YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Bu süreç PKK'yı meşrulaştırma süreci değil"
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, katıldığı bir toplantıda yaptığı açıklamada, çözüm sürecinin PKK'yı meşrulaştırma süreci olmadığını vurguladı.
"Bu süreç PKK'yı meşrulaştırma süreci değil"
24 Ekim 2014 / 06:32 Güncelleme: 24 Ekim 2014 / 07:17

Başbakan Yardımcısı Yalçın  Akdoğan, partisinin Gölbaşı İlçe Teşkilatı Danışma Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada, ilçe teşkilatının genel seçimlerde, ardından yerel seçimlerde coşkuyla çalıştığını ve belediyeyi AK Parti'ye tekrar kazandırdığını belirtti.

İşte Akdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar

"Çözüm sürecinde öncelikli gündem maddemiz"

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, hükümetin, hazırladığı güvenlik paketiyle "çözüm süreci ve güvenlik, bu ikisi bir arada gitmek zorundadır" mesajını verdiğini belirterek, "Çözüm sürecinde öncelikli gündem maddemiz kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanmasıdır. Bu olmadıktan sonra hiçbir şey konuşmayız. Önce kamu düzeni ve güvenliği tesis edilecek. Çünkü, bölgede bu süreci suistimal edenler oldu, güvenlik açığı meydana getirenler oldu" dedi.

Bunun, çok kolay başlayan bir süreç olmadığına, hükümetin büyük siyasi riskler aldığına işaret eden Akdoğan, yıllarca Türkiye'de terör üzerinden siyasetin baskı altına alındığını, sivil siyasetin etkisizleştirildiğini, binlerce insanın hayatını kaybettiğini ve yüzlerce milyar dolar kaynağın heba olduğunu anlattı. Bu süreçte, Türkiye'nin baskılandığını ve zayıf bırakıldığını ifade eden Akdoğan, sorunun Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü tehdit eder boyuta geldiğini, beka sorununun ortaya çıkmaya başladığını, toplumda ayrışmanın tetiklenmeye çalışıldığını kaydetti.

Kendilerinin ise "Çözümsüzlük çözümdür şeklinde bir politikayı kabul edemeyiz. Kafamızı kuma gömemeyiz" dediklerini ifade eden Akdoğan, "Varsın olsun, her yıl şu kadar şehit verelim, bu kadar milyar dolar para harcayalım ama bu sorunu idare edip gidelim" demediklerini, statükoya teslim olmayarak, meseleyi ele aldıklarını belirtti.

"Vatandaşımızı hiçbir terör örgütüne kurban vermeyiz"

Akdoğan, örgütün bu süreçte Kürtler'e çok zulüm ettiğini, Kürt işadamlarının makinalarını yaktığını, yol kestiğini, haraç aldığını, Kürt çocuklarının gittiği okulları yaktığını anlatarak,  Kobani bahanesiyle yüzlerce okulun ateşe verildiğini söyledi. 

Türkiye'ye sığınan Suriye vatandaşlarının sağlık yardımı aldığı dispanserlerin, kütüphanelerin yakıldığını belirten Akdoğan, bunun barbarlık ve cehalet örneği olduğunu ifade etti.

Akdoğan Terör örgütünün, bölge insanına son dönemde çok zulüm ettiğini belirterek, "Biz kendi vatandaşımızı hiçbir terör örgütüne kurban vermeyiz. Onun bu şiddet ve zulmüyle baş başa bırakmayız. Bu yüzden her bir vatandaşımıza sahip çıkacağız, kim olursa olsun. Bölge insanına sahip çıkmak, kamu düzeni ve güvenliğini sağlamak şu anda öncelikli gündem maddemizdir" diye konuştu.

"Bu tedbirlerin hiçbiri Türkiye'yi geri götürmeyecek"

Akdoğan, güvenlik paketi gündeme gelince "Türkiye otoriterleşiyor mu? Türkiye geriye mi gidecek?" denildiğine işaret ederek, "Bu tedbirlerin hiçbiri Türkiye'yi geri götürmeyecek, eski Türkiye'ye götürmeyecek, AB standartlarının gerisine götürmeyecek" dedi.

 AB ülkelerinin hepsinde polisin gözaltına alma yetkisi olduğunu, ancak Türkiye'de olmadığını anlatan Akdoğan, "Adam uyuşturucuyu arabaya koymuş, götürüyor, siz aracın kapağını açıp, arayamıyorsunuz" ifadesini kullandı.

"Onu da kaybettiler"

"Bu tedbirleri devlet almak zorundadır ve dediğim gibi bunların hiçbiri AB standartlarının gerisinde bir durum üretmeyecektir" diyen Akdoğan, şöyle devam etti:

"Tabii, birtakım mazeretler ürettiler. Baktılar ki ortalığı yakıp, yıktılar, bir sürü insan hayatını kaybetti, 'Çıkmaz sokağa girdik ve orada tosladık. Buradan nasıl geri döneceğiz? Toplumsal çok ciddi bir tepki var'... İşte Cumhurbaşkanlığı sürecinde bir sempati oluşturdular, yüzde 10 oy aldılar, onu da kaybettiler. Buradan çıkmak için bir yol arıyorlardı, Öcalan bunlara bir mektup gönderdi, ortalıkta debelenenlere bir ip atar gibi, oradan şimdi 'U' dönüşü yapmaya çalışıyorlar, ortaya mazeretler atıyorlar. Neymiş efendim, 'Cumhurbaşkanı PKK ile IŞİD aynıdır' demiş, bu bölgede duygusal kırılma meydana getirmiş. Hiçbir mazeret, hiçbir gerekçe, bu vandalizmin, bu barbarlığın, bu kadar insanın hayatına son vermenin mazereti olamaz. Bunlar boş laflar, şunu dedi, bunu dedi. Eskiden beri aynı bunları yapıyorlar. Ne zaman sıkışsalar, bir barbarlık yapsalar, 'Falanca siyasetçi şu cümleyi kurdu'...

Siz de kurun. Birisi bir cümle kurdu diye... Siz de siyasetçi değil misiniz? Karşılık verin. Niye gidip ortalığı yakıp yıkıyorsunuz? Niye insanlara zulmediyorsunuz? PKK ile IŞİD bunların ikisi de terör örgütü değil mi? Eğer böyle bir terör örgütü yoksa, elinde silah olan, dağda dolaşan insanlar yoksa, karakola ateş etmiyorlarsa, yol kesmiyorlarsa, biz niye bu çözüm sürecini başlattık? Ortada bir terör örgütü var da buna son vermek için bu süreç diye bir şey var ortada. Yani PKK, Kanarya Sevenler Derneği mi? Bu süreç, PKK'yı meşrulaştırma süreci değil. Bu bir terör örgütüdür ve sürecin bir amacı da bu örgütün silah bırakmasını temin etmektir."

"Çözüm süreci var diye sizi eleştirmekten geri duracak halimiz yok"

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Çözüm süreci var diye sizi eleştirmekten geri duracak halimiz yok. Çözüm süreci var diye sizin yol kesmelerinize, adam kaçırmalarınıza sessiz kalacak halimiz yok" dedi.

Akdoğan, "Siz Meclis kürsüsünden bütün bu olayların faturasını Cumhurbaşkanına kesip, adeta katil gibi konuşmalar yaparsanız, Başbakanla ilgili 'Yalan söylüyor' gibi tahrik edici açıklamalar yaparsanız, biz de size cevabınızı veririz. Hangi dilden anlıyorsanız, o dilden cevap veririz. O zaman yaygara yapmayacaksınız. Çözüm sürecinde gereken hassasiyeti, uygun dili kullanacaksınız" diye konuştu.

Çözüm sürecini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başlattığını, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun devam ettirdiğini belirten Akdoğan, şöyle konuştu:

"Kimse, Sayın Erdoğan'a da Sayın Davutoğlu'na da ileri geri konuşma hakkına sahip değildir. Eğer konuşursanız, aynıyla cevabı görürsünüz. Çözüm süreci var diye sizi eleştirmekten geri duracak halimiz yok. Çözüm süreci var diye sizin yol kesmelerinize, adam kaçırmalarınıza sessiz kalacak halimiz yok. Bunların hepsi olacak, şimdi, beyefendiler her gün bir sürü laf söyleyecek size, zehir zemberek hakaretler yağdıracak, siz tek bir cümle eleştirdiğiniz zaman vaveyla koparacaklar. HDP'yi eleştirmek, Kürtleri eleştirmek, Kürt sorununun çözümüne karşı olmakmış gibi takdim edilecek. Böyle bir kandırmaca yok. Kim bizi eleştirirse fazlasıyla biz de onları eleştiririz. Herkesin anladığı dilden gereken cevabı da veririz. Eğer çözüm süreci konusunda bir hassasiyetiniz varsa hem eylemlerinize dikkat edeceksiniz, hem söylemlerinize dikkat edeceksiniz. Bu hassasiyeti koruyacaksınız. 

'Öcalan tahrik etti' demişim bir televizyon programında, çok bozulmuşlar. Peki kim tahrik etti? HDP olarak siz açıklama yapmadınız mı? Milleti sokağa davet etmediniz mi? Her şey çok iyi giderken, kardeşi bayramda adaya gidip, çıkıp ondan sonra açıklama yapmadı mı, 'Çözüm süreci diye bir süreç yok, direnişe çağırıyor Apo' diye? Ondan sonra bu olaylar patlak vermedi mi? Biz bunları konuşmayacak mıyız? HDP'lilere soruyorum, Öcalan etkisiz eleman mı? Öcalan'ın yaptığı konuşmalar, dışarıda verdiği mesajların hiçbir yansıması olmuyor mu? Kendi kendine mi konuşuyor? Eğer bir etkisi varsa, o etki böyle bir sonuç doğurmuştur. Biz de bunu eleştirme hakkına sahibiz."

"Hükümet çark etmedi" 

Akdoğan, Kobani'ye yönelik koridora ilişkin, "hükümet çark etmiş, 'Koridor açmayız' demiş, açmaya karar vermiş" şeklinde tezviratlar bulunduğunu ifade ederek, "Biz aynı yerde duruyoruz. Bizim söylediklerimiz dün neyse bugün de o" dedi.

Akdoğan, şöyle konuştu:

"Bizim söylediğimiz şudur: PKK'ya biz koridor falan açmayız. PKK terör örgütüdür. Ne silah geçişine izin veririz, ne PKK unsurlarının Türkiye'den Kobani'ye geçmesine izin veririz. Bugün de aynı yerde duruyoruz. Cahillerin akılları gözlerine inmiştir, sadece gördükleriyle hükmederler. Bunlar da sadece gördüklerine bakıyorlar anlamaya çalışmıyorlar. Bir başlık görüyorlar, konuşuyorlar. Onun içinde ne var, haberde ne var, ona bakmıyorlar. 'Ama' diye cümle devam ediyor. 'Peşmerge başka bir statüye sahiptir. Peşmerge Irak ordusunun bir parçasıdır, legal bir unsurdur. Bununla görüşmelerimiz devam ediyor' dedim ben açıklamada. Şimdi cümlenin bir kısmını alıyorlar, diğer kısmını almıyorlar, ondan sonra 'Hükümet çark etti'... Hükümet çark etmedi. Başından beri aynı şeyi söylüyor. Cumhurbaşkanımız da aynı şeyi söylüyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuya ilişkin görüşünü ABD Başkanı Barak Obama ile görüşmesinde de gündeme getirdiğini belirten Akdoğan, "PYD konusunda asla zikzak çizilmedi. PYD'ye silah verilmesine dün de karşıydık, Obama görüşmesinde de kaygılarımız, çekincelerimiz ifade edildi, bugün de karşıyız" diye konuştu.

"Örgüt su kaynatmıştır..."

Akdoğan, hükümetin iyi niyetle, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü, akan kanın durması, gözyaşının dinmesi için çözüm sürecini başlattığını, ancak kesinlikle kamu düzeni ve güvenliğinden taviz vermeyeceğini ve bölge insanını örgütün tahakkümü altında bırakmayacağını söyledi.

Hükümetin, bunun için ne gerekiyorsa yapacağını belirten Akdoğan, şunları kaydetti:

"Şu anda önceliğimiz bunun tesis edilmesidir. Bunları çok iyi anlatmak durumundayız. Önümüzde bir süreç var ve bu olayların çıkmasının bir sebebi de şudur: Bir sebebi hükümetin burada kararlı olduğunu görmeleridir. Kısa sürede bir sonuca ulaşma iradesine sahip olduğunu görmeleridir ve bu yüzden örgüt su kaynatmıştır, panik atak geçirmiştir, süreci sabote etmek için Kobani'yi bir fırsata dönüştürmeye çalışmıştır. Diğer bir sebep seçim öncesi hükümete zarar vermektir, hükümeti hırpalamaktır. 'Acaba nasıl bir iç karışıklık meydana getirebiliriz. Toplum kesimlerini nasıl karşı karşıya getirebiliriz', bu arayıştır. Bunların hepsine aziz milletimiz basiretiyle, dirayetiyle 'dur' dedi. Ne farklı gruplar karşı karşıya geldi, ne farklı siyasi partiler karşı karşıya geldi. Oynanan oyun bozuldu. Toplumsal tepkiyi gören HDP de şimdi bu girdiği çıkmaz sokaktan, nasıl kurtulabilirim arayışı içinde." 

Akdoğan, geçen hafta bütün Doğu ve Güneydoğu Belediye Başkanlarını, oda başkanlarını, sendikaları, yerel medyayı, akil insanları dinlediklerini belirterek, herkesin, feryat figan içinde örgütün zulmünden, şiddetinden, tahakkümünden bahsettiğini ifade etti. Buna müsamaha göstermeyeceklerini söyleyen Akdoğan, "Güvenlik için ne gerekiyorsa o yapılacaktır" diye konuştu.

Bölgede siyaset yapmanın, belediye başkanı olmanın, hizmet götürmenin daha zor olduğunu ifade eden Akdoğan, "Siz hizmet götürmek istiyorsunuz, birileri mani oluyor, iş makinalarınızı yakıyor. Yangın çıkıyor, okul yanıyor, HDP'li belediye itfaiye aracını göndermiyor. Bu nasıl bir insanlıktır, bu nasıl bir zihniyettir?" diye sordu.

 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler