25 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,005
  • BIST84.208
  • Dolar3,7769
  • Euro4,0596
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7314
  • İstanbul6 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-3 °C
  • Adana12 °C
  • Antalya5 °C
  • Diyarbakır0 °C
  • Bursa5 °C
  • Kayseri-3 °C
  • Kocaeli3 °C
  • Şanlıurfa1 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel10 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Davutoğlu Singapur Başbakanı ile görüştü
Başbakan Davutoğlu, "Dağlıca'daki karakolumuza yönelik tacizler söz konusu oldu. Bunlara bizim tahammül göstermemiz, herhangi bir şekilde bunlara taviz vermemiz mümkün değil" dedi.
Davutoğlu Singapur Başbakanı ile görüştü
14 Ekim 2014 / 20:53 Güncelleme: 14 Ekim 2014 / 21:08

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Singapur Başbakanı Lee Hsien Loong ile Başbakanlık Merkez Bina'da ortak basın toplantısı düzenledi. Davutoğlu, basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Davutoğlu, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlarının çözüm sürecine etkisinin ne olacağının sorulması üzerine şu yanıtı verdi:

"Çözüm süreci kamu düzenine alternatif değildir. Bunu başbakanlık görevini aldıktan sonra yaptığım bütün çözüm süreci toplantılarında da zikrettim, kamuoyuna da bunu açıkladık. Çözüm sürecinin arkasına saklanarak veya bu bahane edilerek kimse kamu düzenini bozma hakkına sahip değildir. Yarın 15 günde bir düzenli olarak yaptığımız çözüm süreci toplantısını tekrar arkadaşlarımızla birlikte yapacağız. Son gelişmeleri de birlikte değerlendireceğiz.

Çözüm sürecine bu anlamda bağlılığımız ve çözüm süreci konusundaki kararlılığımız devam etmektedir, kimsenin bundan tereddüdü olmasın ama kimsenin şundan da tereddüdü olmasın; kamu düzenin Türkiye'de sağlanması için ne gerekiyorsa yapılacak. Kamu düzenini tehdit eden ne varsa ona karşı tepki aynı anda gösterilecek. Aksi takdirde çözüm sürecini sürdürmek de mümkün hale gelmez."

Kamu düzeninin çözüm sürecinin altyapısını hazırlayacağını belirten Davutoğlu, "O anlamda, dün Hakkari'de, Dağlıca etrafında çok ciddi taciz atışları söz konusu oldu, Dağlıca'daki karakolumuza yönelik tacizler söz konusu oldu. Bunlara bizim tahammül göstermemiz, herhangi bir şekilde bunlara taviz vermemiz mümkün değil.

Silahlı kuvvetlerimiz gerekli tedbirleri aldılar. Bundan sonra da çözüm sürecinde süreklilik ve kararlılık isteniyorsa herkes temel kamu düzenine saygıda kusur etmeyecek. Tekrar vurguluyorum, çözüm sürecine kararlılığımız sabittir, bu konuda yol haritamızı tespit ettik. Herkes bunu biliyor. Bu çerçevede yeni adımlar atma konusunda da kararlılığımız var ama aynı zamanda da kamu düzenini koruma konusunda da kimsenin şüphesi olmamalıdır" diye konuştu.

Türkiye'nin çevresinde yaşanan siyasi krizlerin dış yatırımları nasıl etkileyeceğini yönündeki bir soru üzerine Davutoğlu, dünyada siyasi istikrar ile ekonomik kalkınmayı aynı anda sürdürebilen vizyon sahibi ülkelerin sayısının çok olmadığını, Türkiye ve Singapur'un bu ülkelerin başında geldiğini ifade etti.

Davutoğlu, siyasi istikrarını ekonomik kalkınmayla birlikte yürüten ülkelerin birbirini çok iyi anlayacağını dile getirerek, "Çevrede bir takım meydan okumalar olsa da sıkıntılar olsa da hep birbirimizi biliriz ki siyasi istikrarımızı güçlü kılmak, ekonomik kalkınmayı sürdürülebilir kılmak için dünyada bu ülkelerin omuz omuza vermesi lazım. Türkiye ile Singapur ilişkisi bu anlamda örnek bir ilişkidir" dedi.

Türkiye'nin etrafındaki bölgede sadece son yıllarda değil uzun süredir siyasi krizlerin yaşandığına dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye son 12 yılda çok sağlam siyasi bir istikrar ve ekonomik grafik sergiledi. Finansal yapımız dünyanın en güçlü yapılarından birisi.

Çevremizde krizler yaşanırken, dünya ekonomik krizin sarsıntılarını hissederken, Avrupa'da kriz yaşanırken, ekonomik kriz Türkiye'de etkili olamadı aksine Türkiye, istikrarlı büyümesini sürdürdü, sağlam finansal yapısını muhafaza etti. Siyasi süreklilik, istikrar ve öngörülebilirlilik bir yatırımcı için aranan en temel şarttır.

Türkiye, bu anlamda geleceği öngörülebilir, hukuk devleti özellikleri güçlü, yatırımcıyı teşvik eden yasal düzenlemeleri mevcut bir ülke olarak her zaman yatırımcılar için cazip hale geldi. Son 12 yıl içerinde Türkiye'nin geri kalan geçmişinden çok daha fazla dış yatırımcı geldiyse bunun arkasındaki temel faktör Türkiye'de böylesi bir yatırım ortamının açık ve objektif olması, siyasi iradenin bu yönde ağırlığını koymuş olmasıdır.

Bu açıdan etrafımızda birçok ülke yönetilemez ülke konumuna düşmüştür, kırılgan ülke konumuna düşmüştür. Suriye, Irak, Lübnan, Ukrayna ve birçok ülke. Ancak bu Türkiye'nin siyasi hayatını hiç etkilemediği gibi ekonomik büyümesini de olumsuz yönde etkilememiştir.

Dolayısıyla Türkiye'ye gelen yatırımcılar, sağlam bir hukuki zeminde, güçlü bir finansal yapıyla teminat altındadır. Geleceğe yatırım yapacak olanlar Türkiye'yi seçmektedir. Bugünün sıkıntılarını aşabilme kapasitesine sahip bir ülke olarak da dış yatırımcıyı çekmeye devam edeceğiz."

Davutoğlu, "Eğit-donat olarak tabir edilen, Suriye'nin ılımlı muhaliflerin eğitilmesi ve donatılması konusunda yasal dayanak nedir? Türkiye'nin iki temel şartı var, uçuşa yasak bölge ve güvenli bölgeler. Türkiye bu konuda Amerika ve koalisyon ortaklarını bu fikirlere ne kadar yaklaştırdı veya hiç yaklaştılar mı ?" şeklindeki soru üzerine, bunların Suriye'deki faaliyetlerle ilgili uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler'in aldığı kararlar olduğunu anımsattı. 

Türkiye'nin baştan beri eğit-donat çalışmasının, Suriye'de ılımlı muhalefeti desteklemek ve Suriye'de bir güç oluşmasını engellemek için hep gündeme getirdiği hususlardan olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Bu anlamda herhangi bir yasal boşluk da yoktur. Türkiye'nin güvenli bölge talebi kesinlikle bir askeri tampon bölgeyle karıştırılmamalıdır.

Hiçbir zaman böyle bir talepte bulunmadık. Esas itibarıyla talep ettiğimiz husus, bu saldırılardan kaçan, hava bombardımanından kaçan, kimyasal silahlardan kaçan, scud füzelerinden kaçan, varil bombalarından kaçan zavallı, masum Suriye halkının, sığındığında kendini emin hissedeceği, bölgelerin ihdas edilmesidir" diye konuştu. 

Bunu 2011 sonunda krizin tırmandığı günlerde de teklif ettiklerini anımsatan Davutoğlu, eğer o zaman bu güvenli bölgeler ihdas edilseydi bu kadar çok Suriyeli'nin Suriye dışına, mülteci durumuna düşerek çıkmayacağını söyledi.

Türkiye'nin de 2 milyona yakın Suriyeli'yi ağırlamak durumunda kalmayacağına dikkati çeken Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bu bize ekonomik olarak yük; psikolojik olarak, sosyal olarak değil... Gereğini de yaptığımızı dünya ve herkes biliyor, onları ağırlamak konusunda. Ama hava operasyonları devam ederken, Suriye'de bir taraftan IŞİD'e dönük operasyonlar sürerken, bir taraftan da Suriye rejimi Halep'i havadan bombalarken güvenli bölge olmazsa, uçuşa yasak bölge olmazsa bir müddet sonra çok daha büyük göç dalgalarının komşu ülkelere gitmesinden kaygı duyuyoruz.

Dolayısıyla Türkiye, herhangi bir şekilde kendisi için bir askeri tampon bölge talebinde değil, sivil halk için insanı gerekçelerle güvenli bölge talebinde bulunuyor. Bu mülteci sorununun da ancak ve ancak böyle çözülebileceği kanaatindeyiz. O zaman, böyle güvenli bölgelerde, Birleşmiş Milletler’in deklare edeceği ya da uluslararası koalisyonun deklare edeceği güvenli bölgelerde, Suriyeli mazlum halk, oraya sığınır, orada kalır ve orada ihtiyaçları karşılanır.

Uçuşa yasak bölgede, son 3 yıl içindeki mülteci istatistiklerine baktığımızda, 3,5 yıl esas büyük mülteci akınlarının, kara harekatı veya kara operasyonu olduğu dönemlerde değil hava saldırılarının olduğu dönemlerde olduğunu görüyoruz. Daha önce binlerle ifade edilen, 2011 içinde mülteci sayısı, birden yüz binlere nasıl çıktı, Halep'e, İdlib'e, Bayırbucağa, Çobanbey'e, Tel Abyad'a  havadan varil bombaları atılığı zaman... O zaman sivil halk panik halinde kaçmaya başladı. Bir kere her şeyden önce havadan gelecek bu tür saldırılara karşı sivil halkın korunması şart.

Bunlar Türkiye'nin aklına gelen afaki fikirler değildir. Yaşadığımız tecrübe dolayısıyla, bu tecrübeden edindiğimiz birikimle yaptığımız tekliflerdir. Bu konularda halklı kaygılarımız var. Türkiye'nin bu kaygıları giderilmeden, herhangi bir şekilde, Suriye içinde bizim için risk oluşturacak bir çaba içine girmesini kimsenin beklememesi icap eder."

Bunların görüşüldüğü ve konuşulduğunu ifade eden Davutoğlu, bunların Kobani başta olmak üzere dost ve kardeş, akraba toplulukların olduğu bölgelere yardım edilmeyeceği anlamına gelmediğini vurguladı. 

Yardımların yapıldığını, yapılmaya da devam edileceğinin altını çizen Davutoğlu, "Suriye'deki ılımlı muhalefetin desteklenmesi konusunda da yeni husus değildir. 2012'den beri biz bu çağrıyı yapıyoruz, o zamanlar tedbir alınsaydı belki bugün böylesine terör gruplarının at koşturacağı bir güç boşluğu ortaya çıkmazdı" şeklinde konuştu.

Davutoğlu, "Önümüzdeki perşembe günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi adaylığımız var ve o karara bağlanacak, seçim yapılacak. Singapur, ilk destek veren ülkeler arasında, karşılıksız destek veren ülkeler arasında başta geliyor, karşılıksız destek konusunda da dostluğumuzun bir nişanesi olarak görüyoruz. Biz de gelecek sene G20 zirvesine özel misafir statüsüyle davet ettik" dedi.

Kadim dost bir ülkenin Başbakanını Türkiye'de ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Davutoğlu, "Kadim dedim çünkü Türkiye Singapur ilişkileri belki de Asya’daki en eski ilişkilerdendir. İlk konsolosluğumuzu Singapur’da 1864’te, bundan 150 sene önce açmıştık, ilk temsilciliğimizi kurmuştuk. Bundan takriben 110 sene önce de 1901 yılında ilk daimi oturum, mukim konsolosluk Ataullah Efendi tarafından açılmıştı" dedi.

"Türkiye'yi destekliyoruz"

Lee de, yaptığı konuşmada, birçok alanda işbirliği yaptıkları Türkiye ile serbest ticaret anlaşmasının neticelendirilmesini arzuladıklarını ve iki tarafın muhtemelen gelecek yıl bu konuyu sonuçlandıracaklarını söyledi.

Lee, Türkiye’nin gelecek yıl Antalya’da yapılacak G-20 Zirvesi'ne ülkesini davetinden dolayı Davutoğlu’na teşekkür etti. Ekonominin yanı sıra kültür alanında da iki ülke arasında ilişkilerin söz konusu olduğunun altını çizen Lee, bilim, eğitim, tarım konusunda da bir takım anlaşmalar imzaladıklarını ve doktora öğrencilerinin her iki ülkede eğitim görmesini teşvik ettiklerini ifade etti.

Singapur Başbakanı Lee, Türkiye’nin 2 gün sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyelik adaylığı nedeniyle oylama yapılacağını hatırlatarak, “Türkiye'yi destekliyor ve başarılar diliyoruz” dedi.

Bir gazetecinin son dönemde Türkiye’nin çevresindeki kaos nedeniyle Singapur’dan bakıldığında yatırım noktasında nasıl görüldüğünü sorması üzerine Lee, dünyanın farklı yerlerinde ve özellikle kendi bölgelerinde iş yapmak istediklerini dile getirdi. Singapur Başbakanı Lee, şöyle devam etti:

"Birçok ülkeyle işbirliği yapmak ve beraber çalışmak istiyoruz. Barış olsun ya da olmasın, bölgesel sorunlara rağmen, istikrar olduğu sürece iş yapmak isteriz. Bir hükümetin pozitif iş alanı ve istikrar sağlaması yatırım yapmak için önemli faktörler ve Türkiye'de hükümetin istikrarlı olması nedeniyle uzun vadeli işbirliği yapma fırsatı olduğunu düşünüyoruz. 

Benimle birlikte 20'den fazla şirket Türkiye'ye gelmiş bulunuyor. Bunların bazıları zaten Türkiye ile işbirliği yapıyorlar. Singapurlu firmalar da buradaki başarıyı gördüler ve gelmek istiyorlar. 

Biz Singapur olarak buna benzer bir durum yaşadık. Farklı gerilimler söz konusuydu, Vietnam savaşı vardı. Bunun üstesinden gelmek için, bir yandan komşularla dost olurken, diğer yandan da yatırımcılara bir çağrıda bulunduk ve 'gelin ayağa kalkmamıza yardımcı olun' diyerek bölgemize uyum sürecini gerçekleştirebildik."

 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler