18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul15 °C
  • Ankara3 °C
  • İzmir11 °C
  • Konya6 °C
  • Adana14 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır9 °C
  • Bursa8 °C
  • Kayseri1 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa13 °C
  • Gaziantep13 °C
  • İçel17 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bülent Arınç'tan çarpıcı açıklama: "Böyle birşey ülkenin sonu olur"
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Hiçbir AK Partili koalisyon sözünü ağzına almaz, hiçbir AK Partili koalisyon ihtimaline kapı açmaz" dedi. Arınç dışarıdan destekli koalisyonların felaket getireceğinin altını çizdi.
Bülent Arınç'tan çarpıcı açıklama: "Böyle birşey ülkenin sonu olur"
12 Mayıs 2015 / 01:12 Güncelleme: 12 Mayıs 2015 / 01:20

Arınç, Habertürk televizyonunda katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. 17. Genelkurmay Başkanı ve 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in ölümü ve gazetecilerin sorusu üzerine bu konuda gün içinde yaptığı açıklamanın hatırlatılması üzerine, "Her nefis ölümü tadacaktır" ayetini tekrarladı ve hiç kimsenin ölümden kaçmak, kurtulmak, saklanmak imkanına sahip olmadığını belirtti.

Evren'in vefatının, bu yaşa geldikten ve özellikle son aylardaki ağır rahatsızlığını bildikten sonra kimseyi şaşırtmadığını dile getiren Arınç, bugün hiçbir siyasi partinin, hiçbir devlet kurumunun Evren ile ilgili taziye yayınlamadığını, ölümünü sade bir haber olarak verdiğini söyledi. Bunun sebebinin, Genelkurmay Başkanı iken 12 Eylül 1980'de arkadaşlarıyla yaptığı darbe ve sonrasındaki müdahaleler olduğunu anlatan Arınç, şunları kaydetti:

"Ölüm büyük şey. Peygamberimizden öğrendiğimiz de odur. Yani, ölünün arkasından, mümkünse kötü şeyler konuşmamak, onun varsa iyilikleri üzerine konuşmak da bir adettir, bir gelenektir ama buna mecbur olmadığınız zamanlarda, insan kendi düşüncelerini, belki çok fazla da dillendirmeden kendi derununda saklayabilir. Arkadaşlar bu konuyu soracak kimse bulamayınca, benim bulunduğum toplantıya pusu kurmuşlar. Benden öncekiler 'bu konuda konuşmayacağım' demiş, hiç kimse ağzını açmamış. Bizim de kötü bir huyumuz var, sorulduğu zaman cevap veriyoruz. Onlara 12 Eylül 1980 darbesinden mağdur olan bir insan olarak çok iyi şeyler söyleyemeyeceğimi ifade ettim ve büyüklerimizden duyduğum bir duayı tekrarladım. O da 'Allah, rahmete müstahak olanlara rahmet etsin' sözüdür."

"AK Parti'nin ideallerinin gerçekleşmesi için"

Bülent Arınç, aktif siyasi yaşamından sonra ne yapmayı planladığı yönündeki soru üzerine, "Fikrimiz vardır, çevremiz vardır, başkalarına anlatacak dünya görüşümüz, davamız vardır. Bunları konuşacağız, bunları yazacağız. AK Partimizin siyasi düşünceleri etrafında daha iyisi nasıl olabilir belki bu konularda katkı vereceğiz" dedi.

Partinin görev vermesi halinde, yeni Anayasa çalışmalarında bulunabileceğini aktaran Arınç, şöyle devam etti:

"Ben şahsen çok büyük bir plan yapmış değilim, bir hazırlığımız da yok ama herhalde parlamentodan çıkıp evimize döneceğiz, çocuğumuzla çoluğumuzla güzel bir aile havası içinde hayatımızı yaşamaya çalışacağız. Allah bize sağlık verdiği müddetçe AK Parti'nin ideallerinin gerçekleşmesi için bulunduğumuz konumda ne yapmamız gerekiyorsa onu yapacağız.

Meclis Başkanlığı dönemim çok zorlu geçti. Ben AK Partinin ilk Meclis Başkanıyım. O tarihlerde AK Parti'ye bakış açısı neydi? AK Parti'nin uzun ömürlü olmaması için yapılan gizli, açık çalışmalar nelerdi? TSK'nın üst düzeyinde, bir kısmı sonrada yargılanan insanların bu partinin önünü kesmek için yapabildikleri çalışmalar nelerdi? Bunların bize karşı tavırları neydi? Bütün bu çektiğimiz sıkıntıları elbette cenabı hakka şükürle karşıladık."

AK Parti'nin vicdanı

Kendisine "AK Partinin vicdanı" dendiği belirtilerek bu konudaki görüşleri sorulan Arınç,  "Ben her konuda aklıma değil, önce vicdanıma bakarım, kalbime bakarım. O ne derse onu söylerim. Bunun zararını görmüş olabilirim ama o söylediklerim doğru olduğu için etkili olur. İnsanlar kendi vicdanlarında da bunu hissettikleri için bu adam doğru söylüyor derler" diye konuştu.

Arınç, "Üzüldüğüm şey şudur, kalkınmada çok iyiyiz ama adalette acaba o kadar iyi miyiz? Biz zamanlar adalet sarayı açarken 'sarayı yaptık da sıra adalete geldi' demiştim. Bir ülkede yargıya duyulan güven yüzde 20'lere inmişse, yargı aynı zamanda adaletle eş anlamlıysa başımızı ellerimizin arasına alıp çok düşünmemiz lazım. Adalet yerlerde sürünürse, yargı itibar kaybederse bundan ülke zarar görür. Bütün insanlar hak ve adalet noktasında kuşkuya düşerler. Çok güzel saraylar yaptık ama adalete duyulan güveni artıracak çok çalışmalar yapmamız lazım" değerlendirmesinde bulundu.

Yargının siyasallaştığına yönelik eleştirilerin hatırlatılması üzerine Arınç, yargının bağımsız olması kadar da tarafsız olmasının esas olduğunu belirterek, buna kendilerinden başka sahip çıkanın olmadığını söyledi.

Bülent Arınç, "Yargı bağımsızlığını ipinden koparılmış bir at gibi düşünürsek o zaman adalet veya yargı dediğimiz şey, güçlünün güçlünün güçsüzü ezdiği bir sanat haline gelir. Tarafsızlık ilkesi de olacak. Eğer bağımsızlık olur ve bunun dışında herhangi bir şey kabul edilmezse o zaman yargıçlar hakimiyeti olur. Her istediği kararı verirler ve kararlarından dolayı sorumlu tutulmazlarsa ne bunun karşısında yürütme ne de yasama dayanabilir. Yargının verdiği kararları kim denetleyecek?" diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Arınç, yargıda acil eylem planı hazırlığı yapıldığını, Bakanlar Kuruluna sunulan bu hazırlığın seçimden sonra gündeme alınacağını bildirdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Diyanet İşleri Başkanlığının Cumhuriyet ile yaşıt bir kurum olduğunu, diyanet görevlilerinin Kurtuluş Savaşı'nda, istiklal mücadelesinde ön planda yer aldıklarını ifade eden Arınç, şöyle devam etti:

"Atatürk dahi Diyanet İşleri Başkanını yanından ayırmaz, protokolde ona önemli yer verirdi. Anayasamızda da Diyanet İşleri Başkanlığımızın çok önemli bir yeri vardır. Eskiden Siyasi Partiler Kanununda bir siyasi parti Diyanet İşleri Başkanlığını kaldırmayı tüzüğüne ve programına koyarsa o parti kapatılıyordu. Daha sonra bu madde kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığının konumu bugüne kadar gelmiş onlarca hükümet, onlarca cumhurbaşkanı, onlarca başbakan tarafından hiçbir zaman tartışılmamıştır. Varlığı önemsenmiştir, Anayasa içinde yer almasına da dikkat edilmiştir.

Burada sadece Sünni inanca yönelik hizmetlerin yapıldığı söyleniyor. Evet ,Türkiye'de Sünni inanca mensup insanlar sayıca çok olabilirler ama bugün Din ve Ahlak Bilgisi derslerinde dahi Alevilik de bir şekilde öğretilmekte, diğer mezheplerden de bahsedilmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığının bugünkü yapısında ayrıca 'Ben Aleviyim' diyen insanların temsilci olarak bulunması bence doğru değil. Alevileri biz islam dininin mensupları olarak gördüğümüz, anlayış, kültür, erkan farklılığı, niyaza daha çok düşkün güzel insanlar olarak gördüğümüz, İslam'ın dışında ayrı bir din olarak görmediğimiz için ayrıca onların temsil gibi bir maksadı olabilir mi diye ben şahsen düşünemiyorum. Bunu söyleyenler Aleviliğin de ayrı bir inanç, ayrı bir din, ayrı bir anlayış olduğunu belirgin hale getirmek için bunu söylüyorlardı. Kaldırılmasını isteyenler, Alevi yurttaşlarımızın bir kısmının mevcut Diyanet İşleri Başkanlığına karşı duruşlarını oya tahvil etmek istiyorlar. Diyanet işleri Başkanlığının mevcut statüsünün, mevcut görevlerinin geliştirilerek devam etmesi çok daha faydalı ve doğrudur."

"Yargı merci yok"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı toplu açılışlara yönelik muhalefetin itirazlarının sorulması üzerine Arınç, cumhurbaşkanlarının vatana ihanet dışında herhangi bir suçla suçlanamayacağını bildirdi. Cumhurbaşkanlarının mutlak tarafsızlık gibi bir görevlerinin de bulunduğunu aktaran Arınç, "Bu tarafsızlık ilkesi üzerine yaptığı işler uyar uymaz tartışmalar olabilir. Ama buna Yüksek Seçim Kurulunun da Anayasa Mahkemesinin de veya herhangi bir mahkemenin de karar vermesi mümkün değil" dedi.

Bülent Arınç, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanımız her yere gidiyor konuşmalar yapıyor. Kendisine yönelik itirazlara da büyük bir cesaretle cevap veriyor. 'Anayasa'dan ben bu yetkiyi aldım. Yüzde 52 bana bunun için oy verdi. Ben de bu taleplere karşı bigane kalamam çıkıyorum tarafsız olduğumu söylüyorum ama milletten taraf olduğumu da herkesiz bilmesini istiyorum' diyor. Tabii bu temasları diğer siyasi partiler AK Parti lehine bir propaganda olarak nitelendiriyorlar. Bununla ilgili itirazları var ancak Türkiye'de bu itirazları kabul edecek hiçbir yargı merci yok."

Koalisyon tartışması

Koalisyon düşüncesinin AK Parti yi yıkmak isteyenlerin bir iletişim projesi olduğunu vurgulayan Arınç, "Biz kesinlikle koalisyon düşünmeyiz. Koalisyona ihtimal de vermeyiz. Çünkü AK Parti'nin bu seçimde de büyük bir güçle yeniden tek başına iktidar olacağına gönülden inanırız" dedi.

Partisinin 4. dönem tek başına iktidara gittiğini ifade eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Diğer partilerin tek başına iktidar olma hayali de hevesi de yok. HDP'nin yüzde 10'u aşma meselesi var. MHP, yüzde 15'i aşma iddiasında. Yüzde 17 olur, 18 olur. Onların da tek başına iktidar olma hayali de hevesi de yok. CHP'nin en büyük iddiası 30'ları geçmek, 35'lere ulaşmak. Onun da en büyük iddiası 35 ise bununla iktidar olmanın yolu diğer bütün partilerin barajın altında kalmasıdır. Dolayısıyla bu 3 partinin tek başına gelme ihtimali, kendilerinde de böyle bir hedef bulunmadığına göre söyleyecekleri tek şey 'biz koalisyon kurabiliriz' sözüdür. Peki 'AK Parti gitsin de bu 3 parti bir koalisyon kursun' derseniz buna Türkiye'de kaç kişi 'evet' der."

"Böyle bir koalisyondan Türkiye'ye fayda gelir mi? MHP böyle bir koalisyonun içinde olur mu? CHP, MHP veya HDP ile bu kadar kolay bir koalisyon kurabilir mi? Kurarsa en yakın örneğe DSP-MHP-ANAP hükümetidir. Onların Türkiye'ye getirdiği felaketleri bunlar daha fazlasıyla getirmiş olmaz mı? Tek başına iş başına gelmiş güçlü bir iktidar en büyük halkımıza temin etmişse, 99'dan geriye doğru kurulan onlarca koalisyon hükümetine baktığınız zaman hiçbiri uzun ömürlü olmamış, hiçbiri Türkiye için faydalı şeyler yapmamış, her biri bir biriyle kavgalı olmuş."

"Koalisyon kurabilmek için milletvekili pazarları açılmış bir Türkiye'de tekrar eski günlere dönme hayali hangi yurttaşımızın kafasında vardır. Bence hangi parti iktidara gelecekse tek başına gelmeli. Böyle bir iddianız var mı? Yok. Böyle bir iddianız olsa bile bunun gerçeklik payı ne kadar? Hayır o da yok. O zaman bırakın. AK Parti'den daha güçlü ve güvenilir bir partiyi millet göremedikçe niye koalisyonlara dönsün, niye ülke karışsın, niye güçsüz hükümetler, parçalı siyaset gündeme gelsin? Ben milletin bunu çok iyi takdir edeceğini düşünüyorum."

Bülent Arınç, hiçbir AK Partilinin koalisyonsözünü ağzına almayacağını, bu ihtimale kapı açmayacağını belirterek, "Ey millet bana oy vermeyeceksen istediğin partiyi iktidar yap ama üç partili, dört partili, beş partili, dışarıdan destekli koalisyonlar bu ülkenin sonu olur, felaket olur, ona göre oyunu kullan' diyeceğiz. Ben milletimizin sağduyusunun bu konuda çok güçlü olduğuna inanıyorum" dedi.

Arınç, gelir durumu iyi olanlardan vakıf kurmalarını istedi. Kendisinin de vakıflarda gönüllü olarak çalışabileceğini belirten Arınç, 28 Şubat sürecinde milli eğitime devredilen vakıf yurtlarını devralmaya ve yeni vakıf yurtları açmaya karar verdiklerini söyledi.

 

AA


 

 // Halk
Bu ulkenin özüne dönmeye çok ihtiyacı var burdan halka sesleniyorum ey Türk halkı bayanları genç kızları bi yerlerini açarak bi yere mi varabilecwgini düşünüyorsun mine lerini örnek al be ahlaksız ey erkekler sizlerde dedeleri örnek alın hakiki müslüman olalım el ele birlikte...
16 Şubat 2016 17:18
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler