YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Başbakan Davutoğlu'ndan cenaze marşı talimatı
Strasbourg ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Davutoğlu, şehit cenazelerinde Şopen'in cenaze marşının çalınmasıyla ilgili olarak, Başbakanlık Müsteşarı'na talimat verdiğini söyledi.
Başbakan Davutoğlu'ndan cenaze marşı talimatı
21 Nisan 2016 / 09:12 Güncelleme: 21 Nisan 2016 / 09:20

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Strasbourg ziyaretinde kendisine eşlik eden gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in "şehit cenazelerinde cenaze marşı yerine tekbir getirme" çağrısı hatırlatılan Başbakan Davutoğlu, "Diyanet İşleri Başkanı’mız ile bunu konuştuk, bizim de zihnimizde yara olan bir husustur. Başbakanlık Müsteşarı’mız Kemal Bey’e bu konuda çalışma yapması talimatını verdim, ilgili kurumlarla istişare edilecek. Bu merasimlerin milletimizin duygularına ve inanç dünyasına hitap eder tarza getirilmesi için bir çalışma yapılacak." dedi.

1-20160421081645.jpg

İşte Başbakan Davutoğlu'na yöneltilen sorular ve verdiği cevaplar:

-Vize muafiyeti ve mültecileri geri kabul anlaşması konusunda hem hükümet cephesinin olumsuz sinyaller verdiği, hem de Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin taahhütlerini yerine getirmesiyle ilgili şüpheler oluştuğu iddia ediliyor. Anlaşmanın yürümesinin önüne çıkabilecek engeller var mı?

“Hükümet cephesi” denilince; başta benden olmak üzere, Dışişleri Bakanı’mızdan ve AB Bakanı’mızdan da ileri gelen hiçbir olumsuz sinyal, olumsuz algı yok. Herhangi bir Avrupalı yetkilisinin de kullandığı olumsuz bir ifade yok.

Bu işin psikolojisini iyi yönettik; mekanizmaları, altyapısını iyi kurduk. Aksama yok. Geri kabul anlaşması, vize muafiyetiyle bir paket halinde... Onlar vize muafiyeti vermezse, geri kabul anlaşmasını uygulamayacağız demektir.

O zaman da mesele eski haline döner. Birbirine bağlı bir konu bu. Türkiye’de öyle bir şey var ki, her konuda ille de olumsuz düşünülecek. Biraz da olumlu düşünülsün. Niye ille de bir kriz çıkması gerekiyor? Güzel gidiyor işte...

Bu hafta sonu (Almanya Başbakanı) Merkel ve (AB Konseyi Başkanı) Tusk yeniden Türkiye’ye gelecek. Bu süreç, ahde vefa anlayışı içinde işliyor.

Türkiye’de de, AB tarafında da, sürecin çökmesini bekleyenler var. Türkiye’de muhalefet, AB tarafında da aşırı akımlar... Vize muafiyeti şartları itibarıyla da ciddi yol kat ettik. (AB Komisyonu Başkanı) Junker ile de bunları konuştum, kimse bu kadar yüksek performans beklemiyordu.

72 kriter vardı, şu anda tek haneye indi. Siyasi etik kanunu, adli suçluların iadesi kanunu Meclis’te. 8 tane uluslararası sözleşmeyi bu hafta komisyondan geçireceğiz. Volkan (Bozkır) Bey’in elinde bir liste var, devamlı check atıyoruz.

Her Bakanlar Kurulu’nda “Ne noktadayız?” diye soruyorum. Biz haziranda vize muafiyetini alacağız arkadaşlar inşallah. Vize muafiyeti olmazsa, sadece Türkiye kaybetmez, herkes kaybeder. Herkesin kazanması tek yolla olur; onlar vize muafiyetini, biz de geri kabulü uygulayacağız.

"AVRUPALILAR EMPATİ YAPAMIYOR"

-Siz konuşurken, AKPM önünde PKK yandaşlarının gösterisi oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tersi olsa, terörist bir örgütün, kendi sembolleriyle Türkiye’de herhangi bir meydanda benzer gösteri yapmasına izin vermeyiz. Maalesef, bu empatiyi Avrupalılar hâlâ yapamıyor. Bir kez de kendilerini bizim yerimize koyarak düşünemiyorlar.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanı ile güzel bir görüşme yaptık. “Türkiye, evrensel insan haklarına saygı gösterir. Ama bulunduğumuz coğrafyanın ürettiği terör tehdidi karşısında, Türkiye’nin uygulamalarının Norveç ve İsveç gibi rahat olmasını bekleyemezsiniz” dedim.

"ÖNCE SUÇ MU İŞLEYEYİM?"

-AK Parti’nin dokunulmazlıkların kaldırılması için Meclis’e sunduğu teklifin oylamasında nasıl bir sonuç çıkar sizce?

Kılıçdaroğlu, “Başbakan, kendisinin dosyası olmadığı için ‘Hodri meydan’ diyor” demiş. Ne yapayım yani? Önce suç işleyip sonra mı dokunulmazlığı kaldırayım? Böyle saçma şey duymadım. Bu teklifi onlarla birlikte verseydik, 400’ü aşkın imza olsaydı, onlar da paye alırdı.

Bunu yapmadıkları için, ‘dokunulmazlıkların kaldırılmasından kaçan parti’ damgasını yediler. İnşallah bu teklif geçecek, ama nasıl geçeceğine bakacağız? Bakalım birliklerini koruyabilecekler mi? Nihayetinde bu bir Anayasa oylaması ve gizli...

Kimsenin peşine düşecek değiliz. Bundan sonra önümüze bakarız. Herkesin maskesinin düştüğü bir süreç oldu.

-Gizli oylama ‘gizli’ kalacak mı?

Anayasa “Gizli oy” demişse, buna sadık kalmak lazım. 316 vekilimizin destek vereceğinden eminim. Kimsenin başına denetleyici otorite koymayız.

"YARGI, TÜRKİYE’NİN İMAJI HASSASİYETİNİ GÖZETECEKTİR"

-Teklife, “Milletvekilleri gözaltına alınamaz ama soruşturulur” gibi bir cümle eklemek söz konusu mu?

Evet, o konu gündeme geldi. Burada da yargıya güven duymak lazım. Türkiye 90’lı yıllarda değil. Biz yargılama yapmıyoruz, bunun altını özellikle çiziyorum.

Dokunulmazlığın kaldırılması, milletvekilinin elinden bir hakkın alınması değil, sadece yargılanmasına izin verilmesidir. O milletvekili suçlu ilan edilmiş olmuyor. Sadece yargının önünü açıyoruz.

Yasama yargının önünü açıyor, yargı da eminim yasamanın aldığı karar doğrultusunda kendi görevini yapar. Türkiye’nin imajı bakımından da hassasiyetleri gözetir diye, inanıyorum.

"ANAYASA İÇİN HİÇBİR KÜÇÜK HESAP İÇİNE GİRMEM"

-Yeni Anayasa ile ilgili kafanızda nasıl bir takvim var?

Dokunulmazlık ve terörle mücadele gibi, Anayasa konusunda da bazı çevreler bizim irademizi ısrarla sorgulamaya, şüpheler uyandırmaya çalıştılar. Kimsenin tereddüdü olmasın, referandumda “Hayır” dediğim 12 Eylül Anayasası’nı tarihin çöplüğüne atmak için elimdeki her imkânı kullanırım. Bunun için hiçbir küçük hesap içine girmem.

-Sonbaharda referandum söz konusu olur mu?

Anayasa taslağı Meclis’te gerekli olan 367 oyu geçse bile, Cumhurbaşkanı konuyu referanduma gönderebilir. O durumda dahi, referanduma gitmesi gerektiği kanaatindeyim.

Referandum için takvim vermek, Meclis aritmetiğine sahip olmakla mümkün. Benim 316 sandalye ile Meclis aritmetiğine sahip olmadan referandum için tarih vermem, birileri ile pazarlık yapıyorum anlamına gelir.

Biz vazifemizi yapar Meclis’e sunarız, Meclis takdir eder. Diğer partilerin de olumlu yaklaşmasını sağlamaya çalışırız.

"PARALEL YAPI HALEN TEHDİT"

-Paralel yapıyla mücadelede gelinen nokta ne?

Bürokrasi içinde sanki hâkimiyetlerini sürdürüyor kanaatini uyandırarak, “dDarbe olacak” gibi söylentilerle Türkiye’de siyasi istikrarsızlık çıkarmaya çalışıyorlar. Bütün bu faaliyetler, hükümet için tehlike oluşturuyor. Yakından takip ediyoruz.

"EKONOMİ CANLANIYOR"

-Terör eylemlerinin ardından başlatılan ‘Hayata sahip çık’ kampanyası sonuç verdi mi?

Terör panik oluşturmak, insanların geleceğe dair umutlarını kırmak istiyor. Ben sık sık çarşıya, pazara çıkıyorum. Ekonomi yeniden müthiş bir canlılık içinde, bütün veriler pozitif yönde.

"HDP'LİLER 15 TEMMUZ'U İYİ HATIRLAMALI"

-PKK yöneticilerinden “Vites düşürür” tarzda açıklamalar geliyor. Bu açıklamalar, çözüm süreci noktasında bir şey ifade ediyor mu?

Silahlar bütünüyle terk edilip magmaya gömülene dek operasyonları devam ettireceğiz. Kimse operasyonların durması gibi bir beklenti içinde olmamalıdır. 15 Temmuz’u, HDP yöneticilerinin iyi hatırlaması lazım. 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı’mızın görevlendirmesiyle CHP, MHP ve HDP’ye gittim.

HDP’lilere “Yaptığınız işleri yakından biliyoruz, ateşle oynuyorsunuz” dedim. O günlerde, silahlı mücadele ve ayaklanma çağrısı yapıyorlardı. “Bunları yapmayın, meşru bir siyasi parti gibi davranın” dedim.

Yanlış hesap yaptılar, irademizi ve kararlılığımızı anlayamadılar. Devlet aklı bu konularda sabırla davranır ama bir kez işlemeye başladı mı sarsılmaz olması lazım...

Zannediyorlar ki dil değişimiyle bizim irademizde yumuşama olur. Hayır, silahları terk edecekler. Siyasi faaliyetlerde herkes özgürdür ama silahlı hiçbir unsura alan tanınamaz. Bunlar şimdi, ‘hatalarını anladıklarını’ ifade ediyorlar. “Hendek siyaseti yanlıştı” diyorlar. Günaydın! Bırakacaklar silahı.

"KİLİS'E DÜŞEN DAEŞ ROKETLERİNİN BAZILARI KASITLI"

-DAEŞ’in hem Kilis’e hem Başika’daki Türk askerine yönelik saldırıları artış gösterdi. Bunu neye yoruyorsunuz?

Suriye’deki ılımlı muhalefet ile DAEŞ arasında sınırımızın hemen ötesinde büyük mücadele sürüyor. Kilis’e isabet eden roketlerin arka planında biraz da bu var. Bazı roketlerin bizim tarafımıza düşmesi, bazen de ‘kasıtlı’ olarak hedef alınmamız söz konusu.

Topçularımız gerekli müdahalede bulunuyor. Türkiye’nin ulusal güvenliği için Suriye’deki muhalif unsurlara destek vermemiz zaruret.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler