YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Baykal, grubunda partililere seslendi.
Baykal, grubunda partililere seslendi.
Baykal, grubunda partililere seslendi.
18 Mart 2008 / 14:31 Güncelleme: 18 Mart 2008 / 00:00


CHP Grup Toplantısı'nda partililere seslenen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AK Parti'nin kapatılma davasına ilişkin düşüncelerini açıklıyor. İşte Baykal'ın sözleri:


AK Parti'nin kapatılma sürecini değerlendiren Baykal, Savcı haklı gerekçelerle dava açtı derken, bunu çok üzücü olduğunu söyledi.

İşte Baykal'ın sözleri:
Yargutay Cumhuriyet Başsavcısı AKP'nin katılması için dava açtı. Bu dava çok önemli bir gelişmedir. Böyle bir tablonun ortaya çıkması hepimizi derinde üzmüştür. Savcı kapatmayı haklı bulacak gerekçelerle dava açtı. Kapatılmaya mecbur bırakan gerekçelerle dava açılması demokrasinin tökezlemesidir. Biz bir siyasi partinin kapatılmasını bilen insanlarız. Darbe sürecinde 5 kişinin keyfi düşüncesi ile kapatılmış partiyiz. Bu acı nedir biliriz. O nedenle hiç bir siyasi partinin kapatılmasından memnuniyet duymayız. Hukuka saygılı demokrasinin işleyişine önem veriyoruz. Demokrasi işlediği zaman biz mutlu oluruz.Kapatma talebi Türkiye'de demokrasi sorunu olduğunu gösteriyor. Hukuk kuralları ile siyasetin birbiri ile çatışır olduğu bu iddianame olduğu kendini gösteriyor. Sağlam delillerle ortaya koyulan iddianame, siyaset ile hukukun çatışmada olduğunu gösteriyor. AKP'nin uygulamaları ile anayasa arasındaki çelişki ortaya çıkmıştır. Bu çelişkiyi kimse çarpıtmasın. İddianamede AKP'nin uygulamaları kabul edilemez deniliyor. Kimse bunu milli irade ile çarpıtmasın. Milli irade çoğunluğun iradesi değil, toplumun tümünün iradesidir. Bu iddianame hazırlanmasaydı demokrasi sorunu ortadan kalkar mıydı. Bu başsavcının kişisel bir hata değil. Bu olay ilk değil. 4 oldu. Hangi Başsavcının hatası. Orada ciddi bir çatışma var. "Başsavvcının kişisel değerlendirmesi" demek çok yanlış olur.
Bu olayı tehdit, şantaj, polemikle ve hatta ölümle tehdit ederek geçiştirmeye çalışıyorlar. Türkiye'de sorun siyasetçilerde. Olayın esası budur. Bu sorun neyle çözülür: Ya ülkeyi kaldıracağız. Laiklik kalksın o zaman. Ya da artık biz topluma karşı anayasa karşı, reaksiyonu hep beraber göstereceğiz. Bir toplum böyle sorunlarla karşılaştığı zaman ilk çözümü siyaset bulması gerekir.

5 Kasım 2002’de seçimden sonra AKP’yi ziyaret edip, “Sakın ha Türkiye’nin anayasal düzeninin temelleriyle oynayın dedim. Dileğim elinizdeki bu iktidarı anayasal düzeni sarsacak girişilmede kullanmamızdır. Bana bir şey olmaz dediler. İnşallah olmaz dedik. 5 buçuk yıl önce uyarmıştık. Biz AKP’nin Genel Başkanının milletvekili olmasının önündeki engelleri kaldırdık. Ama 2005’te ilk defa AKP’li Meclis Başkanı tarafından laiklik ilkesinin değiştirilmesi tartışıldı. Başbakan da bu talebe hak verdi. Temmuz ayında, “Bu gidiş iyi değildir.” diye vatandaşa siyasi uyarımızı yaptık. Türkiye buraya gelmesin diye. Ama ondan sonra yüzde 45’yı alan kadro laf dinlemez oldu. Anayasayı değiştirmeye falan kalktı. Şimdi de hukuk harekete geçme gereğini duydu. Kişiler partiler gelir ve geçer. Kiler ve partiler gelip geçmemek için kendilerine göre hukuk yapmaya kalkarsa ülkede bunun zararını görür. Kimse kendisini önemli zannetmesin. Din ve laiklik çatışması Türkiye’yi sıkıntıya sokuyor. Hiçbir anayasa siyasetçinin zaafını örtemez. Anayasa ve yasalar ancak onu anlayan siyasetçilere uygulanır. Bunu ucuz siyasi polemiklerle geçiştirmek mümkün değil.

Hukukçulara sergilenen anlayışı, eleşitiriryi, üslubu kınıyorum. Yüzde 46 alan parti kaaptılır mı? Hukuk oya göre mi işleyecek. Yüzde 17'nin altında olanları kapatalım, üstünde olanları kapatalım mı diyeceğiz. Hukuk varsa var. Yok sa yok.
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler