YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bütçe görüşmelerinde tansiyon yükseldi
2010 bütçe görüşmelerinde Başbakan Erdoğan ile CHP lideri arasındaki atışmada kavgada söylenmeyecek sözler söylendi.
Bütçe görüşmelerinde tansiyon yükseldi
15 Aralık 2009 / 07:29 Güncelleme: 15 Aralık 2009 / 07:29

Gergin geçen bütçe görüşmelerinde Başbakan Tayyip Erdoğan ile CHP lideri Deniz Baykal arasında çok sert diyaloglar yaşandı. Baykal Erdoğan’a “zavallı” diye bağırdı. “Başka kapıya”, “İşine bak”, “Gel sustur hadi gel”, “Sen kimsin de susturacaksın”, “Haddini bil” sözleri havada uçuştu.

2010 bütçe görüşmelerinin tutunaklarına yansıyan Erdoğan-Baykal atışması şöyle gelişti:

ERDOĞAN: E, hani askerle genç karşı karşıya geliyor, asker şehit ediliyor, hâlâ diyorsun ki…

BAYKAL: İşine bak sen yahu, aklının ermediği konulara girme!

ERDOĞAN:
Ben işime bakıyorum zaten, işimi de gayet iyi biliyorum, sana da görevini hatırlatıyorum, görevini!

BAYKAL:
İşine bak! İçinden geçirdiklerini söyle zavallı! Haydi, zavallı!

BAŞBAKAN:
Görevini hatırlatıyorum! Ayağa kalkma, rahat ol rahat!

ERDOĞAN:
"Bu anlayışla Kürt kökenli yurttaşlarımız da dil, kültür, folklor ve kimliklerini koruma, geliştirme ve açıklayabilme, kendi ana dillerinde yazılı basın, radyo ve televizyon dâhil her türlü medya aracılığıyla yayın yapabilme, özel okullarda kendi ana dilleri ile eğitim yapabilme…"

BAYKAL:
Bizimkinde o yok.

ERDOĞAN:
E, nerede yok? Burada, burada, belge burada yanımda.

BAYKAL:
O senin fikrin.

BAŞBAKAN:
Yanımda, yanımda. Sonradan çıkartarak tekrar bunu yenilediniz. Beyler, burada.

BAYKAL:
Hiç alakası yok!

ERDOĞAN:
Bunları biz dile getirmiyoruz, bu ifadelerin tamamı -açıyorum- 1996 yılında hazırlanan CHP Tunceli Raporu'nda var.

BAYKAL:
Rapor, partinin yetkili organlarının kararıyla oluşur. Önüne gelen rapor yazar. Her yazılan partinin raporu olmaz!

ERDOĞAN:
…o zaman niçin partinin bir yetkili kurumunun yapmış olduğu açıklamaymış gibi geliyorsun da burada konuşuyorsun? Hangi hakla? Bak, ben sana kitapçığı gösteriyorum, bunları sen gönderdin bana, sen!

BAYKAL:
O resmî… O resmî…

ERDOĞAN:
Öbürleri de aynı şekilde…

BAYKAL:
Hayır… Hayır, hiç alakası yok! Hiç alakası yok!

ERDOĞAN:
O zamana kadar teknolojiniz gelişmemişti!

BAYKAL: Sen, yanlış fikirlerini kamuoyuna sunmak için CHP'nin düşüncesinden imdat istiyorsun ama başka kapıya!

ERDOĞAN: "1999 CHP Doğu-Güneydoğu Raporu…"

BAYKAL: Cumhuriyet Halk Partisinin, senin yanlış projelerine destek verecek hiçbir dayanağı yok.

ERDOĞAN: "Kürt kökenli yurttaşlarımız da dâhil, her etnik kökenden, her alt kimlik ve kültürlerden yurttaşımıza, isterlerse, ortak, resmî cumhuriyet dilimiz olan Türkçenin ekinde, kendi anadil, kültür ve folklorunu daha iyi öğrenme, koruma ve geliştirme olanakları. Kendi alt kimlik, kültür, dil ve folklorunu, koruma, geliştirebilme ve açıklayabilmede özgür olmaları. İsteyenlerin, kendi anadillerinde, Millî Eğitim Bakanlığı kuralları içinde özel eğitim görebilmeleri…"

BAYKAL: Yok, yok…

ERDOĞAN: Üniversitelerde…

BAYKAL: Öyle bir şey yok! Biz de yok!

ERDOĞAN: İşine geldiğinde "evet", işine gelmediğinde "Biz de bu yok."

BAYKAL: Sen mi bileceksin!

ERDOĞAN: Siz busunuz!

BAYKAL: Sen mi bileceksin? Partinin kararları, organları ortada, yetkili organlarının aldığı kararlar ortada. Bizim böyle bir kararımız yok. O senin kafanda!

ERDOĞAN: Değerli arkadaşlarım, Sayın Baykal'ı artık iyi tanıdım; akşam başka, sabah başka!

BAYKAL:
Hadi canım sen de!

ERDOĞAN: İyi tanıdım!

BAYKAL: Sabahleyin "Ofer'i tanımıyorum." diyorsun, öğlen "iki defa buluştum." diye sen itiraf ediyorsun. Ofer'le karşılaşıp karşılaşmadığını, bir gün de 3 defa çelişkiye düşerek söylüyorsun. Ofer'i tanıdın mı? Ne zaman tanıdın?

SEN KİMSİN DE SUSTURACAKSIN

ERDOĞAN: "Türk milleti" demek, Türkiye halkı demektir. "Türk milleti" demek, Türkiyeli olmak demektir; daha önce de ifade ettim…

BAYKAL:
Niye çıkarıyorsun o zaman? Niye çıkarıyorsun?

ERDOĞAN:
Gazi Mustafa Kemal bu konuyu en güzel şekilde ortaya koymuş.

BAYKAL:
Niye çıkarıyorsun Anayasa'dan, niye?

ERDOĞAN:
Öğreneceksin, öğreneceksin.

BAYKAL:
Niye çıkarıyorsun o zaman?

ERDOĞAN:
Bak burada, bu kürsüde bir zamanlar siz "alt kimlik-üst kimlik" beyanlarımı yaptığımda çıldırdınız, "alt kimlik-üst kimlik olmaz" dediniz. Daha sonra bu ifadeleri kullanmaya başladınız.

BAYKAL:
Hiç öyle bir şey yok, hiç öyle bir şey yok.

ERDOĞAN:
Bunları da öğreneceksin!

BAYKAL:
Hiç öyle bir şey yok.

ERDOĞAN:
Tutanaklarda bunların hepsi var.

BAYKAL:
Hayır, sen farkında değilsin!

ERDOĞAN:
Efendiler, bakınız…

BAYKAL:
Sen ne olduğunu bildiğin yok, konuşuyorsun!

ERDOĞAN:
Efendiler, burada maksut olan ve Meclisi alinizi teşkil eden…

BAYKAL: Boş konuşuyorsun, boş!

ERDOĞAN:
Sayın Başkan, siz mi susturacaksınız, ben mi susturayım?

BAYKAL:
Gel sen sustur! Hadi gel!

ERDOĞAN:
Otur yerine, otur. Otur yerine. Sayın Başkan grubuna hâkim ol. Hâkim olamıyorsan biz hâkim olalım.

BAYKAL:
Sen kimi susturacaksın! Neyle susturacaksın! Sen kimsin de susturacaksın! Kimi susturacaksın sen!

ERDOĞAN: Grubuna hâkim ol. Grubuna hâkim ol. Acziyet içerisinde olma.

BAYKAL: Haddini bil, haddini!

ERDOĞAN:
…ve Meclisi alinizi teşkil eden zevat yalnız Türk değildir…"

ERDOĞAN:
"…yalnız Çerkez değildir, yalnız Kürt değildir…"

BAYKAL:
Ülkeyi böldüğünüz yetmedi…

ERDOĞAN:
"…yalnız Türk değildir."

BAYKAL:
Ali kıran baş kesen misin sen?

ERDOĞAN:
"Fakat hepsinden mürekkep anasırı İslamiyedir, samimi bir mecmuadır."

SEN HİKMETYAR’I KONUŞ

ERDOĞAN: Devlet kurulabilir ama bakın bu ifadelerin sahibi kim? Bu konuşma nerede yapıldı? Mecliste yapıldı. Mecliste yapıldı.

BAYKAL:
Ne zaman yaptı?

ERDOĞAN:
O devleti bu Meclis kurdu.

BAYKAL:
Ne zaman? Ne zaman?

ERDOĞAN:
1920. Evet.

BAYKAL:
Sonra ne oldu?

ERDOĞAN:
Nasıl ne oldu? Bunlar iptal mi? Bunlar iptal mi oldu? Bu ifadeler iptal mi oldu?

BAYKAL:
Sen kafanda 1920'yi takmışsın hedef diye, anasırı İslamiyet peşinde koşuyorsun. Sen Türk milletinin ortaya çıktığının farkında değilsin.

ERDOĞAN:
Yani sizin geçmişinizi sorgulamayalım mı?

BAYKAL:
Sen tarih öncesine gitmeye kalkışıyorsun.

ERDOĞAN:
"Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri."

BAYKAL:
Sen gerçek anlayışını itiraf ediyorsun.

ERDOĞAN:
"Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri." buyur.

ERDOĞAN:
Siz var ya… Sizin bu mantığınız neye benziyor biliyor musunuz? Atatürk ölene kadar Türk paralarının üzerinde Atatürk'ün resmi, öldükten sonra İnönü'nün resmi. Siz busunuz! Siz busunuz!

BAYKAL:
Sen oralardasın, oralarda! Senin Atatürkçülüğün bu!

ERDOĞAN:
Siz busunuz!

BAYKAL:
Sen Atatürk'ü bırak, Hikmetyar'ı konuş, Hikmetyar'ı!

Rüzgarın karşısına çişini yapanlar.
 // ibrahim çelikoğlu
Maksatları vatan,memleket değil;Deveyi hautuyla yutma yarışı.
Kim haram paraya sahip olacak?Kavga döğüş bundan.Rüzgar pisliği üzerlerine üflüyor,farkına bile varmıyorlar.Muhalefetin zoru;Devletin sırlarını eline geçirip Dünya çapında oyun oynamak.Sırların teslim edildiği yer TSK'leri.TSK'leride bunları korumaktan yoksun.Yabancı Güçlerin isteklerine göre yön belirliyor.Onlarda oyunu oynuyor.
Hırsızlık sendrumu içinde kendinden geçen Türk'leri birbirine s...
15 Aralık 2009 10:22
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler