YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bahçeli'den Erdoğan'ın sözlerine sert yanıt
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilmelidir' sözlerine sert yanıt verdi, 'Türk devleti işletme, şirket, holding değildir'dedi.
Bahçeli'den Erdoğan'ın sözlerine sert yanıt
17 Mart 2015 / 14:33 Güncelleme: 17 Mart 2015 / 14:44

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

Bahçeli, “Türkiye, belirsizliklerin kol gezdiği, yüksek risk ve tehlikelerin hakim olduğu kabus dolu bir süreci yaşamaktadır. Milletimizin gelecek umutları kararmakta, huzur ve selamete açılan tüm yollar kapanmaktadır. Sorunlar gittikçe yoğunlaşmakta, kutuplaşma gün be gün kemikleşmektedir. Milli birliğimiz devamlı surette hasar almakta ve hırpalanmaktadır. AKP hükümeti Türkiye’nin tarihsel yürüyüşünü sakatlamakta, Türk milletine kötülük üstüne kötülük yapmaktadır. Bu hükümetin miadı dolmuş, son kullanım süresi geçmiştir. Bu hükümet eskimiş, tükenmiş, yorulmuş ve hurdaya çıkmıştır" dedi.

Bahçeli sözlerine şöyle devam etti:

Bölünme kampanyası vatan coğrafyasını baştan ayağa tesiri altına almıştır

Bir yanda 17-25 Erdoğan diğer yanda Serok Ahmet, bir tarafta İmralı canisi diğer tarafta Kandil Dağı’na çöreklenen bölücü terör çetesi ülkemizin tekerine çomak sokmaktadır. AKP-PKK işbirliğiyle tecelli eden ihanet ittifakı Türkiye’nin mezarını kazmakta, tarihsel haklarını kazımaktadır. Demem odur ki, bölücülük furyası, bölünme kampanyası, fitne-fesat kalkışması vatan coğrafyasını baştan ayağa tesiri altına almıştır. Siyasal açmazlar, Anayasa ihlalleri, dış politikadaki gedikler, ahlaki düşüklükler, hukuk cinayetleri, ekonomik operasyonlar, terör saldırıları, toplumsal gelgitler, sosyolojik ve psikolojik gerilimler Türkiye’yi aşırı yormuş ve bunaltmıştır. Böyle bir tablo karşısında demokrasinin ayakta kalmasından, siyasi denge ve ekonomik istikrardan bahsetmek de akıl karı görülemeyecektir.

Erdoğan'ın Merkez Bankası'na sataşması dövizi yükseltmiştir

Erdoğan’ın Merkez Bankası’nı pervasızca hedef tahtası yapması, hezeyan dolu sataşmaları ekonomiye ilave külfetler yüklemiştir. Enflasyon-faiz-kur arasındaki ilişkilere cahilce bakışı ekonomik maliyetleri katlamış, durduk yere dövizin yükselmesine yol açmıştır. Erdoğan 16 Ocak 2015’ten itibaren yaptığı altı konuşmasında Merkez Bankası’na öfke saçmış, eleştirilerini vatana ihanet noktasına kadar taşımıştır. Bu zihniyetin, 'Ey Merkez Bankası faizi indirmek için neyi bekliyorsun?' sözlerinden “Tatlıya bağlandı' beyanına kadar özellikle dolar kuru yüzde 14 dolayında değer kazanmıştır. Erdoğan’ın ateşlediği döviz en başta reel sektöre zarar vermiş, vatandaşlarımızın bütçesini sarsmış, dış borcu çoğaltmış ve makroekonomik parametrelere irtifa kaybettirmiştir. Dizginlenemeyen kur artışları neticesinde; bilhassa Adana, Gaziantep, Kocaeli ve Kayseri gibi sanayi üretiminde öncü olan illerden iflas ve işten çıkarma haberleri gelmeye başlamıştır. Piyasalar deyim yerindeyse felç geçirmiştir. Tarım ve tekstil sektörleri dövizdeki depremden olumsuz şekilde etkilenmiştir. Sanayi üretimi iyice zayıflamış, durgunluk ve daralma ekonomiyi sırtından vurmuştur. Siparişler bıçak gibi kesilmiştir. Borsa yalpalamıştır. 2014’ün Nisan ayında 78,5 olan Tüketici Güven Endeksi 68 puana gerilemiştir. Kapasite kullanım oranındaki düşüşler ekonomideki tedirginliği gözler önüne sermiştir. Esnaflarımız cirolarında büyük kayıplar yaşamaktadır. Kiralık işyerleri sayısında patlama olduğu görülmektedir.

Erdoğan konuştuıkça dolar uçtu

2014 yılsonu itibariyle 174,5 milyar dolar olan finansal kesim haricindeki firmaların açık pozisyonu uykuları kaçırmaktadır. Bu firmaların yerli ve yabancı bankalardan aldıkları 242 milyar dolarlık döviz kredisi korku dolu bekleyişleri depreştirmektedir. Erdoğan’ın yüzünden reel sektör yaklaşık 82 milyar liralık ek bir finansman giderine mahkum edilmiştir. Başkanlıktan başka gözü hiçbir şey görmeyen, kendi kariyer planlamasından başka hiçbir gündemi olmayan Erdoğan, Türkiye’ye döviz şoku yaşatmış, milletimizi fakirleştirmiş, ekonomiyi darboğaza itmiştir.

Erdoğan konuştukça kur uçmuştur. Erdoğan şuursuzluğuna yenilerini ekledikçe dolar kanatlanmış, ihracat erimiş, ithalat pahalanmış, borçlar katlanmıştır.

Türkiye ekonomisi depresyona girecek

Nitekim dövizin artmasına rağmen, Türkiye İhracatçılar Meclisi’ne göre, Ocak ayında ihracat yüzde 9,8; Şubat ayında ise yüzde 13 oranında düşmüştür. 2014 yılında, ihracatın yüzde 44’ü avro, yüzde 47’si dolar ile gerçekleştirilmiştir. İthalatta ise doların payı yüzde 63 iken, avronun payı yüzde 30 olmuştur. İhracat pazarlarımızdaki sıkıntı ve sorunlar şüphesiz ki iç kaynaklı olumsuzluklar zincirine, bunalım döngüsüne yeni halkalar ilave etmiştir. Türkiye’nin en çok gelir elde ettiği otomotiv, hazır giyim ve çelik ihracatı düşmüş, bu kapsamdaki gelirler azalmıştır. Bu demektir ki, ekonomik büyüme hedeflenin gerisinden kalacak, Türkiye ekonomisi paldır küldür depresyona girecek, adı konulmamış bir krizle karşı karşıya kalacaktır.

Orta vadeli program Mart dolmadan çöktü

Dolardaki bir buçuk aylık fırtınalı dalgalanmadan sonra Orta Vadeli Program henüz Mart ayı dolmadan çökmüştür. AKP’nin yol haritası yırtılmış, planları havaya uçmuştur. Aziz milletimiz hükümetin beceriksizliğinin ve öngörüsüzlüğünün kurbanı olmuştur. Bu çerçevede diyebiliriz ki, Türkiye ekonomisi meçhul akıbetine doğru hızla sürüklenmektedir. Cari açıkla ilgili tehlikeli durum, yerleşen ve yaygınlaşan yüksek işsizlik, toplumun her kesimini kanser hücresi gibi saran yoksulluk ve ağırlaşan sefalet şartları alarm zilleri çalmaktadır. 

Kazanan döviz lobisi, kazanan Erdoğan

AKP’nin ekonomi politikaları vatandaşlarımızı perişan etmiştir. Erdoğan’ın kimin namına, kimin yararına, kimlerin çıkarına hizmet ettiği az çok belli olan dengesiz ve densiz açıklamaları Türkiye ekonomisini yoğun bakıma sokmuştur. Kazanan döviz lobisi, karlı çıkan para baronları, servetine servet ilave eden sıcak para tacirleri, karanlık çevrelerdir. Kazanan rantiyeciler, sevinen faizciler, gülen küresel simsarlar, palazlanan döviz stokçularıdır.

Kazanan dolar milyarderi Erdoğan, cebini dolduran hırsız çetesidir. Kaybeden ise Türkiye’dir, yoksullaşan Türk milletidir. Kaşla göz arasında Türkiye’den çekilen 2 milyar dolara yakın döviz miktarı, aynı zamanda emeğimizi ve alın terimizi de götürmüştür.

Çelimsiz ve çeyrek Başbakan

Çelimsiz ve çeyrek Başbakan, siyasi ve ekonomik göstergeleri tersine çevirmek için muazzam bir Türkiye karşıtı kampanyanın varlığına dikkat çekmektedir. Davutoğlu’na göre kara propaganda ustaları işbaşındadır.

Bizim bildiğimiz bir tek kara propaganda ustası, bir tek de çırağı vardır: Bunlar da Recep Tayyip Erdoğan ile Ahmet Davutoğlu’dur. Madem Türkiye karşıtı kampanya var idiyse, Davutoğlu apar topar, üstelik ABD yönetimine bile haber vermeden Newyork’a niye gitmiştir? Sermaye çekmek, işadamlarını davet etmek için el açmasını, etek öpmesini, yardım dilenmesini nasıl izah edecektir?

Başbakan beyhude yere çırpınmaktadır, zira inandırıcılığı sıfırın altındadır. Erdoğan’dan yediği çalımlarla defalarca ters köşeye yatan, saraydan kumanda edilen Davutoğlu iflas etmiş bir siyasetçi olup Başbakanlık makamından fiilen ve ahlaken düşmüştür. Yabancı yatırımcılara şirinlik yapan Başbakan’ın bir defa şunları kafasına sokmasında yarar vardır: Ekonomik gelişme, ekonomik büyüme iyi işleyen adalet sistemiyle birebir bağlantılıdır. Hukukun üstünlüğü korunmadıkça, demokrasinin erdemleri savunulmadıkça yatırım güvenliğinden bahsedilemeyecektir. 

 

İHA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler