YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
CHP-HDP-MHP imkansız mı?
"Demirtaş MHP'yi hiç eleştirmiyor. Ne MHP'yi, ne CHP'yi. Çözüme karşıydılar, fena fena çözüldüler!.." Yeni Şafak yazarı Yusuf Ziya Cömert seçimlerde muhalefet partileri arasındaki kirli ittifakı gözler önüne seren çarpıcı bir yazı kaleme aldı.
CHP-HDP-MHP imkansız mı?
27 Mayıs 2015 / 16:16 Güncelleme: 27 Mayıs 2015 / 16:23

İşte Yusuf Ziya Cömert'in o yazısı,

Biz Kürtler ve biz Türkler, 'bin yıldır beraber' değiliz. Biz, 'kalu bela'dan beri beraberiz.

Bu yüzden çok önemliydi 'çözüm süreci'.

'Yakın tarihin en büyük yatırımıdır.

'Yüz tane Boğaz köprüsünden, barajdan, kıymetlidir.'

'Çözüm süreci, oyunu bozar.'

Kim tuzak kuruyorsa, Amerika mı, İsrail mi, Almanya mı, Fransa mı, Rusya mı?

Kim Ortadoğu'da başımıza çorap örmek istiyorsa. Her yiğidin gönlünde bir şeytan yatar!

Bu tuzaklara karşı en kıymetli varlığımız, Türk-Kürt dostluğudur.

Memleketin en büyük menfaati, cenazelerin gelmemesiydi.

Bakın terminallerde asker uğurlamaları nasıl daha soğukkanlı.

Öfke tezahürlerinin ardında saklı gizli hüzün dahi mazi oldu.

Asker annelerinin, asker babalarının uykusuna bir lezzet geldi.

Bunları kaç defa yazdım. Yine yazarım.

Fakat bugün, bu mevzuun kapağını açmamın sebebi başka.

Ne olabilir?

Seçim olabilir.

Biliyorsunuz, Erdoğan Hükümetleri ne zaman 'açılım' dese ne zaman 'çözüm' dese, kıyameti koparan bir ulusalcı korosu vardı.

Vatanı satıyordu hükümet. İtirazların özeti buydu.

Eh tabii, Kürtler Kürtçe okuyacak, yazacak, Kürtçe ders görecek ve nihayet vatan elden gidecek.

1989'da hazırlanan ve CHP'nin pozisyonuna göre çok ilerici duran Kürt raporu gösterildiğinde, CHP'liler yüzlerini buruşturuyordu.

Hükümeti suçladıkları şeyin benzerlerini kendi raporlarında yazmışlardı. Sıkıcı bir şeydi bu.

CHP'den, 'Kürt'le Türk eşit olmaz' çığlıkları yükseliyordu.

Paralellerin durumu daha değişik.

O zamanlar, paralellerin hükümetle ittifak halinde olduğu düşünülüyordu.

'Açılım'a, 'çözüm'e bir itirazları olmadığı varsayılıyordu.

Halbuki, Beşir Atalay Hoca 'açılım, açılım' diye çırpınırken, paralel yargı, 'KCK, KCK' diye, çoğu seçilmiş, bir kısmı da kendi aralarında tayin edilmiş BDP'lileri kelepçeleyip adliyelerde sıraya diziyordu.

'Dört bin kişi gözaltına alındı' diye bir rivayet vardı.

Hükümet, rakamın o kadar çok olmadığına dair düzeltmeler yapıyordu.

Oslo görüşmelerinin tapeleri ne zaman çıktı piyasaya?

2011'de.

Ne dershane gürültüsü var, ne hizmet ne başka bir şey.

Yargı, emniyet, paralele emanet. Ve herkes mutlu.

Niye o sıralarda patladı tapeler?

Demek ki o zamandan kafaya koymuşlar.

Bıraktılar mı peşini?

Bırakmadılar.

2012'de, sürecin en önemli aktörlerinden Hakan Fidan'ı hapse atmaya kalkıştılar.

Elbette, bir İsrail mizacı vardı bu teşebbüslerde.

Fakat, çözüm düşmanlığı da vardı.

MHP'nin duruşu, fiiliyatta değil ama söylem olarak daha sertti.

Devlet teröristle konuşur muydu?

Bölücüydü hükümet ve bunun bedelini ödeyecekti, söylem, en yumuşak lisanla aktarmak gerekirse, böyleydi.

Onursuzluk, aşağılık, alçaklık, hainlik, sefillik gibi sıfatları ve bu sıfatların türevlerini saymıyorum.

Hükümete bir söylüyordu MHP, BDP'ye beş söylüyordu.

(O sıralar BDP'ydi, şimdi HDP oldu.)

Çözüm süreci, bir sürü şeytani müdahaleye rağmen, iyi kötü bugünlere geldi.

Bugün, mucizevi bir durumla karşı karşıyayız.

HDP, CHP'lilerin kutsalı oldu. Son zamanların moda tabiriyle, 'aşık oldular' Demirtaş'a.

Ya paraleller?

Paralellere sadece 'kelepçe' çağrıştırırdı HDP'liler. Gördüğün yerde tak kelepçeyi, at içeri.

Şimdi hepsi, Demirtaş'ı paralel kanallardaki hani milletin işine karışan insan görünümündeki 'kurtarıcı' tipler gibi görüyor.

Aslında, bir tanesine de benziyor azıcık Demirtaş.

Adını bilmiyorum, hani biri sakallı, biri esmer. Esmer olanı andırıyor.

MHP'nin suratı hala asık. Devlet Bey ciddiyetini muhafaza ediyor.

Halat atmıyor kürsüden ve buna kimsenin bir diyeceği olamaz.

Fakat, ben mi işitmedim, hiç eleştirisi yok HDP'ye.

Devlet Bey'in, sadece bir defa, bir TV röportajında 'görüşlerini tasvip etmiyorum' dediğini duydum.

Dikkat ettim, Demirtaş da MHP'yi hiç eleştirmiyor. Ne MHP'yi, ne CHP'yi.

AK Parti CHP'nin Cemaziyelevvel'ine kadar gidiyor, Demirtaş ise CHP'nin son çarşambasına bile

dokunmuyor! CHP'nin gençlik kolları gibi çalışıyor.

Herkes birbirinden memnun.

Bu hal çözüm sürecindeki 'çatışmasızlık' aşamasını çağrıştırıyor.

Yerine göre çatışmasızlık, yerine göre flört.

Çözüme karşıydılar, fena fena çözüldüler!

Bana 'muhal' hatta 'absürd' görünüyordu, bir CHP, MHP, HDP koalisyonu.

Bugün de sorsanız, 'muhal' derim.

Fakat, insan yanılabilir. Mesela ben yanılırım.

Yine mi yanılıyorum?

 

 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler