18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul17 °C
  • Ankara8 °C
  • İzmir16 °C
  • Konya11 °C
  • Adana15 °C
  • Antalya17 °C
  • Diyarbakır18 °C
  • Bursa14 °C
  • Kayseri7 °C
  • Kocaeli7 °C
  • Şanlıurfa16 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel19 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Baykal'ın gölgesi CHP'de durduğu sürece o gölgede
"Baykal'ın gölgesi CHP'de durduğu sürece o gölgede
"Baykal'ın gölgesi CHP'de durduğu sürece o gölgede
08 Eylül 2008 / 20:49 Güncelleme: 08 Eylül 2008 / 00:00

CHP lideri Deniz Baykal'ın iddialarına AK Parti Grup Başkanvekili Ergün'den yanıt geldi.


AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, bir Alman savcısının iddianamesinden yola çıkarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı, spekülatif olayların içine çekmeye çalışmanın, ''70 yaşını aşmış bir siyasi lider için, siyasi ahlak ilkeleriyle bağdaşmayan bir tutum'' olduğunu savunarak, ''Son günlerde, Sayın Baykal'ın, tam bir siyasi ihtirasın, gerçekleri görme, duyma ve anlama konusunda özürlü hale getirdiği bir tabloyu yaşıyoruz'' dedi.


Ergün, AK Parti Grup Başkanvekilleri Mustafa Elitaş ve Bekir Bozdağ ile TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, bugünkü açıklamalarına yanıt verdi, Baykal ve CHP'ye yönelik iddialarda bulundu.


''Son günlerde, Sayın Baykal'ın, genel ve siyasi ahlak ilkelerini tamamen bir kenara bırakan, tam bir siyasi ihtirasın, gerçekleri görme, duyma ve anlama konusunda özürlü hale getirdiği bir tabloyu yaşıyoruz'' diyen Ergün, Baykal'ın, muhalefeti, Türkiye'de, ülke gerçekleri üzerinde sürdürmesi gerekirken, Alman savcısının iddianamesi üzerinden sürdürmeyi tercih ettiğini söyledi.


Baykal'ın, Türk savcılarının hazırladığı iddianameleri genellikle, ''hukukun temel ilkelerini çiğneyen, hukuka tecavüz eden, hukuk dışı'' olarak nitelediğini belirten Ergün, ancak Alman savcısının iddianamesini, ''hukukun temel ilkelerine uygun, mükemmel bir iddianame'' olarak gördüğünü savundu.


Ergün, Baykal'ın, iddianamenin içinden cımbızla çektiği bazı konuları, Türk siyasetinin gündemine, ''çok önemli ve vahim'' konular gibi taşıdığını belirtti.


Hükümetin, Almanya'daki bir davaya müdahil olduğu, baskı kurduğuna yönelik iddialara işaret eden Ergün, hükümetin ve Alman savcısının, bu konularla ilgili açıklamalarda bulunduğunu bildirdi.


BU İFADELERİ GÖRMEMEK NEYLE İZAH EDİLEBİLİR?


Alman savcısının, ''Türk Hükümetinin, bu davayla ilgili, herhangi bir baskısıyla karşılaşmadığını'' ifade ettiğini kaydeden Ergün, ''Bu ifadeleri görmemek ve duymamak neyle izah edilebilir? Ancak siyasi ihtirasın, insanın gözünü görmez, kulağını duymaz, aklını, dimağını karıştırmasıyla izah edilebilir'' diye konuştu.


Rakam ve zamanı belli olmayan bir meblağın, tsunami felaketinde kullanılmak üzere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a iletildiği iddiasını anımsatan Ergün, Erdoğan'ın, bu konuda, ''Kendisine böyle bir paranın, yardım amacıyla da olsa ulaşmadığını, böyle bir parayla işinin olmadığını'' açıkladığını belirtti.


Ergün, felaketlere ilişkin yardımların, Başbakanlıkta açılan bir hesapta toplandığını, Kızılay üzerinden bu yardımların ilgili yerlere ulaştırıldığını ifade ederek, kimin nereye yardım yaptığının, bu hesaplardan öğrenilebileceğini vurguladı.


BULDUM, BULDUM


AK Parti Grup Başkanvekili Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:


''Ama Türkiye'de Başbakanımızı, Genel Başkanımızı, bu tür spekülatif olayların içine, bir Alman savcısının iddianamesinden yola çıkarak çekmeye çalışmak, Türkiye'nin gündemini buraya taşımak, açıkça 70 yaşını aşmış bir siyasi lider için, siyasi ahlak ilkeleriyle bağdaşmayan bir tutum olmuştur.


Adeta, Arşimet'in, suyun kaldırma kuvvetini bulduğu zamanki 'buldum, buldum' tavrı gibi, çok önemli bir şey bulmuş gibi, 'buldum, buldum' edasıyla kamuoyu önüne çıkmış, ama buldum dediği şeylerin, gerçekle ilgisi olmadığı da çok kısa zamanda ortaya çıkmıştır.''


Ergün, Almanya'da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, suç işlemişlerse, yanlış yapmışlarsa, yargılandıklarını, suç varsa, ceza alacaklarını vurguladı.


''Suç işleyen, cezasını alsın, yapanın yanında kar almasın'' diyen Ergün, ''Ama başka insanların suçunun, Türkiye'de siyaset malzemesi, iktidar mücadelesinin bir aracı hale getirilmesi doğru olmaz'' ifadesini kullandı.


AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, CHP'yi, ''ömür boyu muhalefete mahkum etmek ve siyasi parti olmaktan çıkarmanın, ancak CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın yapabileceği bir iş olduğunu savunarak, ''Onu yaptı. Baykal'ın, CHP üzerindeki gölgesi durduğu sürece, o gölgede iyi bir şeyin yeşermesi mümkün değildir'' dedi.
Ergün, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Baykal'a yönelik eleştirilerde bulundu.


Baykal'ın, ''buldum, buldum' diye ortalıkta dolaştığı şeyin, gerçekle ilgisi olmadığını ifade eden Ergün, ''Ama kendi açıklarını örtmeye de bu politikası kafi gelmez, ortalıkta dolaşıyor ama bir çok açıkla dolaşıyor'' dedi.


CHP ve Baykal ile ilgili basında çıkan bir çok konuyu, siyaset gündemine taşımadıklarını ifade eden Ergün, Türkiye'nin çok daha önemli konuları bulunduğunu söyledi.


Geçen haftalarda, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı hakkında bir konunun gündeme geldiğini anımsatan Ergün, ''Partim ve ilgili arkadaş, 'bir parti genel başkan yardımcısının spekülatif konularda, ruhsatı olmayan bir inşaatta adının geçmesinin, siyasi etik açısından doğru olmadığı' kanaatine vardı ve gereğini yaptı'' diye konuştu.


Ergün, siyasetin bazen gereğini yapma işi olduğunu dile getirerek, Baykal ve CHP'nin, bazı konularda gereğini yapıp yapmadığını sordu.


BAYKAL, ARSA SPEKÜLATÖRLÜĞÜNÜN İÇİNE Mİ GİRDİ?


Baykal'ın, Antalya'da bir arsa spekülasyonunda adının sıkça geçtiğini ifade eden Ergün, ''Değersiz bir arsayı, tarlayken satın alıp, sonra imar tadilatı ve uygulamalarıyla değerli hale getirmek, bunu değerli hale getiren Muratpaşa Belediye Başkanı'nı, Antalya teşkilatının yoğun muhalefetine rağmen partisine transfer etmek, bu arsanın değerlendirmesi karşılığında mı olmuştur? Bir siyasi parti genel başkanı olarak, böyle bir arsa spekülatörlüğünün içine mi girdi? Sayın Baykal, siyasi ahlakın gereği olan şeyi yapmaya teşebbüs etti mi ya da edecek mi?'' sorularını yöneltti.


BAYKAL'IN MAL VARLIĞI


''Sayın Baykal, Angora Evlerinde, Hazine arazisini işgal ederek, kaçak yapı işine girdi mi? Bir siyasi parti genel başkanı sıfatında bir kişiye, Hazine arazisi işgali ve orada kaçak bölüm inşa etme yakıştı mı? Siyasi ahlak ilkeleriyle örtüşen şeyler mi?'' diye soran Ergün, Baykal ve CHP'ye yönelik iddialarını şöyle sürdürdü:


''Sayın Baykal'ın adı, 2000 yılında bir borsa spekülatörlüğünde geçti. İş Bankası Yönetim Kurulu üyesi olan CHP'liler üzerinden, borsada bazı hisseler alınıp, bu hisselerin Sayın Baykal'ın hesabından ödenmesi ve orada o hisselerin aşırı değerlenmesi, medyanın gündemine gelmişti.


Sayın Baykal'ın halen, mal varlığını tam olarak açıklamadığı, bazı malları gizlediği, en azından eşinin varlıkları konusundaki açıklamayı netleştirmediği konularında da kamuoyunda spekülasyonlar olmuştur. Halen bu konular açıklığa kavuşturulmadı.
CHP, Genel Sekreter Önder Sav'ın iki önemli vukuatı konusunda ne yaptı? Ne Sav ne CHP, özür diledi.''


SİYASİ AHLAK ABİDESİ GİBİ DOLAŞIYOR


AK Parti'li Ergün, CHP ve Baykal'ın, siyasi tutum ve ahlak anlayışının, böyle bir tablo içinde görüldüğünü ancak Baykal'ın ortalıkta ''siyasi ahlak abidesi gibi'' dolaştığını, gerçeğin ise bu olmadığını savundu.


Ergün, CHP eski Saymanı Mahmut Yıldız'ın adının yolsuzluk olayına karıştığında ''tıs'' çıkmadığını, aynı dönemde, AK Parti'li milletvekilinin istifa ettiğini dile getirdi.


Anayasa Mahkemesinin, CHP'nin parti içi harcamalarda usulsüzlük tespit ettiğini ifade eden Ergün, bu harcamalarla ilgili CHP'nin işlem yapmadığını iddia etti.


MİLLETVEKİLİ SIRALARINI SATMAK


Ergün, ''Tuncay Özkan'ın televizyonundan 3,5 milyon YTL ya da dolarlık bir anlaşmayla belgesel film yapılmak istendi. Böyle bir film, vizyona girdi mi? CHP ile Özkan arasında başka bir film mi oynandı, onun finansmanı mı sağlandı? Belgesel film yaptıysanız, çıkarın, hepimiz izleyelim'' diye konuştu.


CHP eski Milletvekili İzzet Çetin'in, ''CHP'de bazı milletvekillerinin sıralaması para karşılığı satıldı'' ve CHP eski Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın Eşref Erdem'e, ''Ben sana şu kadar para vererek, milletvekili sıralamasına girdim'' dediğini belirten Ergün, şöyle devam etti:


''Belli ki CHP'de, bir değil, iki değil, bilemediğimiz bir çok vaka şunu gösteriyor ki; milletvekili sıralarını para karşılığı satmak, mevcut yönetimin adeti olmuştur. Bunlar, tatmin edici cevaba ulaşmadı. Ama kamuoyu CHP'yi çok iyi bildiği için ona gereken cevabı, her vesileyle seçimlerde vermekte, CHP'yi adeta bir parti olarak bile görmemektedir. Son zamanlarda adeta, siyasetin içerisinde başka unsurların uzantısı olma görevini üstlendiğini görüyoruz. Türkiye'de başka, yanlış işlerin avukatlığına soyunan bir CHP Genel Başkanı görüyoruz. Bu demokrasi, siyaset değil.


Koskoca CHP'yi, ömür boyu muhalefete mahkum etmek, sosyal demokrat olmaktan sonra da siyasi parti olmaktan çıkarmak, ancak Sayın Baykal'ın yapabileceği bir işti ve onu yaptı. Bugün CHP üzerinde, Sayın Baykal'ın çok kesif bir gölgesi bulunuyor. Onun, CHP üzerindeki gölgesi durduğu sürece, o gölgede iyi bir şeyin yeşermesi mümkün değildir. Eminim, CHP'liler de bu gerçeği görecek ve bu gerçek çerçevesinde Türk siyasetinin bundan sonraki seyrinde gereken adımları atacaklardır.''


SİYASETİN, SPEKÜLASYONLARA ALET OLMASI


Ergün, bir soruyu yanıtlarken, Alman savcısının Deniz Feneri Derneği davasıyla ilgili hazırladığı iddianameyi görmediğini söyledi.


Almanya'daki bazı davalarda, Türk siyasetinin iç tartışmalarına yönelik yaklaşımların sergilendiğini geçmiş yıllardan bildiklerini belirten Ergün, Tansu Çiller ile ilgili de iddialarda bulunulduğunu, daha sonra Almanya tarafından bunların yalanlandığını anımsattı.


Ergün, zaman zaman Almanya'da içe veya dışa dönük mesajlar olabildiğini dile getirerek, ''Bizim için acı olan; Türk siyasetinin oradaki spekülasyonlara alet olarak, burada siyaset yapmaya çalışmasıdır'' dedi.


BAYKAL'IN RİCASI ÜZERİNE KARAR VERECEK DEĞİL


Deniz Feneri Derneği davasında, Türkiye'deki bazı isimlere yönelik de iddialar bulunduğu halde, neden savcıların harekete geçmediğine ilişkin bir soruya Ergün, şöyle karşılık verdi:


''Türkiye'deki insanlar doğrudan doğruya suçlanmıyorsa, Alman makamları, Türkiye'de de suçlular olduğunu ifade etmiyorsa, Türkiye'deki savcıları böyle bir dava açmadı diye suçlamak, gerçekçi olmaz.


Şikayet, müştekiler varsa, davanın uzantısı olarak, 'suçluların bir kısmı başka yerdedir' diye, hukuki prosedür başlatılmışsa bu söz konusu olabilir. Baykal'ın ricası üzerine, herhalde savcı ve hakimler kararlarını ona göre verecek değiller. Kendisi, 'medya kimseye göre haber yapmaz' diyor. Herhalde yargı da kimseye göre yargılama yapacak değil.''


BÜYÜK İDDİALAR


Ergün, bir soruyu yanıtlarken, Erdoğan ve Hükümetin, basına ya da başka bir kuruma şantaj yapmasının söz konusu olmadığını söyledi. Ergün, basın hürriyetinin, başkasına iftira atma hürriyeti olmadığını ifade etti.


Yapılan yasa değişikliğiyle RTÜK Başkanının yargılanmasının Başbakanın iznine bağlandığının anımsatılması üzerine Ergün, bunun, içerdeki hukuki prosedürle ilgili bir konu olduğunu söyledi. Ergün, ''Bilinmeyen, meçhul bir iddianamenin bazı kişilerce bilinip de gizlice yasa çıkarmak söz konusu değil. Parlamentoda bütün açıklığıyla tartışılarak çıkartıldı'' diye konuştu.


CHP'ye yönelik iddiaların cevaplandırılmasını, kamuoyunun tatmin edilmesini, cevaplandırılmayan konularda da ilgililerin gereğini yapmasını istediklerini vurgulayan Ergün, iddialarının, küçük değil, büyük olduğunu kaydetti.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler