YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Bu her an savaşa girebiirim demek'
'Bu her an savaşa girebiirim demek'
26 Kasım 2012 20:55
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, ''Suriye ile ilgili NATO'dan füze talebinde bulunmak, 'ben her an savaşa girebilirim' demektir. Bunun savunmayla bir alakası bulunmamaktadır'' dedi.

Oran, çeşitli sivil toplum kuruluşlarını ziyaretinin ardından CHP İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dizilere yönelik açıklamasını eleştirdi.
 
Yapılan açıklamalarla yargının yönlendirilmeye çalışıldığını öne süren Oran, ''Artık Başbakan işi gücü bıraktı televizyon dizileriyle değerlendirmelerle, yargıyı yönlendirmeye çalışıyor. Bu gerçekten hem Türkiye'nin ağırlığına, geleneğine hem de devlet adabına yakışmıyor. Hem demokrasi ile bağdaşmıyor. Yani bir Başbakan'ın kalkıp da 'bu dizileri kaldırın, yargı yoksa gereğini yapacak' demesi çok anlamsız'' diye konuştu.
 
Oran, Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarına yönelik bir soru önergesi verdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
 
''Türkiye Cumhuriyeti'nde Başbakan'ın görevleri arasında dizi senaryolarını denetlemek diye bir madde var mıdır ' diye Başbakan'a sordum. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın mesaisinin yoğunluğunu düşündüğünüz zaman da 'nasıl bu yayınlanan televizyon dizilerini izlemiş' onu da merak ettik. Yani çünkü orada bir sürü detay veriyor. Bu dizilerin takibi, senaristlerin, yönetmenlerin, patronların kınanması için özel bir ekip mi kurdu  Acaba bir bakanlığa talimat mı verdi  Bunu kendisine sordum.''
 
Oran, Türkiye'nin zor bir süreçten geçtiğini, dış politikada ''savaş riski'' bulunduğunu, içeride ise terör tehdidi olduğunu öne sürdü. Türkiye'nin savaşın eşiğine getirildiğini ileri süren Oran, şöyle devam etti:
 
''Ekonomik krizler kapımızda. Çiftçinin durumu ortada. Emeklinin, esnafın durumu ortadır. Bunlarla uğraşmak ve çözüm üretmek yerine sayın Başbakan, baktığınız zaman neredeyse Türkiye'yi zora sokacak hamleler yapıyor. Suriye için teskere çıkartmak... Bunun anlamı 'ben her an savaşa girebilirim' demek. Suriye ile ilgili NATO'dan füze talebinde bulunmak, 'ben her an savaşa girebilirim' demektir. Bunun savunmayla bir alakası bulunmamaktadır. Savunma olacaksa, zaten Birleşmiş Milletler, NATO bunların ortak kararları ile bu çalışmalar yapılır.
 Başbakan bu noktada gerçekten artık Türkiye'yi savaşın içerisine sürüklüyor. Bütün Ortadoğu'yu karşısına alıyor. Çok tehlikeli bir süreç bu. Bunun bir an önce normale dönmesi gerekiyor. Mecliste bunların tartışılması gerekiyor. Başbakan dış politikayı kendi parti yetkilileriyle belirlememesi gerekiyor. Dış politika bir devlet politikasıdır. Devlet politikasında bürokratlar, dışişleri mensupları bu işi yapar. Fakat sayın Başbakan bu süreci kendi partisiyle yönetmekte ve Türkiye'nin parlamenter sistemini de yanlış bir şekilde yönlendirmektedir.''
 
 -Belde belediyelerinin kapatılması
 
 Oran, belde belediyelerinin kapatılmasının halka sorulması gerektiğini, bu konuda halkın iradesinin hiçe sayıldığını savundu. Cumhurbaşkanı'nın bu konuda yasayı parlamentoya göndermesini beklediklerini ifade eden Oran, şöyle devam etti:
 
''Türkiye'de bugün 29 tane il özel idaresi, bin 582 tane belediye, 16 bin 82 tane köy kaldırılıyor ve kapatılıyor. Bir taraftan 'milli irade' diyoruz, bir taraftan 'parlamenter sistem' diyoruz ve 'halkın iradesi her şeyin üstünde' diyoruz ama halkın görüşüne başvurmadan yaklaşık 12 milyon kişiyi ilgilendiren bir kararı meclisin sadece yüzde 49 çoğunluğuyla yasalaştırıyoruz. Bu da demokrasi ile bağdaşmayacak bir durum. Parlamentoda 4 parti var, 3 parti hayır diyor, AKP 'evet' diyor. Bunların kapatılmasını onaylıyor. Bunun milli iradeyle bağdaşabilir bir tarafı yok.
 
Orada yaşayan insanlarımıza da onlara sorulması gerekiyor. Bu konuda sayın Cumhurbaşkanımızın da sağduyulu davranması... Ve yetkileri belli Cumhurbaşkanımızın anayasada. Oradaki yurttaşlarımızın düşüncelerini dikkate almalı. Yok eğer, 'ben yine Çankaya noteri olacağım, AKP'nin arka kapısında ben bir takım şeyleri tasdik yapıyorum' derse, o zaman Türkiye'yi hakikaten son derece ucu karanlık bir noktaya götürür. Biz sayın Cumhurbaşkanından sağduyulu davranmasını bekliyoruz. Bu konuda bunun parlamentoya tekrar gönderilerek, gerekli müzakerelerin görüşülmesi konusunda bir davranışta bulunmasını bekliyoruz.''
 
Umut Oran, sosyal adaletin, sosyal güvencenin önemli bir destekçisi olması gereken TOKİ'yle ilgili 4 gün önce 60 milyon liralık bir yolsuzluk ortaya çıktığını iddia etti.
 Bu konuda sorumlu Bakanın ''sorumluyum'' dediğini, suçu kabul ettiğini ancak bir hata yapılıyorsa istifa edilmesi gerektiğini savunan Oran, ''Ne kendisi istifa ediyor, ne de onun bağlı bulunduğu Başbakan onun istifasını istiyor. Gerçekten böyle bir yolsuzluk olayına tanık olmak ve bunu kendisinin itiraf etmesi ve hiçbir şey yokmuş gibi devam etmesi üzücü bir şey'' diye konuştu.
 
 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler