YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
En çok Başbakan'ı rahatsız etti...
2 kurultayın ardından CHP lideri Kılıçdaroğlu bugün partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirdi... Kılıçdaroğlu kürsüden Erdoğan'a seslendi, "Kurultayların iyi geçmiş olması en çok Başbakan rahatsız etti" dedi
En çok Başbakan'ı rahatsız etti...
28 Şubat 2012 / 15:14 Güncelleme: 28 Şubat 2012 / 15:47

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 26 ve 27 Şubat'ta gerçekleştirilen partisinin olağanüstü kurultaylarına ilişkin, ''Örgüt demek kendi içinde kavgalı bir görüntü vermemek demektir. Böyle bir görüntüye artık izin verilmeyecektir. Herkes söyleyeceğini söyledi. Onlar geride kaldı. Yeni bir anlayışla yola çıkıyoruz artık'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasının başında sesinin kısık olması nedeniyle dinleyicilerden özür dileyen ve art arda iki kurultay gerçekleştirdiklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, ''Kurultayımızın görkemli geçmesi, verdiğimiz mesajlar en başta sayın Başbakan'ı rahatsız etmiş. Buradan söylüyorum; Sayın Başbakan daha sen çok rahatsız olacaksın. Hiç endişelenme'' ifadesini kullandı.

CHP'nin Türkiye'ye seçim meydanlarında bir değişim sözü verdiğini, ülkeni çağdaşlaşmasın, aydınlanmasının, hukukun üstün kılınmasının CHP'nin ideali olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, 26 Şubat Pazar günü partinin tarihine ve geleneklerine uygun bir kurultay sonucunda tüzüğü değiştirdiklerini anlattı.

Türk siyasal tarihinde gelmiş geçmiş en demokratik tüzüğe artık CHP'nin sahip olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, bu tarihi değişime katkı veren CHP örgütüne teşekkür etti. CHP örgütünün sağduyunun ve olduğunu gösterdiğini, artık demokrasi ve özgürlüğün CHP'de olacağını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Disiplin örgütlerin işidir. Örgüt demek disiplinli ses çıkarmak demektir. Örgüt demek kendi içinde kavgalı bir görüntü vermemek demektir. Böyle bir görüntüye artık izin verilmeyecektir. Herkes söyleyeceğini söyledi. Onlar geride kaldı. Yeni bir anlayışla yola çıkıyoruz artık. Halka umut, güven vermemiz lazım. Bunun yolu ortak söylem geliştirmektedir. Ortak söylem geliştireceğiz. Hiç meraklanmayın, Parti Meclisimiz çalışıyor, milletvekillerimiz çalışıyor. AKP'nin hayal bile edemeyeceği alanlara biz giriyoruz. Suriye'de sorunlar çıktı. Suriye'de çıkan sorunlar ekonomimizi nasıl etkiledi diye AKP merak etmez ama CHP merak eder. Onların eli uzun. Ne yaptıklarını onlar biliyorlar. Biz halkı düşünüyoruz. Mardin'deki, Urfa'daki, Hakkari'deki vatandaşlarımızı düşünüyoruz. Şırnak'taki Antep'teki sanayiciyi, esnafı düşünüyoruz. Suriye krizi size nasıl yansıdı diye. Bunu soran biziz, merak eden, raporlayan TBMM gündemine getiren de biziz. AKP değildir.''

''32 yıldır hiç kimse 12 Eylül anayasasını değiştirmedi''

CHP'nin bir demokrasi devrimi yapmaya kararlı olduğunu ve bu kararlılıkla yola çıktığını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu kararlılığı belirleyen temel unsurun partinin anayasası anlamına gelen tüzüğü olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Siz bakmayın birilerinin 'anayasa değişikliği yaptık' demesine. 32 yıldır hiç kimse 12 Eylül anayasasını değiştirmedi. Çıksın söylesinler, 'biz 12 Eylül anayasasını değiştirdik, daha çağdaş bir anayasa yaptık' diye. 32 yıl... Bunun mimarı, değişimin mimarı, dönüşümün mimarı, devrimin mimarı tarihinde olduğu gibi inşallah CHP olacaktır'' diye konuştu.

Türkiye'nin her alanda tıkandığını ve güven vermeyen bir ülke konumuna geldiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, ülkenin değişime ve dönüşüme ihtiyacı olduğunu söyledi. CHP'nin içinde olmadığı bir değişim ve dönüşüm iddiasının ise gerçekçi olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, ''Siz bakmayın onların hileli reklam kampanyalarına, 'Türkiye'yi değiştirdik, Türkiye'yi dönüştürdük...' Doğru. Değiştirdiler, dönüştürdüler. Var olan demokrasimizi bile yok ettiler. Hukukun üstünlüğünü yok ettiler. Zaten amaçları buydu. Halkın istemleriyle taban tabana zıt bir dönüşümü yaşıyoruz''ifadelerini kullandı.

''Bu özgeçmiş şanla, şerefle doludur''

Herhangi bir insanı işe alırken bile özgeçmişine bakıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Değişimi ve dönüşümü yapacak parti CHP'dir derken biz de kendi özgeçmişimize bakalım. Özgeçmişimiz nedir acaba bizim  Eğer özgeçmişimizin temelinde Kuvayi Milliye ve Müdafa-i hukuk varsa özgeçmişimizin temeli sağlamdır ve güçlüdür demektir. Çünkü temeli hukuktur.

Milli mücadeleyi başlattı CHP'yi kuran kadrolar, kurtuluş savaşını verdi. Cumhuriyeti ve devleti kurdu CHP'li kadrolar. Daha sonra çok partili hayata geçti ve demokrasiyi getirdi bu ülkeye. Daha sonra çağdaş bir devlette olması gereken sosyal demokrasiyi ülkeye getirdi. CHP'nin özgeçmişi budur. Bu özgeçmiş şanla, şerefle doludur. Herkes bunu böyle bilsin, tarihine baksın çok iyi okusun. Devleti kuran, özgürlüğü, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü getiren partidir. Anayasa Mahkemesini ilk kez telaffuz eden, hukukun üstünlüğünü ilk kez programına koyan partidir CHP. Bir babayiğit çıksın söylesin ki 'bizim özgeçmişimiz de böyledir'. Herhangi bir siyasal parti lideri çıksın. Söyleyebilir mi  Bunu söyleyebilecek bir babayiğit var mı  Yok. Olamaz da zaten. Böyle özgeçmişi olmayanlar CHP'yi karalamakla geçirirler günlerini.''

Böyle bir özgeçmişin dünyada da az rastlanır olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''89 yıllık tarihimize baktığımız zaman şanla, şerefle dolu bir tarihle karşılaşırız. Ama öbür yana dönüyorum bir de öbür tarafa bakıyorum, geçmişinden utanan, siyasi mezhebi gayri sahih olan, ne olduğu belli olmayan...Ülkenin 10 yıllık iktidarında gelinen noktaya bakın. Geçmişinden utanan birisi kalkıp CHP'nin görkemli tarihini eleştirirse bu güven verir mi topluma, insanlara  O tarihin içinde senin ataların da var, o görkemli tarihin içinde. Sen önce kendi atalarının geçmişine ihanet ediyorsun bunu söyleyerek.

AK Parti'nin değişim ve dönüşümden yana değil, statükocu bir parti olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, ''İlkesi statüko olan bir kişi değişim ve dönüşümden söz edemez. Onun için halkı aldattılar geçmişte. 'Biz değişim yapacağız, dönüşüm yapacağız, devrim yapacağız. CHP statükocu.' Hatta öyle bir noktaya getirdiler ki 'Sosyalist Enternasyonal'den biz davet alıyoruz, CHP'yi çıkaracaklar' Buyur başvur bakalım seni alıyorlar mı almıyorlar mı '' dedi.

Değişimin ve dönüşümün tek adresinin CHP olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''10 yıllık kökü var, bizim 89 yıllık tarihimizi sorguluyor. Sen 10 yıllık kökünü bile inkar ediyorsun. Kökü olmayan bir siyasal anlayıştan totaliter rejim çıkar. Kökü olmayan bir siyasal anlayıştan diktatörlük, baskıcı rejim çıkar. Bugün bunların hepsini yaşıyoruz. Kökü olan bir siyasal anlayıştan demokrasi çıkar. Köksüz bir partiden hiçbir zaman demokrasiyi geliştirmesini beklemek mümkün değildir.''

DEMOKRAT OLMAK İÇİN BEDEL ÖDEMEK GEREKİR

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasinin, bir devletin giydiği kıyafet değil, devletin ruhu olduğunu belirterek, ''Demokrat olabilmek için ateş çemberinden geçmek, bedel ödemek gerekiyor. 12 Eylül'lerde, 12 Mart'larda hapse girmek gerekiyor'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, demokrasiden ve değişimden nasibini almamış olanların, demokrasi dersi veremeyeceğini, çünkü onların darbeci zihniyete sahip olduğunu söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştiren Kılıçdaroğlu, ''(Gömlek değiştirdim, demokrat oldum. Gömleği yırttım, attım...) Uygulamalarına bakıyoruz, yırttığın gömleğin katmerlisini giyiyorsun'' dedi.

Bazı aydınların, ''gömlek değiştirdim'' ifadesini, ''gerçek demokrat, gerçek değişimci, gerçek dönüşümcü'' diyerek alkışladığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Anayasa değişikliğini bile alkışladılar. Şimdi uyandılar. Baktılar ki demokrat değil bu. Onlara şunu söylüyorum: Demokrasi, bir devletin giydiği kıyafet değil, devletin ruhudur. O ruhu taşımazsanız, demokrat da olmazsınız'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Demokrat olabilmek için ateş çemberinden geçmek, bedel ödemek gerekiyor. 12 Eylül'lerde, 12 Mart'larda hapse girmek gerekiyor. Üzerine titrediğimiz demokrasi, kin ve nefret rejimine dönüştü. Sayın Erdoğan, 'Ben Necip Fazıl Kısakürek'in bir paragrafını okudum. O paragrafta, (kinini unutma, intikamını unutma) sözleri var. Bu sözler bana ait değil, Necip Fazıl'a ait. Bunu nasıl anlamazlar' diyor. Ben bunun neresini düzelteyim. 'Ben kini kullandım ama ben kullanmadım Necip Fazıl kullandı bunu' diyor. Ben sana, 'Sen yürüyen yalan makinesisin' diyorum, sen inanmıyorsun. Necip Fazıl Kısakürek'in söylediğini dünya alem biliyor. Yüreğin varsa, dürüst adamsan, ahlaklı adamsan Necip Fazıl'ın yazdıklarının devamını okusana. Okuyamaz, çark eder. Yüreğin yetiyorsa, çık oku. Adın Recep Tayyip Erdoğan ise adam gibi adamsan çıkar devamını da okursun.

Bunun için diyorum ki Türkiye'de değişim ve dönüşümün, çağdaşlaşama ve uygarlaşmanın adresi CHP'dir. Biz, bu ehliyetin sahibiyiz. Tarihimiz, köklerimiz bunu göstermiştir. CHP, çok partili hayata geçerken; sosyal demokrasiyi, anayasa mahkemesini, hukukun üstünlüğünü ilk kez seslendirirken, bunu ülkesi ve halkı için yapmıştır. CHP, Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi ve demokratik birikimini tek başına taşıyan partidir. Her şeyi bilen ve sorgulayan, halka da yaşamı sorgulamasını öneren partidir. Eleştirilere saygı duyar. Eleştiri karşısında çocukların boğazını sıkan bir lideri yoktur CHP'nin. Bunun için görev bize düşüyor. CHP, tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Üç büyük devrimin altına imza atmışsa, dördüncü büyük devrime imza atamaya da hazırdır CHP.''

''Demokrasiyi ve özgürlükleri istemiyor''

Başbakan Erdoğan'ın, demokrasiyi ve özgürlükleri istemediğini, baskıcı rejimden yana olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, bir ülkede hukukun üstünlüğü yoksa demokrasinin kriterlerinin de anlamı olmayacağını belirtti. Hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkede, halkın özgürce örgütlenme hakkının, medya özgürlüğünün, düşünce ve ifade özgürlüğünün, adalet güvencesinin olamayacağını, sivil toplum kuruluşlarının gelişemeyeceğini anlatan Kılıçdaroğlu, ''Bu kadar temel sorunla karşı karşıyayız. Türkiye'de bu anlattıklarımın tamamı var. Postmodern diktatör var. Medya baskı altında ve adalet işlemiyor. Bir kişinin iki dudağı arasından çıkan sözcükler, parlamentodan geçiyormuş gibi oluyor. Türkiye'yi dünyada saygın konuma getirecekseniz, hukukun üstünlüğünün işlediğini göstereceksiniz'' diye konuştu.

Yıllardır, ülkeyi binbir badireden geçirip kurtaran şeyin, ülkedeki entelektüel birikimin ve toplumsal sağduyunun siyasi karar süreçlerine nüfus etmesi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Entelektüeller, birikim bunu sağlamıştır. AKP bunu yok etti. 'Her şeyi ben bilirim, kimse konuşmasın, sesini çıkarmasın' dedi. Birisi konuşursa ve gazeteciyse işinden oluyor. Sayın Nuray Mert, onun da işine son verdiler. İşine son verilen gazeteci sayısı 50'leri, 100'leri aştı. 'AKP iktidarını eleştiriyorlar' diye. Yeteri kadar şakşakcın var, bırak üç beş kişi de eleştirsin. Buna da tahammül edemiyorlar. Totaliter rejimden farksız.

Bir parlamentomuz var. Bir siyasi iktidar, çoğunluğu var. İstediği yasayı çıkarabiliyor. Ama parlamento açıkken bile KHK çıkarıyor. 'Yasama organı işlevsizdir. Yeri geldiğinden by-pass ederim' diyor. Buna karşı yazarlar, çizerler susarlarsa işte başlarına bu gelir. Susma, sustukça sıra sana gelecek.

''Anneler, sesinizi çıkarın''

Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifine değinen Kılıçdaroğlu, bunun bir tasarı yerine teklif olarak sunulduğunu, Bakanlık Kurulundan geçmediğini söyledi. Başbakan Erdoğan'ın, söz konusu teklifi savunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Türkiye'nin en temel sorunu, en tartışmalı sorunu hiçbir yerde tartışılmadan parlamentoya getiriliyor. Bütün annelere sesleniyorum; sizin çocuklarınızın geleceği ellerinizden alınıyor, sesinizi çıkarın'' diye konuştu.

Teklifi eleştiren Kılıçdaroğlu, şu görüşleri savundu:

''Bu teklifin hazırlanmasına ev sahipliği yapan da Milli Eğitim Bakanı. Bilgi hırsızlığından mahkum olan kişi. İntihalden. Düşünebiliyor musunuz, bilgi hırsızı birisi, Milli Eğitim Bakanlığının başına getiriliyor. Naylon faturacıdan Maliyle Bakanı yaptınız ama çocuklarımızdan ne istiyorsunuz  Onların geleceğinden ne istiyorsunuz  'İntihalden yargılanan birisi, şu demokratik ülkede Milli Eğitim Bakanı olmuştur' diyebilir mi Sayın Başbakan.

Hangi ahlaktan söz ediyorsun Recep Tayyip Erdoğan, hangi ahlaktan... İntihalden suçlanan birini Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturtan bir insan, nasıl ahlak dersi verebilir. 'Demokrasi, özgürlük' diyoruz. Silivri toplama kampını biliyorsunuz. Seversiniz, sevmezsiniz. Bir siyasal partinin Genel Başkanı tutuklu savunma yapıyor. Sert ifade kullanıyor diye 'savunma yapamazsın' diyorlar. Silivri'de çadır tiyatrosu kurmuşusunuz, orası bir toplama kampı. Onun savunma hakkını elinden aldınız, yetmiyor avukatına da son duruşamaya kadar savunmaya katılmama cezası veriyorsunuz. İnsaf.

Bizim, hiç kimsenin, rütbesiyle, makamıyla sorunumuz yok. Haksızlığa uğrayan kim olursa olsun, hangi görüşten, inançtan olursa olsun CHP onu destekleyecektir.''
 

NİYE ULUDERE'YE GİTMİYORSUN?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 28 Şubat'ın mağdurunun Necmettin Erbakan olduğunu savunarak, ''Sen ne yaptın; gittin Erbakan'ı arkadan hançerledin. Kalkmış ahlak dersi veriyor, sen kendi liderini arkadan hançerleyen adamsın. Erbakan'dan helallik istedin mi o sana hakkını helal etti mi '' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Uludere'ye gidişini ertelediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Sayın Erdoğan, Uludere'ye gidemiyorsan, gel Kemal kardeşine ben seni kar, tipi de olsa söz veriyorum Uludere'ye götüreceğim'' diye seslendi.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın bugün 28 Şubat nedeniyle konuştuğunu, ''biz mağdur olduk, mahvolduk, acılar çektik'' dediğini belirterek, ''İnanıyor musunuz '' diye sordu. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tam bir yalan makinesi. 28 Şubat'ta bedeli sen mi ödedin  Mağdur arayacaksan, yüzüne karşı postmodern bir darbe yapıldıysa onun mağduru rahmetli Erbakan'dır, yüzüne karşı yapıldı. Sen ne yaptın; gittin Erbakan'ı arkadan hançerledin. Kalkmış ahlak dersi veriyor, sen kendi liderini arkadan hançerleyen adamsın. Erbakan'dan helallik istedin mi, o sana hakkını helal etti mi  Şimdi kalkmış 'Ben 28 Şubat'ta mağdur oldum...' Geç onları. 28 Şubat seni Başbakan yapmak için yapılan manevraydı. Biz onu bilmiyor muyuz  El bebek gül bebek, seni hazırladılar, getirdiler. Şiir okudun diye hapse attılar, hapiste yaşadın sözde. Buzdolabı, çamaşır makinesi, koltuklar, yatçekler hepsi vardı. Bir de yanına hizmet vermek için birisini gönderdiler. Kebapları tutun bilmem neleri... Hücrede mi yaşıyorsun sen  Yüreğin yetiyorsa Silivri toplama kampını gör. Hakkını verelim; rahmetli Erbakan milliciydi, kendi ülkesinin çıkarlarını savunurdu. Sen kendi ülkenin çıkarlarını pazarlayan adamsın. Bana yalancı demiş, cahil adam ne diyeceksiniz.''

''Kaçmayıp ne yapacak ''

Kılıçdaroğlu, Erdoğan'a, ''yürüyen yalan makinesi'' dediğini ifade ederek, buna ilişkin örnek vereceğini söyledi.

''CHP'li belediyeler, yaptıkları ihalelerle PKK'ya kaynak aktarıyorlar'' dediğini ancak Başbakan'ın bu belediyeleri açıklamadığını anlatan Kılıçdaroğlu, ''Açıklamadı çünkü, yalan söylüyordu'' dedi.

Kılıçdaroğlu, gensoru verdiklerini, orada da gelip açıklamadığını, kaçtığını savunarak, ''Çünkü, yalancı adam. Kaçmayıp ne yapacak, yalanı çıkacak. Recep Tayyip Erdoğan'ı yalan makinesine bağlasalar samimi söylüyorum 24 saat öter'' ifadelerini kullandı.

''Dilsizliğe kendini mahkum ediyorsa''

Eğitimin, çocukların geleceği için önemine işaret eden Kılıçdaroğlu, Milli Eğitim Şurası'nda tartışılmayan, karara bağlanmayan, Bakanlar Kurulundan geçmeyen, temel bir değişikliğin kanun teklifiyle Meclise geldiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, eğitimin sağı, solu, etnik kimliği olmayacağını belirterek, çocuğun doğduğu andan itibaren yaratıcı olduğunu anlattı. Kılıçdaroğlu, ''Allah'ın verdiği zekayı, senin izlediğin eğitim politikasıyla yok etmek istiyorsun'' dedi. Kılıçdaroğlu, çocukları kör kuyulara atmamaları gerektiğini dile getirerek,  ''Üniversiteler niye suskun  Türkiye'nin en temel sorununu niye tartışmıyoruz  YÖK denen, garabetse YÖK'e de isyan edin, siz üniversite değil misiniz  Üniversite konuşmuyorsa, onlara üniversite demeyelim'' eleştirisinde bulundu. 

Kemal Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Başbakan yine kükremiş 'TÜSİAD niye karşı çıkmış' Bu ülkede görüş bildirmenin suç olduğunu ben biliyorum da TÜSİAD'cılar öğrenemediler. Kim düşüncesini açıklarsa, lehte aleyhte onları kutluyorum. Kim suskunluğa, dilsizliğe kendini mahkum ederse, onlar bu ülkenin saygın yurttaşları, kurumları değildir'' diye sürdürdü.

''Demokrasinin d'sini bilmiyorsun''

CHP'lilere, büyük görevler düştüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, ortak söylem geliştireceklerini, halka daha fazla gideceklerini, sorunlarını dinleyeceklerini, çözümlerini söyleyeceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, kendilerine düşen görevin, tarihi, zulme ve haksızlığa karşı direnme görevi olduğunu anlattı. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Yunus Emre'den söz ettim diye beyefendi şaşırmış. Sen Yunus Emre'nin ne olduğunu bilmezken ben Yunus Emre'yi biliyordum Erdoğan. Sadece Yunus Emre'yi değil, bu ülkenin kültürüne kim katkı yapmışsa, görüşü ne olursa olsun, herkese saygı duyan bir siyasi anlayıştan geliyoruz. Toplumun önüne sözcükleri, cümleleri onlardan çıkarırken, topluma rehber olan cümleleri, şiirleriyle çıkarız. Kin ve intikam duygusuyla toplumun önüne çıkmak, bir siyasetçiye yakışmaz. Ayıptır, zulümdür bu topluma.

Ne söylerlerse söylesinler, CHP bildiği yoldan dönmeyecektir. Demokrasiyi sözde biz kürsüde öğrenmişiz, kürsüde dile getiriyormuşuz. İnsanda Allah korkusu olur biraz. Çok partili rejimi, sanki o yıllarda beyefendi getirmiş de biz karşı çıkmışız. Tek parti varken, çok partili rejimi, demokrasiyi getirmiştir CHP. Sen daha demokrasinin d'sini bilmiyorsun.''

Entelektüellerden, ''yanlışları daha fazla yazıp, seslendirmelerini'' isteyen Kılıçdaroğlu, bu görevin, CHP'nin olduğu kadar onların da görevi olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Biz bu ülkenin geleceğinden ne kadar sorumluysak siz de o kadar sorumlusunuz. Korkmayın, yürekli olun. Sizin yanınızda olacağız. Entelektüel birikiminizi, hukuka, insan haklarına olan inancınızı her yerde yüreklice seslendirin'' diye konuştu.

 

(AA)
 

Sen
 // Salh koç
Sen Sayın Baykalı hançerlemedinmi...
28 Şubat 2012 16:22
Amma şişirdi
 // Bilal
CHP oldu mezhep partisi, eskiden de öyleydi ama kemalistler eklemlenmişti, demokrasi mi oda neymiş, iyi kurultay yaparmış, hayırlı olsun meşru seçimlerle iktidar yüzü göremedikten sonra ne anlamı var, bence chp kendini fes etmelidir, yeni hayatlara şans tanımak için diye gider.................
28 Şubat 2012 15:27
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler