29 Mart 2017 Çarşamba
  • Altın146,730
  • BIST89.113
  • Dolar3,6439
  • Euro3,9308
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5300
  • İstanbul18 °C
  • Ankara14 °C
  • İzmir19 °C
  • Konya13 °C
  • Adana22 °C
  • Antalya19 °C
  • Diyarbakır16 °C
  • Bursa16 °C
  • Kayseri13 °C
  • Kocaeli18 °C
  • Şanlıurfa20 °C
  • Gaziantep17 °C
  • İçel22 °C
MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Davutoğlu Türkiye'nin Suriye şartlarını açıkladı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, gündeme ilişkin verdiği söyleşide, IŞİD'le mücadele planında Türkiye'nin şartlarını açıkladı ve IŞİD'i ancak halkların durduracağını söyledi.
Davutoğlu Türkiye'nin Suriye şartlarını açıkladı
12 Ekim 2014 / 04:08 Güncelleme: 12 Ekim 2014 / 04:12

“Biz Suriye içindeki bir çatışmaya tek başına girmeyiz” diyen Başbakan Davutoğlu, ABD’nin Suriye muhalefeti için geliştirdiği ‘eğit-donat’ faaliyetinin de gecikmiş birşey olduğunu söyledi. Davutoğlu, İncirlik için de ‘güvenli bölge’ şartı getirdi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin tek bayına IŞİD’le mücadele için Suriye’ye girmeyeceğinin altını çizerek, “Biz Suriye içindeki bir çatışmaya tek başına girmeyiz ama birisi bizi tehdit ederse, Süleyman Şah veya başka şeyler üzerinden, ulusal güvenliğimiz ile ilgili her türlü tedbiri almakta hiç tereddüt etmeyiz” dedi.

Toplumsal olaylarla ilgili yeni güvenlik önlemleri için “Avrupa’ya da Amerika’da polise ne yetki tanınıyorsa o yetkiyi tanıyacağız. Jandarmaya da” diyen Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin şiddet içerikli tweetleri 4 saat içinde kaldırma yetkisini iptal etmesini de eleştirdi. İşte Başbakan Davutoğlu’nun Malatya dönüyü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamalar:

Üç yıl sonra dediğimize geldiler

Amerika’nın bugün geldiği noktaya 2 sene önce Batı ülkeleri, Suriye’nin Dostları Grubu gelmiş olsaydı ve ılımlı muhalefet desteklenmiş olsaydı, bugün ne IŞİD’in kullanabileceği bir alan olurdu, ne de rejim katliam yapabilirdi. Ama maalesef uluslararası toplum, içinde yabancı unsur bulunmayan, tamamen Suriyelilerden oluşan muhalefeti desteklemedi. Suriye’de 2012 sonuna kadar neredeyse yabancı savaşçı yoktu. Yabancı savaşçılar ne zaman ortaya çıktı? Uluslararası toplum harekete geçmeyince, Esad rejimi ‘ben bu muhalefeti ezerim’ dedi. Suriye halkı ölümüne direndi. Muhalefetin zayıflamasından doğan boşluğu yabancı savaşçılar ve Irak’ta Ebu Gureyb cezaevinden kaçanlar doldurdu.

IŞİD’i halklar durdurur

Önemli olan Suriye halkının IŞİD’e karşı mücadele etmesi. Aynı şey Irak için de geçerli. Sadece yabancı müdahaleye dayalı eylemler ise daha da yetersiz kalıyor. Çünkü o zaman da ABD karşıtlığı, Batı karşıtlığı IŞİD’e yarıyor.

Türkiye’nin planı en doğrusu

O zaman yapılması gereken şu: Koalisyon terör gruplarına ve rejime karşı ortak tutum sergilemelidir ama esas itibariyle muhalefet eğitilmelidir. Bizim bu tezimiz yeni değil, başından beri söylüyoruz. Yani Halepliler Halep’i kurtarır, İdlibliler İdlib’i... Sonra bunlar hep beraber yeni Suriye’yi kurarlar.

İncirlik ‘güvenli bölge’ye bağlı

İncirlik’ten Irak’a yönelik keşif uçuşları zaten sürüyor. Ama kapsamlı bir harekatın zemini olarak katkı bekleniyorsa tutumumuzu söyledik: No Fly Zone olmalı ve güvenli bölgeler ilan edilmeli. Mültecileri Suriye içinde koruyabilmek için güvenli bölge olmalı. Hariçten gazel okuyan Batı ülkeleri önce Türkiye’dekinin yüzde 10’u kadar mülteci alsın, ondan sonra konuşsun. Kimi kastettiğimi anlarsınız.

‘Eğitelim’ derken bizi suçladılar

(ABD’nin Suriye muhalefetini Türkiye ile birlikte eğitme açıklaması) Bugün Suriye’nin bir kesimi için bizden açıkça askeri destek isteniyor. Aynı kesimler geçmişte bu ılımlı muhalefete destek vermekle bizi suçluyorlardı. Şimdi Suriye halkını IŞİD’e karşı da rejime karşı da koruyacak bir güvenlik gücüne ihtiyaç var. Sadece Türkiye, Amerika değil, bütün uluslararası toplum bunun gereklerini yapmalı.

Seyirci olamayız, rol alırız

IŞİD’le mücadele için 3 yol var; ya uluslararası toplum kara gücü de dahil gidecek, hep beraber. Bu istenmiyorsa hava gücü ile bombalanacak. Bununla da olmaz, bunu biliyorlar. Ya da hava gücü desteğiyle muhalifler sahada hakimiyeti ele geçirecek. Rejim ve IŞİD dışında Suriye halkını temsil eden ve hiçbir yabancı savaşçı barındırmayan bir üçüncü güç... Dördüncü bir yol yok. Suriye Ulusal Koalisyonu ve muhalefeti zaten bu özelliğe sahip. Türkiye hep bunu öneriyordu. Şimdi kaybedilen üç yılın bedeli 300 bin can, topraklarından uzaklaşan 4 milyon insan ve içeride saldırı altında kalan 6 milyon insan... Tek tek bizim dediğimiz yere geliniyor.  Eğit-donat faaliyeti gecikmiş birşey.

Sorunun çözümü için 4 yol

Suriye’de sadece siyasi veya askeri değil, entegre bir stratejiye ihtiyaç var. Entegre bir strateji varsa, biz de o oyunun içindeysek her türlü katkıyı veririz, yoksa gelin beraber oluşturalım. Suriye için 4 yol görünüyor:

1- Oturup beklemek. Dünya da bir şey yapmasın, biz de... Bu daha büyük felaketleri getirir.

2- Dünya bir şey yapacak, biz izleyeceğiz. Asla seyirci olmayız.

3- Dünya bir plan yapsın Türkiye’ye rol verilsin. Bu da olmaz, çünkü başkalarının çizdiği bir rolü

üstlenmeyiz.

4- Türkiye kendi görüşlerini masaya koyar, diğer taraflar da koyar, birlikte entegre bir strateji üzerinde anlaşılır. İşte şu anda yürüyen müzakerelerin esası budur. Bizce de olması gereken budur

Eğer biri bizi tehdit ederse

Durum bu haliyle sürerse daha vahim sonuçlar doğar. Biz Suriye içindeki bir çatışmaya tek başına girmeyiz ama birisi bizi tehdit ederse, Süleyman Şah veya başka şeyler üzerinden, ulusal güvenliğimiz ile ilgili her türlü tedbiri almakta hiç tereddüt etmeyiz. Öte yandan sivil halka sahip çıkmaya devam ederiz.

Demirtaş’a her şeyi anlattım

Tezkere kararını aldığımız toplantıda çözümle ilgili Bakanlar Kurulu kararı da çıkardık. Bu HDP’ye ‘bu tezkerenin amacı Kürtleri karşımıza almak değil’ mesajıydı. Selahattin Demirtaş randevu bekliyordu, kasten tezkereden 2 saat önce verdim. Ve ona “Tezkereye hayır derseniz, yarın Kobani’ye yardım isteyemezsiniz” dedim. Aynı gün Salih Müslim’i getiriyoruz. İnsani yardımın her türlüsünü gönderdik. Bunları biliyorsun, sonra memlekete bayramı zehir ediyorsun! Bunda iyi niyet var mı? Öldürülenlerin bir kısmı sırf sakallı, IŞİD’ci diye öldürüldü. Bunun ne farkı var o katliamlardan?

HDP’nin eylem tweeti suçtur

Anayasa Mahkemesi, şiddet içerikli tweetleri 4 saat içinde kaldırma yetkisini iptal etti. Sorma hakkım var. Bayramın 3. gecesi öyle tweetler atıldı ki, ‘bu bir silahlı kalkışmadır, herkes silahı ile sokağa çıksın’ diye... Gördüğü sakallıyı IŞİD’ci diye kim öldürdü? HDP’nin sokak tweeti suçtur. Siyasi parti miting yapacaksa yerini, saatini söyler. Kimi nereye teşvik ediyorsun? Twitter bazı hesapları kendisi kapatmadı, bizim girişimimizle oldu. Hiçbir şey Türkiye’nin huzurundan, tek bir vatandaşımın canından önemli değil.  (Türkiye kendini anlatamadı mı) Çok anlattık. Görmek istemeyen görmüyor. 10 Ekim 2013’te IŞİD Resmi Gazete’de terör örgütü ilan edildi. Kılıçdaroğlu hala 1 yıl sonra bunu söylüyor.

Uyuşturucu satanın tüm malına el konulacak

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sözünü ettiği yeni güvenlik paketinin ipuçlarını da verdi. Davutoğlu, “Bunu son güvenlik toplantısında konuştuk. Sayın Cumhurbaşkanımızı da böyle bir çalışmadan haberdar ettim. Uygulamada zaaf noktaları nedir, yasal alanda zaaf noktaları nedir. Ve ona göre de birçok tedbir üzerine düşündük. Avrupa’ya da Amerika’da polise ne yetki tanınıyorsa o yetkiyi tanıyacağız. Jandarmaya da. Mesela molotofkokteyli atmak suçtur. Yargıda patlayıcı madde deniyor ama bir hakim başka türlü yorumlayabiliyor ve serbest bırakıyor. Mesela biri uyuşturucu cezası alırsa, tüm mallarına el konulacak. Çünkü o uyuşturucudan kazanılan bir şey.

Ne barış ne demokrasi kaldı!

Nasıl PYD Suriye’de kendisini desteklemeyen grupları sürdü, Türkiye’ye sığındılar, son eylemlerde de hep AK Parti binalarına, AK Parti ile ilişkili olduğu varsayılan kişilere, işyerlerine saldırdılar. Eskiden adları ‘barış ve demokrasi’ydi, ne barış kaldı ne demokrasi. Diyorlar ki ‘bu bölgede bir tek parti olacak o da ben olacağım.’ CHP, MHP orada olmayabilir ama AK Parti Türkiye’nin her yerinde siyasi çalışma yapacak. Yaktıkları her binayı daha iyi inşa edeceğiz.

Engelleri kaldıracağız

(Guardian gazetesinde ‘Türkiye 1992’li yıllara döndü’ makalesi) Peki Londra yanarken İngiltere hangi yıllara döndü, Paris yanarken 2005’te Fransa hangi yıllara döndü? Resim çekmiyorlar, arzu ettikleri resmi çiziyorlar. Hiçbir şekilde Türkiye’de sivilleşmeden geri dönüş olmaz ama askerin ya da polisin kargaşaya veya teröre dönük olarak aldığı tedbirlerin, alması gerektiği tedbirlerin önündeki bazı engeller kaldırılır. Biz insanların yaşam hakkını, mülkiyet özgürlüğünü kısıtlayanları kısıtlayacağız, özgürlükleri değil. Ama silahı alıp da başkalarının canına kast edeni, evet onun özgürlüğünü kısıtlayacağız.

 

STAR

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler