YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bir gazeteye mi bağlı Türkiye Cumhuriyeti
Bir gazeteye mi bağlı Türkiye Cumhuriyeti
02 Nisan 2014 21:23
AB Bakanı ve Başmüzakereci Çavuşoğlu, "Amerika'da New York Times yazdı diye koskoca 77 milyonluk bir ülkenin kaderi mi belirlenecek yani. Bir gazeteye mi bağlı Türkiye Cumhuriyeti" dedi.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, "Amerika'da New York Times yazdı diye koskoca 77 milyonluk bir ülkenin kaderi mi belirlenecek yani. Bir gazeteye mi bağlı Türkiye Cumhuriyeti. İşte bu kompleksten kurtulalım" dedi. 

Çavuşoğlu, Afyonkarahisar'da, bir otelde gazetecilerin, Antalya Büyükşehir Belediyesine ait resmi evrakların yakıldığı iddiasına ilişkin sorusu üzerine, seçim sonuçları açıklanınca Mustafa Akaydın'ı bir telaş aldığını söyledi.

Seçim akşamı da seçim kurulunda diğer milletvekillerinin olduğu ortamda, tüm partilerin adayların olduğu ortamda bulunduğunu anlatan Çavuşoğlu, bunun hukuki bir hak olduğunu ifade etti.

Seçim kurulunda da bir panik oluştuğunu dile getiren Çavuşoğlu, "kendisinin oyları kaydırdığı, saydırdığı gibi bir sürü yanlış haberler yayılıp, iftiralar atıldığını" belirtti. 

"Akaydın'ın da bunun böyle olmadığını, olamayacağını da bildiğini" anlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Bugün de bir resim yayınladılar. O resimde de ben oyları saydırıyormuşum... Biz dolaşırken orada, herkese açık olan, herkesin fotoğraf çektiği bir ortamdı. Bir tane sandıkta bir oy farklı çıkmış, onu sayıp duruyorlardı. Hatta ben takıldım, 'Gittiğim bir ülkede seçim gözlemlerken 2 saatte zor buldular inşallah siz çabuk bulursunuz' diye böyle şakalaşmıştık ve biz gittik. Dolaşıyorduk. Güya ben oyları açtırmışım, saydırmışım diye böyle yalanlar da attılar. Meğer paniklemesinin, bu kadar çirkin iftiralar yapmasının sebebi anlaşıldı. Bugün işte belediyenin kendi ıslak imzalı belgelerini yakarken suçüstü oldu. Polisimiz, adli güvenlik kollarımız ve hukukçular, Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin evrakları yakılırken, Akaydın'ın kendi ıslak imzalı hem de 2013 yılına ait… Çünkü belediyenin belgeleri en az 5 yıl saklanmak durumunda, bu genel bir kuraldır zaten. Bu evraklar yakılırken bugün suçüstü oldu. Sebebi belliymiş panik olmasının. Şimdi herhalde ülkeden kaçmanın yollarını arıyor, bizim edindiğimiz bilgiye göre. Neyse cezasını çeker, hukuki süreç başlar zaten ama esas panik olmasının gerçek sebebini bugün tüm Türkiye gördü."

Bir gazetecinin "Parti olarak bununla ilgili suç duyurusunda bulunmayı düşünüyor musunuz?" sorusuna Çavuşoğlu, "Tabii ki bulunuyoruz. Şu anda Menderes Türel, il teşkilatımız orada. Suç duyurusunda bulundular bile. Neticede zaten suçüstü yakalandılar" diye cevap verdi.

"Kim söyledi AB müzakerelerinin durdurulmasını?"

Bir gazetecinin, "Seçimle alakalı dış basında övgüler var ama bunun yanında eleştiriler de var. Özellikle Amerika'daki ve Almanya'daki gazeteler, bazı siyasi parti temsilcileri, özellikle Sayın Başbakanın balkon konuşmasında kullandığı üslubu eleştirerek kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bir üslup kullandığını ve bunun da Türkiye için kazanımlardan geriye gitmek anlamında olduğunu söylediler ve AB müzakerelerinin durdurulması gerektiğini, özellikle Almanya'da böyle bir açıklama var" yönündeki değerlendirmesi üzerine Çavuşoğlu, "Kim söyledi AB müzakerelerinin durdurulmasını? Siz kendiniz çalıyorsunuz, kendiniz oynuyorsunuz. Bunu bir kişiye söylettiriyorsunuz, ondan sonra da daha önce de zaten ayarladınız birkaç liberal milletvekiline de bunu söylettiniz" karşılığını verdi.

Aynı gazetecinin "Siz böyle bir endişe taşıyor musunuz" sorusunu Çavuşoğlu, şöyle yanıtladı:

"Hayır, neden taşıyayım ki? Türkiye'nin bir askeri ihtilalle darbeyle mücadelesi herkes tarafından takdirle karşılandı. Yani sivil demokrasi üzerindeki her türlü yapı, çeteler, mafyalar, örgütlenmelerle hukuk yoluyla mücadele, demokrasiye inanan herkes tarafından desteklenmeli ve desteklenir. Yani şimdi, Türkiye'deki paralel yapının, diğer bugüne kadar ki örgütlerden ne farkı var ki? Dolayısıyla paralel yapıyla da mücadeleyi devlet, hukuk yoluyla yapar. O yüzden demokrasi ve sivil demokrasi üzerinde, milletin egemenliği üzerinde vesayet kurmak isteyen her şeye karşı hukuki mücadele yapılmalıdır. Bu da demokrasi ve ileri demokrasinin gereğidir. Türkiye'nin ileri gitmesi için de şarttır. O yüzden bunu yaparken Avrupa Birliği müzakerelerini niye durdursun. Bu şu anlama gelir: Avrupa Birliği de o zaman paralel yapının kontrolünde ve onu savunuyor anlamanına gelir ki bunu ne Avrupa Birliği yapar ne de buna inanırız. Bu tamamen, Türkiye'de belli kurgular yapılıyor, dışarıdan da birkaç ayarlanmış insanlardan demeç alınıyor, sanki bütün Avrupa Birliği, tüm Avrupa Parlamentosu, tüm Amerika böyle düşünüyormuş gibi içeride de pazarlanmaya çalışılıyor. Vallahi millet bunu yutmadı, seçimden önce de yutmadığını gösterdi. Bundan sonra da bu millet böyle numaraları yutmaz. Bu ucuz numaralardan artık herkesin vazgeçmesi lazım. Çünkü millet gerekli dersi de verdi, şamarı da vurdu. O nedenle Türkiye'yi hala küçük düşürmeye çalışmak, Türkiye'yi dışarıda şikayet etmeye çalışmak, şu müzakereler dursun da işte AK Parti zarar görsün biz de sevinelim edasıyla ülkeyi her yerde karalamaya çalışmak, bu ülkenin yararına değildir. Yani bunu sorarken bile umut eder şeklinde sorduruyorlar, bunlar yanlış şeylerdir."

"New York Times yazdı diye koskoca 77 milyonluk bir ülkenin kaderi mi belirlenecek?"

Türkiye'nin AB sürecinden vazgeçmesinin mümkün olmadığını, AB'nin Türkiye için çok değerli olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"New York Times yazdığı zaman Türkiye ile ilgili bir şey oluyor mu? Veya Cihan Haber ajansı veya Zaman gazetesi veya Milliyet, Hürriyet gazetesi bir ülkeyle ilgili bir şey yazdığı zaman her şey onun yazmasıyla bir olmuyor ki. Basın yazabilir, özgürdür, istediğini yazar, istediğini değerlendirir. Bazen siyasi yazar, bazen manipülasyon yapar ama Amerika'da bir gazetenin yazması tüm Amerika'yı bağlamaz. Avrupa Parlamentosundaki bir milletvekilinin görüşü 28 ülkeyi bağlamaz veya oradaki herhangi bir yetkilinin görüşü de bağlamaz. Avrupa Birliği'nde olsun Amerika'da olsun dünyada olsun, kararların ülkeler nezdinde ve uluslararası örgütlerde nasıl alınacağı başından bellidir. O konsensüste mi alınacak oy çoğunluğuyla mı alınacak, salt çoğunlukla mı alınacak, 3'te 2 çoğunlukla mı alınacak, nasıl kararlar alınacağı bellidir. Dolayısıyla bir kişinin söylemesi bizi bağlamaz. Türkiye'de de bir gazetecinin yazdığı, başka bir ülkeyi tamamen bağlamaz. Ya da Türkiye'de bir gazetenin, gazetecinin, küçümsemiyoruz ama yazdığı ne iktidarı bağlar ne de Türkiye Cumhuriyeti devletini bağlar. Bunları abartmaya gerek yok. Bu kadar da komplekse girmeye gerek yok. Amerika'da New York Times yazdı diye koskoca 77 milyonluk bir ülkenin kaderi mi belirlenecek yani. Bir gazeteye mi bağlı Türkiye Cumhuriyeti. İşte bu kompleksten kurtulalım."

"Türkiye'deki gerçeği kimse örtbas edemez"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimden sonra gerekli mesajı verdiğini dile getiren Çavuşoğlu, Başbakan Erdoğan'ın, 77 milyon insanı kucaklayacağını söylediğini aktardı. 

Başbakan Erdoğan'ın, oy vermeyenlere de verenlere de teşekkür ettiğini ifade eden Çavuşoğlu, devlete suikast girişiminde bulunanlarla da hesaplaşılacağını, Türkiye Cumhuriyeti adına da bunlardan hukuk çerçevesinde hesap sorulacağının Erdoğan tarafından söylendiğini kaydetti.

Bunun bir kutuplaşma olmadığına vurgu yapan Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"Yapılan hukuki yanlışın, devletin ulusal güvenliğini dinleyip de başkalarına peşkeş çekenlerden, bu devlet hukuk çerçevesinde hesap sormayacak mı? Başbakanımız bunu söylemiştir. Bu kutuplaşmak değildir ki. Bir tarafta başka bir güç mü var ki kutuplaşma olsun. Bir tarafta vatana millete ihanet edenler var, devletin en gizli sırlarını dinleyip başkalarına peşkeş çekenler var... Bunlarla mücadele etmek, kutuplaşmak değil ki. Bu devletin en asli görevlerinden bir tanesidir. Yani artık bu tür şeylerle gündem dışı veya gerçeği başka yerlere saptırarak Türkiye'deki gerçeği kimse örtbas edemez. Bunu açıkça söylemek lazım. Şimdi bu, Türkiye'nin ulusal güvenliği ile alakalı bir şey. Bu kutuplaşma değildir. Ama biz Türkiye'de kutuplaşma istemeyiz. Biz her zaman diyoruz ki 781 bin metrekarede yaşayan 77 milyon hangi etnik guruptan olursa olsun, hangi siyasi görüşten olursa olsun, hangi mezhepten olursa olsun, hangi dine inanırsa inansın bizim vatandaşımızdır ve her birinin hakkını, hukukunu korumak devletin görevidir ve milletin yetki verdiği hükümetin de görevidir. Başbakanımızın da görevidir."

Kabinede revizyon olacağı iddiası

Yeni bir kabine revizyonu olacağı yönünde iddiaların olduğunun hatırlatılması üzerine Çavuşoğlu, "Her seçimden önce ve sonra böyle değerlendirmeler yapılır. Bu tamamen Sayın Başbakanımızın takdiridir. Hükümetin başı Başbakanımızdır. Ondan böyle herhangi bir açıklama veya girişim duymadığımız sürece, bunlar sadece söylem olarak kalır. Bize gelen böyle bir bilgi de duyum da yok. Bunlar, seçim sonrası olabilir mi diye değerlendirmeler" yanıtını verdi. 

 

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler