YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Baykal'ın hedefinde Gül var...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin önemli değerlendiremelerde bulundu. Hakimlere arka çıkan Baykal bu kez Abdullah Gül'ü eleştiri yağmuruna tuttu...
Baykal'ın hedefinde Gül var...
20 Nisan 2010 / 14:50 Güncelleme: 20 Nisan 2010 / 14:52

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Baykal, gündemi değerlendirdi. Konuşmasına Van'da CHP'ye yapılan saldırıyla başlayan Baykal, "bir tek kimse bize geçmiş olsun demedi" dedi... Anayasa değişikliği ile ilgili de konuşan Baykal konuyla ilgili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e sert eleştirilerde bulundu...

İşte Baykal’ın konuşmasından satır başları:

Van’da bize yapılan saldırı sonrası bir tek kişi bize geçmiş olsun demedi.

Ne zamana kadar biz bu saldırının iç yüzünü belgelerle ortaya koyana kadar. Sonra yarım ağızla bir şeyler söylendi. Ama resmi bir durum yine yok ortada.

BİZ HUKUKA UYGUN DAVRANDIK

Daha sonra Samsun’da Sayın Ahmet Türk’e saldırı yapıldı. Biz hemen üzüntülerimizi geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Acı ve üzüntü verici bir olay. Siyasete hayata şiddetin bulaşmaya başladığını ortaya koyan bir tablo kendisini gösterdi. Kamuoyu bunu kaygıyla karşıladı. Bu konuya sahip çıkma eğilimi kendisini gösterdi.

İktidar bir miktar telaşlandı. Bu olay yaşandı. Ama birileri çıktı dedi ki "Bizim tepkimiz CHP gibi olmaz."

CHP'nin tepkisi hukuka saygılıdır. Bizim canımız sıkıldı. Bize saldırı yapılması karşısında hukuk, kamuoyunu harekete geçirerek biz mi yanlış yaptık diye kendimize sorduk. Ama yanlış yapmadığımızı hemen karara bağladık. Demokraside böyle olayları caydırıcı adımlar atmak partilerin görevidir.

Ama bir süre sonra orada iki polisin öldürüldüğünü gördük. Bu çok acı ve üzüntü verici bir olaydır. Uzun süredir Türkiye’de çatışma alanı dışında olan bölgelerde polislere karşı bir saldırının yapılmadığı görülünce bu olayı yorumlamak daha da güçleşmektedir.

Yaşını başını almış, devriye gezen bir polis. Devriye arabasının içinde, şiddet yok, çatışma yok. Yer Samsun. Şimdi oradaki bu masum polislerin görevini yapmakta olan polislerin, daha önce yaşanmış olaylarla hiçbir bağlantısı olmayan bu insanların, birden bire planlı bir saldırıya hedef olması kaygı verici bir tablodur. Bunu Türkiye’de yaşanan çatışma olaylarından bir başkası diye izah etmek mümkün değildir.

NEREYE GİDİYORUZ?

Dün Kayseri’de de bir bakana saldırı yapıldı. Arkadaşlar nereye gidiyoruz? Bu nasıl bir manzaradır. Bu Türkiye’de görmemezlikten gelebileceğimiz türden olaylardan birkaçı mıdır?

Vatandaşların bu gidişi doğru anlaması gerektiğini düşünüyorum. Bu gidişi milletçe sona erdirmeliyiz, hep birlikte durdurmalıyız.

BAŞBAKAN İŞSİZLİK AÇILIMI YAPIYOR

Sayın Başbakan yeni bir açılım daha yapıyor. Bu işsizlik açılımıdır. Birden bire işsizliğin sorunlarını tespit etti, onları itham etti, onlara görev verdi. Şimdi işsizlik etrafında şarkıcıları sanatçıları toplayarak yapacakları konuşmayı bekliyoruz. Diyor ki “işsizlik sanaldır. Her TOBB üyesi bir işçi alsa, işsizlik azalır. Tekstil işverenleri, işçilerini acımasızca sömürüyorlar.” Sen ne yapıyorsun? Nerede kanunlar, nerede bakan, nerede Başbakan? “Acımasızca sömürüyorlar” diyor, sonra “TOBB bu işi halletmezse ben hallederim, her oda başkanıyla ayrı ayrı konuşurum” diyor.

Başbakan bu konuyu birilerinin üzerine yıkarak, kendisini kurtarmaya çalışıyor. Önce işsizlik tablosuna bakalım. İşsizlik konusunda, 2010 Ocak ayında geçen yılın aralık ayına göre, bir artış ortaya çıktı. Bu artış, Aralık’ta 13.5 olan işsizliği, 14.5’a çıktı. Bunların gerçeği tam yansıtmadığını biliyoruz.

O ZAMAN SEN ALIVER

Başbakan TOBB üyeleri birer kişi alsa, işsizlik oranının 3 puan birden çözeceğini söylüyor. 1 milyon 300 bin TOBB üyesi. Bunların yüzde 80’i azami üç kişi çalıştırıyor. Başbakan diyor ki ona, “yüzde 30 yükünü arttır.” Vergi borcu biriktirmiş, yanında çalışan insanın parasını geciktirerek ödüyor, dükkanı kapatmamak için. Şimdi başbakan diyor ki, bir kişi alıver. O zaman sen alıver.

200 BİN ÖĞRETMENİ TAYİN EDİN

Başbakan kamu istihdamını artıralım diyor. Bir uyarıyı burada dile getirmek istiyorum. Tabi hantal bir devlet yönetimine, kaynaklarını sadece personel masraflarına harcayan bir devlet yönetimi tablosuna geçmemiz, ciddi biçimde tehlike yaratır. Yapmanız gereken ilk şeyi söylüyorum. O ellerinde diplomaları olan 200 bin öğretmeni tayin edin.

ENGELLİ VATANDAŞLAR

Türkiye'de olağanüstü yüksek engelli vatandaşımız var. Kendi hallerine bırakılmış durumdadırlar. En büyük sorunları da işsizlik. Bu insanlara verilmiş vaatler var. Ancak bu vaatlerin hiç biri tutulmadı.

Bunun yanısıra bir çok yerde engelli çalıştırma zorunluluğu ver. Ama bunlar ne yazıkki uygulanmıyor... Bu konuda hiç bir ciddi adım atılmıyor... Engellilere ayrılabilecek 53 bin kadro var... Engelli vatandaşların işe girerken istedikleri şey eğitim sonuçta engellilerin zaten maalesef eğitim durumu istenen düzeyde değil. Bir de engellilerin sınava giriş hakkı için 110 lira bedel isteniyor. Bu şartlar engelli vatandaşların işe girmesine engel oluşturuyor...

TARIM BİTTİ

Türkiye'de çok yoğun bir şekilde Anayasa değişikliği konusu tartışılıyor... Nasıl bir ülkede bunu konuşuyoruz, bunu hatırlamakta yarar var.

Daha geçtiğimiz gün TÜİK 2009 yılı ile ilgili resmi bilgileri açıkladı. Buna baktığımız zaman çok temel bazı gerçekleri görüyoruz... Bu verilere göre mesela Buğdayın fiyatı bir önceki yıla göre 12 kuruş gerilemiş, arpa aynı şekilde düşmüş.. Buna baktığımız zaman çok net bir gerçeği görüyoruz. Tarımın ne kadar gerilediğini... Türkiye'nin en verimli ovalarından biri Gediz ovasının çevrelerinde çiftçiler kan ağlıyor...

2009 yılında tarımın yaşadığı sıkıntıyı devletin açıkladığı veriler çok açık bir şekilde gösteriyor...

Tarımın gözden çıkarıldığı politikalar ükleyi bu noktaya gelip dayatmıştır...

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Parlamento dışında hangi parti var. AKP'nin Anayasası hatta sadece AKP'nin demek bile istemiyorum. Çünkü AKP'nin içinde de bu durumdan rahatsız olanlar var biliyorum. Bu başbakanın anayasası...

Anayasa değişikliğği bir Recep Tayyip Erdoğan projesidir. Bir dayatmadır. Gelen anayasa da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olacak. Toplumsal bir talep yok. Kurumların talebi yok. Hatta AKP'lilerin bile böle talebi yok. Ama Başbakan çıktı yola peşine de taktı yürüyor.

Hatırlarsanız Cumhurbasşkanı artık bunun fırsatı kaçtı yapılamaz demişti. Ama birisi istedi. İsteyen o anayasaya damgasını vuran...

Bu anayasamızın 3 temel erkinden biri olan Yargıyı siyasetin kumandası altına sokma girişimidir.

Anayasa değişikliği yapılırsa Türkiye'de artık yargı bağımsızlığından söz etmek imkansız olacaktır

Gözü kara bir iktidar. Bir süre önce Anayasa Mahkemesi tarafından hükme bağlanmış bir iktidar. Parlamentonun büyük çoğunu denetimi altında bütün

Türkiyenin talihsizliği böyle bir ortamda Cumhurbaşkanlığı makamında bu tehlikeyi kavrayıp buna zamanında müdahale yapabilecek. Hukuku sindirmiş. Özgüveni yüksek, yanlışa yanlış diyebilecek, tarafsız bir cumhurbaşkanımızın bulunmamasıdır.

CUMHURBAŞKANI'NA ELEŞTİRİ

AKP kamyonun freni yok, freni patlamış. Yokuş aşağı iniyor. Yüklü bir araba.. Allah muhafaza bir fren lazım. Partinin içinde bir fren yok... Balatalar gitmiş, frenler tutmuyor... Gidişat kötü... Cumhurbaşkanlığı o fren görevini yapamıyor. Bunu üzüntüyle tespit ediyoruz.

Biz tatlı dilli Cumhurbaşkanı değil olumsuzlukları önleyecek, siyasi iradeyi sergileyebilecek bir cumhurbaşkanı istiyoruz

Cumhurbaşkanlığı freninin de işlemediğini hesaba katarsak, geriye bir tek fren olaran yargı bağımsızlığının da ortadan kalkacak olması Türkiye'yi nasıl bir tehlikeyle tehditle karşı karşıya bırakıyor takdirinize sunuyorum. Olay bu...

Canım cumhurbaşkanı var. Yanlışı tutardiye bir şey yok. Yargı bağımsızlığına Türkiye'nin her zamandan olduğundan daha çok ihtiyacı olduğu belli değil mi?

Şimdi bu ortamda da bütün devlet teşkilatı emir komuta zincirine girmiş.. TOBB'u da azarladı, Üniversiteleri susturdu, asker kendi derdinde medya 3.5 milyar doları nasıl öderim diye düşünüyor...  Bu çok büyük bir tehlike...

HAKİMLERE DESTEK

Hakimlere diyor ki, çıkarın üstünüzdeki cübbelerinizi seçime girin diyor. Onlar isterlerse eğitimleriyle, vatansaverlikleri ile ahlaklarıyla bu parlamentoda 550 milletvekilinin içinde kendilerine yer bulacakalrdır. Onlar parlamentoya girebilirlerde sen onların cübbesinin altına giremezsin...

YALANA BAK YALANA !
 // BATUHAN
Anayasa değişikliği için:Toplumsal bir talep yokmuş ! Kurumların talebi yokmuş ! Hatta AK Partililerin bile böyle talebi yokmuş !
Sn.Baykal daha dün dürüst bir insanın kutlu doğum haftası etkinliklerinde dürüstlükten taraf gözükmüştünüz,ne olduda hemen tekrar iftira ve yalana geri döndünüz bu toplum nasıl güvenecekte size tekrar oy verecek söylermisiniz içiniz dışınıza yansımaya erken başladı çünki sizi çok iyi tanıyoruz oy içindi bizde yutmamıştık...
20 Nisan 2010 16:03
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler