YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Baykal'a cevap: Bu olmayacak
"TSK, Baykal'a ait bir müessese değil"
Baykal'a cevap: Bu olmayacak
17 Mart 2010 / 14:54 Güncelleme: 17 Mart 2010 / 15:10

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ülkedeki tüm kurumların ve bu kurumların başındaki kişilerin ahenkli bir devlet yönetme anlayışı içinde olduklarını belirterek, ''Sayın Baykal kendince bu ahengi bozmaya çalışmaktadır. Ama boşuna bir gayret içindedir, bu olmayacaktır'' dedi.

Çelik, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın son dönemlerde, ''AK Parti'nin yargıyı kuşattığı'' yönünde açıklamalarda bulunduğunu ve bir konuşmasında da ''Bu iktidar yargıya tecavüz ederken suçüstü yapılmıştır'' ifadesini kullandığını öne sürerek, ''Bir muhalefet liderinin ağzına yakışmayan bir sözdür. Bu ifadelerinden dolayı Sayın Baykal'ı kınıyorum'' diye konuştu.

Yargının herkesin üzerine titremesi, bağımsızlığı ve tarafsızlığının korunması gereken bir erk olduğunun altını çizen Çelik, ''AK Parti iktidarından önce yargımız bağımsız olmaktan ziyade bakımsız vaziyetteydi. Yargının fiziki alt yapısıyla ilgili olarak hükümetimiz döneminde yapılan çalışmalar geçmişle mukayese edilemeyecek kadar önemlidir ve etkilidir'' dedi.
 İktidarları döneminde çok sayıda adliye sarayı yapıldığını, yargıda teknolojik gelişmeler sağlandığını, yargı mensuplarının özlük haklarında iyileştirmeler gerçekleştirildiğini anlatan Çelik, bunun AK Parti'nin adalet mekanizmasına ve hukuka verdiği önemi gösterdiğini kaydetti.

Yargının yalnızca fiziğinde değil kimyasında da iyileştirmeler yapılması gerektiğini dile getiren Çelik, geciken adaletin adalet olmadığını, bunun bütün davalar için geçerli olduğunu ifade etti. ''Yargıya müdahale etmek, yargıyı kendi siyasi emellerimiz doğrultusunda maniple etmek niyetimiz hiçbir zaman olmadı, olmayacaktır'' diyen Çelik, bunun AK Parti'nin üzerinde hassasiyetle durduğu konulardan biri olduğunu söyledi.

CHP Genel Başkanı Baykal'ın Deniz Feneri davasına ilişkin sözlerini de eleştiren Çelik, ''Sayın Baykal halkın gözünün içine baka baka, üzülerek ifade edeyim, yalan söylüyor demek istemiyorum ama doğru konuşmuyor'' dedi.

Hüseyin Çelik, bir Almanya'da yürüyen Deniz Feneri davası bir de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Deniz Feneri soruşturması olduğunu hatırlatarak, ikisinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini kaydetti. Almanya'da yürüyen davayla ilgili olarak Alman makamlarının Türkiye'ye yardım konusunda müracaat ettiklerini ve bu taleplerinin Adalet Bakanlığı'nca en seri şekilde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletildiğini söyledi.
 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, şöyle devam etti:

''Sayın Baykal'ın son söylediği tebligat meselesine gelince, Almanya'dan iki türlü tebligat talebi gelmiştir. Dört kişiyle ilgili tebligat talebi gelmiştir. Birisi duruşma günü tebligatı talebidir ve 12 Ağustos 2009'da üç kişiye duruşma günü tebligatı yapılmıştır, bir kişiye de 23 Şubat 2010'da tebligat yapılmıştır. Dolayısıyla duruşma günü tebligatı yapılmayan kişi bulunmamaktadır. Alman adliyesi tarafından yapılan ikinci tebligat talebi de iddianamenin tebliğiyle ilgilidir. Bunun için de Adalet Bakanlığı Ankara, Bakırköy, Sarıyer ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıklarına yetki yazışmaları yapmıştır. Meseleyi onlara havale etmiştir.

Takdir edersiniz ki bu, adalet mekanizması, yargı tarafından yürütülen bir süreçtir. Adalet Bakanlığı sadece iki ülke arasında siyasi muhatap olarak yer almaktadır. Bunlardan bir kişiye yine özellikle iddianamenin tebligatı, bir kişiye 5 Şubat 2010'da, iki kişiye 23 Şubat 2010'da ve son bir kişiye de en son yapılmış olan da Adalet Bakanlığı'nın elinde. Böylelikle iddianamenin tebliğ edilmediği sanık da bulunmamaktadır. Sayın Baykal, 6 aydan beri tebligat yapılmadığını sadece bir kişiye yapıldığını söylüyor ve doğru söylemiyor. Hiç kimseye AK Parti iktidarları kendi yetki alanı içerisinde bulunan konularda korumacılık yapmaz.
 Sayın Baykal'ın bunları bilmemesi mümkün değildir ama halkı yanıltmaya bir ana muhalefet partisi liderinin kesinlikle hakkı yoktur.'' 
 

YURT DIŞINDAN GELECEK ÖĞRENCİLERE İLİŞKİN DÜZENLEME

 Çelik, yurt dışından gelecek öğrencilerin sınavsız olarak üniversiteye alınacağına ilişkin iddialara da değinerek, Baykal'ın bu konuda da meseleyi anlamamış görüldüğünü ve konuyu çarpıttığını ileri sürdü.
 Türkiye'deki üniversitelerin Yabancı Öğrenci Sınavı (YÖS) nedeniyle yabancı öğrencilerin gelişinde sıkıntı yaşadığını kaydeden Çelik, ülkede 140'a yaklaşan üniversite sayısı olmasına rağmen yabancı öğrencilerin gelişinden olması gerektiği kadar yararlanılamadığını söyledi. Dünyadaki gelişmiş ülkeler yurt dışından öğrenciyi hangi kriterlerle alıyorlarsa Türkiye'de de bunların olmasını amaçladıklarını dile getiren Çelik, yurt dışından gelen öğrenciler arasındaki Türklerin durumuna da açıklık getirmeye çalıştıklarını belirtti.
 Uygulamanın şekli hakkında da bilgi veren Çelik, eğer itiraz edecekse CHP'nin Galatasaray Üniversitesi'nin öğrenci alış biçimine itiraz etmesi gerektiğini söyledi. ''Yurt dışındaki gurbetçilerimizin çocukları Türkiye'ye gelirken yabancılara tanınan bazı imkanlardan ve kolaylıklardan yararlanacaksa Sayın Baykal'ın bundan rahatsız olmaması gerekiyor. Sayın Baykal'ın bu konuda da söyledikleri kesinlikle doğru değildir'' şeklinde konuştu.
 Baykal'ın hükümete her fırsatta ''Silahlı Kuvvetlerden elinizi çekiniz'' çağrısında bulunduğunu ifade eden Hüseyin Çelik, şöyle konuştu:
 ''Türk Silahlı Kuvvetleri Sayın Baykal'a ait bir müessese, CHP'ye ait, bağlı bir müessese değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri sadece CHP'yi korumakla mükellef olan bir güç de değildir. Ülkeyi dış düşmanlara karşı korumakla mükellef olan bir saygın kuruluştur. 'Türk Silahlı kuvvetlerinden elinizi çekin' ifadesi sanki kendisine ait olan bir şeye birileri müdahale ediyormuş gibi bir çağrışım yapar, 72.5 milyon insanın evlatları Türk Silahlı Kuvvetlerinin mensuplarıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri bu ülkenin önem verdiği bir müessesedir. Eğer kamuoyunda cuntacılarla ilgili bir tartışma, cunta heveslileriyle ilgili bir tartışma veya bir itiraz varsa bu Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik değildir, olmamalıdır. Darbe özlemleri ve söylentileri Türkiye'ye yakışmamaktadır. Eğer darbe heveslisi, darbe senaryoları hazırlayan, rüyaları gören birileri varsa onlar Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüzel kişiliğini bağlamaz. Onlarla ilgili yargı, hukuk sistemi gerekeni yapacaktır.  Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve ülkedeki diğer bütün kurumlar, kurumların başındaki insanlar arasında ahenkli bir devlet yönetme anlayışı vardır. Özellikle sayın Baykal kendince bu ahengi bozlaya çalışmaktadır. Ama boşuna bir gayret içindedir bu olmayacaktır.''

Baykal'ın CHP'nin darbelere karşı duruşlarından söz ettiğini ifade eden Çelik, ''CHP, 60'daki askeri darbenin teşvikçisi ve arkasındaki güçtür. Bunu söylemek bir iddia değil, bir gerçeğin ifade edilmesidir'' dedi.
 CHP'lilerin 28 Şubat'ı, 27 Nisan bildirisini alkışladıklarını ifade ederek, Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Balyoz, Eldiven, Kafes planları ve bundan sonraki süreçlerle ilgili CHP lideri Baykal'ın sözlerinin dikkatle izlenmesini isteyen Çelik, demokrat bir partinin lideri, ana muhalefet partisi genel başkanı sorumluluğuyla hareket etmediğini söyledi. Peşinen ya masumlaştırıcı ya suçlayıcı bir tavır sergilediğini belirten Çelik, AK Parti olarak daha temkinli olmasını beklediklerini bildirdi.

Baykal'ın Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti'yi mahkum ettiğini söylediğini de ifade eden Çelik, ''AK Parti mahkum olmamıştır, görevinin başındadır. AK Parti'nin içinden çıkan hükümetler Türkiye'yi alnının akıyla idare etmektedir. 11 kişi şu veya bu şekilde AK Parti'nin aleyhine olabilecek kararlar vermişlerdir. Ama anayasa mahkemesinin de adına yargılama yaptığı milletin kendisi 1960'dan beri CHP'yi her seferinde vicdan mahkemesinde mahkum etmiştir. CHP her zaman halktan mahkumiyet almıştır, hiçbir zaman halktan vekaletname alamamıştır'' diye konuştu.

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler