YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bülent Tezcan: ‘Parti içerisindeki tepkilerin önemi yok’
Bülent Tezcan: ‘Parti içerisindeki tepkilerin önemi yok’
19 Haziran 2014 16:02
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, parti içerisindeki Ekmeleddin İhsanoğlu tepkilerini kastederek, “Parti içerisindeki tepkilerin önemi yok. Cumhuriyet Halk Partisi demokratik tartışma kü

Muş, Bitlis ve Bingöl teşkilatlarının katılımıyla düzenlenecek bölge toplantısına katılmak üzere Muş’a gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, partisinin il başkanlığını ziyaret etti. Burada gazetecilere açıklamalarda bulunan Bülent Tezcan, Muş’ta, Bingöl ve Bitlis teşkilatlarının da katılımıyla bölge toplantısı yapacaklarını söyledi. Türkiye’yi 20 bölgeye böldüklerini ve 17’inci toplantıyı da Muş’ta yapacaklarını ifade eden Bülent Tezcan, bu toplantılarda aynı zamanda bölgelerin ve örgütlerin sorunlarını da dinlediklerini kaydetti.

“İhsanoğlu, sadece CHP'nin adayı değil”

Çatı adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nun sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olmadığını dile getiren Tezcan sözlerini şöyle sürdürdü:“Bugün bir Cumhurbaşkanlığı seçimine doğru gidiyoruz ve 3 gün önce cumhurbaşkanı adayımızı açıkladık. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı değil, bütün milletin cumhurbaşkanı adayı olarak açıkladık. Milliyetçi Hareket Partisi de destekliyor ve sadece Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi değil, diğer bütün partilerin, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren vatandaşlarımızın da desteğini almayı istediğimiz, umduğumuz, beklediğimiz bir adayla yola çıkıyoruz.

Türkiye’de, toplumu laikler ve gelenekçiler, inananlar ve inanmayanlar diye bölen bir iktidar var. Başbakan yıllardan bu yana iktidarını milleti bölen, çatıştıran, kavga ettiren, nefret diline halim kılan bir anlayışla yürüttü. Şimdi de kendi vatandaşlarının dinlerine, inançlarına göre vatandaşlarını birbirine düşüren, kavgayı körükleyen bir iktidar üslubu, bir siyaset üslubu hakim, iktidar kanadında, AKP kanadında. Bunu hızla terk etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin esenliği için, huzuru için bunu hızla terk etmemiz gerekiyor. Bu yüzden de cumhurbaşkanlığı seçimi bir fırsattır.”

Ülkede 76 milyonu kucaklayan bir cumhurbaşkanına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Tezcan, “Toplumun değerleriyle barışlık bir cumhurbaşkanına ihtiyaç var. Hem laikliğe inanan, hem de geleneksel muhafazakar yapıya yatkın, saygılı, bütün toplum kesimlerini anlayan, hepsiyle buluşabilecek bir Cumhurbaşkanına ihtiyacımız var. Uluslararası itibarı olan bir cumhurbaşkanına ihtiyacımız var. Dünyanın bildiği, tanıdığı bir cumhurbaşkanına ihtiyacımız var. Bakın, gösterdiğimiz aday Ekmeleddin İhsanoğlu, uzun yıllar İslam İşbirliği Teşkilatı’nda 57 İslam ülkesinin örgütünü büyük bir başarıyla yönetmiş birisi. Kendi adına uluslararası altın madalya ödülleri konmuş, böyle birisi. Dünyanın birçok ülkesi ona, nişan vermiş, uluslararası başarı ödülü, madalya vermiş ve onun için de yarışma ödülleri koymuşlar.

Orta Doğu’daki bu çatışma ortamında, Irak’ta çatışan tarafları barıştırma konusunda çok önemli adımlar atmıştır. Filistin’de, İsrail ve Filistin arasındaki çatışmada, Filistin’deki örgütlerin kendi içindeki çatışmalarında çok önemli adımlar atmış, barışı sağlamış. Dolayısıyla Orta Doğu’da Türkiye’nin yıkılan imajını en iyi düzeltecek kişi. Oradaki, bugüne kadar ki sanki terör örgütlerine destek veren bir Türkiye algısını, kötü görüntüsünü hızla ortadan kaldıracak bir cumhurbaşkanı figürüdür. Kendisi Türk toplumunun bütün değerleriyle barışık bir üniversite hocasıdır, bilim tarihi profesörüdür ve uluslararası alanda bütün ülkelerin liderleriyle görüşmüş, tanışmış, bilinen bir vatandaşımızdır” diye konuştu.

“Siyasi Parti lideri seçmiyoruz”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyasi parti liderinin seçilmediğini ifade eden Tezcan, “Biz bir siyasi parti lideri seçmiyoruz, biz bir Başbakan seçmiyoruz. Hukuka saygılı, devlet dengelerini koruyacak, devlette kriz yaratmayacak birisine ihtiyaç var. Devlet organlarının bütün yetkilerini ben elime geçireceğim, Başbakanı ben idare edeceğim, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ben idare edeceğim, yargıyı, hukuku, hakimleri, mahkemeleri ben idare edeceğim demeyen bir cumhurbaşkanına ihtiyaç var” dedi.

“Parti içerisindeki tepkilerin önemi yok”

Gazetecilerin CHP içerisinde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına gösterilen tepkileri hatırlatması üzerine, Tezcan şöyle konuştu:
“Parti içerisindeki tepkilerin önemi yok. Cumhuriyet Halk Partisi demokratik tartışma kültürü olan bir partidir. İlk anda mutlaka arkadaşlarımız adayla ilgili çekincesini söyleyen, sınırlı sayıda arkadaşlarımız vardır. Bunlar çok az sayıda tepkilerdir. Bu tepkiler göreceksiniz, bugün zaten çok azalmıştır, yarından itibaren de tamamen ortadan kalkacaktır. Bunların önemi yok. Bizim örgütümüz önce tartışır konuşur ama hızla sahip çıkar. Türkiye’nin bütün bölgelerinde Cumhuriyet Halk Partisi tabanının Ekmeleddin İhsanoğlu’na destek vereceğini ve partinin ve diğer partilerin de arkasında duran bir birleştirici ismin arkasında kenetleneceğine inanıyorum.”

12 Eylül davasında çıkan kararları da değerlendiren Tezcan; “97 yaşındaki darbe generallerini idama mahkum ettiler. Darbelerin yargılanması gerektiğini başından beri söylüyoruz ama böyle göstermelik, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde puan toplamak için ‘biz darbeleri yargılıyoruz’ görüntüsü yakalamak için değil, darbeciler yargılansınlar. Bununla ilgili bundan memnuniyet duyarız ceza almalarından ama asıl olan Türkiye’nin darbelerle hesaplaşmasıdır. 12 Eylül yasaları Türkiye’de halen devam ediyor. 12 Eylül’ün kurduğu hukuk düzeni halen devam ediyor. 12 Eylül’ün toplumu birbirine düşüren, ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı siyaset tarzı devam ediyor. AKP iktidarı bugüne kadar 12 yıldan bu yana bunu ortadan kaldıracak neyi yaptı, hangi adımı attı? 12 Eylül Kenan Evren’in kafasından daha despot, daha baskıcı bir Başbakan var Türkiye’nin başında. Bununla, bu anlayışla hesaplaşmadan Türkiye darbelerle hesaplaşmış olamaz. Cezalandırılmış olması memnuniyet vericidir ama mesele Türkiye’nin 12 Eylül hukukuyla hesaplaşmış olmasıdır” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi'nin Balyoz kararı

Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz davası kararının sevindirici olduğunu vurgulayan Tezcan, “Türkiye’de bir şey çok açık ortaya çıktı. Sahte delillerle, kurulmuş kumpaslarla yapılan hukuksuzluklar eninde sonunda yargının en üst organından geri döndü. Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz Davası’yla ilgili hak ihlali kararı sevindirici ve olumlu bir karardır. Anayasa Mahkemesi’ni bu kararı nedeniyle kutluyorum. Bugüne kadar 5 yıldan bu yana söylediğimiz şeyleri teyit etti, Anayasa Mahkemesi. Tabii ki Türkiye darbelerle hesaplaşmalıdır. Eğer birileri darbe yapmaya kalkıyorlarsa bunun yargı önünde mutlaka hesabının verilmesi gerekir. Bu konuda genel bir mutabakat var, ama ‘darbecilerle hesaplaşıyorum’ adı altında toplumda iktidara muhalif bütün kesimleri iftiralarla, yalanla, sahte delillerle hapse atıp 5, 6, 7 yıl sahte ve düzmece davalarla özgürlüğünden mahrum ederseniz, o ülkede iç barışı ortadan kaldırırsınız, hukuk güvenliğini ortadan kaldırırsınız, düzeni bozarsınız. Ne yazık ki AKP 12 yıldan bu yana gerek Silivri yargılamaları gerekse KCK yargılamalarıyla Türkiye’de hukuksuzluğun en büyük binasını inşa ettiler fakat hiçbir zaman hukuksuzluk üzerine kurulu bir düzenin devam etmesi mümkün değildir. Yavaş yavaş bu hak ihlalleri de hukuk tarafından teslim edilmeye başlanıyor” şeklinde konuştu.

Annelerin eylemi

Diyarbakır’daki annelerin yaptığı eylemlere de dikkat çeken Tezcan, “16 yaşındaki çocukların, alınıp dağa götürülüp şu veya bu sebeple kendi isteğiyle geldi diyerek bile olsa alıkonması suçtur. Bunlar kabul edilebilir bir şey değildir. Hem ulusal anlamda hem uluslararası anlamda hem de ahlaki anlamda kabul edilebilir bir şey değildir. 18 yaşın altındaki çocuğun kendi serbest iradesi yoktur. Örgüte katılmak istese bile yoktur. Dolayısıyla bunları şu veya bu sebeple almak, kamplarda tutmak hem suçtur, hem de vicdanen, ahlaken kabul edilebilir bir şey değildir. Anaların yarası ve acısı önemlidir. Anaların acısını paylaşıyoruz. Türkiye’de kim olursa olsun, Türkiye’nin barışından bahsedeceksiniz ama ondan sonra 15-16 yaşındaki çocukları alıp dağlarda militan olarak yetiştireceksiniz, ailesinden koparacaksınız. Bunun kabul edilebilir yanı yoktur. Devletin baskısını da kabul etmek mümkün değildir, örgütün baskısını da kabul etmek mümkün değildir. Derhal bir an önce o ailelerin birliğinin, bütünlüğünün sağlanması gerekir” dedi.

Bülent Tezcan, buradaki açıklamasının ardından basına kapalı yapılan bölge toplantısına katıldı.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler