YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Eleştirilere cevap
Başbakan Erdoağn, TBMM Genel Kurulu'nda, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelerde eleştirileri yanıtladı.
Eleştirilere cevap
13 Aralık 2010 / 19:27 Güncelleme: 13 Aralık 2010 / 21:03

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2011 bütçesinin, toplumsal duyarlılığı olan, sosyal yönü kuvvetli, dezavantajlı grupları gözeten; üretimi, yatırımı, ticareti, ihracatı destekleyen bir bütçe olduğunu; işçi, esnaf, memur, çiftçi, emekli, öğrenci, yatırımcı ve sanayiciler gibi tüm kesimlerinin ihtiyaçlarını, sorunlarını dikkate aldığını, özellikle ücretli kesimin alım gücünü artırdığını ifade etti. Erdoğan, ''En önemlisi de 2011 Haziran ayında genel seçimler yapılacak olmasına rağmen, bugün görüşmeye başladığımız bütçe seçimden etkilenmeyen, seçim nedeniyle popülizme başvurmayan, 'Seçim var' diyerek hedeflerinden vazgeçmeyen bir bütçedir'' dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelerde eleştirileri yanıtlayan Başbakan Erdoğan, bütçenin hayırlı olmasını diledi.

60. Hükümet olarak 4'üncü; 58'inci, 59'uncu ve 60'ıncı hükümetler olarak da 9'uncu bütçelerinin bugün TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmeye başladığını belirten Erdoğan, görüşmelerin yapıcı bir ortamda geçmesini, katkı verici bir anlayışla sürdürülmesini, karşılıklı anlayış ve nezaketin asla elden bırakılmamasını temenni etti.

2011 bütçesinin temel özelliklerini Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in sunuş konuşmasında ayrıntılarıyla aktardığına işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Burada ayrıntılara girmeyeceğim ancak şu kadarını belirtmekte fayda görüyorum, AK Parti iktidarı tarafından bundan önce hazırlanmış olan 8 bütçe gibi 9. bütçe de güçlü Türkiye vizyonuyla uyumlu bir bütçedir. 2011 bütçesi, toplumsal duyarlılığı olan, sosyal yönü kuvvetli, dezavantajlı grupları gözeten; üretimi, yatırımı, ticareti, ihracatı destekleyen bir bütçedir. 2011 bütçesi, işçi, esnaf, memur, çiftçi, emekli, öğrenci, yatırımcı ve sanayiciler gibi tüm kesimlerin ihtiyaçlarını, sorunlarını dikkate alan, özellikle ücretli kesimin alım gücünü artıran bir bütçedir. Bu bütçemizde de bölgesel kalkınmaya, sosyal katılımcılığa önem verilmiştir.

2011 bütçesi vatandaştan aldığını vatandaşa veren bir bütçe olduğu kadar, birlikte kalkınmayı, hakça paylaşmayı hedefleyen, yarınları düşünen, geleceği tasarlayan bir bütçedir. En önemlisi de 2011 Haziran ayında genel seçimler yapılacak olmasına rağmen, bugün görüşmeye başladığımız bütçe seçimden etkilenmeyen, seçim nedeniyle popülizme başvurmayan, 'seçim var' diyerek hedeflerinden vazgeçmeyen bir bütçedir.''

Başbakan Erdoğan, Türkiye'de AK Parti iktidarlarıyla birlikte ''seçim ekonomisi'' kavramının tedavülden kalktığını ifade ederek, zira seçim ekonomisi ve popülizmin ''açık açık milletin kaynaklarını çarçur etmek, milletin emanetine haksızlık etmek'' olduğunu söyledi.

Türkiye'nin bunu defalarca yaşadığını ve çok ağır bedeller ödediğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

''Siyaseti, kendileri ve yakın çevreleri için bir geçim kaynağı, bir ikbal vesilesi olarak görenler, kendi hırsları uğruna, defalarca Türkiye ekonomisinin dengeleriyle oynadılar. Merkez Bankasına talimat verildi, karşılıksız para basıldı. Çeşitli toplum kesimlerine, bedeli, sonuçları, faturası hiç hesaba katılmadan bol keseden dağıtıldı. Tedbirler ertelendi, mali disiplin delik deşik edildi. Para politikaları rafa kaldırıldı, popülist vaatler havada uçuştu.

Seçim öncesinde geçici bir rahatlık yaşayan milletimiz, seçimin hemen ardından bu savurganlığın faturasını çok ağır şekilde ödedi. Enflasyon bu ülkede 3 haneli rakamlara kadar yükseldi. Bütçe açığında rekorlar kırıldı. Faizler astronomik seviyelere tırmandı. Arka arkaya gelen zamlar, isabetsiz tedbirler neticesinde milletin beli büküldü. Adeta kaşıkla verilen, kepçeyle geri alındı.''


-''MİLLETİMİZİN EMEĞİ KORUNDU, EKMEĞİ KORUNDU''-


Başbakan Erdoğan, 8 yıllık iktidarları boyunca, enflasyon yoluyla, faiz yoluyla, karşılıksız para basmak yoluyla milletin emeğine ve ekmeğine göz diken politikalardan özellikle sakındıklarını dile getirerek, yüzde 30 seviyesinden aldıkları enflasyonun, 2009 sonunda yüzde 6,5 seviyesine gerilediğini, Kasım 2010'da da yüzde 7.3 olduğunu anlattı.

Tek haneli düşük enflasyonun bu yıl da muhafaza edildiğine dikkati çeken Erdoğan, yüzde 63 seviyesinden devraldıkları devletin borçlanma faiz oranının ise yüzde 7 seviyesine kadar gerilediğini söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:

''Şimdi az önce burada konuşuluyor ve faizin yükseltildiğinden bahsediliyor; insaf edin. Devletin borçlanma faizinin yüzde 63 olduğu bir orandan yüzde 7'ye iniyorsunuz, siz hala faizin yükseltildiğini konuşuyorsunuz. Bunun bir defa insafla yakından uzaktan alakası yok. Yani, milletimizin emeği korundu, ekmeği korundu. Maşallah, bundan ayrıca gururlandık; aferin, gelişme var. Ülkenin kaynakları, vatandaşın alın teri muhafaza edildi. 2002'den sonra 2 yerel seçim, bir genel seçim, 2 halk oylaması ve bir Cumhurbaşkanlığı seçimini yaşadık. Dikkatinizi çekiyorum, hiçbir seçim döneminde mali disiplin bozulmamış, piyasaların güveni sarsılmamıştır. Bugün de aynı şekilde, genel seçime 7 ay kalmasına rağmen Türkiye'ye, Türkiye ekonomisine güven hat safhada devam etmektedir.''

Erdoğan, iktidara geldikleri 2002'de kamuoyu yoklamalarında en az güvenilen kurum olarak siyaset kurumunun çıktığına işaret ederek, ''ileri yaş grubunda olduğu kadar, genç nesil nezdinde de siyasetin kirli bir iş olarak görüldüğünü'' anlattı.


-''MİLLETİN AYNASINDA MAHCUP OLURLAR''-


O dönemde siyasete, siyasetçiye, siyaset kurumuna güvenilmediğini, siyasetçinin sokağa çıkmaya korktuğunu, ''Ben siyasetçiyim'' demeye çekindiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Siyaset yalanla, siyaset yolsuzlukla, siyaset sözünden dönmekle, çark etmekle, U dönüşü yapmakla, sabah söylediğini akşam yalanlamakla, hatta şimdi biliyorsunuz, yeni yeni tornistan, çakma, filan bu tür şeyler çıkmaya başladı... Bunlar bir yerden çıkıyor. Bazı gerekçeleri var bunların. İktidara gelmek için pervasızca atıp tutanlar, Kaf Dağının ardındakini vaat edenler, her yolu mubah görenler, ilkeleri rafa kaldıranlar, aynada kendilerine baktıklarında yüzleri kızarmasa da milletin aynasında mahcup olurlar ve her zaman mahcup olmuşlardır. Birilerinin şuur altı böyle şekillenmiş olabilir. Birileri bugün hala siyaseti bir yolsuzluk, bir usulsüzlük, kayırma, imtiyaz vesilesi olarak görüyor, şuur altındaki bu anlayışı siyasete egemen kılmaya çalışıyor.

Ben şunu büyük bir gururla, büyük bir samimiyetle ifade etmek istiyorum, milletimizin teveccühüne, takdirine, itimadına dayanarak şunu açık açık söylüyorum, AK Parti siyaseti temize çeken bir partidir. Siyaseti farklı olan bir partidir. Siyaset ile yolsuzluğu, siyaset ile popülizmi birbirinden ayırmış, birbirinden uzaklaştırmış bir partidir. AK Parti siyasete güveni yeniden tesis etmiş, siyasete itibarını iade etmiş olan bir partidir. Bizim siyasetimiz, bizim siyaset anlayışımız, bu ülkeye 8 yıl önce hakim olan siyaset tarzından tamamen farklı bir yerde durmaktadır.

Biz en başından itibaren büyük düşünüyor, büyük hedefler belirliyor ve bu büyük hedeflere ulaşmak için de büyük adımlar atıyoruz. Biz Türkiye'nin potansiyeline, dinamizmine inanıyor ve 8 yıldır bunun gereğini yapıyoruz. Tarihimizle, kültürümüzle, medeniyetimizle çok büyük olduğumuzun bilincindeyiz. Bu bölgede, bu coğrafyada çok uzun süreler tarihe yön verdiğimizin, tarih yazdığımızın bilincindeyiz. Biz ufku olan, idealleri olan, büyük gayeleri, büyük vizyonu olan bir millet olduğumuzun idrakindeyiz. Bu ülkeye, bu millete biçilen elbisenin dar olduğunu, artık dar geldiğini biliyor, engelleri aşarak, zincirleri kırarak, prangalardan kurtularak, geleceğe yürüyoruz.'' AA
 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler