YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bahçeli son sözünü söyledi
Bahçeli son sözünü söyledi
30 Mart 2010 13:20
MHP lideri Bahçeli: AKP taslak konusunda içten pazarlıklı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin, AK Parti'nin hazırladığı anayasa değişikliği teklifine ''esas'' ve ''usül''den kapalı olduğunu bildirdi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Anayasa değişikliği çalışmalarına değindi. ''AK Parti Hükümeti'' tarafından hazırlandığını belirttiği Anayasa değişikliğine ilişkin teklif taslağının geçen hafta kamuoyuna sunulduğunu hatırlatan Bahçeli, anayasa üzerinden sürdürülen gerilim stratejisinin yeni bir aşamaya geçtiğini, AK Parti'nin, anayasa gibi ciddi bir meseleyi ucuz siyaset malzemesi yaptığını ve yeni bir istismar alanı oluşturma çabasına girdiğini iddia etti.

''Bizim parti olarak, anayasa değişikliği üzerindeki görüşümüz nettir ve berraktır'' diyen Bahçeli, şunları söyledi:

''Biz, değişikliğin gerekliliğine inanmakla birlikte, hazırlık çalışmalarının kurulacak bir komisyon marifetiyle yapılıp, bu konuyla ilgili kararın önümüzdeki dönem TBMM'ye bırakılmasını önceki konuşmalarımızda vurgulamıştık. Daha önce yaptığımız bu açıklamaların sonuna kadar arkasında olup, aynı kararlılığı savunmaya devam edeceğimizi de tekrarlamakta fayda görüyorum. Sürekli olarak demokrasinin erdemlerinden ısrarla bahseden AKP hükümetinin hazırladığı anayasa değişiklik taslağıyla nasıl bir demokrasi amaçladığı ve hangi amaca ulaşmak istediği de belli olmuştur.

Anayasa değişikliklerinin arkasına gizlediği siyasal hedeflerle, milletimizi oyalamaya ve gerçek gündemin görülmesine engel olmaya çalışan AKP hükümeti, bu zorlama girişimiyle Türkiye'yi yeni bir çatışma alanına sokmuştur. Hazırlanan Anayasa değişikliği taslağıyla ilgili siyasi tartışmalar ve 'Referandum olur mu olursa yüzde kaç oy alır?' soruları şimdiden teklifin içeriğinin önüne geçmiş durumdadır. AKP hükümetinin kafasındaki strateji, esasen seçime hazırlıktır ve anayasa değişikliği bunun kılıfı olmaktadır. Hiçbir alanda başarılı bir yönetim sergileyemeyen bu çürümüş zihniyetin anayasa eksenli yürüttüğü istismar politikası, başarısızlıklarını örtmek için bir bahaneden başka bir anlam taşımamaktadır.''

''KAVGANIN, KUTUPLAŞMANIN ODAĞI HALİNE GELDİ''

Bahçeli, ''anayasa değişikliğinin yangından mal kaçırırcasına, ince hesaplar ve taktik manevralarla piyasaya sürülmesinin çok ciddi sakıncaları da beraberinde getirdiğini'' ileri sürdü.

Geniş toplumsal mutabakatla hazırlanıp doğru zemine oturtulmadığı zaman, anayasaların kalıcı ve kapsayıcı olmayacağını vurgulayan Bahçeli, ''AKP hükümetinin 'Tek başımıza bir metin hazırlayıp bunu herkesle paylaştık. Beğenen beğendi, beğenmeyen beğenmedi, ne yapalım' yaklaşımı, anayasa değişikliği konusundaki samimiyetsizliği, art niyeti ve kafalarda başka hesapların olduğunu göstermiştir'' dedi.

Bahçeli, toplumsal uzlaşmayı temsil etmesi gereken anayasanın, şimdiden kavganın, ayrışmanın ve kutuplaşmanın odağı haline geldiğini, üzerinde ittifak sağlanacak bir metin olmaktan uzaklara düştüğünü öne sürerek, ''Başbakan Erdoğan'ın 'Kucaklayıcı bir tasarı olacağı'nı söylediği anayasa değişikliğiyle ilgili taslak metin daha şimdiden toplum ve devlet hayatını bölmüş ve cephelere ayırmıştır'' diye konuştu.

Devlet Bahçeli, ''iktidar zihniyetinin anayasa değişikliğinden muradının, öncelikle kendisine ayak bağı olduğunu düşündüklerini etkisizleştirmek, eğer fırsat bulabilirse yeni dönemde zorbalığın, vurgunun ve soygunun önünü açabildiğince açarak hesap vermekten kurtulmak olduğunun ortaya çıktığını'' ileri sürdü.

''YÜKSEK YARGIYI TERBİYEYE YÖNELİK...''

''Önerilen sözde değişiklik teklifinin teferruatları bir kenara konulduğunda, yüksek yargının tanzim edilmesine ve hatta terbiye edilmesine yönelik hedefin amaçlandığı anlaşılacaktır'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

''Elbette ki çoğulcu demokrasinin ve hukuk devletinin güvencesi olan yargı organının bu rolünü yerine getirecek biçimde hem taraflılığını ve hem de bağımsızlığını sağlayan bir anlayışla güçlendirilmesi gereklidir ve zorunludur. Buna bir diyeceğimiz yoktur. Ancak meselenin yalnızca yargı organlarına seçilecek kişilerin sayısı ile basite indirgenmesi, bu alanda yapılması gereken devasa düzenlemelerin daha işin başından sakat ve ahlaken sorumlu olmasına neden olmuştur.

Anlaşılmaktadır ki hukuk konusundaki yaklaşımı ve bu alandaki kötü sicili kabarık olan iktidar zihniyetinin büyük bir gürültüyle giriştiği anayasa değişikliğinin özünde bir yerlerle hesaplaşma, birilerinin önünü kesme dürtüleri yatmaktadır. Bu yaklaşım bile başlı başına değişiklik tekliflerinin ne kadar tehlikeli, kasıtlı ve marazi olduğunu ortaya koymuştur.''

Türkiye'nin acil çözüm bekleyen ağır sorunları dururken, AK Parti'nin önceliğinin yargı organlarına nasıl seçim yapılacağı, üye sayısının kaç olacağı meselesi olduğunu ileri süren Bahçeli, adalet sisteminin sorunlarının hallinin bu basit hesaplara indirgendiğini öne sürdü.

''SORUN YAŞADIKLARINA ÖNCELİK VERMİŞ''

''İktidar partisi kiminle geçmişte sorun yaşamışsa, değişiklik taslağında bunlara öncelik vermiş, anayasa değişiklikleri gibi ciddi bir konuyu, hesap verme kabusları ile hükümet etme güdüleri arasına sıkıştırıp kalmıştır'' diyen Bahçeli, ''Bırakın  başka alanları, Türkiye'nin adalet sorunları, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna seçileceklerin sayısı ve şekli ile mi bitecektir? İşsizlik, yoksulluk ve yolsuzluk Anaya Mahkemesinin üye sayısının 19'a çıkarılmasıyla mı son bulacaktır?'' sorularını sordu.

Bahçeli, Yozgatlı'nın, Karamanlı'nın Ordulu'nun, Hakkarili'nin dertlerinin adalet hizmetlerinin denetiminde yapılacak değişikliklerle çözüme kavuşup kavuşmayacağını da öğrenmek isteyerek, bu haliyle, toplumsal yapının hiçbir kesimini dikkate bile almadan 'mezata' çıkartılan anayasa değişlik taslağının, hazırlık, olgunlaşma ve karar aşamasında tam bir dayatma olduğunu ileri sürdü.

''Anayasa değişiklik teklifleri ile ortaya çıkan tabloya baktığımızda AKP samimi ve dürüst değil, içten pazarlıklıdır'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

''8 yıla yakın referandumlu Anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip AKP'nin bu yönde adım atmak yeni mi aklına gelmiştir? Bunda samimiyet nerededir? AKP'nin amacı demokratikleşme ve yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı değildir. Amaç, demokrasinin geliştirilmesi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarında atılım yapılması değildir. Anayasa paketi, Türkiye'nin bu alanlardaki ihtiyaçlarına göre değil, AKP'nin özel ihtiyaçları ile gizli gündemi ışığında şekillenmiştir. 'Hukuk, demokrasi, özgürlük' AKP'nin gerçek amaçlarını gizlemek için kullandığı ambalaj malzemesidir. Avrupa Birliği standartları da aynı şekilde gerçek niyetleri saklayacak bir paravan olarak kullanılmaktadır. AKP'nin demokrasi ve demokratikleşme gibi bir inancı ve tasası yoktur.''

MHP Lideri Bahçeli, partisinin yeni anayasa maddelerinde arayacağı temel hususları daha önce açıkladığını ve bazı sorular yönelttiğini hatırlatarak, ''AKP'nin önerilerinde aradığımız bu hususlar ve bağlı olduğumuz bu ilkeler yoktur. Yöntemleri dayatmacıdır, uzlaşma zemini ve süreci bizim önerdiğimiz şekilde değildir. Bu itibarla mesajımız ve kararımız bellidir. MHP Grubu, AKP anayasa değişiklik tekliflerine esastan ve usulden kapalıdır'' diye konuştu.

"MHP, OYNANAN OYUNLARIN FARKINDA"

Bahçeli, Türkiye ekonomisinin mevcut siyasi yönetimden kurtulmadıktan sonra insanları mutluluk ve esenliğe ulaştıramayacağını belirterek, ''Bu iktidarı geldiği yere geri göndermek bizim için siyasi bir namus meselesidir'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, MHP'nin, ülkenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine gidemediğini iddia ettiğini, partilerinin bu yöredeki insanları tanımadığı ve bu bölgelerde siyaseten temsil edilmediğini her ortamda söylediğini belirten Bahçeli, ''Hatta daha da ileri gidilmiş, PKK'nın oluşturmayı hedeflediği ihanet sınırları dile getirilip kafalarda Sivas-Gavurdağı hattı icat edilerek ötesine gidemeyeceğimiz bile söylenmiştir. Baştan beri üzerinde oynanan oyunların farkında olan Milliyetçi Hareket, bu tahriklere asla kapılmamış, çekilmek istenen tuzaklara düşmemiştir. Yöreye yapacağı ziyareti, bir meydan okumaya dönüştürmeden, bir çatışma ve gerginliğin parçası haline getirmeden, zamanını ve mekanını inisiyatifine alarak geçtiğimiz hafta yerine getirilmiştir'' diye konuştu.

Londra merkezli bir kuruluşun organizatörlüğünde Mardin Artuklu Üniversitesinde düzenlenen konferansın muhtevasına ve konuşmacıların kimliklerine dikkati çeken Bahçeli, din adamı veya din uzmanı oldukları ifade edilen şahısların bir araya gelmelerinin herkesi kuşkuya sevk ettiğini söyledi.

Bahçeli, çeyrek yüzyıldır nüfusu milyara ulaşmış İslam dünyasının küresel gelişmeler karşısında maddi ve manevi direncini kırmak ve tepkilerini etkisizleştirmek için büyük çabalar ve paralar harcandığını bildiklerini belirtti.

Toplantıda, ''cihat fetvası'' denilen tarihi mesajın içeriğinin görüşüldüğünü belirterek, içeriğin kendi konuları olmadığına değinen Bahçeli, ''Ancak, eğer bundan yedi yüzyıl önce cihadı meşru gören bir fetvayı ortadan kaldırmak için, bir yerlerden gelen bazı şahıslar ülkemizde toplanıyor ve din adına da karar verdiklerini iddia ediyorlarsa, bu konuda bizim de aklımıza gelen sorular şunlar olacaktır; bu konferans için dünyanın başka kentleri ve üniversiteleri dururken neden Türkiye, neden Mardin ve neden Mardin'deki üniversite seçilmiştir? Mardin'de buluşarak, bundan asırlar önce bir İslam bilgini tarafından verilmiş bir fetvayı değiştirmeye çalışanlar, bu yetkileri din adına kimden almışlardır?'' diye sordu.

Konuya, YÖK ve Diyanet İşleri Başkanlığının nasıl bir açıklama getireceğini beklediklerini söyleyen Bahçeli, ''Giderek yaklaşan İran'a saldırılma ihtimali üzerine, bu ülkenin Müslüman halkının manevi direnme dayanakları hakkında kuşkular mı uyandırılmak istenmektedir? Ülkemizde yapılan bu toplantı ile on binlerce şehidin üzerinde yükseldiği Filistin direnişi, dini gerekçelerle kırılmak mı istenmektedir? İslam dünyasında başlayan antiemperyalist tepkiler, sürdürülen eşbaşkanlık görevinin gereği olarak, söndürülmek mi istenmektedir? Bu sorularımızın dürüst ve samimi olarak cevaplanması, sadece ülkemize değil, İslam dünyasına sokulmuş 'Truva atı' olan AKP zihniyetinin gerçek yüzünü göstermesi bakımından çok önemli olacaktır. Bu toplantının gerçek anlamı ve hükümetle ilişkisi de; tıpkı İstanbul'da Ermeni tezlerini destekleyen üniversite toplantılarında olduğu gibi, tıpkı Erbil'de Peşmergelerle kucaklaşarak açılımın kurdelesinin kesilmesi gibi çok yakında gün ışığına çıkacaktır'' diye konuştu. 
 
''KERKÜK, PATLAMAYA HAZIR SAATLİ BOMBA''
 
Seçimlerde 325 üyeden oluşan Irak Meclisinde tek başına hükümet kurma çoğunluğuna ulaşılamadığını kaydeden Bahçeli, Irakiye Koalisyonunun 91 sandalye, Kanun Devleti Koalisyonunun ise 89 sandalye kazandığını bildirdi.
Türkmenlerin Kerkük'te 2, Musul'da ise 3 milletvekilliği kazandığını ve Peşmerge ittifakı bu bölgelerde büyük seçim baskıları ve usulsüzlüklerine rağmen çoğunluğu ele geçiremediğine dikkati çeken Bahçeli, Türkmenlerin varlıkları ve hakları korunarak çözüme kavuşturulmasının, kendileri için özel hassasiyet taşıyan konular olduğunu ifade etti.

Bahçeli, ''Irak'ın bağımsızlığını kazandığı dönemde Arap ve Kürt unsurları ile birlikte, Irak'ın kurucu unsuru olan Türkmenler, yeni Anayasa ile Süryani, Ermeni ve Keldaniler gibi idari bir azınlık statüsüne mahkum edilmiştir. Bu çerçevede Arapça ve Kürtçe resmi dil olarak kabul edilirken, Türkçe'ye bu statü verilmemiştir. Kerkük'ün nüfus yapısını kanunsuz olarak değiştiren, Kuzey Iraklı unsurların, bu tarihi Türkmen şehrini zorla gasp etme niyet ve hazırlıkları bugün de bütün hızıyla sürmektedir. Kerkük'ün statüsü; Irak'ın milli birliği, toprak bütünlüğü ve siyasi istikrarı açısından hayati önem taşıyan en ciddi sorundur. Kerkük, bu açıdan patlamaya hazır bir saatli bombadır. Kuzey Iraklı aşiret reislerinin Kerkük'ü zorla ele geçirmeleri önlenemediği takdirde böyle bir vahim gelişmenin olumsuz sonuçları ve etkilerinin sadece Irak'ı değil bölgesel barış, güvenlik ve istikrarı da tehdit edeceği unutulmamalıdır'' diye konuştu.

Bahçeli, yeni koalisyon hükümeti kurma pazarlıklarında, Türkmenlerin hak ve çıkarlarının tehlikeye atılmaması ve siyasi pazarlıkların Irak Türkmenleri sırtından yürütülerek yeni bir bedel ödemelerine yol açılmaması bakımından hayati bir önem taşıdığını ifade etti. 
 
''SİYASİ NAMUS MESELESİ...''
 
AK Parti hükümetinin, ''hukuktan ekonomiye, sanattan spora, kültürden sağlığa kadar hemen her alanı kendi siyaset laboratuvarında kobay olarak kullanmış ve hesaplaşmadık, tarumar etmedik değer bırakmadığını'' ileri süren Bahçeli, işsizlik, yoksulluk ve sefaletin, vatandaşları perişan ettiğini söyledi.
Ekonomik sorunların, Anayasa tartışmalarıyla perdelenmeye çalışıldığı ve geriye itildiğini savunan Bahçeli, ''AKP hükümeti ne kadar görmezden gelirse gelsin; krizin alt üst ettiği üretim sistemi, bunun sonucunda çoğalan işsizlik ve yaygınlaşan iflaslar milletimizi dibi karanlık bir kuyunun içine çekmiştir'' dedi.

Açıklanacak büyüme rakamının ne olursa olsun, hiçbir sorunu temelden çözmeyeceğini, ağırlaşan hayat şartlarının yerini huzura ve refaha bırakmayacağını belirten Bahçeli, derin bir resesyon sürecinde tahrip olan Türkiye ekonomisinin, yeniden ayağa kalkmasının şu haliyle kolay olmadığını söyledi.
2009 yılında üç çeyrek üst üste küçülen ekonomik yapının, ilk dokuz aydaki daralmasının eksi yüzde 8,4 olduğunu kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bizi umutsuzluğa iten bir başka konu da; başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, birçok AKP yöneticisinin, Türkiye ekonomisinin 2010 yılında Avrupa'nın en hızlı büyüyecek ekonomisi olacağını, uluslararası kuruluşların raporlarına dayanarak ifade etmeye çalışmalarıdır. Kendi ülkelerinin gerçeklerini yabancı kuruluşlardan öğrenen ve üstelik bunu da övünerek anlatan bu çaresiz ve iflas etmiş siyaset anlayışının ne denli bir çıkmazın içine düştüğü gün gibi ortadadır. Zannedersiniz ki bu kafa yapısına göre, ülkemizde ekonomiyle ilgili rapor yayınlayan kurumlara gerek yoktur ve sokaklardaki facialar bir düzmecedir. Nasıl olsa IMF raporları vardır, Dünya Bankası yayınları sanal mutluluk ve temelsiz gelişme için gerekli vazifeyi görmektedir. Mantık budur, anlayış bu şekildedir.

Bir tarafta, Türkiye'nin, ekonomik krizde kaybettiklerini tam anlamıyla telafi etmesinin 2011 yılının sonunu bulacağını iddia eden AKP yöneticileri vardır, diğer tarafta krizden hızla çıkıldığını söyleyen aynı zihniyetin çelişkili beyanları yer almıştır. Türkiye ekonomisi, bu iş bilmez, kararsız ve son derece başarısız olan siyasi yönetimden kurtulamadıktan sonra gün yüzü göremeyecek ve insanımızın hakkı olan mutluluk ve esenliğe asla ulaşamayacaktır. Şu hususun altını kararlılıkla çizmek isterim ki; bu iktidarı geldiği yere geri göndermek bizim için siyasi bir namus meselesidir. Ve bunu yapacak olan kadro ve inanç ise Üç Hilal'de bir araya gelmiştir.'' 

''KAPSAMLI POLİTİKA SETİ HAYATA GEÇİRİLMELİ''
 
MHP Lideri Bahçeli, geçen haftaki konuşmasında ekonominin yapısal sorunlarının çözülmesi amacıyla Meclis gündeminde yer alan Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ile Türk Ticaret Kanunu Tasarısının bir an önce yasalaşması gerektiğini daha önce söylemesine rağmen AK Parti'nin bu konuda adım atmadığını söyledi.

Bahçeli, ''Elbette ekonomideki yapısal ve kurumsal problemlerin çözülmesi bunlarla da sınırlı kalmamalı, çalışan ve üreten sektörleri dikkate alacak ve ihtiyaçlarını gözetecek kapsamlı bir politika seti süratle hayata geçirilmelidir. Bunlar olmadığı takdirde, ekonomide yapılacak her girişimin bir anlamı olmayacak ve alınan mesafelerin bir değeri görülmeyecektir. Anayasa değişikliği konusundaki aceleciliği malum olan iktidar partisinden beklentimiz; Mecliste bekleyen söz konusu kanun tasarılarını bir an önce yasalaştırması için harekete geçmesi ve ekonominin yapısal problemlerini kapsamlı bir şekilde çözecek hukuksal ve teknik bir girişimi gecikmeksizin başlatmasıdır'' diye konuştu.

Daha sonra, Batı Trakya'dan gelen bir grup, Bahçeli'ye çeşitli hediyeler sundu.
 


AA

nerden nereye
 // ahmet
Okul yıllarımda sağ sol diye birbirini kıran gençliği benim gibi okulunu olaylar ve parasızlık yüzünden yarım bırakanları düşündükçe
MHP' nin nereden nereye geldiğine hayret ediyorum. Engin arkadaşın söylediği gibi MHP nin M sini C ye çevirin olsun bitsin...
31 Mart 2010 01:33
Ya yeter be Bu mhp de zırvaladı iyice artık.
 // Fatih Torun
Bahçeli denen zat Baykal ne derse onu savunmak zorundamısın? Kardeşim ya bir de şu CHP'ye inat AK Parti'yi destekle. Size oy falan yok siz kaşarlanmış solcu oldunuz artık bendeki milliyetçilik ruhunu yokettiniz . Milliyetçi, dindar ve muhafazakar duyguyu siz yansıtmıyorsunuz....
31 Mart 2010 00:16
bahçeli
 // engin
bahçeli gel içinden geleni yap chp ye iltihak et kurtar kendini bu işkenceden...
30 Mart 2010 23:09
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler