YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Beşir Atalay'dan çözüm süreci açıklaması
Beşir Atalay, IŞİD eylemlerinin çözüm sürecinin yol haritasını değiştirmeyeceğini söyledi ve HDP'nin çözüm sürecinin biteceği yönündeki açıklamasını da şantaj olarak değerlendirdi.
Beşir Atalay'dan çözüm süreci açıklaması
16 Ekim 2014 / 09:10 Güncelleme: 16 Ekim 2014 / 09:45

Kanal A'da yayınlanan ve Fatih Şahin'in sunduğu 'Çerçeve' programının bu haftaki konuğu Ak Parti Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Beşir Atalay idi.

Ak Parti Genel Merkezi'nden yapılan yayında Atalay gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. İzinsiz IŞİD gösterileri sonrasında çözüm sürecinin alacağı durum ile ilgili önemli değerlendirmeler yapan Atalay şöyle konuştu:

Çözüm süreci nasıl bir hal alacak? Atılan adımlar, bölge halkına verilen güvenle halkın da güveninin kazanılması konusunda ciddi başarıya sebebiyet verdi. Ta ki Kobani eylemlerine kadar. Sonrasında PKK'nın Dağlıca'ya saldırması sonucu TSK'nın da PKK'yı vurması ne anlama geliyor? Çözüm sürecinin gidişatını nasıl görüyorsunuz?

Çözüm süreci başlayalı yaklaşık iki yıl oldu. İlk defa Türkiye kendi önemli sorununu, böyle 30 yıllık terör sorununu bitirme ve iç barışı sağlama yolunda ciddi yol aldı. Bu coğrafyada yürütülen en önemli proje budur. Çünkü sadece içini değil Kürt  nüfusunun bulunduğu Irak'ı, Suriye'yi, İran'ı da ilgilendiren bir konudur.

Çözüm sürecinin sahibi milletimiz

Biz başından beri Ak Parti hükümeti olarak önce on iki yıllık süreçte, daha önce değişik vatandaş kesimlerine yapılan yanlışlıkları düzeltme, çözüm süreci ile irtibatlı olarak Kürt vatandaşlarımıza devletin yaptığı bazı haksızlıkları, yanlışları düzeltme, onların ana dilleri ile ilgili vd konularda kendi tabii hakları ile ilgili çok adımlar attık. Sonra da daha ileri bir adım olarak bunu bitirme yönünde örgütün yöneticileri ile ve siyasi kesimle görüşmelere başladık. Halkın da büyük bir desteğini kazandık. Şu anda 'Çözüm sürecinin sahibi kim?' derlerse, ben 'Milletimiz' diyorum. Doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle milletimizin çözüm sürecinin başarıya ulaşmasını destekliyor.

Kimse çözüm sürecinden geri adım atamaz

Kimse geri adım atma lüksüne sahip değil. Kolay kolay kimse geri adım atamaz. Çünkü vatandaşımız büyük tepki gösterir. Gelecekte bunun hesabını sorar. İlk defa bu kadar ileri mesafe alındı. Son adım olarak da Haziran ayında meclisten önemli bir yasa çıkardık. Çözüm sürecinin o bir anlamda anayasasıdır. O yasanın gereğini de yeni hükümetimiz ciddi şekilde uyguluyor. Çalışma planı çıkarıldı. Bu da yayınlandı.

Bütün bunlar olurken Kobani'de, Suriye'nin kuzeyinde bu olaylar başladı. Tabi, biz hükümet olarak çözüm sürecini  Kobani olaylarından ayırıyoruz. Kobani ile ilgili olaylardan ayırıyoruz. Çözüm süreci sınırımızın dışındaki gelişmelerden hemen bu şekilde etkilenmez, etkilenmemeli. Çözüm süreci Türkiye'nin kendi içerisinde parlamentodan yasayla çıkardığı -ki yüzde 80 oranında destek sağlanmıştır- çok emek verilen ve çok umut bağlanan süreç

Asıl zararı HDP gördü

Dolayısıyla HDP çok büyük bir yanlış yapmıştır. İnsanları sokağa çağırmıştır. Türkiye'de 6 Ekim'den itibaren büyük bir şiddet, vandalizm, kargaşa yaşanmıştır ve şu anda onun sıkıntısını yaşıyoruz. Devlet malları, vatandaş zarar görmüştür ama asıl zararı HDP'nin kendisi görmüştür. Parti olarak siyaset yapmak yerine vatandaşı sokağa çağırdılar. Bunun sıkıntısını yaşıyorlar. 'Böyle yapmamalıydık' şeklinde açıklamalar yapıyorlar.

'Kobani düşerse çözüm süreci biter' açıklaması şantajdır

Biz, 'Kobani düşerse çözüm süreci biter' açıklamasını şantaj olarak kabul ediyoruz. O açıklamaları kendi içerisinde tutarsızlık olarak görüyorum. Orada çok seslilik var. Bizde öyle değil. Devlet olarak hükümet bunu önüne proje olarak aldı ve ciddi şekilde yürütüyor. Tek sesiz. O tür açıklamaları, şu sıralarda çözüm süreci ile ilgili ileri tehdit olarak da görmüyorum.

Bölgede kimse zaafa düşmesin

Dağlıca'da örgüt mensuplarının belli yerlere ateş açılması sonunda TSK cevap verdi ve o bölgeyi havadan taradı. Burada son günlerdeki tartışmalar yaşanıyor. Buradaki önemli bir hususu açıklamak isterim.

Çözüm süreci güvenlik ile ilgili konuların bir kenara konulduğu süreç değildir. Yani bir yandan çözüm süreci yürüyecek bir yandan da ülkemizin her köşesinde güvenlik sağlanacak. Eğer bölgede çözüm süreci bahane edilerek kimi zaaflar oluştuysa, örgütün değişik faaliyetleri vs oldu ve bunlara müdahale edilmediyse, bu müdahale etmeyenlerin suçudur. Güvenlik birimlerinin veya kamu yöneticilerinin suçudur.

Çözüm süreci bizim için değerli ve bu konuda kararlıyız. Ama ülkemizin hiçbir köşesinde de güvenliği bozdurmayız. İstanbul'da nasıl müdahale ediyorsam, bölgede de ederim. Hiç kimse çözüm sürecini bahane ederek oralarda zaafa düşemez. Güvenlik birimlerimiz var. Ben şu anda güvenlik birimlerimizin yaptığını çok doğru buluyorum. Eğer orada şiddet ve terör olayı varsa tabi ki müdahale edilecektir. Çözüm süreci bütün bunların olmamasıdır. Ama herkes buna riayet edilecektir.

Çözüm süreci var diye terör mensupları oralarda yasa dışı faaliyetlerde bulunacak ve güvenlik birimleri bunlara müdahale etmeyecek, bu yanlıştır. Böyle devlet olmaz. Bu algıyı oluşturanlar çok büyük yanlış yaptılar. Hep uyardık. Kimse bahane üretmesin. Oralarda biri yol kesiyorsa, para topluyorsa, hukuk dışı eylem yapıyorsa müdahale edilir. Ne olursa olsun müdahale edilmeyecek diye bir şey yok, bu çözüm sürecinin şartı değildir. Bunların olmaması çözüm sürecidir.

Örgütün çözüm sürecini feda edeceğini zannetmiyorum

Ben örgütün de çözüm sürecini feda edici bir tutum içerisine girebileceğini asla zannetmiyorum. Çünkü bu halkın büyük bir tepkisine neden olur.

Tek taraflı bu yolda yürünmez. Biz hükümet olarak çok tutarlıyız. Süreci çok önemli görüyorum. Güvenliğimizle ilgili hiçbir zaafa meydan vermeyeceğiz.

Çözüm sürecinde görüşmeler sağlam şekilde devam ediyor, kendi rayında yürüyor. Çözüm sürecine sahip çıkmak lazım.

Çözüm sürecinin herkese yüklediği sorumluluklar vardır. O sorumlulukların yerine getirilmesi gerekir. Getirilmezse bu süreç tıkanır. Çözüm sürecinin yol haritası büyük oranda ortaya çıkmış, karşılıklı değişilmiş, inceleniyor ve kesinleşince ona göre adımlar atılacak.

Türkiye Cumhuriyeti bir yandan bu köklü, kronik sorunlarını çözmeye çalışırken bir yandan da güvenliğini sağlama yönünde sağlam adımlar atmakta. Haklıdır, aksi takdirde devlet olmaz. Dolayısıyla bu çalışmaların hepsi birlikte yürüyecektir. Çözüm sürecinin halkla birlikte yürüyeceğini düşünüyorum.

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler