YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Demokrasiden korkuyorlar"
"Demokrasiden korkuyorlar"
12 Ocak 2010 12:02
"Bunlar korku tüccarlığına soyundular"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'yi yıllarca karanlığa mahkum edenler, Türkiye'nin geleceğini de karartma peşinde olanlar, şimdi demokrasiden ürküyor, demokrasiden korkuyorlar'' dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Türkiye'de yıllarca yapay gündemler oluşturularak ve yapay meseleler ortaya çıkarılarak, siyasetin, bu labirentin içinde kaybolup gittiğini ve kendisini kurtaramadığını kaydederek, ne memleketin ne milletin meseleleriyle ilgilenme fırsatını bulamadığını söyledi.

''Şimdi aynı senaryoyu yeniden hayata geçirme gayreti var'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Ankara'da türlü senaryolar üretiliyor, yapay gündemler oluşturulmak isteniyor. Siyaset, bu son gelmez, ülkeye, millete hiçbir yarar sağlamaz tartışmaların içine çekilmek isteniyor. Allah aşkına, yargıyı tartışma konusu yaparak bu ülkeye nasıl bir fayda sağlayacaksınız. Hakimleri, savcıları itham ederek, onları töhmet altında bırakarak, onların görevlerini yapmasını engelleyerek bu ülkeye, millete nasıl bir hizmet verilecek. Kurumları yıpratarak, kurumlar arasına husumet yerleştirmeye çalışarak, kurumları çatışıyor gibi göstererek ne elde edeceksiniz? Yani, bir Başbakan'ın kalkıp da Genelkurmay Başkanı, TSK ile 10 gün içinde 3 kez, 4 kez, 5 kez görüşmesi, bakıyorsunuz anamuhalefet partisini rahatsız etti. Niye rahatsız oluyorsun ya? 3 de görüşür, 5 de görüşür, 10 da görüşür. Sana ne ya, niye rahatsız oluyorsun? Böyle saçmalık olur mu? 'Demokrasilerde böyle şey olmaz' diyor. Sen demokrasiyi tanımadın ki? Asıl, demokrasilerde bunlar olur. Niye rahatsız oluyorsun? Çünkü bugüne kadar bu tür şeylere pek alışık değillerdi. Ama alışacaklar.

Onlar, çetelerle, mafyayla, avukatları vasıtasıyla görüşüyorlar, biz de Genelkurmayımızla, Silahlı Kuvvetlerle görüşüyoruz. Farkımız bu... Ve bakıyorsunuz, karanlık olaylara, karanlık senaryolara avukatlık ederek, bu ülkeye nasıl bir ufuk çizeceksiniz ya? Siz nasıl muhalefetsiniz. Bu ülkeye nasıl bir ufuk kazandırmak istiyorsunuz? Milletvekilleriyle bakıyorsunuz devamlı oradalar. Milletvekillerinin hukuk bürosundaki avukatlara bakıyorsunuz, avukatlıklarını üstlenmişler, onu götürüyorlar. Her şey açık ortada... Bunları milletten gizleyemezsiniz, bunlar ortada, vaka... Ondan sonra da yargı sürecine müdahale etme noktasında, zaten Genel Başkanınız o da iyi bir avukattır, başarılıdır sağ olsun, o da bu işi iyi götürüyor. Ve Türkiye'de ondan sonra yargının tarafsızlığından, bağımsızlığından bahsedeceksiniz.''

''Türkiye, demokratikleşiyor değişiyor, prangalarından kurtuluyor. Türkiye, yıllardır kendine ayak bağı olan meselelerden, korkulardan, zincirlerinden kurtuluyor'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bundan kim, neden, nasıl rahatsız olabilir? Demokrasinin güçlenmesi, standartlarının yükselmesi, kimi, neden ve nasıl rahatsız edebilir? İktidarda olduğumuz 7 yıl boyunca çeşitli kavramları tedavüle sokarak, Türkiye'yi bir korku tüneline hapsetmeye çalıştılar. Niyet okuyuculuğu yaptılar, AK Parti'ye gizli gündemler izafe ettiler, 'takiyye yapıyor' dediler. Bizimle uzaktan, yakından ilgisi olmayan olayları bize mal etmeye kalkıştılar. Bunda başarılı olamadıkları durumlarda, kendi karanlık senaryolarını uygulamaya geçirecek kadar ileri gittiler. Bu şekilde kitleleri korkuttular. Bu şekilde kendilerine iktidar devşirmeye, millet iradesini gasp etmeye kalkıştılar, Türkiye, demokraside ilerleme kaydettikçe bunların kirli örgütlenmeleri açığa çıktı, kirli ilişkileri açığa çıktı, kirli emelleri, kaos planları açığa çıktı. Türkiye'yi yıllarca karanlığa mahkum edenler, Türkiye'nin geleceğini de karartma peşinde olanlar, şimdi demokrasiden ürküyor, demokrasiden korkuyorlar. Burası çok önemli...''

''SİVİL DİKTADAN BAHSETMEYE BAŞLADILAR''

Erdoğan, son günlerde ''sivil dikta'', ''tek adam diktasından'' bahsetmeye başladıklarını belirterek,''Bunlar sizin işinizdi ya... Siz bunları yapmaya çalıştınız. Bizim tamamıyla bütün bu işlerimiz, partimiz içinde de partimiz bünyesinde de olması gereken istişare mekanizmalarımız neyse, bununla yapılır ve hiçbir parti de buna ulaşamaz. Ama partimizin başarısı için atılması gereken adamları, en geniş anlamda müşavereyle yaparız ve yapmaya da devam edeceğiz. Bu, başarımızın gereğidir'' dedi.

''Mahalle baskısı'' diyerek, kimi bazı ülkelerin adını da telaffuz ederek Türkiye'nin o ülkelere benzeyeceğini söylediklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bölünme, parçalanma, ihanet, hıyanet dediler. Şimdi daha farklı kavramları ülkeye pazarlayıp, yeni kavramları tedavüle sokup, oradan korku tüccarlığına soyundular. Peki, ben şimdi soruyorum; Bu ülke, 7 yıl öncesine göre bugün, -onlara sorarsanız verecekleri cevabı biliyorum, ama ben halkıma soruyorum- daha demokratik bir yapıya sahip midir, değil midir? Önemli olan bu... Tarihi öneme haiz demokratik reformları kim yaptı? Bu iktidar yaptı. Hiçbirisi buna cesaret edemedi. Ama biz bunu yaptık, Bu yasal düzenlemeleri yaptık.

Türkiye'nin, AB katılım müzakerelerini kim başlattı? Biz başlattık. Bakınız, şu anda Alevi vatandaşlarımızın sorunlarını bugüne kadar kimse gündeme getirdi mi? Getirmedi. Ama biz cesaret edip getirdik. Bu ay sonu itibariyle bunun da finali yapılacak. Zaman zaman bazı kanallarda görüyorum; Tabii Alevi vatandaşlarımın içinde çok ayrı, farklı fraksiyonlar var, hepsinin farklı farklı bakış açıları var. Tabii bunların hepsine de aynı şekilde bir cevap verebilmek mümkün değil. Ama ne yapılacak, bir ortak akılla, bu işin bir ortalaması alınacak ve ona göre bir adım atılacak. Aynı şekilde Romanların sorunları var dedik, bu ülkede. Oradan bu tür talepler geldi ve onlara yönelik bir çalıştay başlatıldı. Son gelinen noktayı ben de şöyle bir inceledim, baktım, hakikaten yaşam koşullarına bakıyorsunuz, bir felaket...Gittikleri yerde o çadırlar, oradan kalkıp bir başka yere göç, oradan başka yere göç...Yani, insanca bir yaşamın olmadığı bir tablo, bir durum var ortada. Biz insanız, onlar da insan. öyleyse onlara insanca yaşamın koşullarını hazırlamak zorundayız. Onlara başka bir şey tanıyamayız. Çünkü biz yaradılanı, yaradandan ötürü seviyoruz. Benim Kürt kardeşimin sorunu varsa Roman kardeşimin de sorunu var, onunla da ilgileneceğim. Bu bir Başbakan, AK Parti, Türkiye Cumhuriyet devleti olarak hepimizin ortak sorunu. Bunları başaracağız. 'Efendim başkalarının da var...' Kimin varsa, nerede varsa.''

AA

Başbakan'ın bilmedikleri...
 // ibrahim çelikoğlu
T.C.D.inde çok büyük bir kesim rant sayesinde geçimini sağlar.Bu rantçıların ailesi,tanıdıkları yanıltılır.Bu siyesette büyük oy potensiyeli demektir.Hiç bir parti bunların karşısında başarılı olamaz.
Başarı;Kamu görevlilerinin işbirliğiyle oluşma imkanına sahiptir.Bu
günlerde bunun tam aksidir.Kese,herşeyin üstündedir.Hukuk'çuların baskısını hiç bir kurum aşamaz.Polis baskısı caba.Başbakanın yapması gereken,işe bunların islahından başlamasıdır...
13 Ocak 2010 09:04
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler