĞİ, DEMOKRASİ İÇİN...''-


Başbakan konuşmasının bu bölümünde diğer partilere de seslenerek, şöyle konuştu:


''Yeri gelmişken, burada yalnızca kendi grubumuzu değil, yalnızca AK Parti'ye oy verenleri değil; bu ülke için, bu toplumun düzeni için, bu ülkenin birliği için, demokrasi için, adalet için, refah ve huzur için hakkaniyetten ayrılmayan,daima vicdanının sesine kulak veren diğer parti gruplarını ve kişileri de bu millet kürsüsünden aynı duyguyla anıyorum, aynı samimiyetle selamlıyorum.


Unutmayalım, sorunlarımızın hiçbiri ama hiçbiri çözümsüz değildir. Arızi olaylar, dönemsel sorunlar istikametimizi çeviremez. Zira, biz konjonktüre göre, özellikle esen rüzgarlara göre yönümüzü belirlemiyoruz. Bu istikamet milletindir, sizindir, bu siyaset milletindir, bunu böyle bilin. Rotamızı da milletimiz belirlemiştir.


Bizler burada, milletimizin tarihi yürüyüşüne ortaklık ediyor, milletimizle beraber yürüyoruz. Milletimizin umutlarını, rüyalarını, özlemlerini temsil ediyoruz. Milletimiz kendi ülkesinde, kendi bayrağı altında, kendi devletini yönetenlerden adalet istiyor, demokrasi istiyor. Ne bir eksik, ne bir fazla; adalet ve demokrasi...''


-''MİLLETİN BAŞARISI''-


Hiçbir zaman bulundukları makam ve mevkileri kendi mülkü zannetmediklerini, zannetmeyeceklerini vurgulayan başbakan Erdoğan, ''3 Kasım seçimini kazandığımız gün de 28 Mart seçimlerini kazandığımız gün de 22 Temmuz seçimlerinin akşamı da biz, kendimiz ilan ettik ve dedik ki: Bu başarı milletimizin başarısıdır. Milletimizin bu başarısı asla başımızı döndürmeyecek'' diye konuştu.


Erdoğan, bugün de aynı şeyleri söylediklerinin ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:


''Diyoruz ki: Bize oy versin-vermesin istisnasız, bütün vatandaşlarımızın hukukunu koruyacağız. Bütün vatandaşlarımızın emanetini, emanetimiz bileceğiz. Bu sözlerimizi siyaseten söylenmiş sözler olarak görenler, hissiyatımızı paylaşmayanlar pekala olabilir, olacaktır.


Çoğulcu demokrasinin gereği de zaten farklılıklarımızın ahenk içinde bir arada olmasıdır. İşte bakın, 6 yıla yakın zamandır iktidarımızın icraatı ortadadır. Hükümetimiz döneminde milletimizin, ülkemizin, devletimizin zarar göreceği yanlış adım atmamaya gayret ettik, aksine Türkiye bir kaostan çıkarılmış, emniyete kavuşmuş, güven ve istikrarı yakalamıştır.


Evet, yürüyüşümüz milletimizle birlikte devam ediyor, devam edecek. Dün de sorunlarımız vardı, bugün de sorunlarımız var. Evet ama, şu kısacık hayatımızda bile gölgelerin üstümüze geldiği en sıkışık, en zor zamanlarda güneşin doğuşuna binlerce kez şahit olduk.


Ümitlerimizi taze tutmak, heyecanımızı diri tutmak zorundayız. Zor zamanlarda defalarca sınanan bu milletin aklına, vicdanına, sağduyusuna güveniyoruz, güveneceğiz. Bu güven zemininde siyaset yapıyoruz, bu güven esasında milletimizin ufkunu açmaya çalışıyoruz.''


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'de esas mesele, siyasetin alanını daraltmaktan medet uman, erkler arasında 'yetki çatışması' çıkarmak için her vesileyi fırsat bilen bir anlayışın yine siyasetin içinde hala var olmasıdır'' dedi.


Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, özellikle ''ana muhalefet partisinin, siyaseti içeriden kuşatmaya, bu yüce Meclisi içeriden zayıflatmaya yönelik girişimleri ve gayretleri'' olduğunu ifade etti. Erdoğan, şunları söyledi:


''Bunu milletimiz çok iyi biliyor. Herkes 'Meclisin yasama yetkileri daraltılıyor' derken, bir tek CHP sözcülerinden, 'Meclisin yetkilerini aştığı' iddiasını duyarsınız. Başkasından duyamazsınız. Ve bunu da yargının bağımsızlığını savunur görünerek yapıyorlar. Oysa geçen yıl bu zamanları hatırlayın. O zaman da onların istediği yönde karar vermezse 'Türkiye'nin çatışma ortamına sürükleneceğini' söyleyerek Yüksek Mahkemeyi tehdit ediyorlardı. Dün Yüksek Mahkemeye yönelttikleri söylemlerin hedefinde bugün, yasama yetkilerini kullanmaktan başka bir şey yapmayan bu Yüce Meclis var.


Dün mahkemeye söylediklerinin benzerlerini bugün Meclis'e söylüyorlar.


Peki bu CHP sözcüleri ne istiyor? Ben size söyleyeyim; Anayasamızda yetki sınırları açıkça çizilen yasama ve yargı erklerini karşı karşıya getirmek istiyorlar. Erkler arasında hiç yeri yokken, Türkiye'nin çözüm bekleyen ağır meseleleri varken, uyum ve ahenk içinde birlikte çalışmaları gerekirken, bir yetki çatışması meydana getirmek istiyorlar.


Bunu yaparken siyasetin ülke meselelerine çözüm üretme kabiliyetinin kırılması, yargı kurumlarının güven kaybetmesi, Meclisin etkisiz hale getirilmesi, demokrasinin zaafa uğraması onları ilgilendirmiyor.


CHP'nin milletvekili dokunulmazlığı talebinin altında yatan da budur değerli arkadaşlarım. Türkiye'nin demokrasi tarihi ne yazık ki rakiplerine kuyu kazmaya çalışırken, kendi bindiği dalı da kesen siyasi aktörlerle doludur. Gelenekselleşen bu kuyu kazma siyaseti yüzünden siyasi kutuplaşma ve gerilimin ağır bedeli her zaman bu aziz millete ödettirilmiştir.''


-''SINAVDAN GEÇİYORUZ''-


Erdoğan, siyasi rekabette meşruiyet çizgisini aşmanın, yapıcı değil yıkıcı siyaset tarzı yürütmenin, ne Türkiye'ye ne siyaset kurumuna ne de bunu yapan siyasetçilere bugüne kadar hiç bir şey kazandırmadığını bildirerek, ''Bugün de böyle bir sınavdan geçiyoruz. Kuşkusuz her şey milletimizin gözü önünde cereyan ediyor. Bu millet, bugünlerin de çetelesini gün gün tutuyor'' dedi.


CHP'nin ''millete karşı, demokrasiye karşı, evrensel hukuka karşı siyaset yürüttüğünü, bunun da ülkeyi tahrip ettiğini'' ileri süren Erdoğan, şöyle devam etti:


''Bütün demokratik açılımları, korku siyasetiyle durdurma çabası Türkiye'ye ciddi zararlar veriyor. Bu gölge oyunları, bu korku siyaseti, halkımızın ekmeğini, aşını büyütmez, büyütmüyor, ülkemizin itibarını yükseltmez, yükseltmiyor. Böyle korku ve vehimlerden beslenen hiçbir siyaset özgürlüğü, adaleti getirmez, getirmiyor.


İdeolojik hukuk yorumlarıyla, TBMM'nin iradesini bloke etmeyi 'muhalefet' zannetmek, doğrudan doğruya halkın taleplerine, milli iradeye açıkça tavır almaktır, objektif hukuk kurallarını sabote etmektir.


Türkiye Cumhuriyeti'nin temel hukuk kaynağı Anayasadır. Her kurum, kişi veya kurul, Anayasa zemininde ve Anayasa'dan aldığı meşruiyet çerçevesinde faaliyette bulunabilir.


Anayasaya aykırılık, temel hukuk metnine ve Cumhuriyetin temel esaslarına aykırılık demektir.


Anayasanın 6. maddesi bakınız ne diyor: Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.


Anayasanın 11. maddesi bakın ne diyor: Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.


İşte bu yüzden her işlem, her karar, her uygulama Anayasaya ve yasalara uygun olmalıdır. Anayasaya dayanmayan, kaynağını, gücünü Anayasadan almayan hiçbir karar, anlam taşımayacağı gibi, Anayasanın vermediği hiçbir yetki de kullanılamaz.


Anayasanın 148. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceler ve denetler.


Geçen hafta Anayasa Mahkemesinden çıkan karar, Anayasanın bu hükümleri açısından tabiatıyla kamuoyunda tartışılmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki daha da tartışılacak, değerlendirilecektir.''


-1982 ANAYASASI-


Erdoğan, 1982 Anayasasını yıllardır herkesin tartıştığını, eleştirdiğini hatırlatarak, ''Ama neticede 1982 Anayasası, şu an yürürlüktedir ve herkes için bağlayıcıdır. İster beğenelim, ister beğenmeyelim'' diye konuştu.


''Anayasada bu hükümler yokmuş gibi davranmak, daha büyük bir soruna, bir sistem yetmezliği sorununa yol açar'' uyarısında bulunan Erdoğan, şunları söyledi:


''Türkiye'nin ne sistem yetmezliği ne de erkler arasında yetki çatışması yaşamaya tahammülü yoktur. Bunu herkes bilmelidir. Anayasayı gözardı ederek, Anayasal kuralları görmezden gelerek hareket etmemiz söz konusu olamaz.


Bu yüzden ben tüm arkadaşlarıma sık sık Anayasa kitapçığını okumalarını tavsiye ediyorum. Anayasasının 6. maddesi egemenliği, 7. maddesi yasama yetkisini, 148. maddesi Anayasa Mahkemesinin görevlerini tanımlıyor.


Bunları hepimiz ideolojik gözlüklerle değil, evrensel hukukun ışığında okumalıyız ki uygulamalarımız Anayasaya uygun olsun. 6. maddeye göre 'Egemenlik, Kayıtsız Şartsız Milletindir'. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.


Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.


7. maddeye göre, yasama yetkisi Türk Milleti adına TBMM'ye verilmiştir. Bu yetki hiç bir surette devredilemez.


87. maddeye göre, TBMM'nin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmaktır. Kanun koyma yetkisi münhasıran, yani sadece ve sadece seçilmiş meclislere aittir.


Anayasa tarafından verilen bu yetkiyi kimse Yüce Meclisimizden alamaz. Kimse kendini yasa koyucu yerine koyamaz. Aynı şekilde anayasamıza göre, TBMM de yasama yetkisini devredemez. Bu hak ve yetki, TBMM'ye verilmemiştir.''


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, partisinin TBMM'deki grup toplantısından notlar...


- Türk Milletinin iradesinin tecelli ettiği çağı hiç bir vesayeti kabul etmedi. Bundan sonra da etmeyecek. Herkesin hukuku savunulur, herkesin iradesi burada temsil edilir. Metanetle bir ve bütün olarak milletimizin hukkunu koruyacağız. Milletimizin iradesini hakkı ile temsil edeceğiz. Birliğini beraberliğini savunacağız bu çatının altında. Kendimizi geri çekmeden, başkalarını da dışlamadan müşterek hukukumuza hep birlikte sahip çıkacağız. Milletimizle aynı üslübu kullanacağız. Aynı kader çizgisinde yürüyeceğiz. Ne milletimizin bir adım önünde ne bir adım gerisinde kalacağız.


- Yanlızca kendi grubumuzu değil bu ülke için toplumun düzeni için demokrasi adalet refah ve huzur için hakkaniyetten ayrılmayan vicdanının sesine kulak veren diğer parti gruplarını da bu kürsüden aynı duygu ile anıyorum. Aynı duyguyla selamlıyorum. Unutmayalım sorunlarımızın hiç biri çözümsüz değildir. Arızı dönemsez sorunlar istikamezitimizi değiştiremez. Esen rüzgarlara göre yönümüzü belirlemiyoruz. Bu istikamet milletin dir


- Milletimiz kendilerini yönetenlerden adalet istiyor, demokrasi istiyor. Ne bir eksik ne bir fazla adelet, demokrasi. Hiç bir zaman bulunduğumuz makamları kendi mülkümüz zannetmedik. 3 Kasım da Da 27 Mayıs da 22 Temmuz akşamı da biz kendimizi ilan ettik. Bu başarı milletimizin başarısıdır. Diyoruz ki bize oy versin vermesin istisnasız tüm vatandaşlarımızın emanetini emanetimiz bileceğiz. Bu sözleri siyaseten söyledi diyenler olabilir. Olacaktır da.


- 6 yıla yakın zamandır iktidarımızın icraatları ortada. Devletimizin zarar edeceği adım atmadık. Türkiye'yi kaostan çıkardık. Güven ve istikrarı yakaladık. Yürüyüşümüz milletimizle devam ettiriyoruz. Dün de sorun vardı bugün de var.


- Ümitlerimizi taze tutmak, heyecanımızı diri tutmak lazım. Defalarda denenen milletin sağduyusuna güveniyoruz. Bu güven atmosferinde milletimizin ufkunu açmaya çalışıyoruz. Siyasetin alanını daraltan her vesileyi fırsat bilen anlaş hala siyasetin içinde var. Özellikle CHP siyaseti içerden kuşatmaya içerden zayıflatmaya çalışması ortadadır. Meclisin yetkisi daraltılıyor derken sadece CHP meclisin yetkisini aştığını duyarsınız. Başkasından duyamazsınız. Bunu da yargının bağımsızlığını savunarak görünüyorlar. Geçen yıl bu zamanı hatırlayın istedikleri yönde karar vermezse Türkiye'nin çatışma ortamına gireceğini söyleyerek tehdit ettiler. Dün yüksek mahkemeye yönelttiklerini bugün yasama yetkilerini kullanam bu meclis var. Dün mahkemeye söylediklerini bugün meclise söylüyorlar. Bunlar ne istiyor. Anayasada sınırları çizilen yasama ve yargı erklerini karşı karşıya getiriyorlar. Türkiye'nin ağır meseleleri varken bir yetki çatışması meydana getirmek istiyorlar. Demokrasinin yara alması onları ilgilendirmiyor.


- Türkiye'nin demokrasi tarihi rakiplerien kuyu kazmaya çalışırken kendi bindiği dalı kesmeye çalışan aktörlerle doludur. Siyasi kutuplaşma ağır beledi bu aziz millete ödettirildi. Siyasi rekabeten sonuçları ne Türkiye'ye ne siyasete ne de siyasetçilere hiç bir şey kazandırmadı. Bugün de böyle bir sınavdan geçiyoruz. Herşey milletin gözü önünde gerçekleşti. Millet çetelesini gün gün tutuyor. CHP'nin siyaseti bu ülkeyi tahrip ediyor. Korku siyaseti ile durdurma siyaseti ülkeye ciddi zararlar veriyor. Korku ve vehimlerden beslenen siyaset adaleti getirmez.


- TBMM'nin iradesini bloke etmek siyaset zannetmek doğrudan doğruya halkın iradesine tavır almaktır. TC temel hukuk kaynağı Anayasa'dır. Anayasa'dan alınan yetkiye göre faaliyette bulunabilir. Anayasa'nın 6. maddesi hiç kimse veya organ kayanğını Anayasa'dan almadan devlet yetkisini kullanamaz. Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı kurumlarını bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Her karar her uygulama anayasaya uygun olmalı. Anayasa'ya dayanmayan hiç bir karar hiç bir yetki de kullanılamaz.


- Anayasa'nın 148. maddesine göre mahkeme sadece şekil yönünden inceler ve denetler. Geçen hafta çıkan karar Anayasa'nın bu hükmü açısından tartışılmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki daha da tartışılacaktır. 1982 anayasasını herkes tartışır. Hala yürürlükte ve tartışılıyor. Anayasada bu hükümler yok muş gibi davranmak sistem yetmezliğine gider. Türkiyenin buna tahammülü yok. Anayasayı gözardı ederek hareket etmemiz söz konusu olamaz. Zaman zaman aradaşlarıma sık sık anayasayı okumalarını tavsiye ediyorum.


- Egemenliğin kullanılması hiç kimseye yada sınıfa bırakamaz. Yasama yetkisi Türk Milleti adına TBMM'ye verilir. Lütfen bundan sonrası çok önemli. 87. maddeye göre TBMM'nin görev ve yetkileri kanun koymak değiştirmek yada kaldırmaktır.Sadece seçilmiş meclislere aittir. Anayasa tarafından verilen bu yetkiyi kimse yüce Meclisimizden alamaz. Kimse kendini yasa koyucu yerine koyamaz. Aynı şekilde Anayasamıza göre TBMM yasama yetkisini devredemez. Bu hak TBMM'ye verilmemiştir. Ben yaptım oldu anlayışını demokratik anlayışlar kaldırmaz. Yargı yaptığında da kaldırmaz. Ben yaptım oldu anlayışı hukuk devletlerin kimyasını bozar. Hukuk içinde hukukun üstünlüğü ilkesinde Anayasa'ya bağlı kalmakla olur. Yargı erki yanlış yaptığında nereden döner. Bu konuların tartışıldığını görüyorum. Bunun baş müsebbibi CHP'dir.


- CHP'nin muhalefet zihniyetidir. Kimse ama kimsenin yargıyı taraf yapmanın bir anlamı yoktur. CHP ve yargı erki arasındaki inatlaşması bizi bu aşamaya getirdi. Sadece yasama ve yürütmenin eleştirildiği sisteme demokrasi demek mümkün değil. Elbette yasama faaliyeti de denetime tabi olacaktır. Zira demokratik rejimler açıklık rejimleridir. Kuvvetler ayrılığı esastır. Anayasa'da bunlar belirtilmiştir. hiç bir kurum kendisini anayasanın ve diğer güçlerin üstünde hissedemez. Erkler arasında yetki aşımı söz konusu olmamalıdır. Hukuk sistemi anayasa yetki karmaşasına sürüklenirse bundan herkes zararlı çıkar. Anayasal kurumlarımızı tartışmaya açacak davranışlardan herkes kaçınmalıdır.


- Türkiye'yi böyle bir ortamdan çıkarmalıyız. Anayasa Mahkemesi adına tahilsizlik. Anayasa Mahkemesi bunu bilimsel olarak bunu bize izah etmelidir. Türkiye teammüllerle idare edilemez. Aslında iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Bunu Tayyip Erdoğan söylemiyor, Anayasa söylüyor. Şimdi bu da tartışılıyor. Tartışılmak durumunda . Niçin gerekçeler olmadan karar açıklanır. Neden acaba bunun altında ne var. ne bekleniyor. Bu ülkeye zaman kaybediliyor. Gerekçesini görmek istiyor. Kamuoyumuzun aydınlatılmaya ve tatmin edilmeye ihtiyacı var. Gerekçeleri ile açıklansaydı. Anayasanın 148. maddesinde açıkça yapılamayacağı halde esastan görüşüldüğü mutlaka açıklığa kavuşturulmalı.


- Tüm siyasi partiler sağ duyu ve sorumluluk içinde gereken değerlendirmeyi yapmalı. Kulislerden duyduğumuz şeylerle bu ülkeyi yönetebilir miyiz? Gazeteler ordan burdan duydukları ile yazıyor. Beyler ülke yönetiyoruz ülke. Millet yönetiyoruz Millet.


- Bu ne iktidar ne de muhalefet meselesidir. Ne şu ne de bu partinin meselesidir. Anayasamızda TBMM'ye verilen yasama yetkisinin korunması Anayasa'nın korunması meselesidir. Yasam faaliyetlerinin yasaya uyumlu oludğunu denetleyen mahkemenin de meselesidir. Demokrasiler açıklık rejimleridir. Açık olmak zorundayız. Yasama, yürütme denetime tabi. Hem milletin hem de yargısal denetime tabi. Yasama ve yürütme en ağır eleştirilere hedef oluyor. Her kurum kararlarından sorumludur. Bunun dışındaki dikta rejimlerinde mümkündür. Bütün kişi ve kurumlar hukukun üstünlüğüne bağlı olmak zorunda. Mesele anayasa hepimiz için bağlayıcı mı değil mi? Özellikle ilkeler çerçevesinde herkesten önce yargı mensuplarının görevidir. Hukuk herkesin güvencesi olmak zorunda.


- Milletimizin iradesinde karşılık bulmayan her konu tartışmalı konudur. Anayasa Mahkemesi gibi bir kurumu tartışmalı hale getirmekten imajını zedelemekten özellikle uzak durmalıyız. Sadece biz özen göstermemeliyiz. Herkes özen göstermeli. En yüksek duyarlılığı göstermeliyiz. Aksi halde tüm halkımız bundan zarar görür.


- Cumhuriyetiizin hiç bir niteliği anayasada hiç bir madde diğerinden önemli değil. Anayasadaki bazı maddeleri gözardı edersek en büyük kötülüğü ülkemize milletimize yapmış oluruz. Sistemi sağlıklı şekilde işletmek zorundayız. Yasama da yargı da bu ülke için. Yasama ve yargının yıpratılmasını önlemeliyiz.


- Gayemiz her zaman milletimizin itibarını artırmak. Bizim gayemiz çalışanların emeğinin karşılığını almasıdır. Bizim gayemiz Türkiye'yi muassır medeniyetler seviyesine ulaştırmaktır. Tüm parametreler açıktır.


- Türkiye bugün onların hayallerinin bile ulaşamadığı noktalara ulaştı. Türkiye 121 milyar dolar ihracat yapmış yada yapmamış hiç umurlarında değil. 26. büyük ekonomiden 17. büyük ekonomiye ulaştı bunlar onları ilgilendirmez. Bizim yaptığımızı kabullenemeyenlere biz diyemem ki. Onlar bizi kabullenmiyor. Bu çalışmayı performansı yakalamakta onların faysadı olmadı. Ama benim ülkemi nereye getirdikleri çok açık net ortada. Unutmayın o delikli paralara muhtaç olduğumuz yılları. Bunları bütün gemileri her şartta yürüten tabiki tuzu kurular için bir mana taşıdığını biliyoruz. Onun için sürekli istikrara çomak sokma çabası içindeler. Onlara kalırsa türkiye'nin etrafına duvar örecekler. Dışardan gelmesinler, içerdekiler dışarı çıkmasınlar. bizden önceki hükümeti gördük. Dünyanın parasını borçlandılar. 23 milyar dolar borçla devraldık. Son noktada 6.9 milyar dolara düştük. Son anlaşma ile işi bağlıyoruz. Ancak bu rakamalr onlar için değer taşımıyor.


- Merkez Bankası'nın döviz rezervi 77.5 milyar doları aştı. Şimdi güçlenen bir Türkiye var. Şimdi bu olmasaydı dünyadaki krizler bizi de vururdu. Bu anlam onlar için bir değer taşımaz ama yoksullar için , gelecek nesil için, kürüsel ölçekti Türkiye için anlam taşır. Bunu dert edinen AK Parti için taşır. İstikrar, güven, refah kalkınma için anlam taşır. Hiç kimsenin bu rakamlara kast etmeye hakkı yok. Hiç kimsenin Türkiye'nin kalkınmasına hakkı yoktur.


- Petrol fiyatları 139 dolara kadar yükseldi. Bakınız şu rakam nereden nereye geldi. İki de bir önümüze çıkıp cari açık, cari açık diyorlar. Biz ihtiyacımız petrol kuyularımız var da ondan çıkarmıyoruz mu?


- Türkiye'nin önüne yeni sorunlar çıkarmanın kimse hesabını veremez. Artan faizlerin vebalini kimse veremez. Bu beden çiftçinin cebinden , esnafın cebinden çalışanların cebinden çıkıyor.


- Sağduyu ile hareket etmeye devam edeceğiz.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler