18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul15 °C
  • Ankara3 °C
  • İzmir13 °C
  • Konya9 °C
  • Adana15 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır10 °C
  • Bursa9 °C
  • Kayseri3 °C
  • Kocaeli5 °C
  • Şanlıurfa13 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel19 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'CHP Kürtçe kitapları yasakladı'
'CHP Kürtçe kitapları yasakladı'
20 Mayıs 2011 22:22
Başbakan Erdoğan seçim çalışmaları için Van'daydı. Elindeki belgelerle CHP'ye yüklenen Erdoğan CHP'nin ve İnönü'nün Kürtçe kitapları yasakladığını söyledi. Konuşmasında BDP'yi de es geçmeyen Erdoğan, "PKK üzerinden rant elde ediyorlar"dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisince Van'da düzenlenen mitingde halka hitap etti.

Vanlılara, ''Kardeşler arasında hesaplaşma olmaz, kardeşler arasında helalleşme olur'' diyen Başbakan Erdoğan, AK Parti olarak, bu ülkenin 74 milyon evladının birbiriyle kucaklaşmasını, birbiriyle helalleşmesini istediklerini söyledi.

Siyasetlerinin her zaman kucaklaşmanın, helalleşmenin üzerine bina edildiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

''Biz ayıranlardan, ayrıştıranlardan değil, kucaklaştıran, birleştirenlerden olduk. Mevlana'nın dediği gibi, bu dünyaya bölmeye, ayırmaya gelmedik, biz bölüneni birleştirmeye, kırılanı tamir etmeye geldik.

3 Kasım 2002'den bugüne kadar, samimiyetle kardeşliğin mücadelesi içinde olduk. Bu yola çıkarken kardeşlik dedik... Biz bu yola çıkarken 'gençler ölmesin' dedik... Biz bu yola çıkarken, samimiyetle, yürekten, 'anneler ağlamasın, babaların yürekleri dağlanmasın' dedik. Elimizi, bedenimizi, vücudumuzu, yüreğimizi taşın altına koyduk. 'Biz bu sorunu çözeceğiz' dedik. 'Kürt sorunu bizim sorunumuzdur, bu sorunu çözeceğiz' dedik. Bunu söylemekle kalmadık, yıllardır acı çektiğiniz, yıllardır anlatamadığınız, yıllardır sağır duvarlardan geri dönen meselelerinize el attık, onları çözdük.''

Elinde tuttuğu bazı belgeleri vatandaşa gösteren Başbakan Erdoğan, Van konuşmasının bu noktada çok önemli olduğunu belirtti.

Erdoğan, şöyle konuştu:

''Şimdi şurası son derece önemli... Bakın ben size burada bazı belgeler göstereceğim... Bu belgeler, tarihe ışık tutan belgeler. Bu belgeler, bu ülkede on yıllar boyunca yaşanan zulmün, baskının, sindirmenin belgeleri. Bu belgeler, Türkiye'de 2002 yılına kadar sürdürülen inkar politikalarının belgeleri.

Belge 1:

Bu Bakanlar Kurulu kararnamesi, diyor ki; Bağdat'ta, Necah Basımevi'nde Kürtçe olarak bastırılmış olan kitabın dağıtılmasının ve yurda sokulmasının yasaklanması ve mevcutlarının toplattırılması kararlaştırılmıştır. İmza kim biliyor musunuz? İmza, Reisicumhur İsmet İnönü ve CHP'li bakanlar kurulu. CHP'li bakanların imzası var. Tarih: 4 Ekim 1944... Tabii Sayın Kılıçdaroğlu tabii bunları öğrendi ki yeni bir şey söylüyor. Ne diyor? 'Biz yeni CHP'yiz' diyor ama yeri geldiğinde de 'Biz Türkiye'nin en eski partisiyiz' diyor...

Belge 2:

Suriye'de yapılıp yurdumuza sokulan 1763 ve 1764 sayılı Kürtçe plağın yurdumuza sokulmasının ve dağıtılmasının yasaklanması, mevcutlarının toplattırılması kararlaştırılmıştır. 28 Ekim 1944... İmza: Reisicumhur İsmet İnönü ve CHP'li Bakanlar Kurulu.

Belge 3:

Hoybuncu Kürtlerinden Haço oğlu Süleyman Haço tarafından yazılarak 1948 yılında Halep'te bastırılan 'Modern Kürt edebiyatından parçalar' adlı kitabın yurda sokulmasının yasak edilmesi ve elde edileceklerin toplattırılması kararlaştırılmıştır. 25 Kasım 1949. İmza: İsmet İnönü. Altta CHP'li bakanlar kurulu üyeleri...

Belge 4:

Kürt Fukara Hayır Cemiyeti tarafından 1932 yılında El Cezire'de bastırılan Kürt Fukara Hayır Cemiyeti Nizamnamesi adlı kitabın yurda sokulmasının yasak edilmesi ve elde edileceklerinin toplattırılması kararlaştırılmıştır. 25 Kasım 1949. İmza: İsmet İnönü... Altta CHP'li bakanlar.

Şimdi geliyorum en önemli belgeye... Belge 5:

Ahmet Hani tarafından yazılan ve İstanbul'da Necmi İstikbal Matbaası'nda basılan Memo Zin adlı kitabın yasak edilmesi ve elde edileceklerinin toplattırılması kararlaştırılmıştır. 13 Nisan 1950. İmza: Reisicumhur İsmet İnönü...

Ah benim Vanlı kardeşim... Biz çok acı yaşadık... Biz bu acıları beraber yaşadık... Sen burada, Van'da hangi acıyı yaşadıysan ben İstanbul'da aynı acıyı yaşadım.''

Bu belgelerin, sadece tarihi aydınlatan belgeler olmadığını, aynı zamanda yaşanan dramın, yaşanan acının belgeleri olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Bu belgeler, bizim dönemimize kadar devam eden inkar politikalarının belgeleri'' dedi.

'KÜRTÇE KASETLER TANDIRLARA SAKLANIYORDU'

Başbakan Erdoğan, Mem-u Zin kitabını göstererek, kitabın üzerindeki baskıyı okudu ve sözlerini şöyle sürdürdü:

''İşte fark bu... İşte samimiyet bu... İşte gönülden konuşmak, paylaşmak, kucaklaşmak bu. İşte helalleşmek bu...

1940'larda konan yasakların, işte bugüne kadar ne ocaklar söndürdüğünü, ne acılar yaşattığını ben biliyorum.

Bahçesaray'da, genç kızların, Kürtçe kasetlerini tandırlara sakladıklarını biliyorum. Hapishane koridorlarında, anaların kendi yavrularıyla kendi dillerinde konuşamadıklarını biliyorum. Peki şimdi anneler kendi yavrularıyla kendi dillerinde konuşabiliyor mu? Bunu biz açtık.

Şu Vanlı anaların, şu benim Kürt analarımın, kendi dillerinde ağlayamadıklarını, ağıt yakamadıklarını biliyorum.

Bahçesaray'ın Köşk, yani Kasır köyünden Van'a gelene kadar, her köşe başında nasıl arandıklarını da biliyorum. Şimdi öyle bir şey var mı?

Ne diyor Ahmed Arif? Vurulmuşum... Dağların kuytuluk bir boğazında vakitlerden bir sabah namazında. Yatarım... Kanlı... Upuzun... Vurulmuşum. Düşüm gecelerden kara. Bir hayra yoranım çıkmaz. Canım alırlar ecelsiz sığdıramam kitaplara, şifre buyurmuş bir paşa... Vurulmuşum hiç sorgusuz sualsiz...

Ah Vanlı kardeşim... Bu toprakların dili olsa da bir konuşsa...

Şu hapishanelerin dili olsa da 12 Eylül zulmünü bir anlatsa...

Vanlı genç kardeşim, şimdi Mem-u Zin'i okuyabiliyor musun? Vanlı hanım kardeşim... Şimdi Şivan Perver'i dilediğin gibi dinleyebiliyor musun? Televizyonda, Kürtçe yayın yok mu? önceden var mıydı? Biz gelmeden önce var mıydı? O zaman CHP yok muydu? AK Parti yoktu ama onlar vardı. Şu anda malum bağımsız olarak dolaşanların bir kısmı SHP'nin içinde yok muydu? Niçin onlar bunu çözmediler? Radyolar diledikleri gibi yayın yapıyor mu?

'Olağanüstü Hali kaldırın, yeter' diyorlardı. OHAL'i biz kaldırdık mı, Çekiç Gücü biz gönderdik mi? Üniversitelerde Kürtçe enstitüleri kuruldu mu? Kürtçe dil kursları açıldı mı? Unutmayın bunların hepsi AK Parti ile geldi. AK Parti'den önce devletin vatandaşı vardı, şimdi vatandaşın devleti var. Fark bu.''
 

''KÜRT MESELESİ BENİM MESELEMDİR, DEDİM''     

2005 yılında Diyarbakır'da, "Kürt meselesi benim meselemdir." dediğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:   

"Ben sözümün arkasında durdum ve duruyorum, ancak bir şey söyleyeceğim; Kürt sorunu dediğimiz olay kıyamete dek bu başlıkla devam mı edecek? Söylediğimden bu yana biz birçok mesafe aldık. Nedir o? İşte az önce dediklerim... Bunların hepsini biz kaldırdık. Asimilasyon diye bir olay kaldı mı? Benim şu anda kabinemde, benim Kürt milletvekili bakan arkadaşlarım var mı? Var. Benim şu anda grubumda 60'ı aşkın milletvekilim Kürt olarak var mı? Daha neyi konuşuyoruz? İşte asimilasyon olayı bitmiştir. Gidip kendi dilinde kurs alma imkanı var. Üniversitelerde de bölümler açıldı. Okullarda gidip kendi dilinde kurs alma imkanı var, üniversitelerde bölümler açıldı. Olmayan şeylerdi biz gerçekleştirdik ve bunlar bizim partiyi kurarken programımızda yer aldı ve bunları şimdi adım adım hayata geçirdik."

"BDP SAPTIRIYOR"   

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bizim siyasetimiz dürüstlük siyasetidir. Bizim siyasetimiz ilkeli siyasettir. Biz gerçeğin üzerini örtmeyiz, inkar yoluna asla sapmayız. Kasıtlı şekilde bunu BDP saptırıyor. Ben söylüyorum; acaba şu ana kadar parlamentoda, yerel yönetimlerde benim vatandaşıma ne kazandırdılar? Ne kazandırdılar, ne verdiler Allah aşkına? Siz bundan sonra ne kazandıracaklarını zannediyorsunuz? Sadece terör örgütünden aldıkları güçle halkımı korkutarak, tehdit ederek buralardan elde edecekleri oylarla bu ülkede bir şey yapacaklarını mı zannediyorlar?   

"PKK ÜZERİNDEN GAYET GÜZEL RANT ELDE EDİYORLAR"

Başbakan Erdoğan, "Türkiye'yi kucaklayamayanların bu ülkede hizmet vermesi mümkün değil. Önce 74 milyonu kucaklayacaksın ki buraya hizmet veresin. Bunlar asla benim Kürt kardeşlerimin temsilcisi olamaz, sadece istismarını yaparlar. Kürt sorunu ile PKK sorununu lütfen birbirine karıştırmayalım ve PKK üzerinden de evet kendileri gayet güzel rant elde ediyorlar. Milletvekili seçilmenin yolu oradan geçiyor ama benim halkım bu doğruları görüyor." şeklinde konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, özellikle Kürt kardeşlerine seslenmek istediğini belirterek, ''4 yıl boyunca TBMM'de Kürt kardeşlerimin hiçbir sorununa çözüm önerisi getirmeyenler, 12 Haziran'da sandık görününce acaba neden sokakları ateşe veriyor?'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Van'da partisince düzenlediği mitingde, yeni anayasa hazırlayacaklarını anlatarak, bu seçimlerde anayasayı değiştirecek yetkiyi sayısal olarak milletin vermesi halinde ''işin kolay'' olacağını, tüm siyasi partiler, STK'larla birlikte ileri demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri gerçekleştireceklerini dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, Kürt sorununa da değinerek, şunları söyledi:

"AK Parti bu kadar iyi niyetle, bu kadar samimi, bu kadar hasbi şekilde sorunu çözme mücadelesi verirken, acaba birileri neden bunun önünde duruyor? 4 yıl boyunca Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Kürt kardeşlerimin hiçbir sorununa çözüm önerisi getirmeyenler, 12 Haziran'da sandık görününce acaba neden sokakları ateşe veriyor? Neden AK Parti'nin 100'ü bulan seçim bürolarına, otobüslerine, milletvekili adaylarına saldırılar yapılıyor? 

İstanbul'da Kastamonu'da, Silopi'de, neden polisler hedef alınıyor? Bugün bir kez daha, CHP, MHP, BDP, terör örgütü, Ergenekon, emekli siyasetçiler bir araya gelip neden acaba neden ittifak halinde AK Parti'ye saldırıyor? Çünkü AK Parti çözüyor... Çünkü AK Parti sorunları çözüm yoluna koyuyor."

"ÇOCUKLARINIZI GERİ ÇAĞIRMANIZI İSTİYORUM"

Başbakan Erdoğan, "Bu kirli senaryoyu hep beraber bozacağız. Ben çocuğu dağa gidenlerin, çocuklarını ne yapıp yapıp geri çağırmasını, çocuklarınızı dağa götürmek isteyenlere direnmenizi istiyorum, tavır takınmanızı istiyorum. Van'daki, Diyarbakır'daki, Hakkari'deki ve ülkemin her yerindeki Kürt kardeşlerimden rica ediyorum. Hayatları boyunca sizin hiçbir değerinizle, hiçbir inancınızla, hiçbir sorununuzla yolları kesişmemiş, olanların bugün ortaya çıkıp ortalığı nasıl bulandırdığını iyi görün.'' şeklinde konuştu.

'Sandıktan umudunu kesip, demokrasiden umudunu kesip, silahı, mayınları, taşları devreye sokanları görün'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Geçenlerde açıklama yaptılar. Neydi o açıklama; 'AK Parti 400 milletvekili ile çıkarsa onlara yeni anayasa yaptırmayız.' Şu lafa bak yahu. Sen nerede yaşadığının farkında mısın? Biz o 400'ü alalım da gücün yetiyorsa yaptırma... Savaşı, şiddeti, düşmanlığı tahrik etmek için sadece onurlarını, kişiliklerini, şahsiyetlerini değil, bizim bütün kutsallarımızı da istismar etmekten, ayaklar altına almaktan çekinmeyenlerin maskelerinin gerisine iyi bakın. 30 yılda 40 binden fazla insan hayatını kaybetti... Ölen kim? Bu ülkenin çocukları. Allah aşkına kim kazandı? Benim Kürt kardeşim kazanmadı, hep kaybetti. Türkiye kazanmadı, hep kaybetti. 

Van kazanmadı, hep kaybetti. Ama şimdi biz artık kazanmak istiyoruz, birlikte çalışmak, birlikte üretmek, birlikte huzur içinde yaşamak istiyoruz. Biz şu anda Van'da kucaklaştığımız gibi kucaklaşıyoruz, birbirimizle Van'da helalleştiğimiz gibi helalleşiyoruz, birbirimize gözyaşlarıyla sarılıyoruz. Aramıza kimse girmesin. Silah tüccarları aramıza girmesin. Şiddet, silah, boykot, taş, molotofkokteylleri bu süreci sabote etmesin. 

Biz güzel bir süreç başlattık, yeni bir dönemin kapılarını araladık. Bunu sonuna kadar götüreceğiz. Hiçbir tahrike, kışkırtmaya boyun eğmeden bu süreci tamamlayacağız."

"TERÖR ÖRGÜTÜ VE BDP'NİN HESABINI SORGULAYIN"

Şu anda terör örgütünün ve BDP'nin nasıl bir hesap içinde olduğunu, kimlerden nasıl destek aldığını da sorgulamasını vatandaşlardan isteyen Erdoğan, "Bu BDP, bu terör örgütü, yıllarca bizim dini değerlerimizi, inançlarımızı yıllarca hor gördü, hep aşağıladı. 'Kürtler Med'lerden geliyor' dediler... Kürtler'in dini İslam değil, 'Zerdüştlük'tür dediler... Kürtler kılıç zoruyla İslamı kabul etti' dediler...'' şeklinde konuştu 

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: 
''Hakkari'de bir imamı öldürecek kadar vicdanlarını pazara çıkardılar.  Şimdi çok enteresan ittifakların içine de girdiler. Bu ülkede Kürt sorununun başlıca müsebbibi olan CHP ile kol kola girdiler. Faili meçhulleri yapanlarla, Ergenekon ile aynı hizaya geçtiler. 

Yıllarca kendilerini kıyasıya eleştiren isimleri bağımsız aday olarak öne sürdüler. 'Barış' dediler, 'demokrasi' dediler, ama şiddetten medet umdular. 'Çözüm' dediler ama çözümsüzlüğü ne yazık ki desteklediler. Çözüm sürecini kilitlemek için her kışkırtmada başrol oynadılar."

"GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ"

''Biz geri adım atmayacağız, kardeşlik yolundan geri dönmeyeceğiz. biz öfkeye, şiddete teslim olmayacak, milletimizi de öfkeye ve şiddete teslim etmeyeceğiz." diyen Erdoğan, bugüne kadar samimiyetle mücadele verdiklerini, aynı samimiyetle, aynı kararlılıkla yollarına devam edeceklerini söyledi.

Cihan

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler