YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bahçeli'nin toplantısında kriz...
Devlet Bahçeli'nin basın açıklamasında gazeteci öyle bir gafa imza attı ki... Gazeteciyi teselli etmek MHP liderine düştü...
Bahçeli'nin toplantısında kriz...
29 Eylül 2009 / 15:21 Güncelleme: 29 Eylül 2009 / 15:25

MHP lideri Devlet Bahçeli, milletvekilleriyle yapacağı toplantı öncesi bir basın açıklaması yaptı. Kürt açılımının bir ihanet açılımı olduğunu sık sık dile getiren Bahçeli'nin basın toplantısında ilginç bir an yaşandı. Bir gazeteci sorusunda "Sayın Öcalan" ifadesini kullandı. Ardından özür dileyen gazeteciye Bahçeli ise "Başbakan söylemiş, sen söylesen ne olacak" diye karşılık verdi. İşte Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları:

BAŞBAKAN DÜRÜST OLSUN

- Demokratik açılım için, milli birlik ve bütünlük projesi gibi yedek isimler piyasaya sürülmüştür. Türkiye’yi kimliksiz bir millet haline getirmeye çalışan bu projenin milli olduğunu söylemek, Türk milletiyle alay etmektir. Bu projenin milli birlik projesi olduğunu söylemek, akıl ve idrakten yoksun olarak görme gafletidir. Bu konuda başta Başbakan olmak üzere herkes dürüst ve namuslu olmalıdır.

BU PROJE HAİN BİR YIKIM PROJESİ

- Bu proje hain bir yıkım projesidir. Patenti PKK’ya ait, kılavuzluğunu Öcalan’ın yaptığı bu projenin taşeronluğuna soyunulmuştur. Bu projeden yararlanacaklar İmralı’dır, Talabani’dir, Barzani’dir.

 - Etnik sorun etnik açılım ve siyasi çözümü esas alan yaklaşım bütünüyle sakattır. Etnik temelde yapılacak bir tanım, çözümünde aynı yerde aranmasını gerektirecektir. Sahte ve takma adlar kullanılması bu gerçeği değiştirmeyecektir. Adına ne derseniz deyin çözüm süreci bu şekilde olacaktır.

- Bugün karşımızdaki sorun etnik bölünmeyi amaçlayan silahlı sorundur. Türkiye’den istenilen bireysel haklar değil, bir etnik grup olarak kullanılacak siyasi statüdür. 

- Etnik grupların bu kimlikleri ve dilleriyle kamusal alanda yer alması ve siyasi statü kazanılması, masum hak talebi olarak görülemeyecektir.

- Yapılan bütün sosyal araştırmalarında gösterdiği gibi Kürt kökenli vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu bu emelleri beslememektedir. PKK’nın amaçlarına hizmet edecek olan bu gaflet Kürt kökenli vatandaşlarımıza en büyük hakarettir.

Başbakan’ın taşeronluğunu yaptığı açılımın diğer bir sakatlığı da budur.

- Terör ve etnik bölücülükle mücadele hükümetin anayasal görevidir. Bunun gereklerini yerine getirmemek, bölücü emellere hizmet edecek bir süreç başlatarak, terör örgütüyle mutabakat arayışına girmek bir suçtur. Bu kapsamda üzerinde durulması gerekecek birinci husus, AKP’nin terörle mücadelede sergilediği zafiyet ve askeri operasyonlardaki tutumudur. 

BAŞBAKAN SİYASİ AF VAAT ETTİ

- AKP geldiğinde sıfır noktasına girmiş terörün, 7 sene sonra 15 misli arttığı bir gerçektir. Bugün başlatılan Kürt açılımının alt yapısı bu dönemde sinsice hazırlanmaya başlanmıştır. PKK’nın askeri tedbirlerle bitirilemeyeceği, AKP yetkilileri tarafından sürekli dile getirilmiştir.

- Başbakan Erdoğan 17 Kasım 2007’deki konuşmasında dağdaki teröristleri silahlarını bırakarak, siyasi platformda demokratik yarışa katılmaya davet ederek, siyasi af vaat etti. Güvenlik güçlerine ateş açılmadıkça operasyon yapılmayacağını söyledi.

- Örtülü ateşkes çağrısında bulunmuştur. Bu sözler siyasi süreç başlatmanın ilk işareti olmuştur. Bugün aynı çağrıların yapılması, siyasi affın gündeme taşınması bu strateji kapsamda değerlendirilmelidir. PKK’nın silahlarını Türkiye dışına çıkarılmasına, TSK’nın yardımcı olması ve operasyonların durması gerektiğini söyleyerek ileri gitmesi de çok iyi düşünülmelidir.

- Bu hezeyanlar karşısında Başbakan’ın sessiz kalması çok anlamlıdır. Başbakan’ın bu sessizliği bu konuda aynı düşünceyi paylaştığının göstergesi olarak gösterilecektir. Kendisi susmakta yakın çevresi konuşmaktadır. 

- AKP’nin 22 Temmuz seçimlerden sonra bir grup bilim adamına hazırlattığı Anayasa’nın ilgili hükümleri iyi bilinmektedir. Anayasa’daki hükümler PKK’nın talepleriyle büyük ölçüde örtüşmektedir.

ANAYASA'YA AYKIRI HAREKET EDİYORLAR

- Tek millet, tek devlet esasına dayalı milli devletlerde, farklı etnik kökenli insanlara siyasi haklar verilmesine, Türkçe dışındaki dillere ve farklı kültürlere statü kazandırılmasına yer de yoktur imkan da yoktur. Bu somut gerçekler karşısında Başbakan ve hükümetinin söylemleriyle, bölünmez bütünlük konusunda Anayasa’ya aykırı hareket ettikleri kaçınılmazdır.

BAŞBAKAN TÜRK MİLLETİNİ YIKIM PROJESİNE HAZIRLIYOR

- Kürt açılımı süreci büyük bir sis perdesi arkasında yürütülmektedir. Başbakan Türk milletini şartlandırmaya ve yıkım projesine hazırlamaktadır. Geniş tabanlı milli mutabakat zemini oluşturmaya çalışan Başbakan, bölünme için yanına suç ortağı aramaktadır.

- Başbakan Erdoğan, New York’ta ‘Açılımın hepsi bir anda olmaz, hazmede hazmede, hazmettire hazmettire ilerlememiz gerekiyor’ demiştir.

Başbakan bu demagojilerle kendisini kurtaramayacaktır.  

- Başbakan’ın yıkım projesinde PKK’nın taleplerinin zamana yayarak, 'demokratik açılım' adı altında gerçekleştirilecektir. Bu sürecin birinci aşamasında iyi niyet aşamaları ve bir dizi idari düzenleme yapılacağı anlaşılacaktır.

- YÖK ve RTÜK bu süreçte kendilerine biçilen rolün gereği olarak sahneye çıkmıştır. ilk aşamada Kürtçe’ye statü kazandırılmasının alt yapısı oluşturulması yer almaktadır. Kürtçe’nin üniversitelerde başlatılması, Kürt enstitülerinin kurulması, seçmeli ders olmasının alt yapısının hazırlanması, pilot bölgelerden başlanarak Kürtçe bilen kamu personeli istihdamı, bazı kurumlarda iki dilli belediyecilik, bu konuda ilk hayata geçirilecek önlemlerdir.

- Şimdi atılacak bu adımlar önceden yapılanları tamamlayacaktır. Böylece Kürt açılımı çerçevesinde daha sonraki düzenlemeler için sıçrama tahtası oluşturulacaktır. Bundan sonra ise  yerleşim birimlerinin eski isimlerinin iadesi, İmralı canisinin tecrit koşullarının iyileştirilmesi konuşulacaktır.

- İlk planda günah keçisi olarak ilan edilen büyük Atatürk’ün “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözü ele alınacaktır. Bunun nasıl hayata geçirileceği ibretle izlenecektir. İçinde “Türk” kelimesi geçen ilköğretim öğretimin 'andı'na da ne yapılacağı görülecektir.

- Kürtçenin siyasi iletişim dili olması öncelikli konu olarak öne çıkmaktadır. Son aşamada ise Anayasa değişikliği gereken konular yer alacaktır.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

- Milli kimlik tanımının değiştirilerek, anayasal vatandaşlık hakkının üst kimlik olarak anayasa’da bulunması

- Kürtçe eğitim için anayasal zemin hazırlanması

- Türkiye’nin fiili eyaletlere geçişinin hazırlanması

- Bu üç konuda Anayasa değişikliği yapılması uygun görülmüştür. Eli kanlı teröristlerin affedilmesi konusu yıkım planında büyük önem taşımaktadır. Başbakan’ın eli kanlı katilleri bir şekilde affederek ödüllendirmekte kararlıdır. Ancak genel af çıkarmaya gücü yetmeyecek. 'Özel ve örtülü af’ta yoğunlaşmıştır.

- Başbakan sıkıştığı zaman paravan olarak kullandığı tek millet, tek bayrak söylemine yeniden sarılmıştır. Bu ilke ve esasların içinin boşaltılması ve anlamsız kılınmasına çalışılması anayasa ihlalidir.

- Başbakan’ın AKP’nin doğu ve güneydoğu bölgesinden aldığı oyları kendilerini savunma olarak kullanması ibret vericidir. Bu sakat mantık kendisi bakımından hazin bir durumdur. Başbakan bu sözleriyle, kendisine oy verenlerin Türkiye’yi bölmeye çalıştığını, aldığı oyları da bölücülük ruhsatı olarak düşünmektedir. Başbakan, Türkiye partisi olduklarını söyleyerek, yıkım projesini savunmak telaşına düşmüştür.

- Kürt açılımı bu konuda turnosol kağıdı olmuştur. MHP’nin Türkiye’nin milli birliğinin temelleri konusundaki görüşleri çok iyi bilinmektedir. Yıkım projesine yönelik düşüncelerimizde milletimizle paylaşılmıştır.

- Türk milleti kavramı birleştirici bir oluşumdur. Milliyetçi hareket kimsenin etnik kökeniyle ilgilenmeyen, bunları sorgulamayan, bütün vatandaşlarımızı bir bütün olarak kucaklayan bir anlayışın eserdir. Adımız bir acımız bir söylemi budur. Türk milliyetçiliği anlayışımızda buna bağlıdır. Türk vatandaşları, gönüllü olarak Türk milleti kimliğinde birleşmişlerdir.

İHANETİN TANIMI BURADA ARANACAK

- Asırlar süren birlikteliğin harcını kardığı kaynaşmış millet yapısı şimdi yıkılmak istenmiştir. Farklılıkların bir kırılma hattı olarak derinleştirilmesinin bir bölünme reçetesi olduğu açıktır. 

- İhanetin tanımı burada aranacaktır. Başbakan’ı bu süreçte medet umduğu diğer bir siyasi söylem ise açılıma destek vermediğimizdir.

- MHP’nin milli kimlik, devletin kuruluş esasları konusunda nerede durduğu açıktır. Bu temel değerlendirilmelerin karşısında, sürece katkı sağlamamızı, elimizi taşın altına sokacağımızı düşünmek, Başbakan’dan bile beklenmeyecek bir akıl tutulmasıdır.

- MHP, Türk milletinin kardeşliğini yola çıkanlarla da sonuna kadar mücadele edecek ve bu ihanet çemberini mutlaka kıracaktır

- TBMM’nin 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılına çok ağır bir gerilim ortamında girilmektedir. Siyasi iktidar bu konuyu meclis’e getireceğini ilan etmiştir. Konu Meclis’e geldiğinde aziz milletimiz herkesin ne düşündüğünü nerede durduğunu görmek imkanına kavuşacaktır.

- Başbakan Erdoğan’ın kapalı kapılar arkasında yıkım projesini tezgahlama imkanı artık kalmamıştır. İlk önce kapalı oturum isteyen Erdoğan’ın, açık oturumu kabul etmesi yine de olumlu bir gelişmedir. Bu süreçte İmralı canisiyle kurulan temas kanallarının, terörist başının sözde yol haritası elde tutularak, Barzani’yle görüşmelerde hangi pazarlıkların yürütüldüğünün ve ABD’yle ne konuşulduğunun bütün yönleriyle ortaya konulması gerekmektedir.

- Kürt açılımının arka planı, kimlere ne sözler verildiği, kimlerle pazarlık yapıldığı Başbakan’a her halükarda sorulacaktır. 

İLGİNÇ DİYALOG

MHP lideri Bahçeli, basın toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlarken ilginç bir diyalog yaşandı. Bir gazeteci sorusunu sorarken "Sayın Öcalan" dedi. Ardından özür dileyen gazeteciye Bahçeli ise "Başbakan söylemiş sen söylesen ne olacak" dedi.
 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler