YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Biz medyanın kurduğu parti değiliz, milletin kurduğu partiyiz"
"Biz medyanın kurduğu parti değiliz, milletin kurduğu partiyiz"
"Biz medyanın kurduğu parti değiliz, milletin kurduğu partiyiz"
14 Şubat 2009 / 17:08 Güncelleme: 14 Şubat 2009 / 00:00

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, Davos'tan yaşananlardan sonra, ''Türkiye ara buluculuk rolünü kaybediyor, etkisiz hale geliyor, yalnızlaşıyor, eksen kayması yaşıyor' diyenler olduğunu belirterek, ''Herkes şunu iyi bilmeli; Türkiye'nin bir yön sorunu, eksen sorunu yoktur. Türkiye'nin yönü de ekseni de hedefi de bellidir'' dedi.


Erdoğan, partisince Uğur Mumcu Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, kendilerine gösterilen sevgi, coşku, heyecan ve ahde vefa için teşekkür etti.


Alanda bulunanlara, ''Sizler bizleri mahcup etmediniz, bizden desteğinizi esirgemediniz, AK Parti'nin, Türkiye'yi yeniden imar etme hareketine var gücünüzle destek oldunuz'' diye seslenen Erdoğan, bu desteği boşa çıkarmama gayreti içerisinde olduklarını söyledi.


3 Kasım'da, 28 Mart'ta ve 22 Temmuz'da kendilerine bir emanet verildiğini ifade Başbakan Erdoğan, bu emaneti yere düşürmedikleri ve bundan sonra da düşürmeyeceklerini kaydetti.


Erdoğan, Türkiye'nin sıradan bir ülke olmadığını belirterek, şunları söyledi:


''İçerde ya da dışarda hiç kimse bu ülkeyi hor göremez, hiç kimse bu ülke insanını itip kakamaz, hiç kimse bu ülkeye ikinci sınıf ülke muamelesi yapamaz. Hiç kimse, özellikle bölgesel meselelerde Türkiye'nin içinde yer almadığı bir denklem kuramaz. İşte onun için 'küresel barış', 'medeniyetler ittifakı' diyoruz. Şu anda Türkiye Medeniyetler İttifakı'nın eş başkanı. Biri İspanya diğeri Türkiye. Ele ele Medeniyeteler İttifakı için çalışıyoruz. Bunun için Avrupa Birliği diyoruz.''


-''TÜRKİYE'NİN ARTAN ÖNEMİ''-


Bölgesel çözümsüzlüklere, çözüm aramada aktif rol oynadıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:


''Biz Türkiye'ye inanıyoruz. Türkiye'nin etkinliğine, potansiyeline, gücüne inanıyoruz. Davos'ta yaşadığımız olaylardan sonra bazıları yazıp çizdiler (Türkiye ara buluculuk rolünü kaybediyor, etkisiz hale geliyor, yalnızlaşıyor, eksen kayması yaşıyor) dediler. O gün felaket tellallığı yapanlar, bugün Türkiye'nin artan önemini, güçlenen ara buluculuk rolünü, istenen, önemsenen misyonunu iyi görmeli, iyi anlamalı. Bildiğiniz gibi geçen hafta Filistin Ulusal Yönetim Başkanı Mahmut Abbas Ankara'daydı. Son gelişmeleri gerek şahsım gerekse Cumhurbaşkanımız ikili olarak kendisiyle ele aldık. Ardından Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek İstanbul'a geldi. Onunla da Orta Doğu'yu Sayın Cumhurbaşkanımız ile ayrı ayrı görüşme imkanı bulduk ve bunları derinlemesine müzakere ettik.''


-''MASAYA OTURACAKSINIZ, MASAYA''-


''Ekiplerimiz ülkeler arasında mekik dokuyor. Tüm taraflarla görüşmeler yapıyor'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


''Ama birileri de çıkıyor diyor ki 'Efendim bunlarla görüşmeyin, bunları kovun bunlara 'go home' deyin. Bunlar geçmişte çok söyledi. Ama bunlarla netice alınmaz. Masaya oturacaksın masaya, ne gerekiyorsa masada söyleyeceksin. Herkes artık görüyor ve açıkça ifade ediyor ki Türkiye, bölgede desteği ve katkısı istenen, önemi daha da artan bir ülke haline gelmiştir. Türkiye, bölgede her sorunun aşılmasında kilit rol oynayana yapıcı katkısı aranan önemli bir aktördür. AB ile katılım müzakereleri yürüten, Kafkaslar'dan Balkanlar'a, Orta Doğu'dan Orta Asya'ya kadar derin ilişkilere sahip olan Türkiye, bölgesel ve küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Herkes şunu iyi bilmeli Türkiye'nin bir yön sorunu, eksen sorunu yoktur, Türkiye'nin yönü de ekseni de hedefi de bellidir. Hiç kimse Türkiye'yi belli bir bölgeye, alana hapsetmeye, Türkiye'nin çok boyutlu ilişkilerini zafiyete uğratmaya çalışmasın. Türkiye kabına sığmayacak, köşesine çekilemeyecek, içine kapanamayacak kadar büyük bir ülkedir. Artık Türkiye'de farklı ülkelerin liderleri karşısında el pençe divan bir iktidar yok. Bunu böyle bilesiniz.''


-''ESKİ HAL MUHALDIR''-


Alanda bulunanların, ''Sinop seninle gurur duyuyor'' sloganlarının ardından Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


''Yeter ki biz kendimize inanalım, potansiyelimizi gücümüzü iyi bilelim, öz güvenimizi yitirmeyelim. Artık, eski hal muhaldır. Küçük düşünmek gibi bir seçenek Türkiye'nin önünden kalkmıştır. Türkiye büyük düşünmek, büyüklüğüne tarihine, şanına yakışır bir duruş sergilemek durumundadır. Ne diyoruz; İstiklal Marşımız'da, Mehmet Akif ne diyor; 'Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım' Ne diyoruz Mehmet Akif'le, 'Bir zamanlar biz de millet hem nasıl milletmişiz. Gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmişiz'. Biz, böyle bir milletiz. Dolayısıyla bu millet, şanına yakışanı yapacaktır. İşte AK Parti'nin yaptığı budur. İşte bunun için diyoruz ki sen Türkiye'sin büyük düşün.''


'YALANI, İFTİRAYI, KARALAMAYI ÖZGÜRLÜK SANIYORLAR'


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Yalanı, iftirayı, karalamayı bunlar özgürlük sanıyorlar. Biraz eleştirin, biraz bam teline dokunun, feryat figan özgürlüklerden dem vururlar. Yalan yanlış haber yapan medyayı evinize sokmamanızı gene söylüyorum'' dedi.


Erdoğan, Uğur Mumcu Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, kendilerinden önceki iktidarların 79 yılda Türkiye'nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'nın 230 milyar dolar olduğunu, kendilerinin ise bu rakamı 750 milyar dolara yükselttiklerini ifade etti.


Türkiye'nin ihracatının da 79 yılda 36 milyar dolara ulaştığını belirten Başbakan Erdoğan, bu rakamı krize rağmen 132 milyar dolara yükselttiklerini vurguladı. Erdoğan, ''Şimdi bunu görmezsek olur mu? Bu iktidara haksızlık değil mi bu iktidara? Halep oradaysa arşın Sinop'ta, rakamlar ortada. Biz matematik konuşuyoruz, matematik, hayal değil. Muhasebe kayıtları ortada'' diye konuştu.


Meydandakilerin ''Vur, vur inlesin, Deniz Baykal dinlesin'' şeklinde tempo tutmaları üzerine Başbakan Erdoğan, ''Gerek yok, biz vurmaya değil, barışa, huzura, istikrara koşuyoruz'' karşılığını verdi.


Partililerin, ''Erdoğan nerede biz oradayız'' şeklinde slogan atmaları üzerine Başbakan Erdoğan, ''Siz neredeyseniz biz de oradayız'' dedi.


Türkiye'nin yüksek borçlanma yaptığına ilişkin eleştirilere de değinen Başbakan Erdoğan şunları kaydetti:


''Sayın Baykal'ın, Sayın Bahçeli'nin diliyle konuşacak olursak, o zaman Amerika yanmış, batmış. Niye? Dünyanın en borçlu ülkesi Amerika, 10 trilyon dolar borcu var. İkinci sırada Japonya, 7 trilyona yakın borcu var. Bu hesapla, bu mantıkla bunlar hesaplanmaz. Borç yiğidin kamçısıdır. İşte Amerika'ya bakarsan buna uyar. Türkiye'nin de yeni durumuna bakarsan uyar. Ama siz borcunuzu ödeyemez duruma gelirseniz o zaman buna uymaz. Şu anda İtalya'nın borç oranı, milli gelirinin üstündedir. Ama İtalya güçlü bir ülke. Niçin? Sürekli olarak Gayri Safi Yurtiçi Hasılası güçleniyor. Bunları görmek durumundayız.''


''SAYIN BAYKAL BRÜKSEL'E GİTTİ, HAYRET BİRŞEY...''


''Bunların dünyayla alakası yok'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:


''Bunlar Ankara'ya hapsolmuşlar. Buradan Ankara'yı yöneteceklerini zannediyorlar. Bu arada nasıl olduysa Sayın Baykal Brüksel'e gitti. Hayret birşey... AB konusunda da açık olduğunu söyledi. Göreceğiz... Şurada Ticaret Kanunun'nu görüşüyoruz, sürekli engelliyorlar. Geçen de bir bakanla ilgili gensoru verdiler. Mehmet Aydın Bey'le ilgili. Çok ilginçtir gensoruyu da mahvettiler biliyor musunuz? Bu CHP zihniyeti var ya bir gariptir. Gensoruyu da mahvettiler. Madem ki benim bakanımla ilgili bir gensoru veriyorsun, gensorunun arkasında dur. Meclis'te neredeyse CHP'nin yarısı yok. Konuşacak adam bulamadılar. Madem dedik 'CHP konuşmuyor' biz de nezaketimizden arkadaşımıza dedik ki 'Sen de konuşma bari'... Bunların durumu bu. Bunlar siyaseti maalesef hala anlayamadılar. Gensoru verilen bir hükümet karşısında gensoru verenin de liderini görmek isterdi. Gensoru veren partinin ne lideri var, ne takımı. Yani dostlar alışverişte görsün kabilinden birşeyler yapıyorlar. Yaptıkları gibi de geri iade ediliyor. Olay bu kadar basit.''


''TAŞ KOYMAK...''


Başbakan Erdoğan, kendilerinin Türkiye'yi dolaştıklarını ve dünyada Türkiye'nin itibarını arttırmak için gayret sarf ettiklerini ifade ederek, ''Birileri de Ankara'da oturmuş engel çıkartmaya çalışıyor'' dedi.


Türkiye'nin kronik sorunlarını çözmeye çalıştıklarını anlatan Erdoğan, şunları söyledi:


''Bakıyorsunuz, çıkıyorlar, 'hayır çözemezsiniz'. Çete ile mafya ile karanlık güç odaklarıyla mücadele edeceğiz. Bakıyorsunuz Sayın Baykal çıkıyor diyor ki 'Ben onların avukatıyım'... Milletin hayrına hangi adımı attıysak önümüze engel çıkarttılar. Bunların muhalefetten anladıkları yaptırmamak, engel olmak, taş koymak, karalamak, sorun çıkarmak. Bunların siyasetten anladıkları 'aka, kara demek, iyiye, kötü' demek. Kim ne derse kim ne engel çıkarırsa çıkarsın biz milletimize hizmet yolunda her engeli aşacak, gereken her adımı atacağız. Biz gücümüzü milletten alıyoruz, dedik. Milletten aldığımız güçle millete hizmet üretiyoruz. ''


''SİNOPLU DİYOJEN...''


Güçlerini milleten aldıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:


''Dürüst, samimi ve kararlı bir şekilde yine milletimize hizmet üretiyoruz. Bize engel çıkaranlara karşı ne söyleyeceğimizi Sinoplu kardeşlerimiz iyi bilir. Hani Sinoplu Diyojen demiş ya 'Gölge etme başka ihsan istemem' şimdi yarın yazarlar 'Başbakan yine Diyojen'den bahsetti' diye. Hemen bir şeyler söylerler. İçeriğine bak, içeriğine. Söylenene hiç bakmazlar, hiç üstlerine almazlar, işin magazin yönüyle ilgilenirler. Ama benim halkım bütün gerçekleri bilir. Siz bunların bu ülkede hiç milletin diliyle konuştuklarını gördünüz mü? Göremezsiniz. Yalanı, iftirayı, karalamayı bunlar özgürlük sanıyorlar. Biraz eleştirin, biraz bam teline dokunun, feryat figan özgürlüklerden dem vururlar. Yalan yanlış haber yapan medyayı evinize sokmamanızı gene söylüyorum.''


''SEVGİLİLER GÜNÜ VE FERHAT İLE ŞİRİN''


Başbakan Erdoğan, bir haberde, 'Başbakan Sevgililer Günü'nü Ferhat'la, Şirin'in memleketi Amasya'da kutlayacak'' dendiğini belirterek, şunları kaydetti:


''Halbuki benim eşim Katar'da. Nereden bu haber? Bunlar bu, yine en çok satan gazetelerden biri başlık atmış. Bu aralar beni tüccarlarla ortak gösteriyorlar sağ olsunlar. Diyor ki 'Şu arazi Ak Parti'li belediye başkanıyla ranta dönüştürüldü''. Bu insanlar ranta dönüştürüyorsa niçin orayı Futbol Federasyonuna hibe etsinler. Vefat eden Federasyon Başkanımızın emeli de buydu: Bu arzuyla orayı alıp burada spor meslek lisesine dönüştürelim.


Haberin enteresan yanı şu, 'Burayı Ak Parti İstanbul İl Teşkilatı yapacaklardı' diyor. Eline, diline dursun. AK Parti İstanbul İl Teşkilatı, yaklaşık 1.5-2 yıldır Sütlüce'de inşaatı başlayan bir yere taşındı. Böyle bir anlayış, böyle bir iftira olur mu? Bu tür medyaya karşıyız.


Bunlar kalkıp bir kaç tane bizimle ilgili olumlu haber yapan gazetelere 'yandaş medya' diyor. Peki siz kimin yandaşısınız? Bunlar da CHP'nin yandaşı. Bu ara çok iyi ortaya çıktı. İyi paslaşıyorlar, iyi anlaşıyorlar. İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de iyi anlaşıyorlar. Ama bu mumunuz da yanmayacak. 29 Mart'ta bu mum da sönecek. Çünkü biz medyanın kurduğu parti değiliz, milletin kurduğu partiyiz. Farkımız bu. Ak Parti'yi millet kurdu, medya patronları değil. ''


''BASIN AHLAKINDAN BAHSETSELER''


Erdoğan, Basın Kanunu'nun alanını kendilerinin genişlettiklerini belirterek şunları kaydetti:


''Özgürlüklerle ilgili bütün yasaları biz çıkardık. Türkiye'nin neresine bakarsanız bakın, batılı anlamda özgürlüklerde atılan adımların en önemli kalemlerini biz gerçekleştirdik. Türkiye'yi evrensel değerlere yaklaştıran, çağdaş standartlara ulaştıran demokratik reformları yapan bir iktidarız. Keşke basın özgürlüğünü dillerine doladıkları kadar basın ahlakından da bahsetseler. Keşke özgürlükleri bir bütün olarak herkes için savunabilseler.


Anamuhalefet lideri hala bizi yandaş medya üretmekle suçlamaya kalkıyor. Önce sen yandaş medyalarından bir arın da ondan sonra ne konuşulacağını biz de beraber oturup senle konuşalım. Yandaş medyanın ne olduğunu, nasıl olduğunu, nasıl üretildiğini biz sizlerden öğreniyoruz.


Yıllarca yandaş medyayla ayakta kalmaya, iktidara gelebilmeye, rakiplerinizi ekarte etmeye çalıştınız ama olmadı. Bu millet ne dedi? 'Yeter söz de karar da milletindir' dedi. Bütün oyunlar boşa çıktı. O medya benimle ilgili de şu başlıkları atıyordu o zamanlar, 'Erdoğan'dan muhtar bile olamaz' diyordu. Ama benim milletim, Erdoğan'a muhtar olmayı bırak bu ülkede başbakanlık makamını teslim etti. Bunlara rağmen teslim etti. Bu nasıl bir çelişki? Ne yaman bir çelişki?


Sinop'un alperenlerinden Sarı Saltuk'un bir sözü var. Bu sizin medarı iftiharınız 'sözün kesin olsun, hak dilinden gelsin' bunlar da böyle bir şey yok. Milletin arzularının ihtiyaçlarının önünde yıllarca engel oldular. Bugün milletimin taleplerini hatırladılar. Yıllarca demokratik açılımlara karşı çıktılar.''

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler