YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
CHP'de devrim olacak!
Kurultay’a giden CHP’nin iki numarası Nihat Matkap, Neşe Düzel’e konuştu: CHP’de devrim niteliğinde değişim olacak. Dönüp kendimize nerede hata yaptık diye sormalıyız
CHP'de devrim olacak!
20 Şubat 2012 / 10:51 Güncelleme: 20 Şubat 2012 / 10:43

CHP’de herkes, 33 ilde milletvekili çıkaramayışımızın nedenini, bugüne dek parti olarak ‘yeterli politika’ üretemeyişimize bağlamazsa, işin altından kalkamayız. 60 yıldır iktidar olamayan CHP, ben nerede hata yaptım demeli.

 

On yıl önceyle kıyaslayın. Türkiye daha muhafazakâr bir yapıda bugün. Ama bu kadar! Türkiye bundan öteye gidemez! Türkiye daha muhafazakârlaşamaz! Arap Baharı gösterdi. Türkiye’yi laiklikten artık kimse koparamaz.

 

Kürt sorununun çözümünden kaçarak iktidar olunmaz. Bu sorunu çözmeden Türkiye rahatlamaz. Araştırmada, halkın yüzde 67’sinin müzakereyi doğru bulduğu söyleniyor. Toplum, sorunun, barışçı yoldan müzakereyle çözümüne hazır.

 

***

 

NEDEN NİHAT MATKAP


“Kurultaylar partisi” olarak nitelenen CHP kendi rekorunu gene kendisi kırıyor. Tarihinde ilk kez iki gün üst üste iki ayrı kurultay yapıyor. CHP, bu pazar ve pazartesi günü peş peşe iki olağanüstü kurultay toplayacak. Tüzük değiştirecek. Ardından da yeni genel başkan ve yeni yönetimini seçeceği olağan kurultayını düzenleyecek. Sonuç olarak CHP iki olağanüstü bir olağan olmak üzere peş peşe üç kurultay yapmış olacak. CHP’nin içi niye birden karıştı? Niye muhalefet kurultay toplanmasını istedi? Neden Genel Başkan, parti içi muhalefet kurultay istedikten sonra ayrı bir kurultay istedi? Parti içi muhalefetin ve genel merkezin kurultay talepleri aynı nedenlere mi dayanıyor? Muhalefet Kemal Kılıçdaroğlu’nu devirmek mi istiyor? Kılıçdaroğlu’na karşı muhalefet yeni bir başkan adayı çıkarır mı? Baykal yeniden göreve talip olacak mı? Kılıçdaroğlu, parti içindeki görüş ayrılıklarının üstesinden nasıl gelmeyi düşünüyor? CHP’nin içindeki anlaşmazlıklar niye hiç durulmuyor? CHP neden ciddi bir iktidar adayı haline gelemiyor? AKP, kendi tabanını genişletmeyi başarırken, CHP neden aynı şeyi başaramıyor? CHP’nin içinde partinin değişmesine karşı çıkan tutucu bir anlayış çok mu güçlü? CHP, neden Ergenekon’un ve devlet bürokrasinin destekçisi bir parti görünümünden kurtulamıyor? CHP’nin Kürt meselesinin çözümü için yeni bir önerisi var mı? Uludere olayı ve KCK operasyonları konusunda tavrı ne? CHP, PPK’yla müzakerelerden yanı mı? Bütün bu konuları CHP’nin Örgütlenme Ve Örgüt Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap’la konuştuk. Yılların siyasetçisi Nihat Matkap, 1994-95’te SHP-DYP koalisyonunun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’ydı.

 

***

 

NEŞE DÜZEL: Neden yeni bir kurultay toplama ihtiyacı hissettiniz?


NİHAT MATKAP: Bu, bizden kaynaklanmadı. Partideki 362 delege arkadaşımız, tüzükten gelen haklarını kullandılar ve parti tüzüğünün dokuz maddesinde değişiklik istediler. Gerçi Merkez Yönetim Kurulu olarak bizim de tüzük değişikliği için bir kurultay toplama çalışmamız vardı ama...


Peki, o zaman niye siz, tüzük kurultayı toplamak için muhaliflerden önce harekete geçmediniz?


Bizim o arkadaşlarla tüzük konusunda aramızda sadece zamanlama ve yöntem konusunda bir fark var. Biz daha katılımcı bir anlayışla tüzük kurultayı yapmak istedik. Yeni tüzüğün önce ilçe ve il kongrelerinde tartışılmasını arzuladık. Tüzük kurultayını temmuz ayında yapmayı düşünüyorduk.


Muhalefet, neden şimdi bir kurultay toplanmasını istiyor
?


İç sorunların birikiminden kaynaklanan bir patlama bu. Son genel seçimde, CHP örgütlerinin kimi talepleri karşılanmadı. 12 Haziran genel seçimlerinin aday belirlemeleri sırasında yaşanan bu rahatsızlıklar ve sıkıntılar hâlâ devam ediyor. Bugün, CHP’nin birçok milletvekili, CHP’de uzun dönem siyaset yapmış olan arkadaşlarımız değil. Rahatsızlık oradan geliyor. Tartışmalar da zaten dönüp dönüp hep o noktaya gidiyor. Yoksa 362 delegenin imzasının tüzük değişikliği için toplanmasına hiç gerek yoktu. CHP’nin oyu ilk kez son genel seçimde yüzde 26,7’ye çıktı. Ayrıca ilk defa bütün sol ve sosyal demokratlar da CHP’de buluştu. Bu önemli bir başarı. Bunu görmezden gelemeyiz. CHP için gelişmeye açık bir durum var ortada.


Parti içi muhalefetin ve genel merkezin kurultay talepleri aynı nedenlere mi dayanıyor peki
?


Olağanüstü tüzük kurultayı için imza veren 362 delege, tüzüğün demokratikleştirilmesi adına dokuz maddelik bir değişiklik istiyorlar. Bu dokuz maddenin altısını biz de istiyoruz. Ama onların değiştirmeyi istediği bir madde var ki, biz bu maddenin değiştirilmesine karşıyız. Tüzüğün 9. maddesi bu. Normalde, tüzük değişikliği gibi nedenlerle, olağanüstü kurultay toplamak için kurultay delegelerin yüzde 20’sinin imzası yeterli oluyor. Ama bu olağanüstü kurultayın gündemine seçim eklenirse, o zaman olağanüstü kurultayı toplamak için delegelerin salt çoğunluğunun yani yüzde 51’inin imzası gerekiyor. 670 delegenin imzası demek bu. İşte tüzüğün 9. maddesi değiştirilerek, bu sayı 256’ya yani delegelerin yüzde 20’lik oranına düşürülmek isteniyor.


Eğer muhaliflerin gündemiyle pazartesi günü toplanacak olan kurultayda 9. madde değişikliği geçerse ne olur?


Pazartesi günü yeniden imza toplanır ve 256-300 delegenin imzası alındıktan sonra bu kez seçim gündemli yeni bir olağanüstü kurultay yapılır. Ama böyle bir ihtimal görünmüyor. Onlar, bu maddeyi değiştirerek parti meclisi ve genel başkanlık seçimlerini kolaylaştırmak istiyorlar. Çünkü bu durumda, hem genel başkanı hem de parti meclisini değiştirme şansı doğar ama... Ben örgütlerin nabzını tutuyorum. Genel başkan değişikliğinin bu kadar kolaylaştırılmasını il ve ilçe başkanları istemiyor.


Muhalefet Kemal Kılıçdaroğlu’nu devirmek mi istiyor
?


Parti içi iktidar arayışı bu... Yönetim arayışı bu. Ben dokuzuncu madde değişikliğinden bunu anlıyorum. Genel başkan ve parti meclisi değişiminin arayışı bu. Zaten 12 Haziran genel seçimlerinin hemen ertesi günü, gene 670 delegenin imzası aranmıştı. Gündemi genel başkan seçimi olan bir kurultay arayışına girilmişti. 670 imza bulunamadı. Daha sonra yeni atanan illerin yönetim kurullarının değişmesi için iller bazında imzalar arandı. Ankara hariç diğer illerde o imzalar da bulunamadı. Anlayacağınız 12 hazirandan bu yana, Kılıçdaroğlu’na olan bu muhalefet seri bir biçimde devam ediyor. Ama artık bu son hamle! Çünkü CHP zaten iki yılda bir yapmak zorunda olduğu seçimli olağan kurultay sürecine girdi.


Parti içi muhalefetin, Kılıçdaroğlu’nu devirmek için son hamlesi mi bu?


Öyle diyebilirsiniz.


Peki, genel merkez ayrı bir tüzük kurultayı için başvurmasaydı da, muhalefetin istediği tarihte tek bir tüzük kurultayı yapılsaydı ne olacaktı
?


Kurultayın gündemi, “kurultayın yapılmasını isteyenlerce belirlenir” diye bir hüküm var mevcut tüzükte. Dolayısıyla pazartesi günü yapılacak olan kurultayın gündemine genel başkan veya biz tek bir madde bile ekleyemiyoruz. Dolayısıyla sadece o kurultay yapılsaydı, tüzüğün demokratikleşmesi eksik kalacaktı. Oysa pazar günü bizim yapacağımız kurultayda tüzükteki bütün bu kısıtlamalar kalkıyor. Yani 2003 tüzüğü tamamen değişiyor. Genel başkanın, merkez yönetim kurulunun ve parti meclisinin tercihleriyle milletvekili atanması da ciddi olarak sınırlanıyor. Bundan böyle genel başkan ve parti meclisi milletvekili adaylarının sadece yüzde 20’sini atayacak. Artık milletvekili adaylarının yüzde 80’ini, delegeler ya da parti üyeleri seçecek. Mevcut tüzükte durum tam tersi.


Sizce CHP’nin içindeki anlaşmazlıklar neden hiç durulmuyor
?


Parti içi iktidar arayışından kaynaklanıyor bu. Parti içi iktidar, parti dışı iktidardan daha önemli görülüyor. Fakat insanlar yoruldular. Toplum da yoruldu.


CHP’liler mi yoruldu?


Tabii... Bu kavgalardan yoruldular. Onu hissediyorum. Türkiye’de iki kulvar var. Sağ kulvar, sol kulvar. AKP, Türkiye’nin bozulan siyasi sağlığını bir türlü düzeltemiyor. Sol kulvardaki bütün arayışlar, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığıyla birlikte durdu ve CHP çatısı altında buluşuldu. CHP’yi doğru yönetirsek yani CHP’de herkese eşit siyaset yapma hakkını tanırsak, CHP durulur. Belediye başkanı adaylarının, belediye meclisi ve il genel meclisi üyelerinin seçimini aktif partililere, delegelere bırakırsınız, insanlar sorumluluk alırlar. Bizim hedefimiz, CHP’yi çağdaş, sosyal demokrat bir çizgiye getirmek. Son genel seçimlerde, projeleri konuşulan bir CHP vardı. Bedelli askerlik ve eski emeklilerin intibak yasası hep CHP’nin yasalarıydı. CHP iktidar olamazsa da, iktidara yön vermeli. Biz yavaş yavaş o noktaya doğru gidiyoruz.


Peki, parti içi huzursuzluğun bir türlü yatışmaması, CHP’nin ciddi bir iktidar adayı haline gelememesiyle bağlantılı olabilir mi
?


Zaten iç tartışmasını bitiren bir CHP iktidar olur. CHP’nin iktidar olamayışının nedenlerden biri, iç tartışmalarını bitirememesi, bütünlüğünü sağlayamamasıdır. CHP, iktidar olursa, bu iç tartışmalar önemli ölçüde azılır. Ama CHP’nin iktidar olabilmesi için de bu iç tartışmaları bitirmek gerekiyor. Bu ikisi birbirine bağlı şeyler. Eğer son genel seçimde yüzde 40 oy alınsaydı, bugün bir olağanüstü kurultay arayışına, genel başkan değiştirme arayışına girilir miydi?


Neden ciddi bir iktidar adayı haline gelemiyorsunuz
?


Hem kendi iç işleyişimizden hem de dış etkenlerden kaynaklanan sorunlarımız var. Türkiye’nin siyasal sağlığı bozuk! Biz bundan da etkilendik. Türkiye’nin hali olağan değil. Cumhuriyet’i kuran parti, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde eğer 33 ilde milletvekili çıkaramıyorsa, bir olağan dışılık var demektir bu ülkede. Bugün Türkiye’nin doğusunun ve batısının ana muhalefet partisi farklı. Türkiye’nin sağlığını bozan en büyük etken de Kürt sorunu.


Otuz üç ilde halk CHP’ye oy vermedi diye Türkiye’de olağanüstü bir hâl var denebilir mi? Aslında CHP’de olağanüstü bir hâl var demek değil midir bu?


Otuz üç ilde milletvekili çıkaramaması, CHP’nin iyi yönetilmemesinden kaynaklanıyor tabii. Oy vermeyen haksız olmaz ki! Oy alamayan haksızdır! Türkiye’nin hâli olağandışı derken, Kürt sorunu bütün siyasi dengeleri altüst ediyor anlamında söylüyorum ben bunu. Türkiye’de siyasal sistemin sağlığı gerçekten iyi değil. Ben bu sorunu çözerim diye iktidara gelen AKP, on yıldır bu sorunu tedavi edemedi. AKP ile ilgili demokrasi beklentileri boşa çıktı.


CHP Anayasa değişikliğine bile referandumda hayır oyu verdi. Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olmasına CHP destek oldu mu?


AKP’nin niyeti, özgürlükleri ve demokrasiyi geliştirmek değildi. Hiçbir zaman samimi olmadılar.


CHP, neden ciddi bir iktidar adayı haline gelemiyor diye sormuştum.


İç işleyişimizden, tüzüğümüzden ve partiyi yönetme anlayışından kaynaklanan aksamalarımız var. Bunları gidermek için seçimlerden bu yana çok ciddi çaba gösteriyoruz. İktidar olamıyorsak, bu tamamen bizim siyasetimizin eksikliğinden kaynaklanıyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan politikaları üretememişiz ve dünyadaki gelişmelere ayak uyduramamışız demek ki.


AKP, kendi tabanını genişletmeyi başardı. CHP aynı şeyi neden başaramıyor?


Türkiye’nin en köklü partisi eğer 33 ilde milletvekili çıkaramıyorsa ve 60 yıldır da iktidar olamamışsa, dönüp kendisine nerede hata yaptım diye sormalı. Tabanı genişletememek bizim kusurumuz ve biz, tabanı genişletmeye talibiz. Eğer örgütümüzü doğru çalıştırabilseydik, sonuç farklı olurdu. Dünyada sol partiler, üye, örgüt, kadro ve program partileridir. Biz gücümüzü liderimizden almayız. Ama son yıllarda biz bu anlayıştan koptuk.


Deniz Baykal’la geçen 18 yılı hatırlarsak... CHP hep lider partisi olmadı mı?


Bu yaklaşım doğru yaklaşım değildi ki, CHP başarıyı yakalayamadı. Türkiye’de iki parti kaldı. Bir tarafta dokuz yıllık AKP. Diğer tarafta 90 yıllık CHP. Biz, aslında çok güçlü olan kadrolarımızı doğru çalıştıramadık. Geçmişte, örgütlerimizi önemsemedik. Onlar da kenara çekildiler. “Sen bana yetki vermiyorsan, ben niye sorumluluk alayım?” dediler. Şimdi biz, “önümüzdeki yerel seçimlerde adayını sen kendin belirle, diyeceğiz” onlara. Örgütler yetki alınca, sorumluluk da almış olacaklar. Çok önemli bir şey bu! Gerçek bir değişim bu! CHP’de devrim niteliğinde bir değişim olacak.


CHP’nin içinde partinin değişmesine karşı çıkan tutucu bir anlayış çok mu güçlü
?


CHP’nin Meclis grubu ve merkez yönetim kurulu ağırlıklı olarak değişimden yana. “Dünyadaki gelişmelerin önünde olmalıyız” diyen anlayış şu anda CHP’de daha önde.


Bugünkü politikalarınız tabanınızı ve desteğinizi genişletmiyor. Bundan nasıl bir sonuç çıkartıyorsunuz
?


Kendi dışımızda da bazı olumsuzluklar var. Mesela medyanın desteği dengeli değil. Ulusal televizyonların ve gazetelerin yüzde 90’ının üzerinde baskı var. Eskiden TÜSİAD hükümet değiştirecek kadar güçlüydü. Şimdi iş dünyası sindirilmiş durumda. Üniversiteler, rektörler, Uludere faciasıyla ilgili tek bir eleştiri seslendirmediler. Bu ülkeye olağanüstü hâli sadece asker getirmez. Türkiye’deki bu olağanüstü hâlin dağılması lazım. Bütün bunlar, bizim iktidarımızın önündeki engeller.


CHP, neden demokrasinin gelişmesini, sivil iradenin güçlenmesini talep eden bir parti olarak değil de, Ergenekon’un ve devlet bürokrasinin destekçisi bir parti görünümünden kurtulamıyor bir türlü?

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler