YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Böyle saçmalık olur mu?"
"Böyle saçmalık olur mu?"
25 Haziran 2010 19:30
Başbakan Erdoğan ''Bizim demokratik açılım sürecinden herhangi bir taviz vermemiz mümkün değil'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'silahların gölgesinde demokratik açılım süreci yürütülemez' denirken kimin silah bırakmasının istendiğinin çok önemli olduğunu belirterek, ''Burada güvenlik güçlerinin silah bırakması mı isteniyor, yoksa terör örgütünün silah bırakması mı isteniyor? Güvenlik gücünün silah bırakması bir defa hiçbir zaman mümkün değil'' dedi.
 

Başbakan Erdoğan, Kanada'da düzenlenecek G-20 Zirvesine katılmak üzere İstanbul'dan Toronto'ya hareketi öncesinde Atatürk Havalimanı'nda basın toplantısı düzenledi.

Erdoğan, Türkiye'nin de üyesi olduğu G-20'nin 26-27 Haziranda yapılacak 4. Liderler Zirvesine katılmak üzere, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve bazı milletvekilleriyle Toronto'ya gideceklerini söyledi.

Orada iki günlük yoğun bir programı icra edeceklerini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:
 ''Mevcut gündemin dışında başta sayın Obama olmak üzere liderlerle birçok görüşmelerimiz olacak. G-20'nin ağırlıklı gündemi, dünyadaki küresel finans krizinden bu yana yoğunlaşan ekonomik kriz karşısında alınan tedbirler ve 3 G-20 zirvesinin değerlendirilmesinin yapılacağı gibi, önümüzdeki sürece yönelik ne gibi çalışmalar yapılıyor, ne gibi çalışmalar yapılacak, bunların değerlendirilmesi olacak. Bu süreç içerisinde malum G-20 ülkelerinin teröre yönelik de birçok yaklaşım tarzı var. G-20'nin bunların dışında kalamayacağı bundan önceki görüşmelerimizde zaten hep gündemimizde yer aldı. Bunlara yönelik de terör noktasında, terörle mücadelede dünyada önemli derecede sıkıntısı olan ülkelerden biri olarak bu konuyu da gündemimizde bulunduracağız. Gerek Afganistan'da şu anda komutayı elinde bulunduran bir güç olarak, gerekse İran, Irak, Filistin, İsrail arasındaki ilişkileri, bunun yanında ülkemizde ağırlıklı olan teröre yönelik ortak mücadelede bulunduğumuz ki Irak gündemi içerisinde üçlü mekanizma konusu, tabii ki bunları da özellike burada görüşme fırsatını bulacağız.''
Başbakan Erdoğan, pazartesi günü Türkiye'ye döneceklerini kaydetti. 
 
SORULAR

Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmesine ilişkin bir soru üzerine, görüşmenin içeriğiyle ilgili bir açıklamada bulunmasının doğru olmayacağını, bunun mümkün de bulunmadığını söyledi. Erdoğan, ''Bunları, dönünce neler görüştüğümüzü, açıklanması gereken ölçüde açıklarız'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bugün yaptığı toplantıya katılan bazı kişilerin, ''Silahların gölgesinde demokratik açılımdan söz edilemez'' ifadesini kullandığını anımsatan bir gazetecinin sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, şu karşılığı verdi:

''(Silahların gölgesinde demokratik açılım süreci yürütülemez) denirken ne kastediliyor? Yani kimin silah bırakması isteniyor, burası çok önemli. Burada güvenlik güçlerinin silah bırakması mı isteniyor, yoksa terör örgütünün silah bırakması mı isteniyor? Güvenlik gücünün silah bırakması bir defa hiçbir zaman mümkün değil. Bir defa silah güvenlik gücünün adeta demirbaşıdır. Onsuz zaten onun olması mümkün değil. Niçin vardır, bir, tüm vatandaşının, halkının can güvenliğini temin için, dışarıdan olabilecek herhangi bir saldırıya karşı güvenlik için bu onun bir demirbaşıdır.
 Nedir? Bir başka konu, eğer bölücü terör örgütü silah bırakıyorsa, operasyonel noktada ne yapacaktır, güvenlik güçlerimiz de operasyon noktasındaki sayılarını minimize edecektir. Çünkü hiçbir güvenlik gücü de durup dururken rastgele 'Ben şu operasyonu yapayım, bu operasyonu yapayım' demez. Bütün mesele huzur ortamının olmasındadır. Huzur ortamı olduğu anda zaten güvenlik gücü de operasyonlarını minimize edecektir. Varsa bir yerde herhangi bir olay sadece o olayın üzerine gider, ama bunun dışında da herhangi bir şeyi yapmaz. Burada bütün mesele bu benim de dikkatimi çekiyor; silahların bırakılması... Kim silah bırakacak? STK'lar bunu dillendirsin öncelikle.''

Diyarbakır'daki STK'ların ''ön şartsız silah bırakma'' dediklerini, bu çağrıyı terör örgütüne yaptıklarını ifade eden Erdoğan, ''Takdir edilmesi gereken budur. Olması gereken budur. Bu yapıldığı anda zaten inanıyorum ki bölge de ülkemiz de çok daha farklı bir huzur ortamında aydınlık geleceği yakalayacaktır'' dedi. 
 
''AÇILIM SÜRECİNDEN HERHANGİ BİR TAVİZ VERMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR''
 
Demokratik açılım sürecinden herhangi bir taviz vermelerinin mümkün olmadığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bizim bu Milli Birlik ve Kardeşlik projemiz, bundan daha güzel ne olabilir? Ülkemizin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini istiyoruz ve bunu da bir demokratik açılım süreci olarak devam ettirelim istiyoruz. Burada barış var, temel hak ve özgürlükler var, burada bir defa bölgesel milliyetçilik diye bir şey asla olmayacak ki bunu isteyenler var, bunu isteyenler ayrımcılığı isteyenlerdir aynı zamanda, etnik milliyetçiliği ortadan kaldırmak var, dinsel milliyetçiliği ortadan kaldırmak var, bütün bunları hedefliyoruz ve teröre karşı 72 milyon birlikte mücadele edelim istiyoruz. Öbür tarafta istiyoruz ki bu ülkede tüm etnik unsurların bir defa birbirleriyle olan ilişkileri çok daha farklı bir konuma ulaşsın, tamamen sevgi temelli, kardeşlik temelli olarak devam etsin ve bunlar arasında bir ayrımcılık asla olmasın. Aynı şekilde inanç grupları arasında bir ayrımcılık olmasın, farklı inanç gruplarının birer zenginlik olduğunu, farklılıkların birer zenginlik olduğunu bilelim ve bunların da zaten demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde, devletin, yani bizim onlara eşit mesafede olduğumuzu ortaya koyuyoruz. Bu anlayışla bu süreci devam ettirelim.''
Başbakan Erdoğan, bu arada başta işsizlik olmak üzere ekonomik sorunlar olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

''Bununla olan mücadelemiz var ve son zamanlarda da hamd olsun burada da hedefimize doğru ilerliyoruz. Bakın artık işsizlikte de gözle görülür bir azalma var. Avrupa ülkelerinde, dünyada artış hala devam ederken bizde de düşüş şu anda devam ediyor ve bu konuda da kararlılığımız aynen devam edecek, buradan da taviz vermemiz mümkün değil ve bu kararlılığı tüm milletimizle paylaşmak istiyoruz, tüm siyasi partilerle, tüm STK'larla paylaşmak istiyoruz ve bu konuda da özellikle her yerde söylüyorum başta medya olmak üzere bu mücadeleye destek vermelerini özellikle istiyoruz.''

ERDOĞAN SİPERDEKİ FOTOĞRAFA YORUM YAPANLARA CEVAP VERDİ

Başbakan Erdoğan, siperdeki fotoğraflarına ilişkin, ''Ayakta olduğumuz an da oldu, o görüntünün olduğu an da oldu. Orada sürekli o halde görülme diye bir şey söz konusu değil'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Kanada'da düzenlenecek G-20 Zirvesine katılmak üzere İstanbul'dan Toronto'ya hareketi öncesinde Atatürk Havalimanında yaptığı basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan, bir gazetecinin, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç'un referanduma ilişkin değerlendirmeleri konusundaki görüşlerini sorması üzerine, herkesin yorumunun kendine ait olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Ama bir gerçeği ortaya koyuyor bu, o da şudur; Bir defa 'referandum şu zaman yapılır, şu zaman yapılmaz' diye bir şey olmaz. Bunlar gerçekten siyaset acemisi... Böyle saçmalık mı olur? Referandumun yapılmasıyla ilgili yasal noktada süreçler, ne zaman yapılır, ne zaman yapılmaz bellidir zaten... Şu anda bunun yapılmasına mani bir yasa yoksa, bir yasal düzenleme yoksa biz referandumu her zaman yapmalıyız.''

Türkiye'nin referandumlara alışık bir ülke olmadığını dile getiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 ''Bu süreç aslında tarihi bir süreçtir. Çünkü bununla birlikte herkesin üzerinde ittifak ettiği bir darbe Anayasasında çok çok hayati sayılabilecek maddeler ki, bunlar toplamda ek maddelerle beraber 29'dur. Bu 29 madde burada oylanacak ve bunun parlamentodan geçiş sürecini izlediniz, nasıl bir geçiş süreci oldu ve 14 gün burada geceli gündüzlü milletimizin vekilleri bir çalışma yaptı. Buna muhalif olanlar oldu, sahiplenenler oldu ve sonuçta bir yere geldik. Şimdi burada bütün bu sivil toplum kuruluşları ki, TÜSİAD da bunun içerisindedir, hepsiyle görüşülmüştür. Hepsinin kanaatleri alınmıştır. Onlar darbe Anayasasına karşıdırlar. Karşı olduklarını hep söylemişlerdir ve hazırlıkları vardır. Bu hazırlıkları bizim önümüze gelmiştir. Onlar da bizim masamıza yatmıştır. Tüm bunların çerçevesi içerisinde yapılmış olan hazırlığa şimdi kalkıp bu şekilde seçimin arifesinde... Seçimin arifesi ne? Daha bir yılı aşkın zaman var.
 

Şu anda genel seçimlere, milletvekili seçimlerine yaklaşık 13-14 ay var ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini söylüyorsunuz, 2 yılı aşkın ona zaman var. 'Referandum yapılamaz, yapılması uygun değildir'. Bu bir defa gelişmiş bir ülkeye, gelişmekte olan bir ülkeye, demokrasiye inanmış bir sivil toplum örgütüne, onun yöneticilerine yakışır bir yaklaşım tarzı değildir. Seçimin yapılabileceği son ana kadar demokratik parlamenter sistem içerisinde herkes seçimi yapmalıdır. Bundan asla kaçınmak olmaz. Erken seçim gibi bir beklentileri varsa, böyle bir şey de beklemesinler. Erken seçim gibi bir şey şu anda söz konusu değil.''

Yüksek Seçim Kurulunun takvimi açıkladığını, bu takvim içerisinde çalışmaların başladığını ve devam edeceğini ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Ama doğrusu ben bu yaklaşım tarzını şık bulmuyorum, hoş bulmuyorum. Keşke bu yaklaşımı göstermeseydiler diye bekliyorum ve demokratik açılım süreci için kendileriyle görüşüldüğünde bütün kanaatlerini de ortaya koydular. Kendileriyle arkadaşlarımızın görüşmeleri oldu. Bu görüşlerini biliyoruz. Beni ziyaret ettiklerinde hiç bana olumsuz bir şey söylemediler. Şimdi bu tür açıklamalar yapıyorlar. Bunları da anlamakta zorlanıyorum'' şeklinde konuştu. 
 

SİPERDEKİ FOTOĞRAF
 
 Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, ''Mevzi fotoğraflarınıza ilişkin bazı eleştiriler oldu'' yorumu üzerine, şu değerlendirmeyi yaptı:
 ''Dili olan, bulduğu televizyon kanallarında istediği gibi, ağzına ne gelirse konuşuyor, aklına ne gelirse yazıyor. 'Atatürk gibi ayakta durmak' falan diyorlar, tarihi de bilmiyorlar. Aç biraz tarih oku, aç biraz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün siper arkasında nasıl durduğunun resimlerini gör. Ama sağ olsun köşe yazarlarının içerisinde bu fotoğraf karelerini koymak suretiyle onlara cevap verenler de bu arada çıktı. Yani Atatürk'ün mevzilerde nasıl durduğunu, onları gösteren fotoğraf kareleri de var. Bir defa Irak'a sıfır noktada yapılan böyle bir ziyareti ilk defa bir Başbakan yapıyor. Bu Başbakan oraya giderken böyle bir yere gideceğini bilerek oraya gitmedi. Böyle bir teklif Genelkurmay Başkanım tarafından bana Şemdinli'ye gittiğimizde yapılınca, bakan arkadaşlarımızın hepsini biz taburda bıraktık ve sadece şahsım, Genelkurmay Başkanım, Kara Kuvvetleri Komutanım ve Tümen Komutanım birlikte yanımızda 3-5 görevli arkadaşımızla oraya helikopterle indik ve o mevzide...''
 Mevzinin seyyar bir mobil mevzi olduğunu ve orada herhangi bir korunak vesaire falan bulunmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
 ''Burası tamamıyla kum torbalarıyla çevrili mevzilerdir. O mevzilerin içerisinde ilgili olan arkadaşlarla beraber bizler de bulunduk ve orada bize coğrafya hakkında Genelkurmay Başkanımız, Tümen Komutanımız bilgilendirme yaptılar.
 O görüntüde olmanın dışında ayakta olduğumuz an da oldu, o görüntünün olduğu an da oldu. Burada sadece orada sürekli o halde görülme diye bir şey söz konusu değil. Fakat oraya araç yolu yok, sarp, 2 bin 623 metre yüksekliğin olduğu bir nokta ve Irak'a sıfır bir nokta, bölgenin yüksekliği 3 bin metre, ortalama yüksekliğini söylüyorum. Böyle bir yüksekliği olan bir yer. Zaten coğrafyaya baktığınız zaman olay çok farklı.''
 Askerin vadiyi kontrol altına almak için orada mevzilendiğini belirten Erdoğan, konuyu yerinde inceleme fırsatı bulduğunu ifade etti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile diğer siyasi liderlerin ve medya mensuplarının bölgeye getirilmesini konuştuklarını da dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

''Medyanın ileri gelenlerini, patronlarını, genel yayın yönetmenlerini, gerçi o gün bizimle beraber bir genel yayın yönetmeni arkadaşımız vardı, o bizimle beraber orada bulundu, hatta mensup olduğu gazetede o fotoğraf karesi yayınlandı. Kendisiyle de o süreci genişçe değerlendirdik. Onlar da bir gitsin görsünler, ondan sonra bakalım nasıl bir değerlendirme yapıyorlar. Biz sadece görevimizi yaptığımızın bilinci içerisindeyiz. Orada görev yapan askerimizle yarım saat, bir saat beraber olmanın onlar için bir motivasyon olacağı inancıyla oraya gittik. Tabura, karakola gidişimizin hepsinin altında yatan gerçek bu. Gerek bakan arkadaşlarım sağ olsun, gerek milletvekili arkadaşlarım, bu anlayışla, bu inançla oralara gittik ve bunun da isabetli ve hayırlı olduğuna biz inanıyoruz. Onlar ne derse desin, ne yazarsa yazsın, televizyonlarda ne konuşurlarsa konuşsunlar, ben halkımın onlar gibi düşünmediğine, onlar gibi konuşmadığına, onlar gibi dedikodu yapmadığına inanıyorum. Halkımın bunlardan çok çok mutlu olduğuna, memnun olduğuna inanıyorum. Şehitlerimizin üzerinden istismar budur, siyaset yapmak budur. Ancak oradaki o görevi yapan askerimizin, Mehmet'imizin yanında olmak ise, o çok farklı bir tablodur, çok farklı bir görev anlayışıdır.''  
AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler