YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"En ufak bir şey varsa üzerine gidilsin"
"En ufak bir şey varsa üzerine gidilsin"
19 Aralık 2013 15:23
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, İstanbul merkezli yürütülen operasyonda adı geçen Sadık Soylu'nun akrabası olduğunu belirterek, "En ufak bir şey varsa bunun üzerine gidilmelidir" dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, İstanbul merkezli yürütülen operasyonda adı geçen Sadık Soylu'nun akrabası olduğunu belirterek, "En ufak bir şey varsa bunun üzerine gidilmelidir" dedi.

Süleyman Soylu, "Devlet içerisinde bazı yapılanmalara müsaade edilmesi, devlet içerisinde alternatif ve paralel yapılanmaların oluşmasına, dünyanın hiç bir devletinde, hiçbir noktasında dünyanın hiçbir karar mekanizmasında kimse müsaade etmez" dedi.

Soylu, Malta Köşkü'nde düzenlenen "Siyasal Kampanyalar ve Sosyal Medya Çalıştayı"nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İstanbul merkezli yürütülen operasyonla ilgili bir soru üzerine, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu ve son 11 yıldır açık toplumun bütün ilkelerini yakalamaya çalıştığını dile getiren Soylu, "Türkiye, hukuk devleti normunu hiçbir ferdini ayırmaksızın, kimseye farklı bir nazarla bakmaksızın ve hiç kimseye imtiyazlı kılmaksızın ortaya koymaktadır. Bu, bir siyasi irade ile gerçekleşmektedir; bu siyasi iradenin adı da AK Parti'dir" diye konuştu.

Soylu, dünün Türkiye'sinde her şeyin üstünün örtüldüğünü, imtiyazlılığın esas olduğunu, demokratik hakların net bir şekilde insanların uzaktan bakabildiği süreçler olarak gözüktüğünü kaydederek, "Türkiye dönem dönem çeşitli tartışmalarla karşı karşıya kalmaktadır: 'Türkiye diktatörlüğe mi gitmektedir? Türkiye'de hükümet egemenliği, iktidar egemenliği her şeyi ve her noktayı bir şekilde etkilemekte ve istediği gibi yönetmekte ve yürütmekte midir?' Bugün bu tezlerin tamamının ortadan kalktığını net bir şekilde görüyoruz" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu, kendisi dahil hiç kimsenin imtiyazlı olmadığını, siyasetin şeffaflığın getirdiği milli iradenin sorumluluğu içerisinde hareket etmekle yükümlü olduğunu ve bundan sonra da bu hareket tarzını ortaya koyacağını belirten Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye'de hiçbir şeyin üstü örtülmez, örtülmeyecektir. Bugüne kadar nasıl bütün meseleler toplumla, halkımızla ve milletimizle şeffaf bir şekilde paylaşılmışsa, bugünden sonra da paylaşılmaya devam edecektir. AK Parti, Türkiye'de başka bir şey gerçekleştirmiştir, bir vesayeti ortadan kaldırmıştır, paralel devlet yapılanmalarını ortadan kaldırmıştır. Demokrasiyi, toplumun hayatını, toplumun geleceğini planlamaya çalışan, mühendislik ortaya koymaya çalışan bütün unsurlarla ne pahasına olursa olsun mücadele etmiştir. Bugün de bu mücadelesini devam ettirecektir."

Hukukun bağımsızlığının AK Parti'nin en temel felsefelerinden biri olduğunu bildiren Soylu, şunları kaydetti:

"Devlet içerisinde bazı yapılanmalara müsaade edilmesi, devlet içerisinde alternatif ve paralel yapılanmaların oluşmasına, bunun AK Parti'ye, AK Parti'nin mensuplarıyla hiçbir ilgisi olmaksızın söylüyorum ki dünyanın hiçbir devletinde, hiçbir noktasında dünyanın hiçbir karar mekanizmasında kimse müsaade etmez. İstanbul Emniyet Müdürünün veya bir üst rütbelinin bir şekilde hem de önemli bir şekilde haberi olmaksızın Türkiye'nin siyasi veya ekonomik hayatını bu kadar etkileyen önemli bulduğumuz bir meseleyi, haber vermeksizin oluşturulan bir yapı, bilinmelidir ki bir paralel devlet yapılanmasıdır. Bunun başka hiç bir izahı yoktur.

Dün Ergenekon ne yapıyorsa, dün Türkiye'de hangi şartlar ortaya konuluyorsa, bunun içinde velev ki ben olsam, velev ki kim olursa olsun bu paralel devlet yapılanmasıdır. Siyasetin buna müsaade etmemesi gerekir. Siyaset, milli iradenin temsilcisi olarak devleti yönetmekle ve idare etmekle yükümlüdür, sorumluluğunu ve yükümlülüğünü yerine getirmek, millet adına yönetmek zorundadır. Bu kadar basittir bu iş. Bu işin başka bir tarzı ve tarifi söz konusu değildir. Bu işin karşılıklı siyaset kavgası, karşılıklı iktidar kavgası olarak adlandırılmasını ben doğru bulmam. Dün 28 Şubat'ta hangi tavrı ortaya koyuyorsak, 27 Nisan e-bildirisinde hangi tavrı ortaya koyuyorsak, 12 Eylül 2010 Referandumu'nda hangi tavrı ortaya koyuyorsak, 1960 Darbesi'nde bizim babalarımız, dedelerimiz hangi tavrı ortaya koyuyorsa, 1971 Müdahalesi'nde hangi tavrı ortaya koyuyorsak, bugün aynı tavrı ortaya koymak zorundayız. Hukuk hepimize lazım."

Bugüne kadar hayat tarzına, hukuka, demokrasiye, kanunlara müdahale eden ve neredeyse hükümeti bir korku imparatorluğunun başı olarak gösteren anlayışların, aks değiştirerek başka bir türlü söylemlerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Soylu, "Herkes kendisine bir çeki düzen versin. Hiçbir şeyden kimsenin korkusu olmasın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bin yıldır bu topraklarda belli geleneklere sahiptir ve bu geleneklerden hiçbir şekilde vazgeçmez. Siyasetten Ahmet, Mehmet gider, yerine Veli, Selami gelir ama demokrasi, hukuk ve devletin kendi gelenekleri bu topraklarda devam eder. Bu devlette çift başlılık, üç başlılık, dört başlılık olmaz" dedi.

"Ciğerimize batsa da..."

"Bunu bir kin, birbirimizle rövanşlaşma kampanyasına döndürürsek, hiç etik olmayan kurallarla yürütmeye çalışırsak, bu, Türkiye ve toplum açısından örnek bir zaman dilimi olarak gösterilemez" ifadesini kullanan Süleyman Soylu, şöyle devam etti:

"Yolsuzlukların eğer varsa, iddiaların eğer varsa, üstünü kapatmayacak bir tek merci vardır. O da AK Parti'dir. Ciğerimize batsa da gönlümüzü kanatsa da siyaset bu konudaki sorumluluklarının ve yükümlülüklerinin tamamını yerine getirir; Türkiye'de bir şekilde paralel devlet yapılanmasına veya devletin içerisindeki farklı kanatların ve farklı güçlerin kendi güçlerine test etmelerine müsaade etmez. Bir takım aklıevveller var, anamuhalefette, muhalefette. Zannediyorlar ki 'Eğer hükümeti itibarsızlaştırırsak, bu meseleleri seçim öncesi yıkarsak üzerlerine buradan bir kar, çıkar, sonuç elde ederiz'. Meseleye hep siyasetin toplamı açısından baktım, bugün de siyasetin toplamı açısından bakarak bunu söylüyorum. Bu meselelerin yerel ve ülkemiz içindeki birtakım değerlendirmeler olduğu kadar İran'daki, Irak'taki gelişmelerle, Türkiye'nin attığı adımlarla, Türkiye'nin yaşadığı ekonomik gelişmeyle, özgüveniyle de net bir şekilde ilişkisi vardır. Bu konuda siyaset sorumluluğunu da milli iradenin kendisine sağladığı temel yükümlülükleri de yerine getirecektir."

Süleyman Soylu, "Siyaset sorumluluğunu yerine getirmeli dediniz. Bu sorumluluk arasında istifa var mıdır?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Siyaset sorumluluğunu yerine getirmelidir dediğimde bütün bunların tamamını kapsayacak bir şeydir. Bakanlar bizim arkadaşlarımızdır ve her birinin bizim için kıymeti ve ehemmiyeti vardır. AK Parti ve Türkiye'nin geleceğini ben Süleyman Soylu'dan çok daha iyi düşünür, çok daha iyi değerlendirir, çok daha iyi bir noktaya götürür. Geçmişte de yaşandı bu süreçler. Hatırlayın 1994'leri, 1995'leri, o günkü polis şeflerinin elindeki dosyaları, herkesi tehditleri... 'Aman herkesin kasetleri var, herkesin dosyaları var' diye devletin, milletin, siyasetin üzerinde oluşturulan o korku dilimlerini, o paranoyak dönemleri hep beraber bir şekilde hatırlayıverelim. Ben o zaman Doğru Yol Partisi'ndeydim. O dönemde bizim iktidarımızın polis şefleriyle ilgili ortaya konan değerlendirmelerin tamamı... Ne oldu onların hepsi? Hepsi birer birer tarihin arka sayfalarında oldular. İddialar üzerinden bakanlarımızla ilgili veya AK Partili yetkililerimizle ilgili yapılan değerlendirmeleri hemen masumiyet karinesine uygun olmayan bir şekilde 'Evet bunlar kusurludurlar ve suçludurlar ve hemen istifa etmelidirler' diyen bir anlayışı elbette ki kabul etmek mümkün değildir. Bu, onların da AK Parti'yi, Türkiye'nin geleceğini en azından benden çok daha iyi bir şekilde düşündükleri konusundaki tezimin bir vesileyle ortadan kaldırmaz. Hepsi bugüne kadar büyük işler yaptılar, inşallah bugünden sonra da büyük ve önemli işler yapacaklar Türkiye'ye. Ortaya atılan iki üç iddia sebebiyle birbirimiz hakkında cadı avı başlatmamalıyız."

"Bu ülke bizden daha kıymetlidir"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, bir gazetecinin, "Soruşturmada adı geçen 'Sadık Soylu' akrabanız mıdır?" sorusu üzerine, şunları söyledi:

"Akrabamdır. 19 yıldır aynı görevleri ve birbirine benzer görevler yapıyor. Sadık Bey için de bütün herkes için de aynı şey geçerlidir. En ufak birşey varsa bunun üzerine gidilmelidir. En ufak bir şey yapılacak bunun üzerine gidilerek, bu örtülmemelidir. Herkes için bu geçerlidir. Bu ülke bizden daha değerlidir. Bu millet bizden daha kıymetlidir. Siyaset kendisine dikkat etmelidir. Ama siyaset kendisine dikkat ederken kendisine karşı yapılacak ve yapılan operasyonlara da dikkat etmelidir. Hepimizin akrabaları ve dostları var. Hepimizin yakınları ve arkadaşlıkları var."

"Hepimizin kurduğu ilişkiler var" diyen Soylu, sözlerine şöyle devam etti:

"Hepimiz şu hayatta, şu saatte ve dakikadan ibaret değiliz. Onun için bunları tamamı hukukun ve adaletin önünde tecelli edecektir. Bizim burada aradığımız şey bir birey ve siyaset yapan insan olarak şudur; Adaletin ve hukukun tarafsız ve bağımsız bir şekilde sürdürülebilmesidir. AK Parti'ye girmeden önce de, Doğru Yol Partisi'ndeyken de o görevlerdeydi. Bugün de o görevlerde. Topluma karşı şeffaf olmalıyız. Hiçbir şekilde, ekşi yemedik ki, karnımız ağrımasın. Ekşi yemişsek de toplumun bunu bilmesi ve toplumla bunu paylaşmak, bir siyasetçinin en temel görevlerinden bir tanesidir. Çok nettir. Hiç öyle sağa sola kaçmanın bir anlamı yok. Ya herro ya merro. Bir siyasetçinin yapabileceği topluma karşı bir tek sorumluluğu vardır. O da dürüst olmak ve işini yapmaktır. Bunu gerçekleştirmekle mükelleftir.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler