YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Davutoğlu: O anda duyduğum öfkeyi ben bilirim
Başbakan Davutoğlu PKK ve DAEŞ saldırılarının Türkiye’'nin bütünlüğünü hedef aldığını belirterek, "“Devletin var veya yok olduğunun anlaşılacağı gün bu gündür" dedi.
Davutoğlu: O anda duyduğum öfkeyi ben bilirim
27 Temmuz 2015 / 08:50 Güncelleme: 27 Temmuz 2015 / 08:56

PKK ve DAEŞ’in Türkiye’nin bütünlüğünü hedef aldığını söyleyen Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde bazı gazetelerin genel yayın yönetmenleri ile bir araya geldi.

Türkiye’de demokrasinin bir anlamda tüm vesayetlerden kurtulduğu ve kurtulma sancısı yaşadığı son 15 yılda demokrasiyi kurumsallaştırmaya çalıştıklarını söyleyen Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarında şu başlıklar öne çıktı:

121 saldırıyla kaos istediler

7 Haziran seçimlerinden sonra aktörlerin dışında bir de o aktörlerin üzerinde söz söyleyen tarafların olduğuna dikkat çeken Başbakan Davutoğlu, özellikle HDP ve Kandil bağlamında bir başka vesayetin öne çıktığını ifade ederek şöyle konuştu:

“7 Haziran seçimlerinden buyana yaşananları gözlemledik. Belki 13 yıllık tek parti döneminde bu yeni duruma en zor alışan tarafın AK Parti olması beklenebilirdi. Halk ‘tek parti iktidarı’ demedi, ‘hükümet ortaklığı’ dedi. Bunun gereğini anayasanın meşruiyet sınırları içinde yapmaya çalışıyoruz. Biz bunu yaparken, öte taraftan bazı çevreler Türkiye’de kaos çıkacağı ve bu boşluktan bazı vesayetlerin tekrar etkin şekilde su yüzüne çıkacağı hesabını yapmaya başladılar. 2015 seçimlerinin sonrasında, ‘Türkiye’de kaos çıkarmanın vaktidir, gün bugündür’ diyenler oldu. 121 saldırı gerçekleştirerek çatışmasızlık ortamını bitirdiler. Temmuz’da hükümet kurma çalışmalarını yürütürken yoğun şiddet sarmalı içine sokulmaya çalışıldık.”

Acziyet olmamalı

33 vatandaşımızı kaybettiğimiz Suruç patlamasını hatırlatan Davutoğlu, gerekli tedbirlerin alınacağını açıkladıktan hemen sonra Şanlıurfa’ya giderek yaralıları ziyaret ettiğini anımsattıktan sonra sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fakat ne oldu? O cenazeler İstanbul’a geldiğinde bütün milleti tahrik edercesine yüzler kapatıldı, İstanbul sokaklarına silah taşındı, kaleşnikof. Verilen mesaj şu: Burada kamu otoritesi, kamu düzeni yok, silahı sadece asker, polis taşımaz, şehir milisleri, gerillalar taşır. Bu tablonun arkasından Adıyaman’da 1 askerimiz şehit edildi, Diyarbakır’da ise 2 polisimiz evlerinde uyurken şehit edildi. O da yetmedi sokağın ortasında trafik polisimiz şehit edildi.

Bunlar arka arkaya geldiğinde bir devlet için varoluşsal bir mesele masaya konmuş demektir. Devletin var veya yok olduğunun anlaşıldığı yer o andır. Devlet olarak ne yapmamız gerekiyor? Birileri parçalamaya çalışıyorsa biz bütünleştirmek durumundayız. Birileri ayrıştırmaya çalıyorsa, biz kuşatmak ve birbirine yakınlaştırmak durumundayız. Şefkat ve kudret devletin iki yüzüdür. Bu geleneksel devlette de, modern devlette de böyledir. Devlet şefkat yönüyle vatandaşlara davranmak durumunda ama kudret olmadan şefkat olduğu zaman aciziyet oluyor. Şefkat olmadan kudret olduğunda da barbarlık, zulüm oluyor. Demokratikleşme şefkatle, güvenlik kudretle sağlanabilir.”

Çözümü tutsak ettirmeyiz

Çözüm sürecinin kimsenin ipoteği altında olmadığını, muhataplar değişse de sürecin devam edeceğini belirten Davutoğlu, “toplumun her kesimi ile konuşacağız. Bütün muhataplarla çözüm sürecini, demokratikleşme sürecini ele alacağız. Kimsenin bu süreci tutsak etmesine de izin vermeyeceğiz. Örgüt, ‘Kürtlerin temsilcisi benim, ben varım, bir de devlet var’ diyor ama yok böyle bir şey..

En fazla Kürt İstanbul'da

Türkiye’de Kürtlerin en fazla olduğu şehir İstanbul’dur. Bu bizim dilimizdir, dışladığımız dil değildir. Bu bağlamda muhatap sadece örgüt olamaz. Bundan sonraki süreçte sosyal kesimlerle ilişkileri artıracağız. Vilayetlerimize daha çok gideceğiz. Çözüm süreci denilen şey2005’te Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı ve bugüne kadar gelen demokratikleşme sürecidir.”

Türkiye operasyonlarla caydırıcı gücünü gösterdi 

DAEŞ’e yapılan operasyonun, Suruç’taki vatandaşlarımızın katledilmesi ve askerimizin şehit edilmesinin faturası olduğunu belirten Davutoğlu sözlerine şu şekilde devam etti:

“İstanbul’daki görüntüler ve PKK’nın asker ve polislerimizi şehit etmesi tek boyutlu değil 3 boyutlu kapsamlı operasyonları zorunlu kıldı. Birinci operasyon Suriye’de DAEŞ’e karşıydı sınırımızda bu örgütü görmek istemiyoruz, ikincisi bugüne kadar Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı yapılan en büyük operasyondu, üçüncü operasyon ise büyük şehirlerimizde 6-7 Ekim olayları, Gezi olayları gibi proavakitf olaylara yönelmek suretiyle huzuru, ekonomiyi, sosyal hayatı etkilemek için hazırlıklar içinde olan çevrelere yönelik gerçekleştirildi.

Operasyonlarla, Türkiye’nin güvenlik birimlerinin etkinliğini, profesyonelliğini gösteren bir başarı temin edildi. Teröre karşı verilen mücadele bağlamında en etkin operasyonlardan biri gerçekleştirilmiştir ve Türkiye içinde kamu düzenini sarsmaya dönük faaliyetleri teşvik edenler, Türkiye’ye açık bir şekilde savaş ilan edenlerin bu anlamda onlara karşı caydırıcı gücümüz gösterilmiştir.”

O anda duyduğum öfkeyi ben bilirim

PKK eğer Çözüm Süreci bağlamındaki taahhütlerini yerine getirmiş olup silahlı unsurlarını çekseydi, bugün Türk savaş uçakları Kandil semalarında olmazdı. Bakın, o anda duyduğum öfkeyi ben bilirim, sabahın erken bir saatinde  İçişleri Bakanı aradı, iki polisimiz dedi ensesinden vurularak ölü bulundu, ama daha terör irtibatı tespit edilmedi. Acaba neden oldu falan diye tabi araştırdılar. Sonra, burada açıklıyorum ilk defa, öğle üzeriydi, biz tam güvenlik toplantısı yapacağız, PKK’nın kendi içindeki telsiz konuşmaları geldi. Birisi zaten sahip çıktı. Telsiz konuşmaları geçti elimize, şimdi o telsiz konuşmaları geçtikten sonra artık yapılması gereken yapıldı.

HDP silahlı gruplar 'ülkeden çıksın' desin 

Şimdi tekrar madem HDP diyalogla bu ülkeye barış getirilir, tekrar her şey konuşulabilir diyor, konuşsunlar, gitsinler kimle konuşurlarsa konuşsunlar, ister Kandil’le, ister orayla, çıkın bu ülkeden, silahlı gruplar buradan çıksın desinler. Ben 8 Haziran’a göre -bugün 25 Temmuz- çok daha rasyonel, daha iletişime ve diyaloga açık bir siyasi ortam olarak görüyorum. Bunun tek istisnası HDP’nin bu terör ilgili son dönemde takındığı tırmandırıcı dildir. Ama ümit ederim onlar da bütün bu yaşananlardan ders alırlar ve siyasetin ancak bir rasyonel müzakere yolu ve yöntemiyle yaşanabileceğini görürler silahla, şiddetle değil.

 

 

STAR

/
 // dadaş
sayın başbakanım meclisi biran önce vatan hainlerinden namussuz şerefsizlerden arıtmanız lazım.teroristin mecliste ne işi var ya...
27 Temmuz 2015 Pazartesi 15:49
1
 // 1
Başlıcaz hepinize HDP desin bilmem ne yapsın devlet sensin ya o teröristler çıkar meclisten dışarıda da temizlik yapın bunlar fısk toplulugudur fitne toplulugudur bunlar müşrik tir bunlar kafirdir bunlar haindir Gerekeni yapın Yoksa size bildirilmedi mi Allah in gazabı ne çetin dir diye.Yetki ve makam sizde...
27 Temmuz 2015 12:30
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler