YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Başörtüsü deyip kızları..."
İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği'nce 6. İmam Hatipliler Kurultayı'nın açılışında konuşan Erdoğan, "Başörtüsü deyip kızları eve hapsetmek, katsayı deyip yoksulları köylere sıkıştırmak istediler"dedi.
"Başörtüsü deyip kızları..."
05 Aralık 2010 / 13:47 Güncelleme: 05 Aralık 2010 / 14:05

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Yoksulluğa pes etmedik, dışlanmışlığa 'eyvallah' demedik, aşağılayanlara prim vermedik; biz 'Anadoluyuz' dedik, biz 'Trakyayız' dedik, biz 'Türkiye'yiz' dedik ve işte bugünlere ulaştık'' dedi.

Erdoğan, İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneğince (ÖNDER) Beyoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde düzenlenen 6. İmam-Hatipliler Kurultayı'nda yaptığı konuşmada, İstanbul İmam Hatip Lisesinde okurken yatılı bölüm koğuşlarında, ranzaların arasında sessiz sessiz ağlayan arkadaşlarını gördüğünü, aylarca ailesinden harçlık alamayan, bir dilim ekmekle akşama kadar ayakta durmaya çalışan arkadaşlarının var olduğunu söyledi.

Bir tek evini, bir tek arsasını, İmam Hatip yapılması için bağışlayanları gördüklerini de dile getiren Erdoğan, ''Yoksulluğa pes etmedik, dışlanmışlığa 'eyvallah' demedik, aşağılayanlara prim vermedik; biz 'Anadoluyuz' dedik, biz 'Trakyayız' dedik, biz 'Türkiye'yiz' dedik ve işte bugünlere ulaştık'' dedi.

İmam hatip liselerine ilişkin anektodlardan ''bir okulun bahçesinde oynayan imam hatip liselilerin bahçenin kenarındaki elma ağaçlarındaki meyvelere dokunmadıklarını'' anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''İşte İmam Hatip ruhu budur, işte İmam Hatip terbiyesi budur. Biz, bu aziz milletin yüreğinden koparıp verdiği, dişinden tırnağından artırdığı, aydınlık bir nesil umuduyla kendisi yemeyip bize gönderdiği infaklarla bugünlere ulaştık. Ben, bütün bu camianın, emanetin ne demek olduğunu çok iyi idrak ettiğini biliyorum. Bütün bu camianın, harama el uzatmaktan, milletin emanetine göz dikmekten nasıl sakındığını çok iyi biliyorum. İmam Hatip camiasının, yetimin hakkını korumakta, milletin tek kuruşunu kılı kırk yaran bir hassasiyetle muhafaza etmekte ne denli hassas olduğunu çok iyi biliyorum.

İmam Hatip çınarının büyümesinin birilerini rahatsız etme sebebi de esasen işte budur. 'Meslek lisesi öğrencileri, üniversite okumasın' dediler, 'meslek lisesi mezunları mühendis olmasın, tıp fakültelerine, siyasal bilgilere, hukuk fakültelerine gitmesin' dediler. Meslek lisesi mezunları kamuda görev almasın, idareci olmasın, kaymakam, vali, milletvekili, bakan, başbakan olmasın istediler. Çünkü, kapıcının çocuğunun okumasından rahatsız oldular. Onun için 'bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam' dediler bu milletin evlatlarına. 'Yozgat'ın, Sivas'ın, Erzurum'un köylüsünün çocuğu gelip başımıza kaymakam olmasın' dediler, 'Muş'un, Bitlis'in, Bingöl'ün çocukları valilik yapmasın' dediler. Aydın'ın, Muğla'nın İzmir'in yoksul varoşlarından mühendis çıkmasın, doktor çıkmasın, avukat, hakim, savcı çıkmasın istediler.

Milletin emanetine, milletin hazinesine sahip çıkacak, onu büyük bir hassasiyetle koruyacak, kollayacak, gözetecek Anadolu çocuklarının yetişmesinden hazzetmediler. 'Başörtüsü' deyip kızları eve hapsetmek istediler. Onlar gitsinler kapıcılık yapsınlar, onlar sadece el ayak işlerine baksınlar, onlar çay getirip çay götürsünler, onlar etkin konumlarda olmasın istediler. 'Katsayı' deyip yoksulları köylerine sıkıştırmak istediler.

Bu elitistlere, bu seçkincilere, bu statükoculara karşı eğitim mücadelemizden taviz vermedik. Onların istediğini yapmadık, köylerimize, taşraya, varoşlara mahpus olmadık.''


-''BİZİ FARKLI ŞEKİLDE TANIMLAYANLAR MAHCUP OLDULAR''-


İmam hatip lisesini bitirenlerin dünyanın ve Türkiye'nin sayılı üniversitelerine gittiklerini de anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

''Yoksul köy çocukları İstanbul'un, Ankara'nın çeşitli üniversitelerin master, doktora yaptılar. Bütün aşağılamalara, bütün hakaretlere, bütün yasaklara rağmen; işte 8 yıldır Türkiye'yi büyütüyor, Türkiye'yi bölgenin en itibarlı ülkesi haline getiriyoruz. Yolsuzluğa, yoksulluğa, yasaklara karşı kararlı bir şekilde mücadele ediyor, Türkiye'yi kronik sorunlarından arındırmak için ter döküyoruz.

Yıllarca 'gerici' dediler, yıllarca yobaz yaftasını yakıştırdılar, Anadolu insanını yıllarca en sakil şekilde yazdılar, çizdiler. İşte 8 yılda açtığımız 160 bin yeni derslikle, okullara gönderdiğimiz 750 bin bilgisayarla, 78 yeni üniversiteyle, bu ülkenin her bir çocuğuna sunduğumuz kaliteli eğitim imkanıyla bilime, eğitime verdiğimiz önemi tartışmasız şekilde ispat ettik.

Sanal korkulara, sanal tehditlere bizi malzeme yapmak istediler. Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerini başlatan biz olduk. Medeniyetler İttifakı'na öncülük eden biz olduk. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'nde elini, bedenini, yüreğini ortaya koyan biz olduk. Balkanlar'da, Kafkasya’da, Ortadoğu'da, Kabil'de, Bağdat'ta, Gazze'de, Kudüs'te hakkı söyleyen, hakkı savunan, hakkı tutup kaldıran yine biz olduk.

Bizi farklı şekilde tanımlayanlar mahcup oldular ama biz tevazudan asla taviz göstermedik, kibre prim vermedik. Biz, imam hatip sıralarında kardeşliği gördük, kardeşliği yaşadık, dayanışmayı, paylaşmayı adeta hücrelerimizde hissettik. Bugün de 'kardeşlik' diyoruz; bugün de 'dayanışma' diyoruz, 'paylaşma' diyoruz; bugün de 'hak' diyoruz, 'hukuk' diyoruz, 'adalet' diyoruz.''

Başbakan Erdoğan, ''Bugün burada, sizlere olduğu kadar kendime de hitap ederken, sizlere ve kendime bir kez daha şu sözü veriyorum: Allah'ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, eğdirmeyeceğiz'' dedi.

Konuşmasının ardından Erdoğan'a, ÖNDER Genel Başkanı Hüseyin Korkut tarafından derneğin 475 numaralı üyesi olduğuna ilişkin kayıt defteri örneği sunuldu.
AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler