YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Bize kimse gaz vermesin"
"Bize kimse gaz vermesin"
26 Ocak 2010 14:54
Başbakan Erdoğan grubunda partililere seslendi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bazı köşe yazarlarının kendilerine ''gaz vermeye'' çalıştığını belirterek, ''Kimse bize gaz vermesin. Biz ne yaptığımızı gayet iyi biliyoruz. Ne zaman ne yapacağımızı da gayet iyi biliyoruz. Biz bütün bunların planlamasını yaparak yola çıktık'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin 81 vilayete eser kazandırdığını, 72,5 milyonun her birine tek tek ulaşmanın mücadelesini verdiğini ifade etti.

''Biz bugüne kadar eserlerimizle, yaptıklarımızla, Türkiye'ye kazandırdıklarımızla konuştuk ve aynı şekilde eserlerimizi, hizmetlerimizi konuşturmaya devam edeceğiz'' diyen Başbakan Erdoğan, son iki haftaya Elmadağ, Sakarya ve Bilecik'teki açılışların yanında, İstanbul'da Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu ile 2010 İstanbul Kültür Başkenti açılışlarını, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan temaslarını sığdırdıklarını vurguladı. Erdoğan, şunları söyledi:

''Ankara'ya takılıp kalsak, Ankara'daki tartışmalara takılıp kalsak, bunlara yetişemeyiz. İşte AK Parti iktidarıyla muhalefet arasındaki fark budur. Onlar burada kaos üretiyorlar, biz, Anadolu'nun, Trakya'nın şehirlerinde iş üretiyoruz. Onlar burada yapay tartışmalar üretiyor, biz, tüm Türkiye'de hizmet üretiyoruz. Onlar bayat tartışmaları ısıtıp ısıtıp gündeme sürüyorlar, biz, milletimize hizmet edecek eserler üretiyoruz. Onlar 'yıkıcı' diyor, biz, yapıyoruz, farkımız bu. Onlar 'sivil dikta, sivil faşizm' diyor, biz, demokrasiyi daha da kökleştirmenin mücadelesini veriyoruz. Kısacası onlar konuşuyor, biz ise ülkemizin hayrına iş yapıyoruz. Biz, sadece söylemlerimizle değil, eylemlerimizle ve uygulamalarımızla ne olduğumuzu, ne olmadığımızı ortaya koyuyoruz.''

''ÖNCE AYNAYA BİR BAKIN'

AK Parti'nin, demokrasi ve değişim mücadelesi verirken, onu ithamlarla yıpratmak isteyenlerin ''statükonun, çözümsüzlüğün, gerilimin temsilciliğini yaptıklarını'' belirten Erdoğan, ''AK Parti'nin demokrasi karnesi altın yıldızlarla süslü iken bizi karalamaya çalışanların demokrasi sicili kara lekelerle doludur. Bu ülkede tek parti zihniyetinin temsilciliğini kimin yaptığı çok açık bellidir. Bu ülkede çetelerin avukatlığını kimin yaptığı çok açık ortadadır. Bakıyorsunuz, muhalefet milletvekilleri avukatlık için Silivri'den hiç ayrılmıyorlar, hep oradalar. Çünkü geçmişten bu yana hep bunu yaptılar'' diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'de tek partili dönem deyince akla CHP'nin geldiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Düşünün; CHP'li il başkanı o zaman aynı zamanda o ilin valisi, belediye başkanı. Demokrasi tarihinde hangi gelişmiş ülkede veya gelişmekte olan ülkede bu var? Bu ancak otoriter veya totaliter rejimlerde olan bir olaydır. Bu da CHP'ye yakışır, onun tarihinde var.

Şimdi yandaş kalemleri bize kalkıp 'tek parti diktası' diyorlar. Önce aynaya bir bakın. Aynada kimi göreceğiniz belli. Biz, talimatla gelmedik. Biz, milletimizin 'yeter, söz milletin, karar milletindir' gerçeğiyle sandıklardan geldik. Biz, gizli tasniflerle de gelmedik. Bunu benim vatandaşım çok iyi bilir. Her şey açık, şeffaf olarak buraya geldik. Öyleyse milletimizin bu kutsal emanetini sonuna kadar da hakkıyla sürdüreceğiz, taşıyacağız. Bu ülkede hizipçilik, tahammülsüzlük, gerilim, kriz deyince hemen kimin akla geldiği bellidir. Siyaseti vesayet altına sokmak isteyenler de demokrasiye gölge düşürülmesine seyirci kalanlar da millet iradesinin örselenmesine çanak tutanlar da açık seçik ortadadır. Benim aziz milletim bu maskeleri de maskelerin arkasındaki yüzleri de çok iyi tanıyor. Milletim, hem bu senaryoları çok iyi biliyor hem bu oyunların aktörlerini artık ezberledi. Niçin CHP'ye bu ülkede iktidar verilmiyor? Millet bunlardan yaka silkti, 'illallah' dedi de onun için. İşte zaman zaman kenarında köşesinden, bunlar çünkü yamalı siyaset yaptıkları için, bir yerlere de onları yamalıyorlar.''

''STATÜKONUN DEĞİŞMESİNDEN YANAYIZ-'

Türkiye adına, demokrasi, milli egemenlik, hukuk devleti, şeffaflık adına son derece önemli günlerden geçildiğine dikkati çeken Erdoğan, şu soruları yöneltti:

''Mesele şudur; Türkiye değişecek mi, yoksa 'böyle gelmiş böyle gider' deyip kendi haline mi bırakılacak? Türkiye, statükoculuk yapılarak içene mi kapanacak, yoksa çağdaş dünya rotasında değişimine devam mı edecek? Kronik sorunlar milletimizi inletmeye, ülkemizin menfaatlerini yok etmeye, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü hedef almaya devam mı edecek, yoksa tüm sorun alanlarını çözüm yoluna koyup milletimize rahat bir nefes mi aldıracak? Aksak bir demokrasi bu aziz millet yeterli midir, yoksa demokrasinin nitelikleri, standartları daha ileri seviyelere taşınacak mıdır? Türkiye, ileri bir demokrasiye, çağdaş bir hukuk sistemine mi sahip olacak, yoksa kendine özgü, yarım yamalak, geri kalmış bir yapıda yoluna devam etmek zorunda mı bırakılacak?''

Bu ve benzeri sorular karşısında tavırlarının 7 yıldır çok açık ve net olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Biz değişimden yanayız, statükonun değişmesinden yanayız. Biz, demokrasiden ve demokratikleşmeden yanayız. Türkiye'nin daha fazla atılım yapmasından yanayız. İleri bir demokrasiden, ileri bir hukuk sisteminden, daha fazla özgürlükten yanayız. 7 yıldır nasıl demokratik reformlar hayata geçirdiysek, bundan sonra da demokratikleşmeye hız kesmeden devam edeceğiz'' dedi.

Erdoğan, Türkiye'ye biçilen elbisenin ne olduğu gördüklerini, bildiklerini, Türkiye'nin ufkunu da vizyonunu da genişletmekten yana olduklarını dile getirerek, ''Etliye sütlüye karışmadan, tatlıya tuzluya karışmadan statükoyu devam ettirmek, sorun alanlarından uzak durmak, elimizi taşın altına sokmamak, bir siyaset tarzı olabilir mi?'' diye sordu.

Bugüne kadar bir kaç istisna dışında, tüm hükümetlerin yaptığı gibi ''idareimaslahatla'' işi götürebileceklerini ancak bu tavrın ''milletin emanetine hıyanet olacağını'' kaydeden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Sorunlara gözümüzü yumup, milletimizin dertlerine kulaklarımızı tıkayıp, 'adam sen de aldırma' diyebilirdik. Ama biz bu millete sevdalıyız, bu ülkeye sevdalıyız. Sorunların devamından menfaati olanlar, sorunları kendi çıkarları için istismar vesilesi görenler, çözüme sırtını dönebilirler. Ancak biz her türlü istismar zemininin, menfaat düzeninin, bu ülkeye zarar verdiğini görüyoruz. Hiç bir zaman kişisel, partisel bir çıkarın peşinde olmadık, olmayacağız. Her zaman dedik ki 'Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye hazırız.' Önemli olan bizim alacağımız oy, geleceğimiz makam değildir. Önemli olan; Türkiye'nin selametidir, milletimizin geleceğidir. Asıl menfaat şebekeleri, asıl istismar tacirleri bu ülke için bir tehlikedir, bu millet için tehdittir. Kim ki sorunların devamından, statükodan, vesayetçi anlayıştan yanaysa, biliniz ki istismarcı olan odur. Türkiye'nin menfaatine aykırı olarak kişisel, partisel veya kurumsal menfaatine düşünen odur. Kim çözümden, hukuktan, demokrasiden yanaysa, milletin dertleriyle dertleniyorsa, yine bilin ki Türkiye'yi, Türk milletini düşünen, bu millete sevdalı olan odur. İşti AK Parti, milletin yoludur, rotasıdır. Bu yüzden de çözümden, değişimden, demokrasiden, hukuktan yanadır. Çünkü AK Parti, Türkiye sevdalısıdır. AK Parti'nin varlık sebebi, Türkiye'ye hizmettir. Millete efendilik yapmak değil, hizmetkar olmaktır. Bugün eğer çeteler gün yüzüne çıkıyorsa, çeteler yargının önüne çakıyorsa, kirli oyunlar deşifre ediliyorsa, bu sergilenen sağlam duruş sayesindedir. Bugün eğer kirli planlar, kirli senaryolar açığa çıkıyor, özgürce eleştirilebiliyor, özgürce tartışılabiliyorsa, bu ortaya konan kararlı iradenin bir neticesidir. Bugün eğer Türkiye, tek yürek halinde, kirli emellere karşı cesur bir duruş sergiliyorsa, bu hükümetin cesur duruşu, AK Parti'nin cesur duruşu, sizlerin duruşu sayesindedir.''

''KİMSE BİZE GAZ VERMESİN''

Bazı köşe yazarlarının da kendilerine ''gaz vermeye çalıştıklarını'' belirten Başbakan Erdoğan, ''Kimse bize gaz vermesin. Biz, ne yaptığımız gayet iyi biliyoruz. Ne zaman ne yapacağımızı da gayet iyi biliyoruz. Biz bütün bunların planlamasını yaparak yola çıktık'' dedi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Eğer bugün köşenizde bu tür yazıları rahatlıkla yazabiliyorsanız, şöyle insafa gelin de acaba yedi yıl önce bu yazıları niye yazamıyordunuz, kendinize bir sorun. Yazanlar da vardı. Onları da her zaman taktir ettik, yine ediyoruz. Ama o gün yazamadığı halde bugün yazanlar şöyle kendilerini bir muhasebeye çeksinler, bize de gaz vermeye çalışmasınlar. Önce yasaları iyi tahlil etsinler, incelesinler ve hukuk devleti içerisinde, bu işlerin nasıl yürütüleceğini de gayet iyi bilsinler, görsünler. Biz öyle öfkeyle kalkıp zararla oturanlardan olmayacağız. Milletimizi zararla oturtanlardan olmayacağız. Biz, dik duracağız ama dikleşmeyeceğiz. Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Türkiye'nin selameti için, demokratik hukuk sistemimizin selameti için risk alıyoruz, mücadele veriyoruz, dik duruyoruz, sorumlu davranıyoruz. Demokrasiye, hukuka, milli iradeye inanan herkes ve her kurum da aynı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Türkiye'nin hukukunu koruyamayanlar, kendi hukuklarını da koruyamazlar. Haddini ve hukukunu bilmeyenler bu ülke için sorumlu da davranamazlar, dirayetli de olamazlar, aydınlık bir geleceğe de ulaşamazlar. AK Parti ile baş edemeyen siyasi partilerin başka yerlerden medet umması, demokrasi dışı yöntemlerden medet umması, demokrasi ve hukuka karşı girişimlere duyarsız kalması, Türk siyaseti açısından büyük bir talihsizliktir.''

AA

KİM NE YAPARSA KENDİNE DÖNER !
 // ADİL ONUR
Sn:Başbakanımızı canı gönülden kutluyor ve Hükümetinin yapacağı Millet adına her türlü hayırlı işlerinde başarılar diliyoruz.Doğru ve adil olan her şeyi yapta eser nasıl olurmuş ömrü boyunca yapamayan, bırakamamış olanlarda görsün ki belki alışkanlıklarını bozarlarda Milletimizin parasıyla orada yan gelip yatmaktan utanırlar,veya tekrar seçilmek için hiç yoktan bir şeyler düşünürde çıkar söylerlerse onada razıyız ...
26 Ocak 2010 14:46
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler