YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Davutoğlu muhalefete sert çıktı
Davutoğlu muhalefete sert çıktı
06 Kasım 2012 22:46
Bakanlığının 2023 bütçesi görüşmelerine katılan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ''Ben Türkiye Cumhuriyeti devleti ve aziz milletin haddi diye bir şey tanımıyorum. Gücümüz artıkça iddiamız artacak'' dedi.

Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı'nın 2013 yılı bütçesinin görüşmelerinde milletvekillerinin eleştiri ve sorularına yanıt verdi.

Davutoğlu, CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk'ün, siyasete atılmadan önce bulunduğu görevlerde yazdığı bütün telgrafları bizzat Bakan olarak okuduğunu, bu telgraflarda yürütülmekte olan dış politikanın yanlış olduğuna dair bir tek cümle yer almadığını kaydetti.

Davutoğlu, ''Bu kadar birlikte çalıştığımız bir arkadaş 'bütün dış politika paradigması çökmüştür' derse, o zaman benim güvenim sarsılır, yürüttüğümüz siyaset anlamında güvenim sarsılır'' diye konuştu.

''Halep ile Gaziantep'i, Musul ile Diyarbakır'ı kim ayırdı?'' diye soran Davutoğlu, ''Şu anda biz bütün bu sınırlara saygı duyacağız'' ifadesini kullandı.

Davutoğlu, kendisi veya Başbakan'ın ağızından ''Suriye'de Sünni Araplar eziliyor'' gibi bir ifade duymamışsınızdır'' dedi.

Suriye ile ilgili ortada 30 bin insanın cesedi, 50 bine yakın kayıp, 500 bin mülteci olduğunu belirten Davutoğlu, konuya ilişkin şunları söyledi:

''Dün Suriye'den gelen ve son derece güvenilir bir yetkiliyi dinledim. Gözleri yaşararak ''Sayın Bakanım hava bombardımanında çocuğunu kaybetmiş bir baba dışarıya çıkıp çocuğunu gömemediği için kokmasın diye çocuğunu buzdolabına koymuş. Ben bunu bizzat gördüm' dedi. Bu, nasıl bir zulümdür. Geçmişte Suriye'ye dostane tavsiyede bulunduk ama bir şey empoze etmedik. Ancak ne zaman ki bir halka yüklenilmişse işte o zaman değişir.

'Orada ne olursa olun ilgilenmeyin...' Bak, o olmaz işte. İnsan olarak yapamayız. Bunu ülkenin, bölgenin geleceği için yapamayız. Nasıl Bosna'da sniperler ile mücadele etti günün hükümeti, takdirle anıyorum, biz de bugün belli bir tutum içine girmek durumundayız.

İnsani boyut olarak Suriye'deki kardeşlerimize hiçbir ayrım gözetmeden, etnik ve mezhebi ayrım gözetmeden sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bu bizim devlete kültürümüzün bir gereği.

Suriye'de geçiş sürecinin barışçıl ve sağlıklı şekilde bir an önce tamamlanmasını ve bu yolla Suriye'nin güçlü ve istikrarlı bir komşu olarak uluslararası camiaya dönmesini istiyoruz.''

-''Çak'' fotoğrafı-

''Haddimizi bilelim'' denildiğini aktaran Davutoğlu, ''Ben Türkiye Cumhuriyeti devleti ve aziz milletin haddi diye bir şey tanımıyorum. Gücümüz artıkça iddiamız artacak'' değerlendirmesinde bulundu.

''Ben herkesle göz boyu konuşurum'' diyen Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton ile ''çak'' yaptıkları fotoğrafın da eleştirildiğini anımsattı. Davutoğlu, söz konusu fotoğrafa ilişkin şu bilgileri verdi:

''Katar'da Libya ile ilgili toplantıya torunum olduğu için geç kaldım. Orada bunu söyledim ve beni kutladılar. Sayın Clinton da kendi usulünce beni tebrik etti, o anda mutluluğu ifade etti. Bu kadar insani bir şey. Bizim dik durduğumuzu herkes iyi bilir. Bir gün resmi kayıtlar açıklandığında Sayın Başbakanımızın Obama ile bizlerin muhataplarımızla nasıl konuştuğunu herkes bilir. Ben sandalyeye çıkmam kimseyle konuşmak için. Rusya ile de ABD ile de ilişkimiz eşitler arası ilişkidir.''

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı Konutu'nun kirasıyla ilgili, ''Benim şu anda konut masrafım, bu konutun oturduğu alan ve genel masrafları, yurtdışındaki herhangi bir büyükelçiliğimizden çok daha azdır'' dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen, Dışişleri Bakanlığı'nın 2013 yılı bütçesi üzerinde söz alan milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Davutoğlu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in planlanan Türkiye ziyaretine ilişkin, bu ziyaretin ilk olarak ekim ayı içerisinde tarihi belirlenmemiş şekilde konuşulduğunu söyledi.

Rusya'nın daha sonra ziyaretin aralık ayına ertelenmesi talebinde bulunduğunu ifade eden Davutoğlu, Putin'in sadece Türkiye değil, Hindistan, Pakistan ve Bulgaristan ziyaretleri ile Bağımsız Devletler Topluluğu zirvesinin de ertelendiğini vurguladı.

Bunun sadece Türkiye ile ilgili bir durum olmadığına işaret eden Davutoğlu, geçen yıl Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün rahatsızlığı dolayısıyla onlarca gezinin ertelendiğini anımsattı. Davutoğlu, ''Bundan Türkiye ile Rusya arasında büyük bir kriz varmış, sonucunu çıkarmak doğru değil'' diye konuştu.

-Azerbaycan ile ilişkiler-

Türkiye'nin son dönemlerde enerji alanındaki en stratejik adımlarından birinin Azerbaycan ile TANAP projesi olduğunu ifade eden Davutoğlu, ''TANAP'la bir anlamda Türkiye'nin coğrafyasıyla Azerbaycan'ın kaynakları birleşti ve birlikte pazarlık gücümüzü belli bir yere çektik'' dedi.

Türkiye-Azerbaycan arasındaki ticaret hacminin son beş yılda beş kat arttığına değinen Davutoğlu, Azerbaycan'da en büyük yatırımcı ülkenin Türkiye olduğunu, Türkiye'deki Azerbaycan yatırımlarının da yüzde 80 arttığını belirtti.

Davutoğlu, ''Bu kadar yoğun ilişki yaşadığımız Azerbaycan'la ki iki ay içerisinde ben Azerbaycan'a üç kere gittim, bir kriz varmış havasının yayılması doğru değil'' dedi.

-Kıbrıs-

Diğer konulara biraz fazla ağırlık verdikleri için Kıbrıs konusunun üzerinde duramadıkları yönünde özeleştiride bulunan Davutoğlu, Kıbrıs davasının her aşamasında, Türkiye'nin menfaatleriyle Kıbrıs'taki soydaşların hukuklarını korumak adına her türlü tedbiri aldıklarını ifade etti. Davutoğlu, şöyle devam etti:

''Öylesine stratejik bir adım atıyoruz ki bu da hayaldi daha önce, Türkiye'den Manavgat suyunu Kıbrıs'a taşıyacağız. Fiilen Kıbrıs'la Türkiye'nin bir hatla birleşmesi. Elektriği de vereceğiz. Şunu göstereceğiz, 'Kıbrıs Adası'nın jeopolitik, jeoekonomik bağlantısı doğal olarak Anadolu Yarımadası'yladır. Eğer barış istenirse bu herkesin menfaatinedir.' Doğu Akdeniz'de Mısır'la yürüttüğümüz ilişkiler, Doğu Akdeniz'deki dengeleri yeni bir zemine oturtma yönünde ilerliyor.''

Davutoğlu, geçen ay, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı zirvesinde de KKTC'nin, ''Kıbrıs Türk Devleti'' adıyla gözlemci üye olduğunu, KKTC'nin değişik yerlerdeki temsilcilik sayısının da 19'a çıktığını bildirdi.

-Irak'la ilişkiler-

Irak konusunda ise Türkiye'nin bu ülkedeki hiçbir bölge, etnik ve mezhebi grupla özel ve tercih edilmiş bir ilişki biçimi olmadığını ifade eden Davutoğlu, şu anda Irak'taki en fazla taahhüt işi alan ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.

Davutoğlu, ''Sayın Maliki ile görüş ayrılıklarımız oldu. Başka ülkelerle olduğu gibi. ABD ile de görüş ayrılıklarımız oldu. Sayın Maliki ile görüş ayrılıklarımızın arkasında Türkiye'nin herhangi bir mezhepçi gündemi söz konusu değil. Esas itibarıyla Irak içerisindeki demokratik süreçlerin işletilmesi bağlamında duyduğumuz kaygılarla ilgili farklı düşüncelerdir'' diye konuştu.

Ekonomik göstergeler bağlamında Türkiye'nin ihracatında artış, ithalatında azalma olduğuna işaret eden Davutoğlu, Türkiye'nin dünya ihracatındaki payında da artış olduğunu vurguladı. Davutoğlu, bütün bunları belli dengeler içinde yürütmeye çalıştıklarını belirtti.

Balkanlar konusunda ise Davutoğlu, bu bölgedeki gayrimenkul ve vakıflarla ilgili Bulgaristan'la görüşmeler yaptıklarını da ifade etti.

-Libya ile ilişkiler-

Libya'ya geçen yıl ramazan ayında 100 milyon dolar hibe ve 200 milyon dolar kredi gönderildiğini belirten Davutoğlu, bunların hepsinin geri ödemesinin yapıldığını aktardı.

Libya'daki Türk inşaat sektörünün alacakları için de çalışıldığına değinen Davutoğlu, bu ülkedeki düzensiz milislerin polis teşkilatına alınması üzerinde de Libya Hükümeti'nin talebi üzerine çalışma yaptıklarını söyledi.

-Dışişleri Konutu'nun kirası-

Dışişleri Konutu'nun kirası konusunda ise Davutoğlu, bu konunun sürekli gündeme gelmesinin kendisini son derece üzdüğünü söyledi.

Konuyla ilgili eleştirilerin tekrarlanmasının devlet geleneğini de rencide ettiğine dikkati çeken Davutoğlu, şöyle konuştu:

''Bu, benim şahsi konutum değil. Bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin resmi konutu. Beni özel hayatımdan tanıyanlar da bilir. Bakanlık başdanışmanlık dönemimde de herhangi bir lükste, şatafatta, özel bir tatilde beni görmüş olan varsa, buyrun söylesin.

Ben Dışişleri Bakanlığı görevini aldığımda, bakanlık yetkililerimiz dediler ki, 'Devlet toplantılarının mahremiyeti itibarıyla ve gelecek misafirleri ağırlama açısından zaruret dolayısıyla Sayın Bakanım, bir konut tutmak zorundayız.'

Çünkü o geçiş döneminde Sayın Cumhurbaşkanımızın Çankaya Köşkü'ndeki statik bozukluk dolayısıyla konutu terk edememesi nedeniyle birçok resmi toplantı otellerde yapılmak zorunda kalınıyordu. Onun üzerine ben şunu teklif ettim. 'Bir konut olsun ama ben başka bir yerde kalayım.' O zaman da gerek güvenlik birimlerimiz, gerekse arkadaşlarımız, 'Bu, ek bir masraftan başka bir şey getirmez. Sizin kalacağınız konutta aynı tedbirleri almak zorundayız. Aynı harcamayı yapmak zorunda kalırız, etrafın düzeni itibarıyla ve o bölgenin de düzenini bozmuş oluruz' dediler.''

Eşinin İstanbul'da halen doktorluk yaptığını, iki çocuğunun da Ankara'da okula gittiğini belirten Davutoğlu, son üç yıl içerisinde 283 yurt dışı ziyaretinde bulunduğunu anımsatarak, şunları söyledi:

''Benim kaç gün o konutta kaldığımı zannediyorsunuz. Konutta kaldığımda, işte arkadaşlarım, gece 01.00'de ben herkesi çağırırım, kriz yönetimi yaparım. O konutta da yüzlerce misafir ağırladım.

Biz 'Pembe İncili Kaftan' okuyarak büyümüş bir nesiliz. Ben şahsen tevazu gösterebilirim ama devletim adına tevazu gösteremem.''

Devlet adına mütevazılık yapılamayacağını belirten Davutoğlu, ''Benim şu anda konut masrafım, bu konutun oturduğu alan ve genel masrafları, yurt dışındaki herhangi bir büyükelçiliğimizden çok daha azdır'' dedi.

-''Bir damla su dahi devlet kesesinden harcanmıyor''-

Kendisinin konut istemediğini ancak Dışişleri Bakanlığı makamına konutun Türk geleneğinde bulunduğunu, uluslararası alanda da bu konunun böyle olduğunu belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

''Şunu da kayıtlara geçsin diye söylüyorum. Bu konutun yedi katlı olduğu söyleniyor, garajıyla vesairesiyle, bu konutun bir katında ailemle kalıyorum, bir de üzerinde yarım çatı katı, o yarım çatını da hiç kullanmadık. O katlara çıkan hiçbir ekmek, hiçbir su, bir damla su dahi devlet kesesinden harcanmıyor. Her birinin hesabı tutulur. Biz böyle büyüdük, böyle ahlakla büyüdük. Allah bu boğazdan bir lokma haram geçireceğine, bu canı alsın. O gün alsın, o an alsın. Bunların tekrar tekrar gündeme getirilmesi ve benim bunu açıklamak zorunda kalmam açıkçası çok üzüntü duyduğum bir şeydir. Ümit ederim tekrar açıklamak zorunda kalmam.''

Konuşmaların ardından Dışişleri Bakanlığı bütçesi, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda oylanarak

aa 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler