YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
CHP, 1 Mayıs'taki olaylardan hükümeti sorumlu tutt
CHP, 1 Mayıs'taki olaylardan hükümeti sorumlu tutt
CHP, 1 Mayıs'taki olaylardan hükümeti sorumlu tutt
07 Mayıs 2008 / 12:45 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

CHP, "İşçilere yönelik tutumu nedeniyle, 1 Mayıs’taki olaylardan Hükümetin sorumlu olduğu" iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında gensoru önergesi verdi
CHP, ''1 Mayıs'' olaylarıyla ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında hazırladığı gensoru önergesini, TBMM Başkanlığına sundu.


CHP TBMM Grup Başkanvekilleri tarafından verilen gensoru önergesinin gerekçesinde, toplantı ve gösteri özgürlüğünün; bireyin düşüncesini ifade etmesinin yolu olduğu için düşünce ve ifade özgürlüğünün, toplulukların faaliyetini içerdiği için de kolektif özgürlüğün konusu olduğu belirtildi.


Bu açıdan toplantı ve gösteri hakkının, temel insan hakları çerçevesinde değerlendirilen bir hak olduğu vurgulanan gerekçede, ''1 Mayıs 1977 tarihinde Taksim'deki kutlamalar sırasında yaşanan ve 37 yurttaşımızın ölümüyle sonuçlanan kanlı provokasyonun, Taksim Meydanı'nı işçi ve sendikalar için önemli kıldığı bilinen bir gerçektir'' denildi.


Gerekçede, işçi ve sendikaların, bugüne kadar hala karanlıkta kalan bu kanlı provokasyonu anmak ve belleklerde saklı tutmak için 1 Mayısı Taksim'de kutlamayı talep ettiği savunularak, şu görüşlere yer verildi:


''Bu talepler AKP hükümetince, 1 Mayıs kutlamalarının Taksim'de gerçekleşmesi durumunda provokasyon olacağı, diğer alanlarda kutlanması durumunda ise provokasyon olmayacağı iddia edilerek, inandırıcı olmayan bir söylemle yanıtlanmıştır. Kaldı ki, Ankara Sıhhiye Meydanı'ndaki kutlamalarda da olayların çıkması, bu iddianın ciddiyetsizliğini ortaya koymuştur. Kutlamaların Taksim'de yapılmasının engellenmesi için hiçbir haklı ve ciddi sebep ortaya konmadığından, siyasi iktidarın aldığı karar toplantı ve gösteri hakkının özünü sakatlayan bir uygulama olarak ortaya çıkmıştır. Yaşanan süreçte Sayın Başbakan inandırıcı olmayan ve temel özgürlükleri sakatlayan bu söylemin ardına saklanmış ve İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürünün tehditkar, süreci sabote eden ve tırmandıran açıklamalarının arkasında durmuştur. Okullar tatil edilmiş, kara ve deniz araçlarının seferleri durdurulmuş, güzergahları değiştirilmiş, 165 ülkede bayram olarak dayanışma içinde kutlanan 1 Mayıs, İstanbul için korku günü ilan edilmiştir.


Sonuç olarak; 1 Mayıs 2008 günü sabah erken saatlerde DİSK Genel Merkezinin ablukaya alındığı, ardından Genel Merkez binasına can güvenliğini hiçe sayarak biber gazı ile müdahale yapıldığı, hastaneye, hastaları ve yakınlarını etkileyecek şekilde biber gazı bombaları ile müdahalede bulunulduğu, yeni plastik mermilerin deneme amaçlı olarak göstericilere karşı kullanıldığı, yerde yatan savunmasız yurttaşlara coplarla ve tekmelerle saldırıldığı, kutlamaya  katılan  yurttaşlarımıza tazyikli su, cop ve biber gazı ile sert müdahalelerin yapıldığı, görevli basın mensuplarının bile yaralandığı, insan haklarıyla bağdaşmayan görüntüler ortaya çıkmıştır.''



''ORANTISIZ GÜÇ KULLANIMI...''


Gerekçede, siyasi iktidarın talimatlarıyla hareket eden güvenlik güçlerinin, bu eylemleriyle 1 Mayısın Taksim'de kutlanmasının engellemesi amacının ötesine geçildiğini, orantısız güç kullanıldığı bir tablonun ortaya çıktığı belirtilerek, ''Bu durum, Türk Ceza Yasasının 256. maddesinde düzenlenen 'Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlilerinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması' hali çerçevesinde ele alınması gereken bir durumken, Başbakan tarafından 'Devlet burada üzerine düşen görevi yapmıştır' ifadeleri ile değerlendirilmiştir'' denildi.


Böylece sendikaların barışçıl kutlama iradesi ve taleplerinin, siyasi iktidarın provokasyonu sonrasında şiddet görüntülerinin ortaya çıkması ile noktalandığı vurgulanan gerekçede, şöyle denildi:


''Siyasi iktidarın bazı sendikaların yaptığı toplantıları açıkça desteklemesi, bu sendikaların dışında yapılan kutlamalara karşı sert önlemlere başvurması tek tip toplum yaratma arayışlarını ortaya koymaktadır. En temel insan hakkı olan toplantı ve gösteri hakkının bazı sendikalara tanınmamasının altına siyasi iktidarın meşruiyetinin sorgulanacağı kaygısı vardır ki, bu da Türkiye'yi dikta rejimine sürükler. Bu gerekçelerle, Başbakan Tayyip Erdoğan hakkında, Anayasanın 98 ve 99'uncu, İçtüzüğün 106. maddeleri uyarınca gensoru açılmasını arz ve talep ederiz"

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler