YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Enerji akacak ama Türk bakmayacak"
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Enerji aksın, Türk baksın istiyorlar. Artık gözümüz açıldı, enerji akacak ama Türk bakmayacak. O enerji Türkiye'den akacak" diye konuştu.
"Enerji akacak ama Türk bakmayacak"
07 Aralık 2013 / 10:00 Güncelleme: 07 Aralık 2013 / 10:26


Davutoğlu, Habertürk televizyon kanalında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Irak merkezi yönetimini endişelendirmeden Ankara-Erbil enerji dinamiğinin ne kadar ileri gidebileceğine ilişkin soru üzerine Davutoğlu, bunun kendi tercihleri olmadığını, Bağdat ve Erbil arasında güç, enerji, kaynak paylaşımı konusunda yasal düzenlemeler yapılmasını ve sorunun Türkiye'ye hiç yansımamasını arzu ettiklerini söyledi.

Türkiye'nin önündeki en büyük meydan okumanın büyüyen ekonomisinin enerji ihtiyacı olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Türkiye'nin geleceğini planlıyorsanız, Türkiye'yi dünyanın en büyük 10 ekonomisine sokacaksanız, gücünüzü de zaafınızı da bileceksiniz. En büyük gücümüz insan gücümüz, zaafımız da enerji açığımızdır. İnsan gücümüzü maksime etmek için ne lazım, vize muafiyeti, dünyanın her yerine gidip gelebilsin diye. Enerji zaafımızı ortadan kaldırmak için ne lazım, 'bütün yollar Roma'ya çıkar' gibi bütün enerji hatları Anadolu coğrafyasına çıksın isteriz biz" diye konuştu.

Davutoğlu, İran'ın üzerindeki yaptırımların kalkmasını, enerji fiyatlarını düşüreceği ve Türkiye'nin en yakın komşusu ve dünyanın en yüksek doğalgaz potensiyeline sahip ülke üzerinden en ucuz enerjiyi almasını sağlayacağı için desteklediklerini belirtti.

"Hangi ülke Irak'ta barışı bizden daha fazla ister? Biz, sadece Kuzey Irak'a bakmak istemeyiz. Basra'dan kuzey hattıyla Avrupa'ya gitmesini isteriz" diyen Davutoğlu, birçok aktörün enerij pastasından pay almak istediği Erbil kaynağının Türkiye'ye en yakın kaynak olması sebebiyle tercih edildiğini ifade etti.

Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Enerji aksın, Türk baksın istiyorlar. Artık gözümüz açıldı, enerji akacak ama Türk bakmayacak. O enerji Türkiye'den akacak. O yüzden provoke edecekler, terör yapacaklar, bu coğrafyada kardeş halklar birbirine girsin ve enerji kaynaklarını birileri istediği gibi parsellesin ya da enerji fiyatları tırmansın isteyecekler ki şu veya bu ülkeler karlı çıksın. Bizim hedefimiz ise ne kadar çok barış olursa, o kadar çok enerji çıkacak ortaya. Bunun için biz tansiyonun düşmesini isteriz Irak'ta da, Suriye'de de."

İran ziyareti sırasında Tahran'daki hava kirliliğinden rahatsızlık duyduğunu dile getiren Davutoğlu, Türkiye'de enerji açığına rağmen doğalgaz kullanımına geçildiğini hatırlattı. Davutoğlu, Türk halkının hayat standartlarını korumak ve artan potansiyele sahip sanayinin açığını gidermek için enerjiye ihtiyaç duyulduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:

"Böylesi bir tabloyla karşı karşıya kalan ülkenin gelecek vizyonuna sahip liderleri, Kuzey Irak'taki küçük çatışmalarla bakar mı olaya? Erbil-Bağdat arasında bugün anlaşamayan iki lider olabilir, yarın anlaşabilirler. Ama o enerjinin nereden gideceği bir kere tespit edilirse, bir daha onu değiştirmek kolay olmaz. Gürcistan'da kaç yönetim değişti ama Bakü-Tiflis-Ceyhan akmaya devam ediyor. Dolayısıyla kalıcı olana bakmalıyız. Gönül ister ki Erbil ile Bağdat arasında sorunlar aşılsın ama o vakte kadar bir taraftan Kuzey Irak ile enerji iş birliğimizi artıracak çalışmalar yürüteceğiz, diğer taraftan da enerji de dahil bütün iş birliği alanlarını geliştirecek çalışmalar yürüteceğiz."

"Türkiye, Irak'taki Kürtlere baskı uygulamayacak"

Kuzey Irak'la entegrasyonun ve kimlikle seyahatin mümkün olup olmadığıyla ilgili soruya karşılık Davutoğlu, Türkiye-Irak arasındaki sınırın anlamsızlaştırılması, Avrupa Birliği'nde (AB) olduğu gibi insanların geçerken fark etmeyeceği hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

"Bu sınırı koruyacağız diye demokratik olmayan yöntemler üzerinde çaba sarf edersek Türkiye etkilenir, ya da Irak'ta çatışma olursa burası etkilenir" ifadesini kullanan Davutoğlu, Kerkük ve Diyarbakır üzerinden yapılan tartışmaların sembolik ve gereksiz olduğunu vurguladı.

Davutoğlu, kimsenin Türkiye'den Irak'taki Kürtleri terbiye etmesini veya onlar üzerinde baskı uygulamasını beklememesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Türk-Kürt çatışması olmayacak bu coğrafyada, bizim en temel yaklaşımımız böyle bir çatışmanın önüne geçmektir. Çünkü Kürtler de Türkiye'deki diğer etnik, mezhebi unsurlar gibi bu ülkenin asli unsurlarıdır ve cumhuriyetin kurucu unsurlarıdır. Bu asli unsurlar Türkiye'de ne kadar barış içinde olursa, Balkanlar'da, Ortadoğu'da da o kadar barış olur. İnşallah bir gün siz, Gürcistan'a gittiğiniz gibi Erbil'e de kimlikle gideceksiniz, bir gün Halep ve diğer yerlere de öyle olacak ama yeter ki kendi enerjimizi heba etmeyelim ve bu vizyonla, istikrarla devam edelim." Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "(Geri Kabul Anlaşması) Bütün teminatları, garantileri sistemin içine yerleştirdik" dedi.

Avrupa Birliği (AB) ile 16 Aralık'ta imzalanacak Geri Kabul Anlaşması'nın detayları hakkında bilgi veren Davutoğlu, bunun Türkiye'den illegal yollarla çıktığı tespit edilen üçüncü ülke vatandaşlarının geri alımı ve ülkelerine gönderilmesi prosedürü olduğunu söyledi.

Davutoğlu, vize muafiyeti için 3,5 yıl olarak öngörülen sürenin nedenini şöyle açıkladı:

"Geri Kabul Anlaşması'nın imzalanmasından sonra 3 yıl boyunca üçüncü ülke vatandaşlarını kabul etmeyeceğiz, yani ek bir külfet almayacağız. Bu bizim için önemliydi, yani kendi sistemimizi modernize edip entegre sınır yönetimini bu arada halledip, bu göç ve mülteciler yapılanmasıyla ilgili kurumsallaşmayı tamamlayabilmek için 3 yıl herhangi bir ülke vatandaşını Türkiye almayacak. Bu teminat altına alınmış oldu. Bu arada biz hem sistemimizi modernize edeceğiz hem de bu arada doğabilecek maddi külfeti AB ile de paylaşacağız. AB'nin sırf bu amaçla tahsis ettiği 500 milyon avroluk fon var. O fonların ortak projelerde de kullanımı da dahil olmak üzere, ilerde Türkiye'ye olabilecek muhtemel maddi yükü de bu 3 yıl içindeki yapıyla azaltmaya çalışacağız."

"Türkiye mülteciler çöplüğüne dönecek" eleştirilerine karşılık olarak ise Davutoğlu, böyle bir durumda dahi herhangi bir kişinin Türkiye'ye gönderilmesi için Türkiye'den çıktığının ispat edilmesi gerekeceğini, iadesi kapsamında belli garantiler alındıktan sonra kabul edileceğini belirtti.

Ülkelerine gidemeyecek durumda olan ya da ülkelerinde güvenlik problemi olan kişilerin külfetinin de AB ile üstlenileceğini vurgulayan Davutoğlu, en kötü ihtimalle bir kaç bin mültecinin geri kabulü karşılığında 75 milyon vatandaşa Avrupa'da heryere gitme imkanı doğduğuna dikkat çekti.

Davutoğlu, "AB'de bir ülke vize muafiyetini son anda bloke ederse" kaygılarına da değinerek, bunun önüne geçmek için de çoğunluk esasına dayalı oylamanın geçerli olacağını ifade etti.

Anlaşmanın son derece titizlikle, her garanti istenerek müzakere edildiğinin altını çizen Davutoğlu, "Diyelim ki ülkelerin çoğunluğu sözünde durmadı, o zaman da Türkiye anlaşmayı fesh edebilecek. Bütün teminatları, garantileri sistemin içine yerleştirdik" diye konuştu.

Ermenistan'la normalleşme

Davutoğlu, Azerbaycan-Ermenistan arasında yakınlaşmanın ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi hakkındaki soruya ilişkin olarak, "Ermenistan ile en mükemmel ilişkileri kursak dahi Güney Kafkasya'da barış ortamı sağlanmamışsa her an bu ilişki bozulabilir. Yine komşu ülkeler olarak en iyi ilişkiler kursak dahi Türkler ve Ermeniler tarihi bir konsolidasyon içinde özgürce ama özgürce yani 'şunlar tartışılamaz' demeden gönüllerini açabilirlerse, işte barış o zaman olur" ifadelerini kullandı.

Son dönemde Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan, Türkiye-Azerbaycan,İran, Türkiye-Azerbaycan,Türkmenistan üçlü mekanizmaları ve Rusya ile iyi ilişkiler gözönüne alındığında Ermenistan'ın tek eksik halka olduğunu belirten Davutoğlu, "Biz böyle bir izolasyon istemiyoruz. Ermenistan bu izolasyondan çıkmak istiyorsa, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğüne saygı göstermek zorunda" dedi.

Davutoğlu, Türk dış politikasına yönelik "resetleme" eleştirilerine ilişkin olarak, "İran'da Ruhani'yle gelen değişim gözardı ediliyor. İran dış politkasında değişim varsa, tabiki Türkiye bunu doğru okur ve gözden geçirir" diye konuştu.

Resetleme söz konusu olmadığını vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Doğru ve ilkeli yürütülen dış politikayı yeni dinamik konjonktürde aktörlerin yeni tutumlarını gözönüne alarak daha da zenginleştirme var. Türkiye'nin gücü de buradan geliyor. İlkede tutarlılık, yöntemde esneklik, uygulamada etkinlik. Bugün Nelson Mandela'yı kaybettik. Hangi etik değer veya stratejik çıkar 21. yüzyılda Madela'nın ahlaki tutumundan daha fazla etkili olmuştur? Mandela'ya siz apartheid döneminde 'Biraz reel politik yap, aparheid'ı kabul ederek içerden birşeyler yap' diyebilir miydiniz?"

 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler