YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
''Dürüst ve samimi değiller''
Başbakan Erdoğan, 'AB'nin Türkiye'ye samimi ve dürüst davranmadığını' söyledi.
''Dürüst ve samimi değiller''
18 Nisan 2010 / 22:30 Güncelleme: 19 Nisan 2010 / 07:31

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını değerlendirirken, ''Orada hangi sayın Cumhurbaşkanı gelirse gelsin, aynı kararlılıkla bu süreci devam ettirmesi gerekir'' dedi.

Derviş Eroğlu ile de bu sürecin aynı şekilde devamının gerektiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, ''Ben farklı bir süreç işleyeceğine inanmıyorum. Aynı şekilde bu süreci devam ettireceğiz diye düşünüyorum'' diye konuştu.

Erdoğan, NTV'de canlı yayında soruları yanıtladı. KKTC'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde Derviş Eroğlu'nun seçimi kazandığı anımsatılarak, ''Eroğlu ile nasıl bir dönem olacak?'' sorusu üzerine Erdoğan, kendisine kesin neticenin henüz ulaşmadığı belirterek, şunları kaydetti:

''Ben de buraya gelmeden az önce 50 oranının üstünde bir oyla sayın Eroğlu'nun kazandığını arkadaşlarım bana ilettiler. Benim gerek bu sabah gerekse dün akşamki açıklamaların bir ilkenin belirlenmesi, bir ilkenin işaretiydi. O da Kuzey ve Güney arasındaki görüşmelerin, Kıbrıs meselesinde çözüme yönelik garantör ülke olarak Türkiye'nin attığı adımların devamlılığının esas olduğu istikametinde. Yani orada hangi sayın cumhurbaşkanı gelirse gelsin, aynı kararlılıkla bu süreci devam ettirmesi gerekir.

Sayın Eroğlu ile de yine aynı şekilde bu sürecin devamı gerekir. Bu, garantör ülke olarak Türkiye'nin kesinlikle belirlediği kendine göre bir tespittir. Sayın Eroğlu'nun zaten bu konuda farklı bir düşüncesi yok. O da 'aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz' diye birkaç kez açıkladı. Bizimle olan görüşmelerinde aynı şekilde söyledi. Ben farklı bir süreç işleyeceğine inanmıyorum. Aynı şekilde bu süreci devam ettireceğiz diye düşünüyorum.''


-''DÜRÜST, SAMİMİ DAVRANMADILAR''-


''Halkın, verilen sözlerin tutulmaması nedeniyle AB'ye kırgın olduğu'' yönündeki yorumlar anımsatılarak, ''Bu noktadan hareketle önünüzde nasıl bir yol haritası var. AB'ye, Yunanistan'a, Atina'ya vereceğiniz mesajlar neler olacak bugünden itibaren?'' sorunu Başbakan Erdoğan, şöyle yanıtladı:

''AB'nin bu konuda şu ana kadar attığı adımlarda tutarlılık noktasında ciddi sıkıntıları var. Dürüst davranmadılar, samimi davranmadılar. Bu, 2004 Nisan ayından bu yana hep böyle oldu. Tabii gittiğimiz her yerde de bizim gündemimize bu getiriliyor. Gündeme getirildiği zaman da bizim kendilerine söylediğimiz; 'sizler 2004'de yaptığımız görüşmelerde verdiğiniz sözlerin arkasında arkasında durmadınız. En azından mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı noktasında samimi olmadınız.' Bunları her yerde zaten söylüyoruz. Bundan sonraki süreçte de bu aynı şekilde devam edecektir.''

O dönemdeki liderlerin bugün birçoğunun bulunmadığını söyleyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''O liderlerin içerisinde örneğin Schröder yazmış olduğu hatıralarında gerek Kuzey Kıbrıs'taki Türklere karşı gerekse Türkiye karşı yapılanın bir ahlaksızlık olduğunu ifade etmiştir. Aynı şekilde Bayan Merkel Güney Kıbrıs'ın bu süreçte  AB'ye alınmasının bir hata olduğunu, bir yanlış olduğunu ifade etmiştir. Çünkü gerçekten AB müktesebatına uyumlu olarak, uygun şartların gerçekleşmediği ortadayken alınmıştır. Şu anda müktesebata uymayan birçok şeyler var. Çünkü daha Kıbrıs'ın içerisinde birçok coğrafi noktada sorunlar, sıkıntılar var. Dolaşımlarla ilgili ciddi manada sıkıntılar var. Orada şu anda, ister kabul ederler ister kabul etmezler, bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti var. Annan Planı'na göre örneğin İslam Konferansı Örgütü içerisinde Kıbrıs Türk devleti olarak, şu anda sıfatını almış ve o şekilde gözlemci üye olarak orada bulunan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti var. Bu gerçekler ortada. Bütün bunlara rağmen siz 'yok' farzediyorsunuz. Bu tabii bir tutarlılık değil.''


-''BM ZEMİNİNDE ÇÖZÜLMESİ PRENSİBİ İŞLİYOR''-


KKTC'nin şu anda dünyanın 17-18 ülkesinde ticaret ofislerini açtığını, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un hem Kuzey Kıbrıs'ı, hem Güney Kıbrıs'ı ziyaret etmesinin çok anlamlı olduğunu vurguladı. Erdoğan, ''Çünkü bunun Birleşmiş Milletler zemininde çözülmesi prensibi işliyor. Bu da çalışıyor. Bütün bunlara baktığımız zaman tabii AB'nin bu sürece böyle soğuk davranması haklı olarak KKTC'deki soydaşlarımızı da bu tür bir bıkkınlık içerisine veya inanç noktasında onlara yönelik bir zaafiyet içerisine itmiş olabilir'' dedi.

''Atina'dan Rum Kesimine yönelik mesajlar bu zamana kadar duymadığımız mesajlardı, 'Biraz daha anlayışla karşılayın Türk tarafını'. Bunu da göz önünde bulundurarak, sorunun çözüme gidişinin kısa zamanda bitmesi konusunda ne kadar umutlusunuz?'' sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, ''Papandreu'yu bu noktada çok daha olumlu gördüğünü'' ifade etti. Erdoğan, 15-20 Mayıs arasında Atina'ya bir ziyaret yapmayı planladıklarını anımsatarak, şunları söyledi:

''Bu ziyarette bu konuları enine boyuna görüşme fırsatımız olacak. Sonra kendileriyle ciddi manada bir işbirliği konseyi oluşturmayı düşünüyoruz. Bütün bunlarla birlikte bu görüşmeleri yapacağız.

Bu süreçte, benim şahsen arzum yıl sonuna kadar bu işi bitirelim. Bütün arkadaşlarımızla yaptığımız görüşmelerde vardığımız nokta bu. Çünkü bu işin çok daha masada kalması her iki tarafı da rahatsız ediyor. Bazıları tabii bunun uzamasından yana ama biz uzamasını değil bir an önce bitirilmesini istiyoruz ki onlar da geleceğe yönelik bu noktada bütün programlarını, planlarını yapsınlar.''

Daha önce ''dörtlü bir toplantı önerdiğinin'' anımsatılması üzerine Erdoğan, ''Bizim teklifimiz dörtlüydü fakat daha sonra buna çok farklı teklifler de geldi, yaklaşımlar da geldi. Örneğin İspanya, 'AB Dönem Başkanlığı da buna katılsın' dedi. Örneğin İngiltere üçüncü bir garantör ülke olarak kendisinin katılması noktasında, böyle bir teklif oldu. Biz de kendilerine dedik ki 'Bu, BM zemininde yürüdüğüne göre BM Genel Sekreteri de buna katılsın, çok daha bu noktada etkili olur ve bir an önce bir neticeye gidebiliriz' dedik. Bunları aramızda görüştük'' dedi. AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler