YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Dert barajı geçmek mi, özerklik ilanı mı?
"HDP/PKK da aynı şekilde Türkiye'de Yeni Türkiye'nin kurucusu ve barışın tek teminatı olan AK Parti ile süreç geliştirmek yerine Türkiye'den bir Kobani çıkarmanın taşlarını döşüyor"
Dert barajı geçmek mi, özerklik ilanı mı?
27 Mayıs 2015 / 16:34 Güncelleme: 27 Mayıs 2015 / 16:39

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Markar Esayan, seçim sürecinden önce son viraja giren Türkiye'yi bekleyen tehlikeleri ve HDP'nin 'üst akıl' direktifleriyle hareket ederek Türkiye'yi sürüklemeye çalıştığı oyunları anlattığı bir yazı kaleme aldı.

İşte Esayan'ın o yazısı,

Dert barajı geçmek mi, özerklik ilanı mı?

Aynen yapılmak istenen bu…

Bunun için düşünmeyecekleri numara, giremeyecekleri kalıp, göze almayacakları çılgınlık yok. İşte bugün bir 27 Mayıs'ı daha idrak ediyoruz. Her zaman tartışılır; eğer Adnan Menderes bir darbe ile alaşağı edilmeseydi, demokrasimiz kesintiye uğramasaydı tarih nasıl gelişirdi diye? Eğer bu ülkenin siyasi dinamiklerine müdahale olmasa ve süreçler doğal işleseydi, muhtemelen Yeni Türkiye'yi çoktan kurmuş olurduk.

PKK sorunu hiç olmazdı örneğin. Kürt vatandaşların sorunları da halk demokrasisi ile çözülür, mesele bu raddelere gelmezdi. Ne hazindir ki, PKK sorununu doğuran ağır pratikleri yaratan zihniyet ile HDP bugün aynı çizgide Yeni Türkiye'yi engellemek üzere Erdoğan ve Davutoğlu'nu yıkma ihalesini birlikte yürütüyorlar.

Geçen gün New York Times'ta çıkan başyazı, Türkiye'de bugün sahneye konan senaryonun özetidir. Bu basit bir oyun değil sevgili dostlar. NYT'nin yazısının operasyon olduğu o kadar aşikar ki, paralel örgütün denediği darbenin boyutlarını artık herkes görmüşken, Hürriyet'in Mursi üzerinden Cumhurbaşkanımıza idam sehpasını göstermiş olması bu kadar sarihken, bu medya görünümlü aygıtlara “bağımsız medya” denirken, suç duyurusunda bulunan vatandaşa “hükümet taraftarı” denmiş. NYT, cümleleri daha özenli kurmuş bir Sözcü, Taraf gibi yayın yapıyor.

HDP ve Demirtaş Doğan/Paralel medyasında bir çiçek çocuk olarak pazarlanırken, HDP ve PKK el altından Batı'da, açıkça da Doğu'da AK Parti'li Kürt seçmeni tehdit ederek oy toplamaya çalışıyor. Arkalarına dünyayı almışlar, şiddetin de verdiği güvenle insanları telefonlarla tek tek arayıp, Batı'da kurdukları timlerle evlere gidip insanlara “HDP barajı geçemezse ortalık kana bulanır” diyorlar. İstanbul'da Ağrılı bir vatandaş memleketinde bütün ailesinin arandığını ve tehdit edildiğini anlatıyordu. İstanbul'da ise AK Parti'ye oy vereceğini söyleyen Kürtlere “Sen nasıl Kürtsün, utanmıyor musun AK Parti'ye oy vermeye” denerek insanlar terörize ediliyor. Ve tüm bu ikili yapıyı meşrulaştıran, gizleyen bir medya ordusu HDP'nin ardından imaj temizliği yapıyor.

Demirtaş ağzında paralel örgüt söylemleri ile “Diktatörlüğü biz yıkacağız” diyor. Vatandaşa da HDP barajı geçemezse şiddet başlar yalanı ifade ediliyor. Oysa hatırlayınız, Demirtaş Türkiye tarihinde ilk kez Çözüm Süreci ve AK Parti sayesinde yaşanan olumlu hava nedeniyle cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmış, katılımın yüzde 70'lerde kaldığı seçimde yüzde 9,7 oy almıştı. Yaklaşık iki ay sonra HDP/KCK ayaklanma çağrısı yaptı ve 6-8 Ekim vandalizmi yaşandı. Siyaset yapmak isteyen, bu fırsatı yakalayan bir eşbaşkan iki ay sonra ayaklanma çağrısı yapar mı? Siyaset derdi olan bir parti 53 Kürt vatandaşın ölümüne yol açar mı? Bu fırsatı suiistimal ederek Kobani'de PYD'li olmayan Kürtlere yaptıkları gibi dindar Kürtleri bölgeden kaçırmaya, sindirmeye çalışır mı?

Yasin Börü'ye yapılanlar, bölgedeki tüm Kürtleri teslim almak ve “Bize karşı geleni Yasin Börü gibi yaparız” demekten başka ne olabilir?

Mesele HDP'nin barajı geçip geçmemesi değil, böyle bir HDP'nin, yani PKK'nın yüzde 10 barajını geçmeyi, seçimden sonra bir özerklik referandumu olarak kullanması riskinin açığa çıkmasıdır. CHP'li ve Kürt seçmenlerin bu noktada sıradan bir siyasi partiye değil, bir kaos projesine oy vereceklerini, 1993 Turgut Özal sonrası bir dehşet dönemini başlatacaklarını görmeleri gerekir.
CHP'den umduğunu bulamayanların, bir muhalefet partisi arayışı içinde olanların, AK Parti'den o veya bu nedenle hoşlanmayanların, medyanın ambalajı ile HDP'yi bir alternatif görmeleri mümkündür. Ama o parti, bu parti, o HDP, bu HDP değildir. Çözüm Süreci'ni çok kötü kullandılar ve şark kurnazlığına kaçarak buradan bir PKK devleti çıkarmanın güvencesini almış gibiler. AK Parti nefreti ile medya tarafından çıldırtılan kesimler ise, akıllarını sadece AK Parti'den kurtulmaya takmış olduklarından 7 Haziran sonrasına “Benden sonra tufan” anlayışıyla yaklaşıyorlar. Öcalan ise Demirtaş'ın liderliğinin kendisini devirme amaçlı olduğunu gördüğü halde önlemlerini alamadı.

PYD/PKK nasıl Suriye'de Esed ile anlaşarak kendi yoluna gittiyse, HDP/PKK da aynı şekilde Türkiye'de Yeni Türkiye'nin kurucusu ve barışın tek teminatı olan AK Parti ile süreç geliştirmek yerine Türkiye'den bir Kobani çıkarmanın taşlarını döşüyor. Şimdi amaç hasıl olana kadar kamuoyunu piarla oyalamaya çalışıyorlar.

Benim tespitlerim seçimin sonucundan çok işlevi ile ilgili. Bu ülkenin geleceğine dair çok kritik bir dönemeçteyiz. Doğal, kendi dinamiklerinde bir seçim yapmıyoruz. Her yolu deneyen üst akıl, paralel örgütün darbesi başarısız kalınca, ikinci hamlesini seçimler ve siyaset üzerinden örgütlenerek yapmaya çalışıyor. HDP'si, PKK'sı, DHKP-C'si, CHP'si, MHP'si, Saadeti ve BBP'si bu akla uygun hizaya geçmiş durumda.

Bu durumu her sorumlu vatandaşın fark etmesi çok kritik.

Etiketler: , ,
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler