YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bakan Atalay: "Hiçbir yardım engellenmedi"
Bakan Atalay: "Hiçbir yardım engellenmedi"
01 Ağustos 2014 16:28
Başbakan Yardımcısı Atalay, MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin Ülkü Ocakları'nın Türkmenlere gönderdiği yardımın engellendiği ifadelerini kınayarak, "Hiçbir yardım engellenmemiştir" dedi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, AFAD Başkanı Fuat Oktay ile düzenlediği basın toplantısında, AFAD'ın koordinasyonu altında Irak ve Gazze'de yürütülen insani yardım faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi.

Gazze'nin kendileri için kanayan yara olduğuna dikkati çeken Atalay, Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısının bin 400'ü aştığını söyledi.

Hayatını kaybedenlerden çoğunun çocuk olduğunu ifade eden Atalay, "Bakın sadece üç bayram günü hayatını kaybeden 380 kişi. Bu lanetlenmiş İsrail, hiç acımadan bayram günü, onların bayram yaptığı günlerde bu katliamı yaptı. Lanetliyoruz, bütün yüreğimle, bütün gönlümle lanetliyorum İsrail'i" dedi.

Dünyanın takındığı tavrın herkes tarafından görüldüğünü belirten Atalay, Türkiye'nin ateşkes sağlanması için yoğun bir çaba içinde olduğunu bildirdi.

İnsani yardımların ulaşması için Gazze'ye uygulanan ablukanın kaldırılması gerektiğinin altını çizen Atalay, Mısır'ın kapıları kapatmasının Gazze'nin içine düştüğü durumun en önemli sebeplerinden olduğunu kaydetti.

Gazze'nin dünyaya açılan bölgesinin Mısır olduğunu belirten Atalay, "Bu yeni yönetim bunları kapattı, orada tabii hapishane gibi bir duruma düştüler" dedi.

Gazze'ye yardımların çok çeşitli şekilde ulaştırıldığını aktaran Atalay, uzun bir süre BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı'nı kullandıklarını ifade etti.

Bulabildikleri bütün kanalları kullanmaya özen gösterdiklerini anlatan Atalay, şöyle devam etti:

"Şu anda hem gıda hem ilaç hem de diğer insani yardımlar konusunda yoğun çabamız var. AFAD daha çok gıdaya ağırlık verdi. 15 bin tonluk bir un gönderilmesi, BM ajansıyla yürüyor o kısım kısım. Ayrıca Kızılay'ın 20 ton ilaç ve tıbbi malzemeyi Gazze'ye ulaştırması çok önemli o ulaştı. Kızılay 2 bin 500'e yakın gıda kolisini ulaştırdı. İnsani yardım kuruluşları daha kolay ulaştırıyor. Gazze'ye yardım hesapları açıldı. Diyanet İşleri Başkanlığımız kampanya yürüttü. Bizim şu anda TİKA kanalıyla da 5 milyon dolarlık yardım, değişik yerlerden ulaştırılmaya çalışılıyor. Bunun içinde, ilaç, hijyen malzemeleri vesaire var. Zorluklar vardı, umuyoruz ateşkesten sonra yardımların ulaştırılması daha rahatlayabilir."

Yardımlara ilişkin verileri doğal olarak rakamlar, sayılar ve istatistik şeklinde verdiklerini dile getiren Atalay, ancak yaşananların bir de insani boyutu olduğunu aktardı.

Bunların rakamlara sığdırılamayacağını değerlendiren Atalay, "Evlerini terk etmek zorunda kalanlar, onlara yardım edenler, yardım ulaştıran personelimiz, bunların hepsinin ayrı ayrı hikayeleri var" diye konuştu.

Bu siyasi ortam içinde bu insani yardımları konuşmak istemediklerini belirten Atalay, çarpıtmalar ve negatif enerjilerin ise sadece kendilerini üzdüğünü bildirdi.

Bu tür dezenformasyonlarla uğraşacak vakitlerinin de olmadığını vurgulayan Atalay, şunları kaydetti:

"Elimizden geldiği kadar biz bu yardımları ulaştırmaya çalışıyoruz. Tüm kurumlarımızla sahadayız. Bayram günleri burada çalıştık. Ben Ankara'daydım. İnsani yardımların Gazze'ye gitmesi için ne yapabilirizi araştırdık. Türkiye böyle bir çaba içinde. Bunların tutupta, siyasi ortamlarda gereksiz yere istismarını doğrusu hiç arzu etmeyiz. Moralimiz bozulmaz ama Türkiye'nin muhalefeti adına, Türkiye siyaseti adına da doğrusu üzülürüz."

Suriyelilere yapılan yardımlar

Suriyeli sığınmacılara yapılan yardımlara da değinen Atalay, insani yardımlara sınır ötesinde sıfır noktasında yapılan yardımları dahil etmediklerini söyledi.

Sıfır noktasinda yapılan miktarın da çok ciddi olduğunu ve daha çok Kızılay aracılığıyla insani yardımı sürekli gönderdiklerini ifade eden Atalay, "Bizim baştan beri politikamız, sınırın ötesinde kamplar oluşsa da biz insani yardımı göndersek. Türkiye içine gelmeden ama orada bir güvenli hat kurulamadı. O BM'nin işi" diye konuştu.

Bu kampların dünyada örnek gösterilen iyi kamplar olduğunun altını çizen Atalay, şöyle devam etti:

"Hele o konteynerler bir ev gibidir. İçinde sıcak suyu, mutfağı, banyosu vardır. 21 metrekarede bütün bu imkanlar vardır. Büyük masrafımız da oldu, bizim fiili harcamamız 2 milyar 134 milyon 599 bin Türk lirasıdır. Bütün bu harcamalar AFAD'tan yapılır. Bu rakam olarak harcamadır. BM yardım hesaplarına baktığınızda yaklaşık 3,5 milyar dolarlık bir harcamamız vardır. Şu anda kamp dışında kalan nüfusumuz bizim elimizdeki veri şudur; 1 milyon 104 bin kişidir. Son il il, ilçe ilçe tespitimiz. Bunların hepsini bir kayıt alma çabamız sürüyor. Kamptakilerin hepsi kayıt altında. Dışardakilerin de yaklaşık yüzde 60'ı kayıt altındadır. Bir kayıt sistemini Emniyet Genel Müdürlüğü aracılığıyla yürütüyoruz. O bilgi sistemimiz bittiğinde çok daha faydalı bir veri birikimi olacak, hizmetlerin yürütülmesi açısından."

"Dilencilik gibi görüntülere meydan vermeyin"

Kamplardaki çocukların eğitim ve sağlık hizmeti açısından hiçbir kayıpları olmadığını da vurgulayan Atalay, bazı şehirlerde istemedikleri tahrikler olduğunu anımsattı.

Atalay, şehirlerde yaşayanların imkanlarının tükenmesi nedeniyle dilencilik gibi görüntülerin ortaya çıkabildiğini belirterek, bütün valilere genelge gönderdiklerini bildirdi.

Atalay, şunları söyledi:

"Kamplarımızda halen boş yerimiz var. Dilencilik gibi görüntülere meydan vermeyin. Bunlara oradaki sivil toplum kuruşları yardım yapabilir. Ama kampa gönderecekseniz, kamplarda boş yerimiz var. Yeni kamplarda oluşturabiliriz, yer arıyoruz. Şehir içlerinde o tür görüntüleri biz de arzu etmiyoruz, Suriyeli kardeşlerimiz için. Bütün bu çalışmalarda dışardan ne kadar yardım geldi? Şu ana kadar bize gerek BM kuruluşlarından, çoğu ordandır, Avrupa ülkeleri vesaire 225 milyon dolardır şu ana kadar gelen, dışardan katkı olarak. İçerideki kamplara, sıfır nokta yardımımız da orda da bizim harcamız yaklaşık 603 milyon Türk lirasıdır."

"Şu anda mevcut kamplara 30 bin kişi alabiliriz"

Bazı kentlerde işverenlerin kayıt dışı olarak Suriyelileri çok daha ucuza çalıştırıldığına yönelik iddialar hatırlatılarak bu konuda yürütülen bir çalışmanın olup olmadığının sorulması üzerine Atalay, "Bu konuda şu ana kadar Türkiye'nin, hükümetin bir kararı olmadı. Yani bir çalışma izni, toplu veya kısım kısım çalışma izni verilmesi gibi bir uygulamamız olmadı" diye konuştu.

Bunun hassas bir konu olduğunu vurgulayan Atalay, "Hem içerideki istihdam ve işsiz konusu hem ücretlerin belirlenmesi gibi. Çalışma bakanlığımız bu konuda boş durmuyor ama ortaya çıkmış, şekillenmiş bir kararımız yok" dedi.

"Kamplarda hala boş yer olduğunu söylediniz. Dışarıda olan Suriyelilerin ne kadarı kamplara alınabilir. Ayrıca yeni kamplar oluşturulmasına yönelik bir süreç var mı? sorusuna Atalay, "Şu anda mevcut kamplara 30 bin kişi alabiliriz" yanıtını verdi.

Gaziantep ve Mardin'de yeni kamp kurulması için arazi tespit çalışmalarının olduğunu ifade eden Atalay, "Kampların nüfusu da çok fazla olsun da istemiyoruz. Bizim Viranşehir kampı 35 bin kişilik. Bir şehir kadar. Bunun sokağı, caddesi var, kendi içinde seçilmiş yöneticileri var. Çok büyük oluyor. Yeni kampları biraz daha 15-20 bin civarında tutabilirsek daha kolay yönetilebilir diye düşünüyoruz" dedi.

Çözüm süreci

Çözüm sürecine ilişkin yol haritasının ne zaman açıklanacağının sorulması üzerine Atalay, ramazan ayında çözüm süreciyle ilgili yoğun çalıştıklarını belirtti. Konuyla ilgili Meclis'ten çıkan yasanın bu konudaki en ileri adımlardan birisi olduğunu ifade eden Atalay, şöyle konuştu:

"Hem taraflar hem bölge hem uluslararası alanda da çok olumlu tepkiler aldık o konuda. Bu yasaya anamuhalefet partisinin de destek vermesi, Meclis'ten yüzde 80 destekle çıktı, yani grup olarak anamuhalefet partisinin bu yasaya desteği bizi sevindirmiştir. Güçlü bir temsille çıkmıştır. Madde sayısı az ama çok kapsamlı bir yasadır o. Hukukta bir deyim vardır, 'Efradını cami ağyarını mani' yani olması gereken her şey içinde var, olmaması gerekenler de dışında. Dolayısıyla çok kapsamlı bir yasa. Bakıldığında yapılabilecek her şey onun içinde. Biz bu yasanın şemsiyesi altında bir yol haritası çalışıyoruz. Basında 'yol haritası şöyle, şunlar yapılacak, dönüşler şu tarihte olacak' şeklinde yorumlar var. Biz doğrusu bu konuda hiçbir bilgilendirme yapmadık, hiçbir yere bir açıklama yapmadık. Yani yol haritamız bitmedi, bu çalışılıyor. Bittiğinde bu tabii ki paylaşılacak, bilgilendirilecek, parlamento içinde de ondan sonra kamuoyuna da bunun açıklaması yapılacak. Yeni yol haritası daha somutluk, netlik taşıyacak. Kesin zamanları olacak, yani periyodu belli olacak. Böyle bir çalışma bu. Bundan sonraki süreçte önümüzü daha rahat hep beraber inşallah göreceğiz. Böyle bir çalışmayı şu anda yürütüyoruz."

Çözüm süreci takvimine ilişkin soru üzerine Atalay, "Gecikmeyecek. Yaz dönemi biz yol haritamızı bitireceğiz" karşılığını verdi.

"Randevu sayıları düşük"

Yurt dışındaki seçmenlerin cumhurbaşkanı seçimi için oy kullanmaya başladığını anımsatan Atalay, "Randevu alanların sayısının düşük olduğu, seçmenin ilgisinin az olduğu şeklinde yorumlar var. Değerlendirmeniz nedir" denilmesi üzerine Atalay, gümrük kapılarında yaklaşık 100 bin kişinin oy kullandığını söyledi.

Yurt dışında oy kullanımına yönelik randevu sayılarının düşük olduğunu belirten Atalay, şu açıklamalarda bulundu:

"Yurt dışındaki vatandaşlarımızın bulunduğu yerde bir sandık yok. Nerede var daha çok? Diplomatik temsilciliklerimizin olduğu yerlerde. Onun da hepsinde yok. Güvenliğin iyi sağlandığı yerler var. Bir de randevu sistemi geldiğinde bu biraz caydırıcı rol oynuyor şu anda. Diyelim, ABD işte, yüksek eğitimli vatandaşımızın çok olduğu ülkelerden birisi. Nerelerde oy kullanılacağı belli. New York başkonsolosluk, Washington büyükelçilik, Boston, Şikago konsolosluklarımız var. Koca bir ülke her yerden insanlar oy kullanmak isterlerse oralara gelecek. Bir de bunu randevuya bağlıyorsunuz. Oradaki sistem zorluğu. Oy kullanma insanların her zaman... Özellikle yurt dışındaki vatandaşlarımız da ilk defa oy kullanacağı için bir heyecan ama bunu kolaylaştırmak da lazım. Şu sırada doğrusu randevu sisteminde iyi yürümeme var."

Randevu sisteminin ilk defa uygulandığına dikkati çeken Atalay, "Bu bir ilk tecrübedir. Herhalde buradaki aksamalar gözden geçirilir bir sonraki seçimden önce yeni yasal düzenlemelerle buradaki sorunlar giderilir" dedi.

En fazla yardım yapan 3. ülke

Hükümetlerinin son yıllarda dünyanın neresinde olursa olsun, zorda kalan insanlara artan bir biçimde yardım ulaştırdığını belirten Atalay, "2013 yılı itibariyle dünyada ABD ve İngiltere'nin ardından en fazla yardım yapan üçüncü ülke konumuna ulaştık" dedi.

Devam eden seçim kampanyasının etkisiyle bazı muhalefet partilerinden haksız ve iftiraya varan eleştiriler aldıklarını hatırlatan Atalay, hükümetlerinin özellikle Irak ve Suriye'de Türkmenlere yardım etmemekle, hatta gönderilen yardımları engellemekle itham edildiğini söyledi.

Hükümet olarak mazlumdan yana bir tutum içinde olduklarını, her yerde mazlumlara yardım yapma yönünde belirgin bir politika izlediklerini anlatan Atalay, şöyle devam etti:

"IŞİD olarak adlandırılan örgütün Irak içerisinde giderek yoğunlaşan faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan insani kriz hepimizin malumudur. 10 Haziran'da Musul'un IŞİD tarafından ele geçirilmesi sürecinde büyük bir nüfus bölgeyi terk etmiştir. 16 Haziran'da Telafer'in de düşmesiyle özellikle kuzeye ve batıya, Sincar'a doğru büyük bir göç hareketi başladı. Musul, Kerkük, Telafer, Selahaddin ve Diyala eyaletleri çatışmalardan en çok etkilenen vilayetlerdir. Musul'un düşmesinden sonra yaşananlar dahil bugüne kadar toplam 1 milyon 200 bin Iraklı yerlerinden edilmiştir. Anbar vilayetinde 500 bin, Erbil'de 100 bin, Dohuk'ta 200 bin, Musul'un batısında 97 bin, Süleymaniye'de 25 bin, Kerkük, Diyala ve Selahaddin vilayetlerinde 278 bin kişi yerlerinden edilmiştir. Haziran ayında Musul'un düşmesi ile önemli bir bölümü Türkmenlerden oluşan 375 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kalmıştır."

Bunlardan 166 bininin Musul'a, Erbil'e 78 bin, Süleymaniye'ye 52 bin, Selahaddin'e 18 bin, Dohuk'a 18 bin ve Kerkük'e de 16 bin kişinin dağıldığını anlatan Atalay, Türkiye'nin halen Irak'ta yaşananlar karşısında yardım eden ülkeler arasında başı çektiğini söyledi.

Irak'ın içini çok yakın takip ettiklerini belirten Atalay, Türkmen Cephesi'nin önde gelenleriyle de sürekli irtibat halinde olduklarını bildirdi.

AFAD Başkanının olayın ilk günlerinde bölgeye giderek yerinde incelemelerde bulunduğunu aktaran Atalay, TİKA Başkanının da bölgede olduğunu aktardı.

Atalay, Musul hadisesinin hemen ardından Dohuk bölgesinde toplanan Türkmenlere 11 Haziran'da 10 bin kişilik gıda kolisi, 13 Haziran'da ise 12 bin 500 kişilik çadır, 217 bin kutu ilaç, 10 bin battaniye, 2 bin mutfat seti ve 2 bine yakın yatak yardımının ulaştırıldığını belirtti.

90 tırlık insani yardım

Son 1,5 aydır Kuzey Irak'a 90 tırlık insani yardımın ulaştırıldığını ifade eden Atalay, yardımların Sincar, Dohuk, Erbil, Tall Kayf ve Telafer'e odaklandığını kaydetti.

Yardımların Irak Türkmen Cephesi ile koordineli dağıtıldığını aktaran Atalay, AFAD'ın devam eden günlerde ise 8 bin 200 gıda kolisi, 12 bin 500 kişilik çadır, 10 bin battaniye, 441 bin 539 kutu ilaç, 2 bin mutfak seti ve 2 bin yatağı da bölgeye ulaştırdığını bildirdi.  

Atalay, Türk Kızılayının da 4 bin civarında battaniye, bine yakın yatak, 146 ton içme suyu, bin 300'den fazla gıda kolisi, 68 ton kuru gıda, 650 bin pakete yakın bisküvi türü unlu ve çikolatalı mamul, 20 ton hijyen malzemesi, 2 binden fazla muhtelif ev malzemesi ve 50 bine yakın muhtelif giyim eşyasını bölgeye ulaştırdığını anlattı.

Atalay, TİKA'nın da 3 bin ailelik gıda ve hijyen malzemesini ulaştırdığını aktarırken, tüm yardımların AFAD'ın koordinasyonunda gittiğini kaydetti.

Diğer kurum ve kuruluşlarla belediyelerin yardımları hakkında bilgi veren Atalay, Ülkü Ocakları'nın da 5 bin 500 gıda kolisi, bin 100 giysi kolisi, 275 battaniye, 10 ton bulgur yardımında bulunduğunu aktardı.

Ülkü Ocakları'nın yardımlarının yerine zamanında ulaştırılmasında AFAD'ın sınır geçişleri için her türlü kolaylığı sağladığını anlatan Atalay, "MHP Genel Sekreteri ve Ülkü Ocakları Başkanı, AFAD Başkanı ile görüşerek gerekli koordinasyon sağlanmış ve kendileri de yardımlarından dolayı AFAD'a teşekkürlerini ifade etmişlerdir" dedi.

Atalay, şöyle devam etti:

"Sayın Bahçeli, geçen gün fazlaca telaş ve öfke içinde konuşmalar yaptı. Orada hepsinde Ülkü Ocakları'nın Türkmenlere gönderdiği yardımların engellendiği gibi ifadeler kullandı. Orada tabii üzüldük buna. Hiçbir yerden gelen yardımlar engellenmemiş, AFAD koordinasyonunda yerine ulaştırılmıştır. Doğrusu bunları, insani şeyleri bile telaşla cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası içinde bu şekilde nitelemesini biz kınıyoruz. Kendi arkadaşlarına sorsaydı, AFAD sordu; dediler ki 'herhalde parti içerisinde bir iletişimsizlik oldu.' Bunu çok esefle karşılıyoruz. Bu tırların hepsinin hangi saatte geldiği, hangi saatte her yardım kolisinin kime ulaştığı saat saat vardır. Doğrusu bunları utanmadan halka açık yerlerde ifade etmelerini yadırgıyoruz. Bunlar üzerine Türkmen Cephesi Koordinatörlerinden Hicran Kazancı da, ki Türkiye'de yardımların götürülmesinde bir anlamda önemli bir ayaktır, böyle söyleyenleri kınamıştır. Türkiye'nin Türkmenlere yardım eden tek ülke olduğunu, iddiaların 'çirkin ve kabul edilemez' olduğunu açıklamıştır."

Türkmen kampı kuruyoruz

Yardım faaliyetlerinde bulunan ve bulunmaya devam eden kuruluşlara teşekkür eden Atalay, hükümetlerinin yerlerinden edilmiş kişilerin sığınabilmesi için Dohuk vilayetinde bir kamp kurulması için AFAD'ı görevlendirdiğini bildirdi.

Irak haritası üzerinde göç alanlarıyla ilgili bilgi veren Atalay, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'nin sınırları içerisindeki Fişhabur'da bir Türkmen kampı kurduklarını söyledi. Çok organize bir kamp olacağını ve çalışmaların sürdüğünü aktaran Atalay, buranın yönetimini de oradaki Türkmenlere devredeceklerini söyledi.

Telafer'in bir Türkmen şehri olduğunu hatırlatan Atalay, şunları kaydetti:

"Ama Türkmenlerin yaklaşık yarısı Sünni'dir, yarısı Şii'dir. Biz bunların aralarını bulmak için, aralarında çatışma olmaması için Dışişleri Bakanlığımız ve Türkiye çok çaba sarfeder. Yani Türkmenlerin birliğinin devam etmesi için... Hani Irak'ta gelişen maalesef mezhebi çatışmaların içine Türkmenlerin kendi aralarında girmemesi için Dışişleri Bakanlığımızın özel çabası vardır. Hizmete özel bir bilgi notudur bu. Özellikle son IŞİD'in Telefar'i kuşatmasından sonra buradan daha çok Şiiler göç etmiştir. Sünniler geri geliyor, çünkü IŞİD Sünnilerle işbirliği içinde. Ama oradaki Sünni Türkmenler, Şii Türkmenlere baskı yapmıştır. Hatta şöyle bir olay var elimizde. Şii Türkmenler Telafer'i terk ederken, cezaevinde bulunan 60 Sünni Türkmeni de öldürerek gitmiştir. Irak'ın içi çok karmaşık, biz o Türkmen kardeşlerimizin arasında o ayrımın olmaması için de çaba sarfediyoruz."

Türkiye Cumhuriyeti'nin dil, din, ırk, mezhep ayrımı yapmadan zor durumdaki herkese yardım etmeye çalıştığını bildiren Atalay, kampın kurulmasının ardından yardımların daha derli toplu ulaşacağını bildirdi.

Türkmenlere sahip çıkılmadığı iddiasının Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de gerçeği yansıtmadığını değerlendiren Atalay, "Suriye krizi dolayısıyla Bayırbucak, Hama, Humus ve Halep başta olmak üzere, ülkemize gelen Türkmenlerin barınma merkezlerindeki sayısı 22 bindir. Bunlar için üç ayrı kampımız var" dedi.

Atalay, Suriye tarafında sınır bölgesinde kurulan yüzün üzerindeki kampla, bölgede yaşayan Türkmenlere de köy köy belli aralıklarla düzenli gıda kolisi dağıtıldığını kaydetti.

Yardımlarda din, dil, ırk ayrımı yapmadıklarını yineleyen Atalay, "Ama daima hükümetimizin gerek Balkanlarda, gerek Kafkaslar'da, gerek Orta Asya'da tabii vatandaşlarımızla, soydaşlarımızla ilgili her ülkenin olduğu gibi hassasiyetleri vardır. Biz de o hassasiyetlerimizi başa alıyoruz" değerlendirmesini yaptı.

"Çatı aday olmak da zor"

Bahçeli'yi alışık olmadıkları bir telaş içinde gördüklerini ifade eden Atalay, şunları söyledi:

"Ankara, İstanbul, İzmir, Kayseri konuşmalarında bu konulara çok yer verdiği için bayram günlerinde kin, nefret, telaş içinde konuşmayı o sakin mizaca hiç yakıştıramadık. Herkesi suçluyor, herkes neredeyse hain; böyle bir tavır içinde. Son günlerde MHP tabanında epey sorun var. MHP tabanını, CHP ile birleşerek bir çatı adaya yönlendirmekte zorlanıyorlar. Elimizdeki araştırmalarda, ki kendilerinde de var, MHP tabanının yaklaşık yüzde 40'ı çatı adaya henüz gitmiyor. Dolayısıyla bu konuşmaları biraz da Başbakanımızı odağa koyarak, Cumhurbaşkanı adayımızı ve hükümetimizi odağa koyarak, kendi tabanını nasıl yönlendirebilirim telaşındalar. Bunu anlamak zor değil, çünkü çok iddialı çıktılar 'çatı aday' diye. Ama bu çatı yapıştıramıyor, her kesimde isyan var. Çatı aday neyi söylese bir kesim rahatsız oluyor. Çatı aday olmak da zor tabii. 10 tane farklı düşünen partiyi temsil edip de, Türkiye'nin hangi meselesini konuşacaksınız. O zaman sadece AK Parti'ye ve Tayyip Erdoğan'a saldırırsanız, işte hepsinin tek ortak noktası o. Başka ortak noktaları  da yok. Kendisi aday olmadı, aday olsaydı partisinden daha düşük oy alması söz konusuydu. O cesareti de gösteremedi, sürekli böyle bir istismar."

Bahçeli'nin bu tür konuları sadece istismar ettiğini ve MHP'nin bugüne kadar hiçbir şey yapmadığını belirten Atalay, kendilerinin yurt dışında yaşayan Türklerle ilgili bir başkanlık kurduklarını hatırlattı.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler