25 Mayıs 2017 Perşembe
  • Altın144,066
  • BIST98.314
  • Dolar3,5732
  • Euro3,9941
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6194
  • İstanbul17 °C
  • Ankara11 °C
  • İzmir18 °C
  • Konya14 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya19 °C
  • Diyarbakır11 °C
  • Bursa15 °C
  • Kayseri9 °C
  • Kocaeli8 °C
  • Şanlıurfa17 °C
  • Gaziantep13 °C
  • İçel20 °C
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Çalışanların, emeklilerin haklarında gerileme olma
Çalışanların, emeklilerin haklarında gerileme olma
Çalışanların, emeklilerin haklarında gerileme olma
11 Mart 2008 / 21:51 Güncelleme: 00 0000 / 00:00


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bazılarının, yasa tasarısının (Sosyal güvenlik) tek bir cümlesini bile okumadan spekülasyon ürettiklerini ifade ederek, “(Çalışanların, emeklilerin haklarında gerileme olacakmış...) Açık söylüyorum; asla böyle bir şey söz konusu değildir. Dürüst davranmıyorlar ve yalan söylüyorlar” dedi.


Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, sosyal güvenlik reformunun, ülkenin bugününü ve yarınlarını ilgilendiren hayati öneme sahip konulardan biri olduğunu söyledi. Kendilerinden önceki hükümetlerin sürekli konuştuğu, sürekli tartıştığı ama çözüme bugüne kadar kimsenin yanaşmadığı temel sorunların, bugünkü Türkiye'nin en öncelikli meselesi olduğunu kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:


“Sosyal hukuk devleti ilkesini tam olarak hayata geçirmek için ilk günden beri Türkiye'nin öncelikli meselelerini çözüm sırasına koyan Hükümetimiz, bu meseleyi kangren haline gelmeden çözmek zorundaydı. Hükümetimiz, daha önce attığı büyük reform adımlarının tamamlayıcısı olarak sosyal güvenlik şemsiyesini güvenceye almaya mecburdur. Bunun, güçlü bir siyasi irade ve kararlılık gerektiğinin farkındaydık. Bunun içinde bildiğiniz gibi 58 ve 59. hükümetler döneminde bunu Genel Kuruldan geçirdik fakat maalesef geri iade edilmesi sebebiyle de 60. Hükümet döneminde tekrar masaya yatırdık ve çalışmalarımızın komisyon kısmı bitti. Şimdi Genel Kurulda görüşerek inşallah bunu bitirmiş olacağız.


Türkiye'nin bu değişim ve dönüşüme ihtiyacı vardır ve AK Parti Hükümeti bu meseleyi de makul bir noktaya taşımaya kararlıdır. Türkiye, sosyal güvenlik reformunu daha fazla erteleyemez. Sosyal güvenlik meselesi, tıpkı ulusal güvenlik gibi popülizme feda edilemez. Defalarca anlattık, her platformda, her zeminde dile getirdik. Ekonomik Sosyal Konseyde, Çalışma Bakanlığımız bünyesindeki üçlü danışma kurulu toplantılarında, Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu toplantılarında, sendikalarımızla istişarelerimizde dile getirdiğimiz üzere, burada bir kez daha bu zaruretin siyasi ve ekonomik nedenlerini açıklamak istiyorum. Hiç bir sivil toplum örgütü, konuyla ilgili söylüyorum, 'Bizimle görüşülmedi' diyemez. Şahsıma gelip benimle görüşenler de oldu. Onlarla Bakanımla birlikte görüştüğüm gibi bakanım da ilgili tüm kuruluşlarla görüşmelerini defaatle yapmıştır.


Türkiye'de sosyal güvenlik sistemi, uzun yılların hataları sonucu sürdürülebilirlik vasfını giderek kaybetme noktasına gelmiştir. Siyasette ve ekonomide uzun yılların birikimiyle ortaya çıkan çarpık düzen, sosyal güvenlik sisteminin insani ve iktisadi cepheleriyle, rasyonel bir şekilde ele alınmasının önünde engel teşkil etmiştir.”


“SİYASİ RANT ALANI...”


Başbakan Erdoğan, eski ve çarpık siyaset anlayışının, sosyal güvenlik sistemini bir “Siyasi rant” alanı olarak algıladığını, ekonomik ve toplumsal gerçekleri gözardı ederek, sadece oy kaygısıyla sosyal güvenlik sistemini tahrip ettiğini bildirdi.


Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


“1969'dan sonra, 25 yıl sigortalı, 5 bin gün prim ödeyen 38 yaşındaki kadın, 43 yaşındaki erkek emekli olabiliyordu, emekli oldu. Bunun sorumlusu kim? Bunun sorumlusu işte, 1969 sonrasında sorumsuz, kaygısız, düşüncesiz, o popülist uygulamalardır.


O ucuz popülist siyasetin aktörlerinin kimler olduğunu size açıklamayacağım. Sizler, onları çok iyi biliyorsunuz. Türkiye'yi bu noktalara nasıl getirdiler? Türkiye'ye bu yükü nasıl yüklediler? Önce bir bunun muhasebesini yapsınlar.


5 yıldır onların bozduklarını tamir etmek için çalışıyoruz. Son 5 yılda Türkiye'nin siyasette ve ekonomide oluşturduğu rasyonel zemin, sosyal güvenlik alanını da yeniden düşünmemize imkan vermiştir. AK Parti, yeni siyaset anlayışıyla Türkiye'de siyasetin parametrelerinin de yeniden düşünülmesine hizmet etmektedir. Sosyal güvenlik alanında yaptığımız ve yapacağımız yapısal reformlar, işte bu yeni siyaset parametreleri temelinde yürümektedir. Buradaki önceliğimiz ülkemizin bekasıdır, milletimizin ve devletimizin geleceğidir. Geleceği ucuz popülizmle değil, ancak ve ancak rasyonel hesaplarla öngörebilir şekilde planlayabiliriz.


Açık ve net olarak söylüyorum: AK Parti, toplumsal kaynakların siyasi çıkar kaygısıyla ve irrasyonel şekilde dağıtılmasını reddeden bir siyaset anlayışını temsil etmektedir. Siyaseti, içinde yaşadığımız dünyanın gerçeklerinden bağımsız bir zeminde kuramayız, kurmaya kalkıştığımızda da uzun vadede milletimize, insanımıza kötülük ederiz.”


“HESABINI KİTABINI İYİ YAPMAK...”


Kısa vadeli siyasi kazanımlar için toplumun ve ülkenin geleceğini riske atamayacaklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, “Alınması gereken bir risk varsa o riski biz alırız ama toplumun bekasını, milletin geleceğini belirsizliğe bırakamayız” diye konuştu.


Devletin de kamu yönetiminin de iktisadi süreçleri dikkate almak, “Hesabını kitabını iyi yapmak zorunda” olduğuna işaret eden Recep Tayyip Erdoğan, kamunun menfaatini, toplumun uzun vadeli çıkarlarını gözetmek ve hesaba katmanın kamu yönetiminin öncelikli görevi olduğunu vurguladı.


Temennilerle devletin yönetilemeyeceğinin altını çizen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:


“Rasyonel, özellikle bu noktada demokratik bir devlet, Anayasamızda da ifade edildiği gibi, bizim için önem arz ediyor. Bunun lafı olmaz...Küresel iktisadi süreçleri de hesaba katan bir işleyişle biz bu devlet anlayışımızı sürdüreceğiz.


Hükümetimiz, bunun şuurunda olarak, sosyal güvenlik sistemimize ilişkin reformlarını tamamlamak azmindedir.


Biz, bugüne kadarki hükümetlerin ihmalinden ve rant kaygısından kaynaklanan ve birikerek çoğalan bir problemi çözme sorumluluğunu taşımaktayız. Bu sorumluluğu taşımakta tereddüt etmiyoruz, çünkü biz milletin orta ve uzun vadeli çıkarlarını gözetiyoruz. Siyaseti günlük çıkar hesaplarının ötesinde bir iş olarak görüyoruz. Milletimiz bizden imtiyaz değil, adalet istiyor. Bizler imtiyaz için değil, adalet için geldik. Bizler adalet ve kalkınmayı şiar edinmiş bir kadro olarak işbaşındayız ve bunu başaracağız. Adaletin temel şartı; sosyal devletin bütün vatandaşlarının eşitlik esasında haklarını kullanmasıdır. İstiyoruz ki kimse devlete mesafeli olmasın, kimse devlete itimatsızlık içinde olmasın.


Bu ülkede, Allah aşkına burayı iyi düşünün. Ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarıma özellikle sesleniyorum; bir çok yazılı ve görsel medyada bazı haberleri okuyoruz, dinliyoruz. Hedefinden tamamen saptırılan, bir çok yorumlar var. Bir çok başlıklar var. Bugün ben konuşuyorum. Bundan sonra da bakanım, Genel Kurula gelene kadar bu konularda açıklamalar yapacak. Bu ülkede, Emekli Sandığı mensubu, Bağ-Kur mensubu, SSK mensubu ya da Yeşil Kartlı vatandaşların hepsi bir hukuka bağlıdır. Hepsi için ayrı ayrı hukuk düzenleri olması kabul edilemez. Ama bugüne kadar hepsi ne yazık ki ayrı ayrı hukuk düzenine tabi idi. Şimdi biz bunu adil aynı bir hukuk düzenine tabi tutan anlayışı getiriyoruz. Bizim iktidarımıza kadar gelen bu yanlışlar, beş yılda büyük ölçüde düzeltilmiştir. Şimdi kalan eksikleri de telafi etmeye mecburuz.


Kimse Türkiye'nin gerçeklerinden kopuk yorumlar yapmasın. Önce gerçek verileri önümüze koyduktan sonra yorum ve önerilerimizi getirmek zorundayız. Bakınız, sosyal güvenlik düzenimizle ilgili bir tek örnek vereceğim.


1960'ta 24 çalışan 1 emekliye bakarken, bu oran 1970'de 9, 1980'de 3, 1990'da 2, 2007'de ise 2 çalışan 1 emekliye bakar durumda... Soruyorum; bu tablo Türkiye için sürdürülebilir mi? Bunun altından kalkılabilir mi? Buradan sendikalara sesleniyorum; acaba sendikalarımız bu ülkeyi yönetmiş olsalar, 'Ben bu tabloyu sürdürebilirim' diyecek bir babayiğit var mı? Bir ara hastaneleri birleştirirken de sendikalar kalktı böyle bir ifade kullandı. Dediler ki 'Bu hastaneler bizim' Ben de dedim ki 'Alın buyurun siz işletin. Madem bu hastaneler sizin buyurun siz işletin... Biz her türlü desteği veririz ama bir daha kapımıza gelmeyeceksiniz' Yüklenemediler. Olacak iş değil ki... Öyle sendikalar görüyorum ki ben, bazen bakıyorsunuz, hemen bir grev ilan ediyorlar ondan sonra 1 ay maaş ödeyemiyorlar. İkinci aya tahammülleri yok. Hele hele kaynağından işçinin parası kesilmese sendikalar belki de kaynak bulamayacaklar. Bakın sendika mensuplarına... Sendikalı olmayı biz de teşvik edelim, devlet olarak biz de bu konuda yardımcı olalım. Acaba kaç kişi gidecek üye olacak? Niye? Çünkü bu noktada maalesef bizdeki kültür her iki taraf için söylüyorum; gelişmiş değil. Biz diyoruz ki sürdürülebilir bir sosyal güvenlik için bu oranın en az 4 çalışana 1 emekli olması gerektiğini bütün uzmanlar, bütün bilim adamları ifade ediyorlar. Bunu yakalamamız lazım.”


“TÜRKİYE BU YÜKÜ FAZLA TAŞIYAMAZ...”


Başbakan Erdoğan, bozulan aktif-pasif oranının, aktüeryal dengeleri de bozduğunu ve sosyal güvenlik açıklarının artarak bugünlere geldiğini söyledi. 1990 öncesi kendi kendini finanse edebilen sistemin, 1991'den sonra açık vermeye başladığını, bu açığın da katlanarak bugünlere geldiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:


“Türkiye bu yükü daha fazla taşıyamaz. Yani acil müdahale iktisaden, aklen, mantıken zorunludur. Hükümetimiz, Sosyal Güvenlik Reformu ile norm ve standart birliğinin sağlanmasını, sosyal güvenlik sisteminin finansal sürdürülebilirliğinin sağlanmasını, kolay erişilebilir, tüm vatandaşlarımızı kapsayan Genel Sağlık Sigortasının kurulmasını amaçlamıştır.


Getirdiğimiz yeni düzenlemeyle burayı özellikle milletime duyurmak istiyorum; sağolsun kimse şuradaki pozitif, olumlu yanları konuşmuyor. Hesapları da yaparken bu kadar müzakerelerden sonra oluşan güzel tabloyu, kimse anlatmıyor. Anlatırken de maalesef yanlış anlatıyor. Bakın, getirdiğimiz yeni düzenleme ile geliri asgari ücretin üçte birinden az olanların genel sağlık primleri, Hazine tarafından karşılanacaktır. 18 yaş altındaki herkes, prim borcu, sigortalılık gibi hiçbir şart aranmaksızın sağlık hizmetlerinden yararlanabilecektir. Yani her doğan sigortalı doğacak. Nereye kadar? 18 yaşına kadar. Vatansızlar ve hatta sığınmacılar dahil Türkiye'de Genel Sağlık Sigortası kapsamında bulunmayan kimse kalmayacaktır. Hükümet programımızın gereği budur,eşitliği esas alan Anayasanın gereği budur, ülkemizin ekonomisinin gereği budur,dünyanın realitesi budur, yani aklın da bilimin de rasyonel yönetimin de yolu budur ve biz de bunu yapıyoruz. Bazıları yasa taslağının tek bir cümlesini bile okumadan spekülasyon üretiyorlar. 'Çalışanların, emeklilerin haklarında gerileme olacakmış' Açık söylüyorum; asla böyle bir şey söz konusu değildir. Dürüst davranmıyorlar ve yalan söylüyorlar. Böyle bir şey yok. Kazanılmış haklar aynen devam edecektir...


İzmir'de yaşlı amcalar yanıma geldi, 'Oğlum bizim emeklilik maaşlarını geri alacakmışsınız' dedi. 'Amca kim söyledi?' dedim. 'Televizyonda söylüyorlar' dedi. Dürüst davranmıyorlar. Yanlış bir istikamette halkımızı bilgilendiriyorlar. Böyle bir şey yok, böyle bir şey olamaz, olmayacaktır. Çünkü bunların hepsi kazanılmış haklar içindedir. Tam aksine iyileşme olacaktır.


Ben de emekçiyim, ben de damdan düşenim. Bütün işçilerimizle, çiftçimizle, memurumuzla, esnafımızla her zaman kendimi beraber hissediyorum. Ben bir işçi emeklisiyim. Oradan geliyorum. Hiçbir zaman bu ülke için değer üreten kimseye bizler, fildişi kulelerden bakmadık, bakmayız.


Bizim gözümüzde emekten, alın terinden, helal kazançtan daha değerli hiçbir şey yoktur.”


Çalışma hayatının bütün taraflarıyla, bu sürecin başından beri içinde yer aldığını kaydeden Başbakan Erdoğan, “Defalarca göz göze yüz yüze bu meseleleri konuştuk. Soruyorum: Şu an emekli olduğu halde, 2 milyon 100 bin insanımız emeklilikten sonra çalışmak zorunda mıdır değil midir? Sosyal Güvenlik sistemimizle ilgili bir çelişki değil midir bu tablo? Bu çelişkiyi gidermek hükümetin görevi değil midir?” dedi.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler