YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Baykal GATA olayına ne dedi?
Emine Erdoğan'ın başörtüsü sebebiyle GATA'ya hasta ziyaretine alınmayışı için CHP lideri Baykal: "Olay üzüntü verici" yorumunda bulundu...
Baykal GATA olayına ne dedi?
05 Şubat 2010 / 14:58 Güncelleme: 05 Şubat 2010 / 15:53

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Anayasa değişikliği konusunda bir kaçış havasına girdiyse Başbakan, bilin referandum korkusundan dolayıdır. Çünkü referandum yapılırsa hiç kuşku yok milletin eline bu iktidara son verme fırsatı geçmiş olacaktır'' dedi

Baykal, Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cübbeli Ahmet Hoca ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin soru üzerine Baykal, bunun insani bir geçmiş olsun dileğini iletmenin ötesinde bin anlam taşımadığını söyledi.

Adı geçen kişiyi daha önceden tanımadığını belirten Baykal, kendisini arayan eski bir AK Parti milletvekilinin görüşmeleri sırasında ''Yanımızda bir süre önce kalp operasyonu geçiren Ahmet Bey var. Geçmiş olsun dilemek istemezsiniz'' diyerek telefonu bu kişiye verdiğini anlattı. Baykal, insani ilişkilerin doğal bir gereği olarak bir an bile tereddüt etmeden ''geçmiş olsun'' dileklerini ilettiğini bildirdi.

Baykal, ''O AKP'li eski milletvekilinin böyle bir girişimi yapmış olmasından dolayı bir şikayetim de yok. Kamuoyunda bazı çevrelerin yadırgamış olması karşısında, 'yok tuzağa mı düşürüldüm, keşke böyle bir şey olmasaydı' falan da demiyorum. Bunları çok doğal karşılıyorum'' diye konuştu. Baykal, farklı dünya görüşlerine sahip olunmasının insani ilişkilerin ortadan kalkması sonucunu doğurmayacağına dikkati çekti.

''Kendisini televizyonda eğlenceli bir program izler gibi zevkle izliyorum. Fatih Altaylı o kişinin tadını çıkarıyor, biz de izliyoruz'' diyen Baykal, bu olaydan önemli siyasi sonuçlar çıkarılmaması gerektiğini vurguladı. Baykal, bunun yeni değil, her zaman sahip olduğu insani bir anlayış olduğunu vurguladı.

''KENDİLERİNİ MECLİSİN SAHİBİ GİBİ DÜŞÜNÜYORLAR''

Baykal, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu arasında yaşanan olayla ilgili olarak da ''Arınç'ın sergilediği tutum insani açıdan, nezaket açısından, siyasi açıdan, anayasal açıdan kesinlikle kabul edilebilir değildir. Vahim bir olay olmuştur'' dedi.

Arınç'ın girdiği odanın bir kadın başkanvekilinin ''özel ortamı'' olduğunu vurgulayan Baykal, ''Herkes ölçüsünü bilecek, nezaketini takınacak. Kendilerini Meclisin sahibi gibi düşünüyorlar. Böyle bir şey olamaz. Bu çok sakıncalı yanlış bir davranış olmuştur. Bir an önce Başbakan Yardımcısı'nın Sayın Mumcu'dan özür dilemesine ihtiyaç vardır'' diye konuştu.

Baykal, ''bu davranışın altında kadına karşı saygısızlığın da yattığını'' savunarak, Türkiye'deki kadın örgütlerinin ve kadın milletvekillerinin konuya sessiz kalmaması gerektiğini savundu.

CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın ''Arınç, Mumcu'dan özür dilemezse bayanların yanına 500 metreden fazla yaklaşması engellenmeli'' önerisinde bulunduğu ifade edilerek, bunu nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Baykal, ''Sayın Arıtman geçmiş hesabını da bu vesileyle halletmeye çalışıyor galiba. Arınç'ın önce Arıtman'la sonra Emine Ayna ile şimdi de Güldal Mumcu'yla siyasi ayrım gözetmeden her partideki kadın milletvekilleriyle karşı karşıya gelip kırıcı çekişmelerin tarafı haline gelmiş olması umarım bir rastlantıdan ibarettir'' karşılığını verdi.

Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın GATA'ya hasta ziyaretinin başörtüsü nedeniyle engellenmesine ilişkin soruyu yanıtlarken de aile ilişkilerinin, sorunlarının siyasete yansıtılmasını, siyasette suçlama konusu yapılmasını ya da doğrudan siyasetçiler tarafından gündeme getirilmesini yadırgadığını, bundan uzak durulması gerektiğini söyledi.

Söz konusu olayın üzüntü verici olduğunu belirten Baykal, yaşandığı anda Başbakan Erdoğan'ın olaya müdahale ederek, yetkililerle görüşmüş olsaydı üzüntü verici duruma yol açmadan çözülebileceğine de inandığını söyledi. Baykal, ''Bunları hazmedip, kabul edip sesini çıkarmayıp yıllarca sonra birden bire siyasi gündeme taşımak, bu da uygun olmamıştır. Ama bu şikayetin günümüzde daha anlayışla karşılanmış olduğunu ve gerilim konusu olmadan çözülebildiğini de memnuniyetle görüyoruz'' dedi.

EMASYA PROTOKOLÜ

Baykal, ''EMASYA Protokolünün kaldırılmasını nasıl değerlendirdiğine'' ilişkin soruyu yanıtlarken, ''Bu protokolün kaldırılmasına yönelik tartışmalar bence ucuz bir siyasal gösteri olmanın ötesinde bir anlam taşımıyor. Bu protokol yeni bir anlayışı devreye sokmuş değildir. Bu protokol var olan anlayışın düzenlemesidir. Kullanımıyla ilgili toplumumuzu tedirgin edecek bir tatbikata rastlamadık öyle bir şey yok'' diye konuştu.

Bu protokole yol açan deneyimin ardında Sivas'ta Madımak Oteli'nde yaşanan acı gerçeklerin yattığını ifade eden Baykal, ''Umarım bir ihtiyaç ortaya çıkmaz çıkarsa, 'senin yetkin, benim yetkim' tartışması çıkmaz. Bu konunun kaldırılması şu anda kendisini dayatan bir ihtiyaçtan ortaya çıkmış değildir. Teşekkür ederiz, hayırlı olsun kutluyoruz. Bizim bunu atılım olarak kabul etmemiz mümkün değil. Bunu siyasi bir gösteri olarak değerlendiriyoruz'' dedi.

REKTÖR ATAMALARI

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün YÖK tarafından sıralaması değiştirilerek sunulan rektör listesinde bu değişikliği dikkate alarak atama yapmasını nasıl değerlendirdiği'' sorusunu da yanıtladı.

Bu durumu derin bir üzüntüyle karşıladığını ifade eden Baykal, Cumhurbaşkanı Gül'ün hiçbir şeye itibar etmeyerek AK Parti'nin siyasi tercihi doğrultusunda bir karar aldığını ileri sürdü. Baykal, ''Cumhurbaşkanlığı bir kez daha yaralanmıştır benim gözümde. Bu, Türkiye'nin kardeşliği açısından da yanlış bir tercih olduğunu bize gösterecektir. Sadece yanlış değil, sakıncalı bir karar da almıştır. Toplumda herkesin eşit olduğu konusundaki inancı bir kez daha zaafa uğratmıştır'' şeklinde konuştu.

Baykal, bir başka soruyu yanıtlarken de Başbakan Erdoğan'ın Tekel işçilerinin eylemine müdahaleye ilişkin sözlerini değerlendirdi.

Tekel işçilerinin her kesimden destek gördüğünü ''vicdan sahibi olan her düşünceden insanın işçilere desteğe koştuğunu'' kaydeden Baykal, Başbakan Erdoğan'ın işçilere yönelik yıldırma, sindirme, korkutma ve dağıtma  stratejisi izlediğini, ancak şu ana kadar başarılı olamadığını savundu. Baykal, ''Başbakan 'yetim hakkı yedirmem' diyor. 'Yetim hakkı yenecekse ben yerim' demek istiyor. 'Yenecekse kimin yiyeceğine de ben karar veririm' diyor. Yetim hakkı yedirmeyeceksen nasıl oluyor da 292 milyon dolara sattığın Tekel, bir süre sonra 900 milyon dolara satılabiliyor. Onların hakkını nasıl böyle ucuza, peşkeş çekebiliyorsun. Yetimin kendisi o hakkını vermediğin insandır. Umarım bu kavgaya,  bu haksız saldırıya biran önce son verilir'' dedi.

''ÖNCE SEÇİM''

Baykal, soruların ardından gazetecilere ''Ne olduğu anayasa değişikliği gündemden düştü mü?'' diye sorarak bu konudaki görüşlerini aktardı.

Son günlerde yaşananların anayasa değişikliğine gitmeden önce bir seçimle Meclis'in yenilenmesi gerektiği gerçeğini ortaya çıkardığını ifade eden Baykal, şöyle konuştu:

''Yaşananlar karşısında artık anlaşıldı ki anayasayı değiştirmeden önce bu Meclis'i değiştirmek lazımdır. Bu Meclis'te bir anayasa değişikliği yapmanın uygun, doğru olmadığı ortaya çıktı. Dünkü manzaraya bakın yeter. Grup halinde milletvekilleri bir başka sıralara doğru saldırı yapacak ve böyle bir meclisin içinden Türkiye'nin gelecek on yıllarını belirleyecek uyum içinde barış içinde yaşayacağımız bir anayasa çıkacak. Bu iş tamamdır artık. Bu Meclisin anayasayı değiştirmeyi siyaseten hak etmiş bir Meclis olmadığı ortaya çıktı. Ayrıca Mecliste 550 milletvekili var ama 608 tane fezleke var. Bu iş yatmıştır ve yatması gerekir. Önce seçim, seçimden sonra ortaya çıkacak tablo içinde umarım Türkiye'nin gerçek sorunlarına yönelik anlayışlar şekillenir, uyumlar sağlanır ve anayasa değişikliği gerçekleşir.''

AK Parti'nin şu an gündeme getirdiği konular itibariyle anayasa değişikliği konusunda uzlaşmalarının mümkün olmadığını belirten Baykal, ''Başbakan Meclis'ten anayasa değişikliğini geçirmekte güçlük olabileceğini söylüyor. Meclis'ten değil milletten geçirme konusunda güçlüğe sahip ve o nedenle cesaret edemiyor. Millet engeli onu çok kaygılandırıyor, düşündürüyor. Anayasa değişikliği konusunda bir kaçış havasına girdiyse Başbakan bilin referandum korkusundan dolayıdır. Çünkü referandum yapılırsa hiç kuşku yok milletin eline bu iktidara son verme fırsatı geçmiş olacaktır'' diye konuştu.

Seçime gidilerek herkesin dersini alması gerektiğini ifade eden Baykal, anayasa değişikliğinin bunun ardından yeni mecliste gündeme gelmesinin doğru olduğunu savundu.

A.A.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler