YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Davutoğlu: Çatı adayı denemesi bir Sisi denemesidir!
Başbakan Davutoğlu, "Düşünün bir yayın organı Cumhurbaşkanına hitaben, bana hitaben yazı yazıyor. Medya haber versin, medya eleştirsin ama medya yönetmeye kalkmasın" dedi.
Davutoğlu: Çatı adayı denemesi bir Sisi denemesidir!
20 Mayıs 2015 / 07:30 Güncelleme: 20 Mayıs 2015 / 08:55

Başbakan Ahmet Davutoğlu, A Haber ile ATV ortak yayınında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

"Genel seçimlerde 330 ve yukarısı bir milletvekili söz konusu olacak mı?" sorusuna Davutoğlu, "Tabii" yanıtını verdi. 

Davutoğlu, "Zaten onun için gayret ediyoruz çünkü şimdiye kadar zayıf hükümetler, iktidar olsa da az marjla iktidar olduğunda doğabilecek sıkıntılar olabilir, bundan kaçınmak lazım. Birileri buna da oynuyor ama esas olan mümkün olduğunca, sivil bir anayasayı yapabilecek güce ve orana ulaşmaktır. Bu konuda da gece gündüz çalışıyoruz ve buna da ulaşacağımızı düşünüyorum" diye konuştu.  

Mitinglerde söylediği "Darbemsi girişimler" sözü hatırlatılarak, "21. yüzyılda Türkiye'de hala artık darbe söz konusu mu?" diye sorulması üzerine de Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Darbemsi dememin sebebi şu; biz kapattık. Yani o defteri kapatan AK Parti'dir" ifadesini kullandı.

28 Şubat'ın bir darbe olduğunu ve "darbemsi" kategorisine girmeyeceğini vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ama 27 Nisan e-muhtırası, bir darbemsi faaliyettir, eğer biz dik durmasaydık, darbeye dönüşecekti. Yani bu küçük bir kıvılcım gibi karşısında irade görmedi mi yangına dönüşür. Mesela, 12 Eylül öncesinde ve sonrasında o dönemin Adalet Partisi, CHP'si bir olabilseydi o kıvılcımı söndürebilirlerdi. 28 Şubat'ta aynı şekilde eğer DYP dik durabilseydi o kıvılcım sönebilirdi. E-muhtıranın 27 Nisan'da farklı karşılandığı bir parti vardı. O parti bu anlamda, Sayın Cumhurbaşkanımızın, o zaman Başbakan olarak AK Parti Genel Başkanı olarak gösterdiği dirayetli tutum ve o dönemde Cumhurbaşkanı adayımız olan Sayın Abdullah Gül'ün dirayetli tutumu, bütün partinin arkasında durması ilk defa bir e-muhtıra, eğer tabiri caizse aynen postayla iade edildi. Bu Türkiye'de darbeler anlamında kırılma noktasıydı. Eğer orada zarf gösterilseydi, bu darbemsi eylem darbeye dönüşürdü. Yani Abdullah Gül Cumhurbaşkanı yaptırılmazdı ama oldu. Bu da şunu gösterdi; Türkiye'de artık bir kesimin isteği üzerine bir iktidar değişimi olmayacak."

Bu konuda hiçbir zaman rehavete kapılamayacaklarını dile getiren Davutoğlu, aynı veya farklı çevrelerin bu sefer de 17-25 Aralık'ta "dönemin başbakanı" diye iddianame hazırlayarak yine darbemsi bir teşebbüste bulunduğunu söyledi.

Bunun da darbeye dönüşmediğini vurgulayan Davutoğlu, "çünkü karşısında yine dirayetle durduk" ifadesini kullandı. 

Davutoğlu, "Şu anda böyle bir tehlike hissediyor musunuz?" sorusuna da "Türkiye'de bu tür çalışmalar yapmak isteyen her zaman çıkar. Türkiye çok önemli ve son derece belirleyici bir aktör artık. Türk siyasetini yönlendirmek isteyen çıkar ama başarılı olamaz. Neden? Bir; çünkü artık toplumda çok güçlü bir bilinç oluştu. İki; Türkiye'de demokrasi ve şeffaf seçim geleneği çok kuvvetli şekilde oturdu. Bir de üç; çok güçlü bir AK Parti teşkilatı var" cevabını verdi. 

"Darbe dönemleri artık kapanmıştır diyebiliyor musunuz?" sorusu üzerine de Davutoğlu, "Denemeler olabilir ama o denemeleri daha başlangıç aşamasında söndürecek kadar kuvvetli bir AK Parti var ve demokratik güçler var. Demokratik güçlerden kastım, bu tür darbelere karşı dirençle davranan güçlerdir. Bu anlamda ben teşebbüsler olabileceğini fakat o teşebbüslerin mutlaka akamete uğrayacağı kanaatindeyim" değerlendirmesini yaptı.

"Türkiye'de bir Sisi aranıyor"

Yurtdışında bazı merkezlerde paralel yayın organlarının estirdikleri havalara dikkati çeken Davutoğlu, Türkiye'de demokratik yolla yenemedikleri iktidarı değiştirme çabalarının her zaman denendiğini bildirdi.

Kendisinin, "Türkiye'de bir Sisi aranıyor" derken 2013'ü kastettiğini vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Çatı adayı denemesi bir Sisi denemesidir, açık söyleyeyim. Bunu Ekmeleddin Bey'in şahsiyeti ile alakalı olarak görmüyorum. Maniplatif olarak, AK Parti'nin özne olduğu bir Türkiye resmini değiştirmek. Kişileri kastederek söylemedim. Nihayet bakıyorsunuz 'acaba bir geçiş dönemi yapabilir miyiz?' Şimdi koalisyon tartışması da bu. Bir geçiş dönemi psikolojisi. Bunu değişik yollarla denediler. Hatta AK Parti içindeki ihtilafları, kendileri açısından ihtilaf olacağı varsayımıyla denediler. Hani Cumhurbaşkanlığı el değiştirdi, Başbakanlık el değiştirdi, 'bir geçiş dönemi mi yaşanacak.' Olmadığını görüyorlar, bu sefer geçiş dönemi gibi bir süreci, koalisyonlar mı olur, 'AK Parti zayıflatılabilir mi?' '300'ün altına çekilebilir mi?'

Bu yollarla kırılgan bir Türkiye yaratmak istiyorlar. Kırılgan bir siyasi yapı. Bize de en çok zarar verecek şey kırılgan bir siyasi yapı. Bütün bu kampanyalarda yoğun bir şekilde çalışmamızın sebebi, bu kırılganlığa yol açabilecek her türlü teşebbüsü akamete uğratmak ve bunu akamete uğratırız. Düşünün bir yayın organı Cumhurbaşkanına hitaben, bana hitaben yazı yazıyor. Hitaben bir çerçevede kendilerince ayar verme çabası. Türkiye'de artık medyanın yönettiği bir siyaset yok. Medya haber versin, medya eleştirsin ama medya yönetmeye kalkmasın."

"Şu anda yapılmaya çalışılan bu mudur?" denmesi üzerine ise Davutoğlu,  "Tabii" yanıtını verdi. 

Savcı Kiraz'ın şehit edilmesi

Kendisinin Başbakanlığı süresince hiçbir medya mensubuna müdahalesi olmadığını vurgulayan Davutoğlu, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın şehit edilmesini hatırlattı. 

"Bu olayın arka planı oraya kadar gider" diyen Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bir savcı şehit edilmiş. Şakağına silah dayanmış. Bu resimleri terör örgütü yaymak ister, sorumlu bir medya mensubu ne yapar? Bu terör örgütünün oyununa gelmez. Bunun oyununa gelindiği gibi internette o gece başsavcımız vefat ettikten sonra, ertesi gün cenaze olacağını bildiğimiz için bütün yayın organlarını arkadaşlara arattım. 'Bu resimleri yayınlamasınlar, bu ailenin duygularıyla oynanmasın. En azından cenazeye saygı gösterilsin' diye. Çünkü haber gelmişti, internet üzerinden bir basım olacağına dair. Bunu bir Başbakan olarak değil, her hangi bir denetleme mekanizması olarak değil. Bir insan olarak rica ettik. Ertesi gün bu medya organları, birinci sayfadan bu resmi yayınladılar. Yani beni isyana sevk eden bu."

Davutoğlu, "Aranızdaki tek sorun bu mu?" sorusuna ise "Bir şey gösteriyor burada" dedi.

Fotoğrafın bir tek yayın organında değişik yayın organlarında yayınlandığını hatırlatan Davutoğlu, bunun üzerine "Cenazeye saygı göstermeyenlerin cenazede bulunmasın" dediğini aktardı. 

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ertesi gün bana hitaben ağır bir yazıyla cevap vermeye kalktılar. Siz hem insani bütün duyguları ayaklar altına alacaksınız, hem de ülkenin başbakanına, bu hassasiyeti gösteren birine bu ağır şeylerde bulunacaksınız. Türkiye 90'ların Türkiye'si değil. Açık söylüyorum; basın özgürlüğü başımızın üstünde, ben de akademisyenim ben de köşe yazarlığı yaptım. 28 Şubat'ta yazılarıma müdahale edilmek istendiği zaman en sert tavırları gösterdim. Hiçbir köşe yazarının yazısına müdahale etmem ama bir şekilde gazeteler, basın yayın organları insan onurunu ayaklar altına alırlarsa karşılarında fikir söyleme hakkımız var. Onun üzerine bu yayın organlarına tavır gösterdim."

"Demirtaş, batıda liberal çevrelere şirin görünmek için barış dili kullanıyor"

Başsavcının şehit edilmesinin, sıradan bir olay olmadığını vurgulayan Davutoğlu, HDP İl Başkanlıklarına yapılan saldırıların herkesin tepkisini çektiğini söyledi. 

Davutoğlu, "Başsavcının şehit edilmesi bir terör örgütü tarafından, Allah aşkına o cenazede Kılıçdaroğlu, Bahçeli neredeydi? Neredeydi hani şimdi demokrasi oyununa çıkmış olan Demirtaş. Ne yaptılar. Hangi tavrı koydular. Başsavcıya yapılan saldırı aynen 2006'da yapılan Danıştay saldırısı gibiydi. Bu saldırı nasıl 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimini etkilemek ve bir kaos çıkarmak için ortaya çıktı, bu saldırı da 7 Haziran seçimlerini etkilemek için yapıldı" diye konuştu. 

6-7 Ekim olaylarının 7 Haziran seçimlerine dönük bir provokasyon olduğunu ifade eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Şimdi Demirtaş, batıda liberal çevrelere şirin görünmek için barış dili kullanıyor. Çıksın söylesin, 'PKK artık silahı bıraksın, Türkiye'de artık rahatlıkla siyaset yapıyoruz biz' desin. Dedi mi? Hayır. Çıksın söylesin" ifadelerini kullandı.  

 

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler