YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Başbakan o tarihker için uyardı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 6-8 Ekim olayları, Gezi,17 Aralık gibi tarihlere dikkat çekerek, "2015 Haziran öncesi olumsuzluklar yaşanabilir" dedi.
Başbakan o tarihker için uyardı
19 Kasım 2014 / 07:40 Güncelleme: 19 Kasım 2014 / 08:45

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Filipinler'deki temaslarını tamamladı ve yurda dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

6-8 Ekim olaylarının da, Gezi, 17 Aralık gibi çözüm sürecini mayınlama girişimi olduğunu söyleyen Davutoğlu ‘çözüm’de kararlı olduklarını vurgulayarak “Bu mayınlamalara karşı 3 maddelik tedbir paketi hazırladık” dedi.

Başbakan Davutoğlu 1 hafta süren Avustralya ve Filipinler ziyaretlerinin ardından Türkiye’ye dönüş yolunda önemli açıklamalarda bulundu. 

Başbakan Davutoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan başlıkları şöyle:

‘İlk işimiz çözüm süreci oldu’

“Yeni hükümet kurulunca çözüm süreci mekanizmasını hemen kurduk. Sancılı bir yıl geçirdik. Gezi olayları, 17 Aralık peş peşe geldi. Tüm bu olayların arkasına baktığımızda hep toplumsal bir zemine dayanma çabası var. Gezi’nin şehirli bir zemine dayanan bir görüntüsü vardı, 17 Aralık dini görünümlü idi, Kobani etnik görünümlü idi. Bu tarz mayınlar çözüm sürecinin önüne çıkartıldı. Çözüm sürecinde ne zaman ilerleme kaydetsek bir şekilde sabote ediliyor. Özal zamanından bu yana durum böyle.

Haziran 2015 öncesine kadar dikkat

Haziran 2015’ten önce bir olumsuz gelişme ile karşılaşma ihtimali var. Biz herkesin kriz beklediği süreçleri yani Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık seçimi gibi süreçleri başarı ile atlattık. Ama yolumuza bu tarz mayınlar çıkabilir düşüncesi ile tedbirimizi alıyoruz.

Bunun için üç tedbir aldık;

3 maddelik tedbir paketi

-Çözüm süreci mekanizmasını kurumsallaştırdık

-İç güvenlik reformu paketi hazırladık

-Orta vadeli ekonomik programı açıkladık.

Paket bu hafta Meclis’te olacak

İç güvenlik yasası bu hafta içinde Meclis’te olacak. Biz buna, reform diyoruz. Vatandaşlık hukukunu gözeten ve özgürlükleri koruyan bir reform bu. Doğu’daki vatandaşlardan ‘kamu düzenini koruyun’ talebi geldi. Hazırlanan reform paketi çözüm sürecini teşvik eder. Kant’a kadar herkes bunu söyler: Hukukun ve düzenin olduğu yerde özgürlük vardır.

Halk olayları desteklemedi

Araştırmalar yaptırdık Güneydoğu halkı 6-8 Ekim olaylarını benimsemedi. Halkın kamu düzenini istediği ortaya çıktı. Bir çatışma olursa bu çatışmanın devlet ile bir grup arasında olmayacağı da ortaya çıktı. Şiddete başvurmak için bir sebep yok. Bu şiddet yöntemi halk tarafından reddedilecek.

6-7 Ekim olayları ile burada siyaseti ben konuşurum mesajı vermek istediler. AK Parti binaları yakıldı. Herkesin provokasyona karşı duyarlı olması lazım. Etnik mezhep konularında manipüle edilemeyen tek şey sandık.

Kamu düzeni hayatidir

Seçime giderken kamu düzeni ile çözüm sürecinin birlikte yürümesi bizim için hayatidir. Puslu havalarda işin doğal seyri ile bilinçli seyri arasında bir belirsizlik olur. Suriyedeki olaylara tepki veren vatandaşlarımız oldu.

Suriye’yi eleştiren gösteriler oldu. Hatta Türkiye’yi eleştiren gösteriler de oldu Esad’a karşı duruşumuzu eleştirdiler. Bunlar normaldir. Ama 6-7 Ekim olaylarında sanki Kürtlere zulüm yapan bir tarafımız varmış gibi gösterildik. Bu anormal. Biz Türkmenler gelsin Kürtler gelmesin dedik mi? Biz herkese kapımızı açtık. Burada toplumsal bir olayı bilinçli olarak kullanma süreci başlıyor.

Gezi’den sonra frene bastılar

Gezi olaylarından sonra ‘AKP hükümeti ne kadar kalıcı ki’ havası oluşturuldu. Muhatabımız frene bastı. O tarihten bu güne o taraf hiçbir adım atmadı, biz adım attık. Sözlerini yerine getirmediler. Biz yasal güvence dahil bütün adımları attık. Silahların bırakılmış olması lazımdı. Şehirlerde illegal faliyetler yaptılar. Oradaki vatandaşlar Hükümetin samimi olduğunu gördü. Şiddete başvurmadan herşeyi yapabilirsiniz. Kamu düzenini ihlal edecek herşeyden uzak duracaksınız. Beklentimiz bu. Onlar içinde bazı özeleştiriler yapıldı. Bunlar doğru adımlardır.

İç Güvenlik Bakanlığı yok

İç güvenlik bakanlığı gibi birşey yok. Hem içişleri Bakanı hem de ben bunu açıkça yalanladım.”

Aleviler hala nasıl CHP’li oluyor şaşırıyoruz

Aleviler Türkiye’nin önemli bir zenginliğidir. Bu geleneğinin temel kavramlarına ve erkanına bakıldığında İslam medeniyetinin bir ifade ediliş biçimidir. İslam ile Alevilik çatışmaz.. Buna karşı birşey söylediğinizde ya Aleviliğin içini boşaltacaksınız ya da İslamı değiştireceksiniz.

Din dersi olmasın lafını Aleviliği savunmak için söyleyemezsiniz. Din dersi ile Aleviliğin korunması arasında bir bağlantı yok. Kılıçdaroğlu ‘Alevilik daha çok dersin içinde olsun’ deseydi daha doğru olur... Hatta Aleviliğin ayrı bir dersi olsun da diyebilirdi.

Alevilere karşı tarihimizde iki adım atıldı. Ikinci Mahmut, Yeniçeri ve Bektaşi ocaklarını kapattı. Modernleşme amacı ile bu yapıldı. İkinci karşı adım ise tek parti döneminde oldu. Bu da modernleşme adına yapıldı. Bunun sorumlusu AK Parti mi? Sayın Kemal Kılıçdaroğlu cevap veriyor bana. ‘Sen önce Kahramanmaraş’ın ve Madımak’ın  hesabını ver’ diyor. Maraş’ta Ecevit Başbakandı ve CHP iktidarda idi(1979). Madımak’ta SHP de iktidarda idi Başbakan Yardımcısı da İsmet İnönü’ydü. Bütün bunlarla bizim ne ilgimiz var. Biz iktidarda değildik.. Bu şartlarda Aleviler nasıl CHP’li oluyor şaşırıyoruz.”

MİT TIR’ları olayı ile Kobani olayları aynıdır

“Türkiye ile IŞİD arasında ilişki varmış gibi göstermek istiyorlar. İŞİD’in hiçbir lideri Türkiye’den gitmedi. Hükümeti zaafa uğratmak için bir propaganda yapıldı. Herkese soruyorum İŞİD’in lideri Bagdadi nerden geldi? Bağdadi, Ebu Güreyb’den geldi. Yani Irak’tan çıktı. Bana bir isim versinler, hangi IŞİD lideri Türkiye’den çıktı veya Türk sınırından geçti? IŞİD kadrolarının önemli bir kısmı ise Suriye hapishanelerinden salınmıştır. Bunlar Suriye’de konuşlu idi ve Esad koruması altında idi. Hatta Maliki bunun bilgisini bana daha önceden vermiş ve Esad ile ilişkilerimizin olduğu dönemde Türkiye’den yardım istemişti. Ve biz şu an Türkiye girişinde 7000 kişinin girişini engelledik. Şu an listeler veriliyor ve kontrol mekanızması çalışıyor.”

Yangını sıçratmak istiyorlar

“Biz şu an Atlanta Boston Philadelphia nüfusu kadar kişiyi mülteci olarak aldık. Son yüzyılın en başarılı mülteci kabulü Türkiye tarafından gerçekleştirilmiştir. Biz BM heyetiyle Harran’da kamplarda dolaşırken dünya tam olarak bu konuları konuşurken Cenevre 2 öncesi MİT TIR’larına operasyon yapıldı. Ve bir manipülasyon ile İŞİD’e destek veriyor propagandasına başladılar. TIR olayı ne ise Kobani eylemleri olayı da Türkiye’nin imajını bozmaya yönelik adımlardır. Suriyedeki yangını Türkiye’ye sıçratmak istiyorlar. Meseleyi Suriye meselesinden çıkarıp Türkiye meselesi yapmaya çalıştılar.”

Devlet kendine güvenince gerisi geliyor

10 sene önce Kürt sorunun sembolü olan ve Kürtlerin haklarını savunan isimlere sorsaydınız.. “Ne istiyorsunuz sıralayın” deseydiniz. Şunları söylerlerdi;

-Olağanüstü hal kalksın,

-Kürtçe müzik,

-Hapishanelerde Kürtçe,

-Kürtçe ders olarak okutulsun,

-Kürtçe bilen öğretmen olsun,

-Kürtçe siyasi propaganda serbest olsun,

-Kürtçe TV yayına başlasın,

-Yerel yönetimlere daha fazla yetki olsun derlerdi..

Oldu mu bunlar?

evet oldu...

Bu devletin kendine güvendiğini gösteriyor.

Devlet kendine güvenince gerisi geliyor.

Biz bunları sadece Kürtlere vermedik. Gayrimüslimlere de verdik Alevilere de verdik. Sanki Türkiye’de 12 yıl öncesinin Türkiye’sindeki faili meçhul veya işkence varmış gibi 6-7 Ekim olaylarını çıkarttılar.

Yabancı göz olmaz!

Yabancı göz yani üçüncü göz diye bir şey söz konusu değil.

Çözüm süreci Demokratikleşme sürecinin doğal bir sonucudur.

Akil insanlar var zaten. Dışardan bir göz olamaz.

Zaten Oslo’da denedik..

Oslo aracılı yürütülen bir süreçti ve sonuçlarını gördük. Yürümedi.

Bu mesele Türkiye’nin meselesidir.

Türkiye’nin vatandaşları arasında konuşulması gerekir.

 

STAR

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler