YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
CHP Lideri Külliye'ye neden gittiğini açıkladı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daveti üzerine Cumhurbaşkanlığı Külliyesİ'ne neden gittiği sorusuna, olağanüstü durumdan ötürü gittiği yanıtını verdi.
CHP Lideri Külliye'ye neden gittiğini açıkladı
28 Temmuz 2016 / 12:08 Güncelleme: 28 Temmuz 2016 / 15:56

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında gündeme dair açıklamalarda bulunuyor.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle;

Darbeyle ilişkisi olanların ihraç edilmesinden daha doğru bir şey olamaz. Bunların Silahlı Kuvvetler'den ilişkisinin kesilmesi doğaldır. Burada dikkatli davranılması gerekiyor, kurunun yanında yaş da yanmaması için.

Liderler zirvesinde de dile getirdim. darbe sonrası hükümetin bazı önlemler alması normal. Fakat önlemler alınırken cadı avı, sürek avı başlatılmaması gerekiyor. Çünkü bürokrasinin şöyle bir özelliği var, belli bir olaydan sonra bir ihbar furyası başlar. Herkes beğenmediği kişiyi suçlar. Bunlara dikkatle bakmak ve ona göre önlemleri almak gerekiyor. Bunu ifade ettim. Zaten hepsi de bunu kabul ediyor, doğrusu da bu.

"HÜKÜMET DOĞAL OLARAK DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI HUKUKU ÇALIŞTIRACAKTIR"

Son kanun hükmündeki kararnamede savcı ve polise özel yetki verilmesi, sözleşmeli öğretmen düzenlemesi ve terör örgütüyle ilişkisi bulunan gazete ve dergilerin kapatılması önlemleri konusunda... Hükümet doğal olarak yapılan bir darbe girişimine karşı hukuku çalıştıracaktır.
Parlamentoda OHAL ilan edildi. Bunun gerekleri olarak da Bakanlar Kurulu KHK'lar çıkararak gerekli önlemleri alıyor.

Benim söylediğim şuydu: Bir hükümet, bir darbe girişimine karşı soruşturma yapacaksa, yargılama yapılacaksa hukukun üstünlüğü çerçevesinde yapılması lazım. Baskı gibi, işkence gibi, kötü muamele gibi olayların olmaması lazım. Eğer bunlar olursa, o zaman iktidarın ya da Türkiye Cumhuriyeti'nin saygınlığına gölge düşmüş olur. Anayasanın temel ilkelerinden biri Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik sosyal hukuk devletidir diyor.

Bu nedenle savcılara yetki verilebilir, ki verildi. Bürokraside herkes kendisini güçlü kılmak için her türlü yetkiyi talep edebilir. bu bürokrasinin hastalığıdır. Oysa siyasi iktidarın yetkileri dağıtırken belli bir dengeyi gözetmesi lazım. Artık yetkilendirdiği kişilerin hukuk devletinin ilkelerini yerine getireceğinden emin olması lazım.

Yoksa ben savcıyım, artık yetkiyi de aldım, istediğimi asarım, keserim dememeleri lazım.
Artık savcıların bu süre içinden hukukun gereğine göre hareket etmeleri gerekiyor. Eğer yanlış çalıştırırlarsa, kamuoyunda kuşkular doğuran izlenimler doğururlarsa, yaptıkları tutuklamalarla kamuoyunun gözünde soru işareti oluştururlarsa bu Türkiye Cumhuriyeti'nin darbeyle mücadelesine gölge düşürür.

Bu kural sadece bizim için geçerli değil, bizi merakla izleyen dünya için de geçerli. Hepsi şu anda Türkiye'de yapılan darbe girişimini kınıyor. O konuda hiçbir tereddüt yok. Artı buna karşı alınan önlemler konusunda kuşkularını dile getirip, dikkatli olma çağrısı yapıyorlar. Bu bizim Taksim Manifestosu'nun da 10. maddesiydi.

Devlet dediğiniz kurum kin ve öfkeyle yönetilmez, hukuk içinde yönetilmesi lazım. Kin ve öfkeyle devlet denilen kurumu yıpratmış olursunuz. Liyakat, o işin ehli o işin başında olmalı.

"DEVLET LİYAKATIN ÖNEMİNİ ANLADI"

(Devlet darbe girişimiyle liyakatın önemini mi anladı sorusu üzerine) Devlet pek çok şeyi anladı. Siyasi partilerin bu darbe sonrası bir özeleştiri yapmaları gerektiğini söylemiştim. Ülke bu hale niye ve nasıl geldi. Bu özeleştiriyi yapabilirsek en azından birbirimizi daha iyi anlamış oluduz. Türkiye öyle bir atmosfere sürüklenmişti ki, iktidarın her dediğinin doğru, muhalefetin her dediğinin yanlış olduğu şeklinde bir algı geniş kitlelere pompalanmıştı. Bizim her dediğimiz doğru olmayabilir ama iktidarın her dediği de yanlış olmayabilir. Dolayısıyla birbirimizi dinlemeliyiz. Demokrasinin bir uzlaşma kültürü olduğunu unuttuk aslında.

Darbeciler dayatır, demokrasilerde insanlar oturur görüşler beyan edilir. Bir noktada uzlaşılır. Biz bu süre içinde uzlaşmayı unuttuk. benim dediğim doğrudur, benim parlamentoda çoğunluğum var, her şeyi istediğim gibi yaparım. Bu bizi farklı bir noktaya taşıdı. Bunun doğru olmadığını artık kabul ediyoruz. Bir masanın etrafında oturup neyi nasıl yanlış yaptık bunu konuşuyoruz. Bunu inanarak yapmamız lazım. Bu tablo hepimize bir şeyler yapmalı. CHP hep suçlanır; CHP dine karşıdır diye. Hayatımızın hiçbir döneminde bir inanca karşı olmadık, olmamamız da gerekir. Devlet dediğimiz kurum liyakat üzerinde yükselir. Bir kişi eğer bir cemaattense ve o yüzden devlette yükseliyorsa liyakat bozulur.

Oysa devlete girmenin ve yükselmenin kuralı vardır, o da bilgidir, birikimdir, deneyimdir. Memur olarak girerken bile sınava girersiniz. Ama siyasete girerken bir sınav yoktur.

SINAV SORULARININ FETÖ TARAFINDAN ÇALINMASI

(Sınav sorularının çalındığını öğrenmek sizde nasıl bir etki yarattı sorusu üzerine) Biliyorduk aslında, defalarca dile getirdik. Milletvekili arkadaşlarımı görevlendirdim, gidin bakın, bu sınav sorularını kim çaldı nasıl çaldı diye. Bu dosyalarının büyük kısmı maalesef kapatıldı. Şimdi sınav sorularının çalındığı söyleniyor. ne zamandan beri? Harp Okulları'nda 1980'den beri.
Ş

imdi düşünün, sınava giriyorsunuz, olağanüstü emek harcıyorsunuz, dershanelere para veriyorsunuz, anneler babalar boğazlarından kesiyorlar. Sonra sınav soruları çalınıp belli bir gruba dağıtılıyor. Yıllarını veren alın teri dökenler sınavın dışında kalıyor. Bunlar doğru değil. Diyorum ya bir özeleştiri yapmamız lazım. Doğru değil ama bunların da üzerine gitmemiz lazım. Bunların mutlaka hesabının sorulması lazım.

ADALET BAKANI BOZDAĞ'IN 'BİZ ZAMANINDA MUHALEFETİ DİNLEMEDİK, SONRA DA MUHALEFET BİZİ DİNLEMEDİ' SÖZLERİ ÜZERİNE...

Sayın Meclis Başkanı'nı kutlamak gerekir, hem bu süreçte parlamentoyu açık tutması hem de kendisiyle o gece iki kez görüştük, parlamentonun iradesinin darbeye karşı olduğunu ifade etmesi güzel bir şey.

4 siyasi partinin genel başkanlarını kendi makam odasına davet etti o gece. Genelkurmay Başkanı, Diyanet İşleri Başkanı, Yargıtay, Sayıştay ve Danışştay Başkanları da oradaydı.

Konu açıldı, biz bunları defalarca dile getirdik (Bekir Bozdağ'ın sözleriyle ilgili), siz Yargıtay'a 160 tane militan atadınız dedim diye bize yapmadığınız kalmadı. Bir dönem biz sizi dinlemedik, sonra da siz bizi dinlemediniz diye espriyle karışık söyledi. Doğrudur. 

Dün Hayati Bey'in parlamentoda yaptığı konuşma da güzel bir konuşma. Hem iktidar hem de muhalefet partileri tarafından Sayın Yazıcı'nın konuşması alkışlandı. Demekki uzlaşma kültürün demokrasinin vazgeçilmez koşulu olduğu anlaşıldı. bu güzel bir şey. Fakat normalleşen bir Türkiye'de de bunun geçerli olması lazım.

BEŞTEPE'YE NEDEN GİTTİ?

("Gitmem" dediği Beştepe'de zirveye katılması) Darbe sonrası yaşananlar malum. Ertesi gün Ankara'ya döndüm, o gece saat 17:00 civarında parlamentoda toplantı vardı. 4 siyasi parti darbe karşısında bir konuşma yaptı. Ben de konuşma yaptım. Ertesi gün Sayın Cumhurbaşkanı aradı. Darbeye karşı tavrımız dolayısıyla, televizyonlara darbe karşıtı açıklamalarım dolayısıyla demokrasiye sahip çıktığımız için teşekkür etti. Ben de kendisine teşekkür ettim.

Bu ilk konuşmamız telefondaki konuşma. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Özel Kalemi, benim özel kalemimi arayarak Sayın Cumhurbaşkanı'nın böyle bir daveti olduğunu benim katılmamın kendisinde memnuniyet yaratacağını ifade etmiş. Arkadaşlarımızla konuştuk. Daha önce "Olağanüstü bir durum olmadıkça gitmeyeceğim" demiştim. Ama olağanüstü bir durumdan geçtiğimizi artık hepimiz biliyoruz. Bir devlet krizi yaşadığımız da malum. Bu ortamda biz de çocuklar gibi "Hayır, ben geçmişte bunu demiştim, asla gitmeyeceğim" demedim. Ben o zaman da olağanüstü bir durum olursa elbette giderim demiştim. Gittik. 4 siyasi partinin liderinin de orada olmasını isterdim, onu da ifade ettim. Yapılan görüşmeler, hükümetin verdiği bilgiler, bizimg örüşlerimizin alınması, samimi olarak görüşlerimizi ifade ettik, notlar alındı. Bir ortak memnuniyetle toplantı sona erdi.

 

HABERTÜRK

kemaaalll
 // Mehmet
Lüzümsüz Adam...
28 Temmuz 2016 16:11
ülkenin kaderi bu 2
 // muammer
muhalefet dediğin iktidar olmak için cabalar ama bizde tam aksi dıışgüçlere yaranmak için mücadele var,sleyman demirelde ben çankayaya çıkmam diyordu ama oraya çöreklendi ve ülkeyi batırdı,klıçdaroğluda aynı ama allah bu ülke insanına zaval vermesin eğer biz klıçdaroğlu ile kalırsak vay halimize çünki bunların hesabında halk yok kendileri var...
28 Temmuz 2016 Perşembe 15:21
ülkenin kaderi bu
 // muammer
Önderimiz M.Kemal,in vefatından sonra bu ülke bir lider çakardı ama ülkesini seven muhalefet çıkaramadı,işte l971 ve 12 eylül araştırınsonra ABD nin çocukları,özal,ın ölümü ve l993-2003 sonrası malum ama ülke yerle br edilmiş ve 4 gazete sahibi ve tüsiata ülke teslim edildikden sonra toparlanma ama bunuda rahat bırakmamak için tüç haçlılar ittifak ettiler ve saldırdılar unutulmasınki ağlayanın malı gülene yaramaz allah tümünüzün belasını verecek inşallah,birgün olsun muhlefet lideri....
28 Temmuz 2016 Perşembe 15:16
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler