YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Başbakan Erdoğan'dan yerli otomobil çağrısı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 3. Sanayi Şurası'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin kendi savaş gemisini tankını uydusunu yapabilen bir ülke haline geldiğine değinerek, sanayicilere yerli otomobil çağrısı yaptı.
Başbakan Erdoğan'dan yerli otomobil çağrısı
20 Kasım 2013 / 10:46 Güncelleme: 20 Kasım 2013 / 12:15

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecini 11 yıl boyunca adeta ilmek ilmek dokuduklarını ancak muhalefeti, sivil toplum kuruluşlarını, iş dünyasını, üniversiteleri, medyayı gerektiği kadar yanlarında göremediklerini belirterek, "Bu mesele tam olarak çözüldüğünde kazanan ben olmayacağım, biz olacağız" dedi.

Başbakan Erdoğan, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca Ankara Ticaret Odası Kongre Merkezi'nde düzenlenen 3. Sanayi Şurası'nın açılış törenine katıldı.

Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, küresel ekonomide bilginin değerine ve ihmal edilemez bir üstünlük vasıtası olduğuna dikkati çekti. Artan nüfus ve rekabet ortamıyla değişen ihtiyaçlar karşısında geleneksel üretim metodlarının yetersiz kaldığını belirten Erdoğan, bilginin üretimi köklü şekilde etkilediğini ve değiştirdiğini söyledi.

Bilgiyi üreten ve takip eden iki ayrı yapı bulunduğunu belirten Erdoğan, takip etmenin ayakta kalma yöntemi olsa da rekabette öne çıkabilmek için üretimin gerekliliğini vurguladı. "Taklit ve takip edenlerin kaderi hiç şüphesiz önde değil geride olmaktır" diyen Erdoğan, sistemini takip ve taklit üzerine kuran hiçbir ekonominin öncü niteliğe ulaşamayacağını kaydetti.

"15 devletin yıkılmasının ana nedenlerinden biri idare-i maslahat anlayışı"

Erdoğan, takip ve taklidi bir yaşam tarzı olarak benimsemenin, durgunluğa, rehavete ve tembelliğe mazeret hazırlamak anlamına geldiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aslında bizim devlet geleneklerimizde bu durum halk arasında da idare-i maslahat gibi son derece derin, anlamlı bir kavramla anlatılıyor. Mevcuda razı olmak, mevcudu muhafaza etmek, varolanla yetinmek belli bir süre insanları da devletleri de ayakta tutabilir. Ama şartlar değiştikçe, çevre ilerledikçe idare-i maslahat artık bir çürüme, gerileme, içten içe yanıp yok olma sürecini de başlatır.

Biz tarih içinde 16 devlet kurmuş olmakla zaman zaman övünür, milletçe bununla gurur duyarız. Ancak bir başka açıdan baktığımızda bu ifade 15 devletin de yıkılması anlamını taşır. Bunun üzerinde özellikle durmamız lazım. Bu 15 devletin yıkılmasının ana nedenlerinden biri hiç kuşkusuz idareimaslahat anlayışıdır. Mevcutla yetinen, reformdan kaçınan, durumu idare eden, kendisini yenilemekten aciz kalan her devlet er ya da geç tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur."

Hükümet olarak son 11 yılda her alanda çok büyük reformlar gerçekleştirdiklerini, özellikle ekonomide tarihi rekorlara imza attıklarını vurgulayan Erdoğan, ekonominin son 10 yılda 3 kattan fazla büyüdüğünü söyledi. Kimilerinin bunu yeterli görebileceğini, bununla yetinelim diyebileceğini belirten Erdoğan, "İddiası olan, hedefleri olan, büyük düşünen ve dünyanın ilkleri arasına girmeye azmeden bir devlet bununla yetinemez, kafi göremez" dedi.

"İdareimaslahatla yetinmek gibi bir seçeneğimiz asla olamaz"

Bisiklet üzerinde pedal çevirmeyi bırakanın, bir süre daha ilerleyeceğini ancak daha sonra kaçınılmaz olarak bisikletin duracağını ve üzerindekinin düşeceğini anlatan Erdoğan, "Mesele sadece bisikletin durması ve üzerindeki kişinin düşmesi değildir. Orada derin yaralar açılır. Belki bisiklet arızalanır, kırılır, dökülür, yarıştan kopulur. Yeniden toparlanmak, yeniden yarışa dahil olmak, yeniden ön sıralara geçmek daha fazla güç, kaynak, enerji ve çaba gerektirir. Türkiye olarak artık biz böyle bir lükse sahip değiliz. Duraklamak, mola vermek, rehavete kapılmak gibi idareimaslahatla yetinmek gibi bir seçeneğimiz asla olamaz" değerlendirmesinde bulundu.

Özellikle müdahale dönemlerinde Türkiye'nin ödediği ağır faturanın herkes tarafından bilindiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Müdahale dönemlerinde sadece demokrasiye, siyasete değil ondan çok daha fazla Türkiye'nin ekonomisine, sanayisine, istihdamına darbe vurulmuştur. Her müdahale demokrasiye verdiği zarar kadar vatandaşın cebini, sofrasını, emeğini ve ekmeğini hedef almış, onlardan büyük parçalar koparmıştır. Ülkenin, milletin o ana kadar birikmiş zenginliği müdahaleler nedeniyle adeta erimiş, sıfır seviyesine düşmüş, her şeye baştan başlama zorunluluğu hasıl olmuştur. Bunu artık yaşamaya, milletimize yaşatılmasına da tahammülümüz olamaz. Türkiye'nin durmaya ve duraklama artık tahammülü yok. Yere sağlam basacağız, zemini sağlam inşa edeceğiz. Ve inşallah hedeflerimize de ulaşacağız."

"Kronik meselelere çözüm üretmek tek başına iktidarın görevi değil"

İstikrar ve disipline sahip çıkılması, kazanımlara sahip çıkılarak, üzerlerine yenilerinin eklenmesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, istikrarı muhafaza etmenin tek başına Hükümetin vazifesi olmadığını vurguladı. Demokrasiyi muhafaza etmenin, standartlarını yükseltmenin ve ülkenin kronik meselelerine çözüm üretmenin de tek başına iktidarın, Meclis'in ya da siyasetçilerin görevi olmadığını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Bir süredir çözüm süreci adını verdiğimiz yeni bir dönemi yaşıyoruz. Esasen iktidara geldiğimiz andan itibaren biz bu süreci başlattık, 11 yıl boyunca süreci adeta ilmek ilmek dokumaya çalıştık. 11 yıl boyunca hep yalnız bırakıldık. Sadece siyaset değil, muhalefet değil, sivil toplumu, iş dünyasını, üniversiteleri, medyayı da gerektiği kadar yanımızda göremedik. Hiç kimsenin hakkını yemek, haksızlık etmek niyetinde değilim. 30 yıldır olduğu gibi son 11 yıl içinde de bu sürece katkı sunmuş herkese şükranlarımı ifade ediyorum. Eğer bu katkı daha yaygın, güçlü, kararlı şekilde yanımızda olsaydı inanın Türkiye son bir yıldır yaşadığı bu güzel tabloyu çok daha erken yaşamaya başlardı.

Meselenin sadece terör meselesi olmadığını hepimiz biliyoruz. Meselenin sosyolojik boyutu var, siyasi, diplomatik en çok da ekonomik boyutu var. Bu mesele daha erken çözülebilseydi belki ekonomi 3 kat değil, 4 kat değil, 5 kat büyüyecekti. Bu mesele daha erken çözülebilseydi 11 yılda yatırımlar belki de 5 kat değil, 10-15 kat artacaktı. Bu mesele tam olarak çözüldüğünde kazanan ben olmayacağım, biz olacağız."

"Yerli otomobilimizi de artık kendimiz üretmeliyiz"

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Özellikle sanayicilerimiz artık bu kararı vermelidir, en azından nasıl ki şu anda kendi insansız hava araçlarımızı üretmeye başladık ve şimdi inşallah ATAK helikopterimizi üretir hale geldik, bundan çok daha rahatı olan yerli otomobilimizi de artık kendimiz üretmeliyiz.

İçeride de dışarıda da risk almaya, reform yapmaya, cesur davranmaya devam edeceğiz. Milletin teveccühleriyle hedeflerimize doğru ilerlemeye devam edeceğiz."

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler