18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul17 °C
  • Ankara6 °C
  • İzmir17 °C
  • Konya11 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır13 °C
  • Bursa12 °C
  • Kayseri4 °C
  • Kocaeli6 °C
  • Şanlıurfa15 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel20 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Çelik gibi iradeli sanayi istiyoruz"
Başbakan Davutoğlu, "Küresel rekabete açık olmak bakımından esnek, 2023 hedeflerine ulaşmak bakımından da çelik gibi iradeli sanayi istiyoruz" dedi.
"Çelik gibi  iradeli sanayi istiyoruz"
19 Aralık 2014 / 17:01 Güncelleme: 19 Aralık 2014 / 18:32

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sabancı Holding iştiraklerinden KordSA Global ve Sabancı Üniversitesi iş birliği ile hayata geçirilen Kompozit Malzeme Mükemmeliyet Merkezi'nin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, teknolojik dönüşümdeki üç önemli konudan birinin devlet olduğunu dile getirerek, devletten söz ederken bazılarının zihninde canlandırdığı gibi soğuk, sert bir yapıdan bahsetmediğini kaydetti.

Güçlü ama esnek ve duruma intibak eden bir yapıdan söz ettiğini vurgulayan Davutoğlu, devletin süreçlere bakışında devrim yaptıklarını ve bunu yaygınlaştıracaklarını söyledi.

Devletin artık emreden, teknoloji gelecekse onu kontrol eden, yönetmeye çalışan, yönlendirmeye çalışan, "acaba bu teknoloji üzerinden hangi suçlar işlenebilir" diye kısıtlamaya çalışan bir devlet olmadığını aktaran Davutoğlu, "Aksine insanına güvenen, özgürlüklere dayanan ve her yeniliğe intibak etmek bakımından kompozit teknolojide olduğu gibi çelik gibi dayanıklı, aynı zamanda esnek intibak kabiliyeti yüksek bir yapı haline dönüşmüştür. Sanayi ve üniversitemizin değerli yöneticilerine öncelikle şu taahhüdü vermekle onur duyarım.

Bundan sonra hiçbir süreçte karşınızda sert ve kaya gibi bir devlet değil, esnek, duruma intibak eden, olayı anlayan, ama aynı zamanda irade gerektirdiğinde çelik bir iradeye sahip olan bir devlet sözü veriyorum. Bu devletin duruma intibak etmesi bakımından önemlidir" diye konuştu.

Bu üniversitenin, Sabancı Holding tarafından akademi camiasına kazandırılan güzide bir kurum olduğunu belirten Davutoğlu, iş dünyasında Türkiye'yi iş kadını olarak gurur duyulan bir şekilde temsil eden Güler Sabancı'ya ve Sabancı camiasına teşekkür etti.

Başbakan Davutoğlu, statik, yasaklarla uğraşan, öğrenci ne giymeli, giymemeli, bir öğretim üyesi nasıl düşünmeli, düşünmemeli gibi kuralcı ve yeniliklere tamamıyla kapalı bir üniversite istemediklerini dile getirerek, aksine özgürlükçü, yeniliklere açık, her türlü düşüncenin, fikrin, inancın, farklı yaşam biçiminin rahatlıkla iç içe birlikte yaşandığı ve bu etkileşimden güzel bir sinerji ve enerji çıktığı kültür ortamlarını kast ettiğini söyledi.

"Yeni bir üniversite inşa etmek durumundayız"

 "Bilimsel araştırma gerektiğinde çelik gibi bir iradeye sahip, ama bilimsel araştırmanın özneleri olan öğrenciye, öğretim üyesine, girişimciye, tasarımcıya, yöneticiye yaklaşımında hümanist bir esneklik gösteren yeni bir üniversite inşa etmek durumundayız" diyen Davutoğlu, temeli atılan mükemmeliyet merkeziyle bu üniversitede böyle bir anlayışın yansımasını görmekten gurur duyduğunu anlattı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, tenkit etmek anlamında söylemediğini ama sanayinin de gümrük duvarlarının arkasına saklanarak rekabetten uzaklaşan, rekabete çıkma esnekliği gösteremeyen, o anlamda statik ve iç pazara dönük yerel bir yapıda olmaması gerektiğini ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İç pazarı, Türkiye'nin dinamik pazarını sanayimizin doldurması önemlidir. Ama aynı zamanda dünyanın her yerinde küresel rekabete açık olmak bakımından esnek, yeni teknolojilere intibak bakımından dinamik, ama küresel paradigmada ön sıralara gelmek bakımından ve 2023 hedeflerine ulaşmak bakımından da çelik gibi iradeli bir sanayi istiyoruz.  Böylesine esnek ve kararlı bir devlet, yeniliklere açık özgürlükçü bir üniversite ve küresel rekabete hemen intibak edebilen dinamik bir sanayi alt yapımız olursa 2023 hedeflerini gerçekleştiririz. Bu üç öznedir. Teknopark, kompozit teknolojileri  mükemmeliyet merkezi,  bütün bu özneleri bir araya getiriyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız devleti ve hükümeti temsilen, Kalkınma Bakanlığımız, bütün imkanlarımızla üniversitelerimizin emrindeyiz. Altını çizerek söylüyorum, emrindeyiz. Yeter ki bu aşkı, azmi görelim ve bunu sürdürebilelim."

"İnsan en büyük kaynak"

Başbakan Davutoğlu, 62. Hükümet'in kurulmasının üzerinden 3 ay geçtiğini belirterek, hükümet programında, geçmiş programlarının devamı mahiyetinde, ikinci hamle olarak adlandırılan yeni bir sıçrama dönemini ilan ettiklerini söyledi.

Türkiye'nin ekonomik gelişme bağlamında atıl kapasitesini daha etkin ve verimli kullanımı üzerinden çok ciddi bir sıçrama yapıldığını, gayri safi milli hasılanın 3,5- 4 misli büyüdüğünü, her alanda ciddi bir dönüşüm yaşandığını dile getirerek, bunun yüksek teknolojili ve niteliksel büyümeyle desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

 Başbakan Ahmet Davutoğlu, bu aşama iki unsurun önemli olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

"Birincisi insan. İnsan odaklı kalkınma. Bizim doğalgaz kaynaklarımız, petrolümüz yok. Bunlara dayalı kalkınma sağlayan ekonomilerin bir anda nasıl sıkıntılarla karşılaştığını görüyoruz. Büyük sermaye birikimlerimiz yok. Bizim en büyük kaynağımız insan. İnsanı nitelikli büyümeye katkı yapacak özne haline dönüştürecek olan yer de üniversite. Aslında dinamik nüfus insan en büyük kaynaktır, onu işleyecek olan da üniversitelerimizdir. Üniversitelerimizin ihtiyaçları neyse karşılamaya hazırız. Geldiğimde aldığımız ilk kararlardan biri özellikle araştırma görevlilerimiz başta olmak üzere akademisyenlerimizin özlük haklarını düzeltmek oldu.

Biliyoruz ki, üniversiteyi bitiren öğrenci hayat yolunu seçtiğinde, bilim hayatına geçecekseniz diğer piyasalarda size verilen imkanlardan daha iyi imkanın size sunulması lazım. Adaletsizliği gidererek, akademisyenlerimizin özlük haklarını önemli ölçüde düzelttik. Burada insana yöneldik. Üniversitelerimizle birebir konuşarak, öncelikle eğitimde niteliksel dönüşüme ve yenilikçiliğe açık bir zihniyette yeni bir düşünce yöntemine ihtiyaç var. O bakımdan hemen attığımız adımlardan biri bu oldu."

Davutoğlu, ilan edilen dönüşüm programındaki 9 öncelikli maddeden hangisi alınırsa alınsın, kompozit teknolojileriyle ilgili bir boyut görülebileceğini dile getirdi.

Yüksek teknoloji olduğu takdirde ithalata olan bağımlılığın azalacağına değinen Davutoğlu, ihracatın 36 milyar dolardan 160 milyar dolara çıktığını hatırlatarak, "Ama bizim için önemli olan sadece niceliksel değişim değil, ihracat içinde eskiden düşük ve orta düşük teknolojiler yoğunlukluydu, şimdi orta yüksek teknolojiler yoğunluklu, yüksek teknoloji hala yüzde 3,4 düzeyinde. Biz istiyoruz ki bunu yüzde 15'e çıkaralım. 1 kilogram ihracatta 1,5 dolar kazanıyoruz. Almanya 4,5 dolarsa, biz en az 3 dolar kazanmalıyız. Bu da niteliksel bir dönüşümü beraberinde getiriyor" diye konuştu.

Davutoğlu, öncelikli teknoloji alanlarında ticarileşme, kamu alımları yoluyla teknoloji geliştirme ve yerli üretim, yerli kaynaklara dayalı enerji üretim programlarıyla ilgili olduğunu ifade etti.

Ahmet Davutoğlu, 2002'de yüzde 0,53, son yıllarda yüzde 1'e yaklaşan Ar-Ge çalışmalarının gayri safi milli hasıla içindeki oranını en kısa sürede yüzde 3'e çıkaracaklarını bildirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Çünkü fark oluşturacağımız yer orası. Bu sefer tarihi arkadan takip etmememiz lazım. Sanayi devrimini biz yaklaşık bir yüzyıl sonra takip ederek arayı kapatmaya çalıştık. İletişim teknolojileri ve küreselleşme devrimi, 80'li, 90'lı yıllardan sonra hızlanırken, biz 5-10 yıl sonraki şeylerle intibak ettik, hala intibak sürecindeyiz. Nanoteknoloji, kompozit teknolojilerde bu mesafe gittikçe daraldı, şimdi artık aylarla hesap ediyoruz. Bu, bizim için bir gurur vesilesidir. Bir başka vesileyle dış politika bağlamında söylediğim bir söz burada da geçerlidir: Tarihin arkasından koşulmaz, tarihin içinde koşulur ve önüne geçilir. Burada da ufak bir değişimle bunu şöyle demek istiyorum: Teknolojinin arkasında koşulmaz, teknolojinin içinde koşulur ve önüne geçilir. Eğer bu mantıkla çalışırsak, işte o zaman devlet, üniversite, sanayi iş birliği sağlam bir zemine oturur."

Aktarılmış teknolojinin süreklilik arz etmediğini ve kalıcı olamayacağını, bilimsel altyapı olmadan teknolojinin aktarılıp tüketildiğini anlatan Davutoğlu, uygulamalı teknoloji ve girişimcilik konusunun önemine işaret etti.

"Üniversitelerde temel bilimler ayağı zayıf"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, hala üniversitelerde temel bilimler ayağının zayıf olduğunu ve temel bilimlere yeterince önem verilmediğini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Halbuki temel bilimler ayağında sağlam bir zemine oturmadan hele matematik mantığı, matematiksel düşünce biçimi ve bunun dayandığı arkasındaki felsefe anlaşılmadan bu teknolojilerde süreklilik sağlanamaz. Bakıyorum öğrenciler işletmeye seçiyor, diğer alanları seçiyor 'Eğer olmazsa, dışarıda kalmayayım' diye fizik, kimya, matematik gibi temel bilim alanlarını seçiyor. Bilimsel düşünce öncelikle bir zihniyet meselesidir. O zihniyet meselesini inşa edemezseniz, teknoloji alırsınız, özne olamazsınız. Biz özne devlet istiyoruz, özne üniversite istiyoruz, özne sanayi istiyoruz. Hiçbirisinin nesnesini kabul etmiyoruz. Nesneleşmek istemiyoruz. Onun edilgen bir tarafı olmak istemiyoruz."

Davutoğlu, temel bilimsel altyapı tahkim edilmeden mühendislik ve sonra ortaya çıkacak teknolojinin bir aktarım meselesi haline dönüşeceğine dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Biz, 19. yüzyılda sanayi devrimine böyle baktığımız için paradigmatik bir dönüşümü çok geç yakalayabildik. Şimdi bütün bu teknolojinin arkasındaki bilimsel zihniyeti, bilimsel düşünce yöntemini ve o temel bilim altyapısını yakalamak durumundayız. Bu olduğu zaman, bunu uygulamalı teknolojiye dönüştürecek olan alan teknoparklardır, TÜBİTAK'tır, üniversitelerimizdir, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızdır ve diğer kurumlardır.

Teknopark yapılanması aslında bu bilimsel düşüncenin uygulamalı alana dönüşmesi için uygun bir iklim oluşturmaktır. O iklimin burada bugün oluşmuş olduğunu görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu iklim oluştuğu zaman işte bütüncül bir perspektif birlikte ortaya çıkmış oluyor. 2002'de 2 teknopark vardı. Sayın Özal'ın vizyonuyla buralar teknopark alanı olarak seçildi ama bize gelene kadar taş üstüne taş konulamadı. Çünkü bu sadece vizyon meselesi değil, Sayın Özal'ın koyduğu vizyonu hep takdir ediyoruz, ama uygulama, irade, öncelik meselesi. Hükümet olarak bu iradeye, önceliğe de sahibiz."

Davutoğlu, 40 ildeki 59 teknoparktan 41'inin faal durumda, diğerlerinin de kurulma aşamasında olduğunu kaydederek, teknoparklarda bilimsel düşüncenin ürettiği yeni zihinle uygulama alanının buluşacağını anlattı.

Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini belirten Davutoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Hükümet olarak her türlü desteği vermeye hazırız. Gerek bu sürecin özneleri olarak devlet, üniversite ve sanayi gerekse sürecin doğası içinde söz konusu olan bilimsel düşünce, uygulamalı teknoloji ve girişim, bunların hepsi bütüncül bir yaklaşımın içinde anlam kazanabilir. Bir tanesini bu taşların içinden yerinden oynatırsanız, diğeri anlamını kaybeder. Puzzle'ın her bir parçasını adım adım iç içe geçecek şekilde bir araya getirmek durumundayız ve sonunda çıkacak güzel resmi hep beraber seyredeceğiz. Ama hiçbir şeyi ihmal etmeden... Gerek sektörel dönüşüm alanında gerek hükümet programımızda gerek G-20'de gündeme getireceğimiz hususlarda hep gelişen ekonomilerde teknolojik dönüşümün önemine vurgu yapacağız.

Bu çerçevede de atılması gereken adımlar neyse dinlemeye de hazırız, gerekli yasal düzenlemeleri yapmaya da hazırız, verilecek destekleri vermeye de hazırız. Yeter ki herkes öne çıksın, kimse başkasının adım atmasını beklemesin.

Araştırma altyapılarının desteklenmesi hakkında kanun yönetmeliği konusunda da sayın bakanlarımıza da söyledim, en kısa zamanda çıkacak. Bu konular söz konusu olduğunda değil yıl, ay, hafta, gün hesabı, dakika hesabı bile yapar, en kısa zamanda bunları çıkartırız. Ama aynı hıza, siyasi iradenin taahhüt ettiği bu hıza üniversitelerimizin de sanayimizin de katılması durumunda inşallah Türkiye, teknolojiyi aktaran, teknolojiyi tüketen değil, aldığı teknolojiye kendi katkısını yapan ve yeni teknolojiler üreten yeni bir neslin ülkesi olacak."

Konuşmaların ardından Başbakan Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmal, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, butona basarak, merkezin temelini attı.

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Başbakan Davutoğlu adına dikilen fidanların sertifikasını Davutoğlu'na sundu.

Bu arada Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dolmabahçedeki Başbakanlık Ofisi'nden helikopterle Sabiha Gökçek Havalimanı'na, buradan da araçla Sabancı Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi'nin temel atma törenine geçti. Davutoğlu, daha sonra helikopterle Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'ne döndü.

 

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler