17 Ekim 2017 Salı
  • Altın151,715
  • BIST106.991
  • Dolar3,6741
  • Euro4,3182
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8422
  • İstanbul22 °C
  • Ankara18 °C
  • İzmir26 °C
  • Konya15 °C
  • Adana27 °C
  • Antalya26 °C
  • Diyarbakır21 °C
  • Bursa21 °C
  • Kayseri17 °C
  • Kocaeli18 °C
  • Şanlıurfa23 °C
  • Gaziantep23 °C
  • İçel26 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bakın Erdoğan, Başbakan için Taraf Gazetesine nele
Bakın Erdoğan, Başbakan için Taraf Gazetesine nele
Bakın Erdoğan, Başbakan için Taraf Gazetesine nele
05 Kasım 2008 / 12:49 Güncelleme: 05 Kasım 2008 / 00:00

Taraf Gazetesi yazarı Turgay Oğur, Başbakan Erdoğan’ın söylemlerindeki değişikliği ironik bir yazı gözler önüne serdi. Bakın Erdoğan, Başbakan’a neler söylüyor…


Son günlerde herkes Başbakan’daki ani değişimi konuşuyor. Kürt sorunu, Taraf ile ilgili açıklamaları tepkilere neden oldu. Biz de Başbakan’ı ve son siyasi durumu AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile konuştuk. Erdoğan resmî temaslar için gittiği Potomya yolunda uçakta Taraf’ın sorularını yanıtladı.

İşte Erdoğan’ın Taraf’a çok özel açıklamaları


Taraf
- Zaman ayırdığınız için çok teşekkürler Sayın Erdoğan. Öncelikle Başbakan’ın hafta sonu Hakkâri’de yaptığı “ya sev ya terk et” çıkışını sormak istiyorum size. Bölgede tepkiyle karşılandı bu sözler. Bu üslupla sorunlarımıza çözüm bulabilir miyiz?

Erdoğan
- “Ya sev ya terk et.” Bu kullanılır mı? Ne demek bu. “Seviyorum” öyleyse burada kal, “sevmiyorum”, o zaman terk et. Buraların sahibi sen misin? Bu ayrımcılık değil mi? Milliyetçilik adına bu ifadeler kullanılamaz. (Tayyip Erdoğan’ın Etiyopya yolunda uçakta gazetecilere yaptığı açıklamalarından- 30 Ocak 2007)



Taraf
-
Sizce Başbakan neden üslubunu sertleştirdi? Pompalı tüfekle göstericilere müdahale eden esnafların meşru savunma hakkını kullandığını söyledi. Bu sert söylemle böylesine hassas bir sorunda adım atılabilir mi?


Erdoğan-
Bu ülkede yüksek sesle konuşan herkes, sözünün nereye varacağına dikkat etmelidir. Düşmanlık dilini mahkûm etmeli, şiddetin, öfkenin dilini tecrit etmeliyiz.

Demokrasinin çıtasını düşürelim de terörle mücadele edelim anlayışının ima edilmesi bile kabul edilemez. (Meclis Grup Toplantısı Konuşmasından- 14 Ekim 2008)


Taraf
-
Peki parti olarak aynı cesareti, sorunu adlandırırken de gösterebiliyor musunuz? Yani “Bu Kürt Sorunu’dur diyebiliyor musunuz?


Erdoğan
- Öncelikle illa her soruna bir ad koymak da gerekmez. Çünkü sorunlar hepimizindir. Ama illa ‘ad koyalım’ diyorsanız Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur. Benim de sorunumdur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ortak sorunudur. Çünkü güneş herkesi ısıtır, çünkü yağmur herkes için rahmettir. Çünkü herkes aynı toprağın insanıdır, insanıyız; millet olmak işte budur. AKP’nin, her şeyden önce ayrımcılığı gerek bölgesel gerek etnik unsur olarak ortadan kaldıran bir iktidar olacağının altını çizmek isterim. (Diyarbakır Konuşması’ndan- 12 Ağustos 2005)

Taraf
- Sorunun çözümü için ilk adım olarak ne yapılmalı? Kürt sorununda bugüne kadar uygulanan yanlış politikalarla devlet hesaplaşmaya hazır mı?

Erdoğan
- 1985’ten itibaren başlayan PKK saldırıları dolayısıyla bölge bir yanda devlet terörü, öbür yanda da PKK terörü arasında sıkışıp kaldı. Bölge halkı PKK’ya bir biçimde arka çıktığı gerekçesiyle sürekli baskı ve işkence altında tutuldu. Özel Tim’in bölgedeki uygulamaları hesap dışı kaldı. Bölgede yaşayan insanların ne mal ve ne de can güvenlikleri söz konusuydu. İnsanlara bölgede gerektiğinde “b.k” bile yedirildi. Demokratikleşme ve insan hakları noktasında Güneydoğu son derece geri. Yakın bir zamana kadar anlamsız ve çağdışı Kürtçe yasağı dolayısıyla bölge insanları hayli baskılarla yüz yüze gelmişti. (Tayyip Erdoğan’ın 2001’de RP İstanbul İl Başkanlığı döneminde hazırlatıp Genel Merkeze sunduğu Kürt Sorunu Raporu’ndan)

Ben şöyle düşünüyorum Sayın Oğur: Büyük devlet, güçlü millet kendisi ile yüzleşerek, hatalarını ve günahlarını masaya yatırarak geleceğe yürüme güvenine sahip millet ve devlettir. (Diyarbakır- 2005)


Taraf
- Aynı özeleştiriyi kendi partiniz için de yapabilir misiniz? Siz de Kürt sorunu konusunda hatalarınızla sevaplarınızla yüzleşmeye hazır mısınız?

Erdoğan
- Ne yazık ki partimiz bu konuda henüz istenen bir seviyede değil. Oysa Güneydoğu’da yaşanan her türlü haksızlıkların karşısına dikilen parti Ak Parti olmalıdır. Bundan sonra bölgede ortaya çıkacak her türlü gelişmeyi yerinde ve zamanında en üst düzeyde heyetler göndererek değerlendireceğiz, insan hakları ihlalleri karşısında herkesten önce ve herkesten çok tepki göstereceğiz. Her türlü ırkçılığa karşı çıktığımızı, Türk ırkçılığına da Kürt ırkçılığına da karşı çıktığımızı ilan etmek ve bunu davranışlarımızla göstermek zorundayız. (Kürt Sorunu Raporu- 2001)

Taraf
- Bunlar çok radikal değerlendirmeler. Partinizin sorunun çözümü için de böyle radikal önerileri var mı? Kürt Sorunu konusunda Başbakan’a bir rapor sunacağınız söyleniyor. İçeriğinden eğer sır değilse bize de bahsedebilir misiniz?

Erdoğan
- Başbakan Türkiye’de 85 yıldan beridir resmî ideolojinin Kürt meselesinde inkârcı, asimilasyoncu, baskıcı davrandığını açık seçik söylemeli. (Kürt Sorunu Raporu- 2001)

Çözüm için önce dağa çıkışı engellemeliyiz. Dağlarda kanlı teröre bulaşmamış olanlara da ‘gel ananın babanın yanında otur’ diyebilmeliyiz. Bunun için eve dönüş yasasını genişletmeliyiz. Siyasetçinin yapması gereken de bu. Biz yaratılanların tümünü yaratandan ötürü seviyoruz. (Meclis Grup Konuşmasından- 7 Aralık 2007) İkinci adım olarak Kürt kültürünün geliştirilmesi için engelleyici tüm yasaları kaldırıp, dileyen herkesin kendi anadilinde eğitim-öğretim yapabilmesinin önünü açmalıyız. (Kürt Sorunu Raporu- 2001)


Taraf
- Çok teşekkürler Sayın Erdoğan. Umarım Sayın Başbakan önerilerinizi dikkate alır. Zaten bu dünyada Türkler ve Kürtler bile birarada yaşayamayacaksa batsın bu dünya değil mi?

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler