YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Deniz Baykal postacıyı bekliyor
Başbakan Erdoğan Baykal'a mektup yazacağını söyledi. Ancak mektup hala gelmedi. Baykal ise mektup için postacının yolunu gözlüyor...
Deniz Baykal postacıyı bekliyor
07 Ekim 2009 / 15:21 Güncelleme: 07 Ekim 2009 / 15:21

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın kendisine göndereceği mektuba ilişkin olarak ''Bugün de postacı kapımızı çalmadı ama daha günün başındayız. Gün batmadan neler doğar, bakalım belki bir gelişme olur'' dedi.

CHP Parti Meclisi (PM) Genel Başkan Deniz Baykal başkanlığında toplandı.

Baykal, PM toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bazı DTP'li milletvekillerinin mahkemeye zorla getirilme kararı ve bunun ardından gelişen anayasa değişikliği tartışmalarına ilişkin soruyu yanıtlayan Baykal, anayasadaki dokunulmazlıkla ilgili  maddenin ihtiyaçlara cevap vermediğini savundu. ''Temel yanlışlık anayasadaki dokunulmazlık maddesinin düzenlenmesiyle ilgilidir. Bu konuda yapılacak bir maddeye biz destek veririz ama bu düzenlemenin ne olduğuna bakar'' diyen Baykal, düzenlemenin  somut bir olaya çözüm bulmak için yapılmaması gerektiğini ifade etti.

Milletvekillerinin hukuk karşısında imtiyazlı bir sınıf olmaktan çıkarılması, ancak kürsü özgürlüğünün de mutlaka korunması gerektiğini kaydeden Baykal, ''Anayasa değişikliği konusunda biz işbirliğine açığız eğer milletvekili dokunulmazlığını makul düzeye indirmeye yönelik, siyasi özgürlüğünü güvence altına almaya yönelik bir düzenleme getirilecekse memnuniyetle'' diye konuştu.

Baykal, bir gazetecinin ''Bugün postacı kapınızı çaldı mı?'' sorusu üzerine, ''Bugün de postacı kapımızı çalmadı ama daha günün başındayız. Gün batmadan neler doğar, bakalım belki bir gelişme olur'' karşılığını verdi.
 
İSTANBUL'DAKİ PROTESTO EYLEMLERİ

IMF toplantılarına yönelik protestolar ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu protestolara ilişkin yorumu hatırlatılarak değerlendirmesinin sorulması üzerine, Baykal, ''yaşanan olayların dünya çapında ibret alınması gereken, üzüntü verici olaylar olduğunu'' söyledi.

Gösteri özgürlüğünün saygıyla karşılanması ama gösterinin de tahribata, insanları yaralamaya yönelik yapılmasına ise izin verilmemesi gerektiğini kaydeden Baykal, şöyle konuştu:

''(Bundan herkesin ibret alması gerektiğini) söylüyor Başbakan ama olay Türkiye'de yaşanıyor. Türkiye'yi yönetenlerin öncelikle kendisinin ibret alması lazımdır. Türkiye'nin gerçeğinin buraya yansıdığını görmesi lazımdır. Türkiye'de yaşanan olayın sorumluluğunu dış dünyaya havale ederek rahatlamak uygun bir yol değildir. Türkiye'deki sorunların hiç kuşku yok Türkiye’de izlenen politikayla ilgili, yoksullaşmayla, ekonominin daralmasıyla, işsizlikle, adaletsizlikle ilgili olduğunu görmemiz lazımdır.''

Yaşananların bir tepkinin yansıması olduğunu belirten Baykal, ''Bu tepkiler kulak verilmesi gereken tepkilerdir ve kulak vermesi gerekenlerin başında da Başbakan gelmektedir'' dedi.
 
 ''İNSANIN AKLINA KURBAĞA HİKAYESİ GELİR''

Baykal, ''Demokratik açılım'' çalışmalarına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, ''bu sürecin saygınlığını, inandırıcılığını ve gerçekçiliğini kaybettiğini, itibar sağlamak için başvuruların yolların da geri teptiğini'' savundu.  

''Çalışmayla ilgili hala somut bir bilginin ortada olmadığını Başbakan Erdoğan'ın da sürece ilişkin 'hazmettire hazmettire' ifadesini kullandığını'' aktaran Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü.

''İnsanın aklına ister istemez kurbağa hikayesi gelir. Kurbağayı kaynayan bir kazana attığınızda kendini koruma refleksiyle kazanın dışına sıçrayabiliyor. Ama henüz kaynamayan bir kazana koyduğunuz zaman o da sükunetle kazanın içinde durmaya devam ediyor. Alttan kazanı hafif ısıttıkça yükselen ısıya kurbağa intibak ediyor. Kurbağaya yükselen ısıyı hazmettiriyorsunuz. Sonunda öyle bir noktaya geliyor ki kurbağaya canın tehlikede olduğunu idrak ettiğinde kıpırdayamaz hale geliyor, teslim oluyor kalıyor. Bu mudur proje? Yani hazmettirme projesi bu mudur? Bunu mu söylemek istiyor Başbakan? Bu proje inandırıcılığını kaybetmiştir. Bütün bunlar insanın aklına 'ya birileri mi bunlara bunu yaptırıyor' sorusunu getiriyor. 'Zaman daralıyor' denilmiştir, demek ki bir takvim de ortada var.''

ERKEN SEÇİM OLABİLİR

Bir gazetecinin, dün partisinin grup toplantısındaki konuşmasında seçime ilişkin sözlerini hatırlatarak, bu sözlerin dayanağını sorması üzerine Baykal, Anayasa'ya göre seçim yılının 2011 olduğunu ifade ederek, basında erken seçime ilişkin tartışmaları da yakından izlediğini belirtti. Baykal, bazı yazarların hükümetin icraatlarına bakarak bir erken seçim yapılabileceğini söylediklerini ve bunun doğru bir tespit olduğunu anlattı.

''Erken seçim kararı alındığı anda artık iktidarın zamanında bir seçim yapılıncaya kadar yaşayacağı kayıptan fazlasını yaşayacağını'' savunan Baykal, şöyle konuştu:

''İktidara akıl hocalığı yapmak benim işim değil ama ben iktidarın bir erken seçim kararı karşısında ayaklarının iyice dolanacağını, bunun iktidardan kaçmak anlamına geleceğinin ortaya çıkacağını, toplumun, ekonominin, siyasetin ve seçmenin bu davranış karşısında normal şartlarda göstereceğinin ötesinde bir tepkiyi ortaya koyacağını AKP'nin de hesap edeceğini düşünüyorum. İktidar, erken seçim kararı aldığında 'ben bu işi artık yapamıyorum' demiş olacaktır. Bunun başka türlü izahı yoktur. İflas ettiğini kendisinin itiraf etmesi anlamına gelecektir.

Önünde zaman olacak her meseleye girmişsin, 'Ermeni meselesi' demişsin yarı yolda bırakmışsın, Kıbrıs bir kriz noktasına gelmiş tıkanmış, 'açılım' demişsin ortada hiçbir şey yok, ekonomi birbirine girmiş, işsizlik patlamış, erken seçim kararı alacaksın. Bu ne demektir? 'Ben yönetemiyorum bunun sonucunda benim hakkımda alacağınız karardan korkuyorum. Bu şartlar altında bana bir fırsat daha verin de önümüzdeki 1.5 yılı yaşamak zorunda kalmayayım'... Halk enayi mi? O kararı aldığı zaman bunun faturası ona en ağır şekilde çıkar. Bu iktidarın erken seçim kararıyla sıyırma imkanı yoktur. Erken seçim kararının kendi lehine sonuç doğuracağı gibi bir varsayımın hiçbir şekilde işlemeyeceğini biliyor, ben bunu anlatmaya çalışıyorum''
 
 PUTİN ÖRNEĞİ
 
Baykal, ''basına yönelik baskılar olduğu ancak AB'nin buna yeterli tepki göstermediği'' ifade edilerek, değerlendirmesinin sorulması üzerine de ''AKP iktidarının içerideki uygulamalarının giderek ceberut, dayatmacı, zorba bir devlet modeline doğru dönüşmekte olduğu açıktır'' dedi.

Ortada ilginç bir tablo olduğunu kaydeden Baykal, ''AKP iktidarı içeride ceberut, dışarıda teslimiyetçi. Açmaz da buradan kaynaklanıyor. Dünya ile ilişkilerinde fevkalade iş birliğine açık, istenileni vermeye amade bir konumu var. Bu tabii dış dünyanın bu iktidarla ilişkisini daha farklı bir konuma sokuyor'' şeklinde konuştu.

Dış dünyanın, ülkesindeki uygulamaları ve yöntemleri nedeniyle Rusya Başbakanı Vladimir Putin'e tepki gösterdiğini, çok daha kararlı bir biçimde eleştirdiğini savunan Baykal, ancak Putin'in bu çevrelere karşı hiçbir zaman teslimiyetçi bir yaklaşım içinde olmadığını, kendi ulusal hedeflerini koyduğunu ve gerekirse dünyaya kabul ettirmeye hazır olduğunu savundu. Baykal, ''Türkiye'de farklı bir durum var. Türkiye'de medyayı yıldıran, sindiren hükümet, en haklı olduğunuz konularda dahi dıştan gelen telkinlere hazır bir konumdadır. Bu da yabancı ülkelerin Türkiye'deki olaylar karşısında tavır takınmalarını güçleştirmektedir'' diye konuştu.

Türkiye'de yaşananlara tepkilerin yetersiz ve zayıf olduğunu belirten Baykal, ''Yalnız Amerika'nın bu konuya ilgisi, Başbakan'ın son benzetmesinden sonra daha da renklenebilir, hızlanabilir. Çünkü Amerika o benzetmenin ne anlama geldiğini en iyi bilen ülkedir'' dedi.

Baykal, bir başka soruyu yanıtlarken de Irak'a gerçekleştireceği ziyaretin tarihi ve programının henüz netleşmediğini söyledi. Baykal, oraya Türkiye'nin herhangi bir sorununu müzakere etmek için değil, iki ülke ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlamak için gideceklerini söyledi.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler