YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Biz inandığımız doğru neyse onu yaparız."
"Biz inandığımız doğru neyse onu yaparız."
"Biz inandığımız doğru neyse onu yaparız."
19 Mart 2009 / 16:45 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,katıldığı programda Doğan Grubu ile ilişkiler konusunda çarpıcı açıklamalar yaptı.


Başbakan Erdoğan, Doğan Grubu'nu kast ederek, “Bu ara vergi kaçakçılığıyla ilgili konuda Maliye Bakanlığı'nın mutat olarak yapmış olduğu incelemeler sonucunda ortaya böyle bir şey çıkınca, burada 'Basın susturuluyor, şu oluyor, bu oluyor' diye ciddi manada feryatlar koparıldı. Almanya'da, şurada burada kendilerine göre lobiler kurma gayreti içine girdiler. Bu tür şeyler, bunlar bizi sindirecek şeyler değil." dedi.



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, medya patronlarıyla geçmişte münasebetlerinin gayet iyi olduğunu belirterek, “2-3 yıl içinde gelinen nokta farklı. Burada da artık menfaat paylaşımında, maalesef istedikleri menfaati elde edemeyince hava değişti. Birçok konular var. Bunları söylediğimizde rahatsızlıklar tavan yapıyor” dedi. Erdoğan, TGRT Haber televizyonunda yayınlanan “Ankara'nın Gündemi” programında soruları yanıtladı.


“Medya ile ilgili zaman zaman yaptığınız açıklamalar, medyayı susturmak ve sansür gibi bir yöne çekildi. Başbakanlar medya ile ilişkilerini iyi tutmaya özen gösterirler, bu dönemde böyle medya ile ilgili sorun var gibi. Bazı dış ülkelerin medya kuruluşları da sizin medyaya sansür uyguladığınızı söylüyor.


Nedir sorun?” şeklindeki soruya Erdoğan, şöyle yanıt verdi:


“Ben de buna başta çok özen gösterdim. O malum medya patronuyla, diğerleriyle benim münasebetlerim gayet iyiydi. Hatta şu anda baskı yapan uluslararası kuruluşlar var ya onların toplantılarına da beni onlar bizzat davet ederlerdi. Ben onların toplantılarına da bizzat katılmış, açılış konuşmalarında bulunmuşumdur. Şu son dönemlerde gelinen nokta farklı. 2-3 yıl içinde gelinen nokta farklı. Burada da artık menfaat paylaşımında, maalesef istedikleri menfaati elde edemeyince hava değişti. Birçok konular var. Bunları söylediğimizde rahatsızlıklar tavan yapıyor. O uluslararası kuruluşların kendileri de ortağı olduğu için veya üyesi oldukları için oralardan baskı oluşturmak suretiyle sanıyorlar ki bu işte bu iktidar geri adım atacak. Onların söyledikleriyle biz geri adım atmayız. Biz inandığımız doğru neyse bunu yaparız.”


“TAVRIM, YALAN YANLIŞ HABER YAPAN MEDYAYA KARŞI”


Belli bir medya grubuna muhalefetlerinin söz konusu olmadığını ifade eden Erdoğan, “tavrının, dürüst davranan medyaya karşı değil, yalan yanlış haber yapan medyaya karşı olduğunu” söyledi.


Erdoğan, şöyle devam etti:


“Ben bir siyasi partinin genel başkanıyım. Benim sivil inisiyatif kullanma hakkım yok mu? Var. Partimin üst kurullarıyla konuşurum, ondan sonra da bu konuda gerekirse sivil itaatsizliği, bunu biz de aynı şekilde bu tür medya gruplarına karşı da yaparız. 'Yapılan görüşmeler zemininde, biz yalan, yanlış bu tür haberleri yapan gazeteleri okumuyoruz' deriz. 16 milyon 500 bin insan bu partiye oy vermiş. Sen kalkıp bu partiye iftira atıyorsun, çamur atıyorsun. Eyvallah mı diyeceğiz buna. Buna karşı tabii ki, biz de tavrımızı koymamız lazım. Bu bizim demokratik hakkımızdır. Bunu uluslararası kuruluşlar falan zedeleyemez.”


“Son zamanda malum medya grubu bir paniğin içine girdi” diyen Erdoğan, aynı grubun ticari şirketlerinin de bulunduğunu ve bunlardan birinin belli bir süre önce faiziyle beraber eski rakamla 1 katrilyon 300 trilyon ceza aldığını, uzlaşmaya müracaat ettiğini ve 280 trilyonla işin bağlandığını anlattı. Erdoğan, “280 trilyonu o zaman ödediler. Ama o zaman basın özgürlüğü sorunu yoktu. Hiç böyle bir şey söylemediler. Hiçbir şey de konuşmadılar. Para ödendi, iş kapandı” dedi.


Benzer konuyla alakalı British Petrol'ün de 470 trilyon ceza aldığını anlatan Erdoğan, “ama o firmanın feryat, figan koparmadığını, sadece mahkeme haklarını kullanacağını açıkladığını” anımsattı.


“BUNLAR, BİZİ SİNDİRECEK ŞEYLER DEĞİL”


Erdoğan, şöyle devam etti:


“Bu ara vergi kaçakçılığıyla ilgili konuda Maliye Bakanlığı'nın mutat olarak yapmış olduğu incelemeler sonucunda ortaya böyle bir şey çıkınca, burada 'Basın susturuluyor, şu oluyor, bu oluyor' diye ciddi manada feryatlar koparıldı. Uluslararası birkaç basın kuruluşunu, hatta bazı milletvekili ve senatörleri Avrupa Parlamentosu'nda devreye sokmak suretiyle onlarla şikayet dilekçeleri falan vermek... Oraları karıştırmak. Almanya'da, şurada burada kendilerine göre lobiler kurma gayreti içine girdiler. Bu tür şeyler, bunlar bizi sindirecek şeyler değil. Bu duruma bunların gelmesini istemezdik. Ama işi bu noktaya maalesef taşıdılar. Yani siz tedbirinizi baştan sağlama almış olsanız zaten bu tür olaylar da meydana gelmezdi. Sonra bakıyorsunuz, neler meydana geldi, neler...”


Konuyla ilgili olarak bu ana kadar sürdürdükleri devletin duruşu noktasından asla taviz vermeden kararlı bir şekilde bu işi sürdüreceklerini ifade eden Erdoğan, yönetilen bir yönetim istemediklerini, yöneten ve bu yönetimini de adil ve kararlı şekilde sürdüren bir yönetim istediklerini kaydetti.


Erdoğan, şunları söyledi:


“(Biz kimin avukatıyız?) derseniz, biz, milletin avukatıyız. Ama Sayın Baykal bazen çıkıyor, Ergenekon'un avukatlığını yapıyor, bazen çıkıyor bakıyorsunuz buraların avukatlığını yapıyor. Yapabilir. O da onun en tabii, en doğal hakkıdır. Kendine bu tür müvekkiller seçebilir. Asla medyayla benim kavga gibi bir derdim yok. Böyle bir sıkıntım yok. Bize de mesela özellikle söylüyorlar. 'Yandaş medyası iktidarın' diye. Benim bunların hiçbiriyle ne ortaklığım, ne ilişkim, ne şu, ne bu, böyle bir şey söz konusu değil. Onlar da kendileri iktidarın doğru yaptıklarına doğru, yeri geliyor yanlış yaptıklarına yanlış diyorlar.”


“Onlara imtiyaz sağlıyor musunuz?” sorusu üzerine de Erdoğan, “Öyle diyorlar. Bir tanesi dün yazmıştı. Mesela bir grupla ilgili olarak ona çok ciddi imtiyazlar sağlanmış diye. Neyse o imtiyazlar? Halbuki onları da açıkla. Nedir o imtiyazlar? Bunları da açıkla” diye konuştu.


AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler