YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Bundan sonra koşan, terleyen bir Cumhurbaşkanı olacak"
Ak Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Abdülhamit Gül, bundan sonra Türkiye'de nasıl bir Cumhurbaşkanı profili görüleceğini anlattı.
"Bundan sonra koşan, terleyen bir Cumhurbaşkanı olacak"
28 Ağustos 2014 / 05:31 Güncelleme: 28 Ağustos 2014 / 05:52

Kanal A'da yayınlanan, Kanal A Yayın Koordinatörü Fahrettin Damga ve Yazar Sadık Yalsızuçanlar'ın hazırlayıp sunduğu Çerçeve programının bu haftaki konuklarından biri de Ak Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Abdülhamit Gül'dü.

Gül, Türkiye'de yeni bir dönemin başladığını belirterek, şöyle konuştu:

"Bugün değil yıllarca konuşulacak kongre gerçekleştirdik. Yeni dönem ve Yeni Türkiye'nin ilk adımlarını attık. Bundan sonra Yeni Türkiye'nin içeriğini, temalarını konuşacağız. Çok heyecanlı bir kongreydi. Çok duygusal konuşmalar vardı.

Cumhurbaşkanlığı makamının halka açılacağını, 'Muhtar bile olamaz' denilen adamın halk tarafından seçilen cumhurbaşkanı olacağını kimse tahmin edemezdi. Halk seçmesin diyen hukukçular şunu tartışmışlar. Bu yetkiyi halka vermeyelim. Çünkü anayasanın 104. maddesinde geniş yetkiler var. Temel mantık, parlamento seçiyordu, dişe dokunmuyordu. Halk seçerse bu yetkiler kullanılır diye maalesef hukukçular bile bunu tartışmışlar. Bundan sonra terleyen koşan bir cumhurbaşkanı göreceğiz."

"Şak diye şapkadan aday çıkardılar"

Nasıl bir cumhurbaşkanı olacağını tartışanlar şak diye şapkadan bir adam çıkardılar ve milletin karşısına sundular. Halbuki; "Ben anayasa yetkilerini kullanırım, koşarım, terlerim" diyen bir adam da milletin karşısındaydı. Böyle bir seçim yaşadık. Millet de ben bu şekilde cumhurbaşkanını seçiyorum dedi ve toplumsal sözleşme gerçekleşti.

Türkiye'nin nerede olmasını istiyorsanız anayasaya bakmanız gerekir. Türkiye'deki sorunların belgesidir. Uzlaşma konusunda anlaşmış partiler üçer kişi seçip gönderecekti ve anayasa yapacaktık. Fakat Sayın Başbakanımız tekrarlamasına rağmen masadan kaçtılar. Bütün milletimizde gördü ki; bunlar anayasa yapma konusunda samimi değiller. CHP ve MHP kendi imzaları olmasına rağmen geri adım atıyorlar.

Bize düşen ne? 2015 seçimlerinde ihtiyaç duyulan yeni anayasayı anlatacağız. Milletimiz bize bu yetkiyi verirse ilk işimiz de anayasayı değiştirmek olacak. 367 çoğunlukla anayasa değiştirebiliyorsunuz.

"Hukuk hazretleri böyle buyurdular" dediler

Türkiye'de bakıldığında biz tüzüklerle çarpışarak geldik. "Hukuk hazretleri böyle buyurdular" diye önümüze engel koydular. Şiir okudu diye siyasi hayatını bitirmek istediler. Biz, devlet millete rota çizsin istemiyoruz. Millet devlete rota çizsin istiyoruz. Ak Parti kurulduğu andan itibaren, etnik kesimden ziyade, mağdur olanların sözcüsü oldu. Bu yüzden yüzde 50 bandında sözcülük yapıyor. Daha iyi bir demokratik Türkiye için devam edecek. Yasamanın hukuk kaynağını darbe olarak görenlerin sayfası sivil anayasa ile kapanacak.

Türkiye 1.Dünya Savaşı'nda ittihatçıların kötü siyaseti ile buhran yaşadı, soğuk savaş döneminde içine kapandı. Bu yüzyıl içerisinde ya kötü siyasete ya da içe kapanışlara maruz kaldı.

"Osmanlı geleneğine sahibiz"

Ak Parti hükümetlerinin ortaya koydu vizyon için bir sürü şey dediler. Uluslararası politikada, diğer alanlarda hemen sonuç alınmaz. Bir on yıl, elli yıl bu devam eder. Türkiye kadim bir Osmanlı geleneğine sahip. Elimizi herkese uzatırız. Gazze'ye, Yezidiler'e yardım gönderen bir Türkiye'yiz biz.

Diğer ülkelerle de ilişkilerde reel politikalar ortaya koyulduğu için bundan rahatsız oldular. Biz öncü, itibarlı, başını kuma gömmeyen, oyun kurucu, etkin bir Türkiye'yiz. Davutoğlu'nun akademik ve pratik tecrübesi de buna müsait.

Paralel yapı ile mücadele

"Devletin ulusal meselesidir"

Bu mücadele olacağı açık. Bu kişisel değil Türkiye'nin geleceği ile alakalı bir durum. Ak Parti, milletin seçmediği bir kuruma göre vermek istemiyor. Anayasaya göre yargı Türk milleti adına karar veriyor. Şimdi hangi hakla iki polis dönemin Başbakan'ının bilgisayarına girip, fezlekesi yazılıyor?

Buradaki temel mantık, milletten yetki almadan millet adına karar vermeye kalkan vesayet organlarıdır. Nasıl askeri vesayetle mücadele edildiyse bunla da mücadele edilecek.

Böylesine tarihi ve cumhuriyet için sosyal bir proje bu. Bundan  rahatsız olan biri, Türk veya Kürt kanı üzerinde yaşamak isterler mi?

"Yozgat'ta, Van'da, İstanbul'da vatandaş sizi seçti ama biz size devleti yönettirmeyiz, biz yöneteceğiz" dediler. Tam da milletimizin mücadele etmek istediği oligarşik bir yapı bu. Cemaat, örgüt vs olabilir. Başı secdeden kalkmayan biri de olabilir. 7 Şubat ile başlayan bu süreç, devleti kim yönetecek düşüncesi.

Gezi ile bunlar perçinlendi. Şimdiki Cumhurbaşkanımız yurtdışındaydı, ülkeye dönünce yüz binler karşıladı. O zaman da milletin başkaları tarafından yönetilmek istenmediği ortaya çıktı. Sonra zaten Gezi olaylarında paralel yapının olduğu ortaya çıktı. Erdoğan'ın iradesi ile bu püskürtüldü. Bu bir devlet politikasıdır. Bu milletin, ülkenin ulusal meselesidir.

Yeni Türkiye'nin, demokratikleşen Türkiye'nin meselesi bu. Türkiye başarısız olsaydı bunu yapmak istemeyeceklerdi, buna ihtiyaç duymayacaklardı.

Bırakın içeride, dışarıda da 'one minute' diyerek haksızlığa karşı çıkan bir iradeden bahsediyoruz.

Ak Parti'nin Kültürel Belediyecilik isteği

Ak Parti'nin yerel yönetim başarısı 1994'te Erdoğan'ın seçilmesi ile başladı. Belediyenin rutin hizmetleri gibi görünen başarıla gerçekleştirdi. Kalkınma orada başladı. 2014'e kadar paralel kumpasa rağmen yerel seçimlerde tarihi bir oy oranı ile seçimden çıktık.

Yerel seçimlerde seçim beyannamesi vardı. Bu alışık bir şey değildi. Ama biz yerel yönetimlerde şehrin sahibini orada yaşayanlar olarak görüyoruz. Tüm ilkeleri de uygulayacağız. Nedir bunlar?

Demokrasi yerelden başlar sloganı ile, kültürel, katılımcı, çevre dostu belediyecilik ve hizmet belediyeciliği çerçevesinde ilke taahhüdümüz oldu.

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler