YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Boyunlarımıza sarılıp ağladı'
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 2012 yılı bütçesi üzerinde yöneltilen eleştirilere cevap verdi.
'Boyunlarımıza sarılıp ağladı'
08 Aralık 2011 / 23:39 Güncelleme: 08 Aralık 2011 / 23:43

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bugünün dünyasında, 1990'lı yıllarda Bosna'da, Kosova'da yaşanan zulmün bir benzerinin, Suriye'de tekrarlanmasının mazur görülemeyeceğini ifade etti.

Babacan, TBMM Genel Kurulunda, 2012 yılı bütçe tasarısı üzerinde yöneltilen eleştirilere Hükümet adına yanıt verdi.

Anamuhalefet liderinin, ''bir sabah kalktıklarında Suriye'yi düşman ilan ettiklerini'' söylediğini belirten Babacan, bir sabah değil, her sabah yeni bir dünyaya uyandıklarını söyledi.

Her sabah, dünyadaki gelişmeleri, uluslararası alanda savundukları insan odaklı, evrensel değerler ile uluslararası gerçekler perspektifinden yeniden değerlendirdiklerini belirten Babacan, ''Biz her sabah jeopolitiğimizi, beşeri coğrafyamızı yeniden yorumluyoruz. Biz bazılarının temsil ettiği gibi, geçmişi yorumlamak için değil, geleceğimizi şekillendirmek için gece-gündüz çaba gösteriyoruz'' dedi.

Babacan, özellikle 1990'lı yıllardaki koalisyon hükümetlerinin yaptığı gibi statükocu, pasif ve edilgen değil, hemen her konuda Türkiye eksenli, zamanın ruhuna uygun, sorun değil, çözüm odaklı, özgün  bir dış politika izlediklerini kaydetti. Babacan, bundan bazıları rahatsız olsa da Türkiye'nin bugün kendi sözünü söyleyen, kendi sözüyle hareket eden, söylediği dinlenen, takip eden değil, edilen bir ülke konumuna geldiğini belirtti.

Suriye'deki durumun, anamuhalefet liderinin bahsettiği gibi bir sabah ortaya çıkmadığını kaydeden Babacan, ''Biz 9 aydır, her sabah kalktığımızda o gün Suriye'de rejim tarafından kaç insanın daha öldürüldüğünün ızdırabını yaşıyoruz. Biz her sabah binlerce insanın maruz kaldığı baskı ve zulme şahit oluyoruz. 9 ay zarfında kendi halkına silah doğrultan bir rejimin, 4 bin 500 insanın öldürüldüğünü, on binlerce insanın kayıp olduğunu, daha binlercesinin hapishanelerde çürütüldüğünü görüyoruz'' diye konuştu.

Babacan, bugün Suriye'de halka yönelik şiddetin durması, mezhepsel bölünmeleri körükleyebilecek bir iç savaşın engellenmesi ve ülkenin demokratik bir yönetime kavuşması için verdikleri çabaların, bu durumun bir sonucu olduğunu dile getirdi.


-''Hiçbir ülkenin rejimini zorla değiştirmeye kalkmadı''-


Bundan sonra yapılması gerekenin, değişim sürecinin önünü açmak ve Suriye halkına bu yönde destek vermek olduğunu belirten Babacan, hiç kimsenin, kendilerinden, kendi halkına silah doğrultan bir rejimin yanında olmasını beklememesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin, bugüne kadar hiçbir ülkenin rejimini zorla değiştirmeye kalkmadığını, bugüne kadar hiçbir zaman savaş peşinde koşmadığını, koşmayacağını dile getiren Babacan, bir ülkenin nasıl yönetileceğine ancak o ülkenin insanlarının karar vereceğini söyledi.

Babacan, ancak bugünün dünyasında, 1990'lı yıllarda Bosna'da, Kosova'da yaşanan zulmün bir benzerinin, Suriye'de tekrarlanmasının mazur görülemeyeceğine işaret ederek, ''Bizimkisi bir savaş çağrısı değil, ilkesel bir tutumdur. Meşruiyetin temel kaynağı halktır, halkın iradesidir. Halkın iradesinin serbest bir şekilde tecelli etmesine karşı silah kullanan bir anlayışa Türkiye'nin destek vermesi söz konusu olamaz'' diye konuştu.

 Belirledikleri dış politika ilkelerinin, herşeyden önce insan odaklı olduğunu ifade eden Babacan, Suriye konusunda izledikleri politikayı, ''Bir sabah kalktık, her şey değişti, başka güçlerin isteği üzerine bir ülke düşman ilan edildi'' diye eleştirenlerin, evrensel insani değerleri, benimsedikleri ilkeleri, Suriye'deki koşulları idrakten yoksun olduklarını, 9 aydır her sabah yaşanan zulme gözlerini, kalplerini, vicdanlarını kapadıklarını ortaya koyduğunu söyledi.

Babacan, ''Bazı CHP'lilerin Suriye'yi ziyaretlerini ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözleriyle birlikte düşünüldüğünde şöyle bir algı oluşuyor. CHP içinde bazıları, BAAS rejimiyle bir gönül birliği hissediyor. Azınlığın çoğunluğa tahakkümü, tek parti rejimi, bunları özleyenler, kendilerini Suriye'deki rejimle özdeşleştiriyorlar herhalde'' diye konuştu.


-''Vefamız rejime değildir''-


Babacan, Libya konusunda da değerlendirme de bulundu. Ahde vefanın önemli bir ilkesi olduğunu, ancak hiçbir ilkenin, insanın yaşam hakkından üstün olmadığını belirten Babacan, Libya Lideri Kaddafi'ye de Esad'a olduğu gibi gereken uyarılarda bulunduklarını, ancak dinlememekte ısrar edildiğini kaydetti.  Babacan, sözlerini, ''Bizim vefamız Libya halkınadır, rejimine değildir. Kendi halkına silah doğrultan, kitlesel katliama girişerek halkı ile arasındaki her türlü vicdani, ahlaki ve akli meşruiyet ilkesini tarumar eden bir lidere vefa gösterilmesini beklemek, vefanın kendisine ihanettir'' diye sürdürdü.

Kaddafi'nin linç edilmesi karşısında, Türkiye'nin tutumunu aynı gün Dışişleri Bakanı'nın açıkladığını, bu tür bir olayı kimsenin tasvip etmesinin mümkün olmadığını kaydeden Babacan, iktidarlarında en temel göstergenin halkın tercihi ve meydanların sesi olduğunu belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Eylül ayında Libya'yı ziyaretinde Türk bayrakları ile meydanlara dökülen on binlerce Libyalı'nın coşkulu tezahüratının, Libya halkının sesi, vicdanı olduğunu kaydeden Babacan, bazı Avrupa ülkeleri liderleri Libya'ya gittiklerinde nasıl karşılandığını gördüklerini söyledi.

Babacan, 2010 yılında BM Güvenlik Konseyi'nde, İran'a karşı yaptırımlara ilişkin kararın oylamasında koydukları tavrın, her şeye ''evet'' denildiği iddiasını çürüttüğünü ifade ederek, bu yaptıklarını egemenlerin güdümünde diye takdim etmenin, dış politikalarını dar kalıplı, statik bir çıkar algılamasıyla tanımlamanın, her şeyden önce Türkiye'nin çıkarının nerede yattığını görmemek, bölgeye ilişkin vizyonu anlamamak olduğunu vurguladı.


-''Boyunlarımıza sarılıp ağladı''-


Türkiye'nin, 2008'de BM Güvenik Konseyi seçimlerinde 192 ülkenin 151'inin oyuyla seçildiğini, buraya seçildikten sonra onlarca ülkenin temsilcinin kendilerini tebrik ettiğini, bazılarının boyunlarına sarılıp ağladığını anlatan Babacan, ''Biz size niye oy verdik biliyor musunuz; siz dik duruyorsunuz. Kimsenin etkisi altında kalmadan doğru neyse onu yapıyorsunuz'' dediklerini aktardı. Babacan, 53 Afrika ülkesinden 51'inin oyunu aldıklarını, dünyada ne kadar ezilmiş, sıkıntıda ülke varsa, büyük çoğunlukta Türkiye'yi desteklediğini söyledi.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile Mısır arasındaki anlaşmaya işaret eden Babacan, BM nezdinde girişimde bulunulduğunu, anlaşmanın Kıbrıs Türkleri'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını haleldar ettiği itirazlarının kayıtlara geçtiğini kaydetti. Babacan, Mısır ile Türkiye arasında ikili görüşme trafiğinin başladığını söyledi.

Babacan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin 2007'de Lübnan ile benzer bir anlaşma yaptığını, Lübnan hükümeti nezdinde bu tarihten beri yapılan üst düzey girişimlerle Lübnan'ın bu anlaşmayı onaylamamasının sağlandığını bildirdi.

Bakan Babacan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin 17 Aralık 2010'da İsrail ile anlaşma imzaladığını, bu anlaşmanın Kılıçdaroğlu'nun bahsettiği, Dışişleri Bakanı'nın konuşmasından daha sonra imzalandığını, burada bir tutarsızlık olmadığını kaydetti. AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler