YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bahçeli açıkladı: Destek vermeye hazırız
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Alevi yurttaşların sorunlarının artık kökünden bitirilmesi gerektiğini, çözüm için MHP'nin önkoşulsuz destek vermeye hazır olduğunu belirterek, "Ne Yavuz'u unutur ne de İsmail'e yüz çeviririz" dedi.
Bahçeli açıkladı: Destek vermeye hazırız
04 Kasım 2014 / 11:03 Güncelleme: 04 Kasım 2014 / 12:23

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Hicri 1375 yıl önce Kerbela'da yaşanan vahşetin, oluk oluk akan Ehl-i Beyt kanının hala ilk günkü kadar kasvet ve keder verici olduğunu belirterek, Hicri 61'inci yılın 10. Muharrem Günü'nde, Kerbela'da, İslam'a, Hazreti Peygamber'e ve tüm inananlara kılıç çekildiğini söyledi. 

Aşure Günü'nde bu hazin ve yürek burkan hadisenin bir kez daha hatırladıklarını ve yeniden Hz. Hüseyin'in susuz bırakılarak ailesi ve dostlarıyla birlikte şehit edilişinin hüznünü yaşadıklarını ifade eden Bahçeli, "Efendimizin 'Reyhan'ım' dediği, 'cennet gençlerinin efendisi' olarak gösterdiği Hz. Hüseyin'in Kerbela'da önü kesilerek şehit edilmesi tüm Müslümanların hala kanayan yarasıdır. Yüzyıllardır Kerbela'nın haklı matemi tutulmaktadır. Kerbela, müminle münafığın, hoşgörüyle taassubun, hakikatle yalanın, iyilikle kötülüğün, Hak ile batılın kesin ve keskin çizgilerle ayrıldığı bir kader noktasıdır" dedi.

Hazreti Hüseyin'in, Hazreti Muhammed'in gül yüzlü torunu, Ehl-i Beyt'in mensubu, Ashab-ı Kiram'ın da kutlu isimlerinden birisi ve herkesin örnek aldığı bir şahsiyet olduğunu aktaran Bahçeli, Hazreti Hüseyin'in suya hasret bırakılarak şehit edilmesinin çok büyük ders ve öğütler içerdiğini dile getirdi. 

"İslam Dünyası'nın şu an ki durumu tam bir felaketi işaret etmektedir"

Kerbela vahşetinin maalesef her gün yaşandığını ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:

"Mezhep gerilimi, mezhep karşıtlığı, mezhep kutuplaşması pimi çekilmiş bomba gibi neredeyse saat başı patlamaktadır. Ölen Müslüman, öldüren yine Müslüman'dır. Kıyan Müslüman, kıyılan yine Müslüman'dır. İster Sünni, ister Şii olsun, mezhepçi bakış ve yaklaşımlar İslamiyet'in iliğini kurutmakta, kanını emmektedir. İslam Dünyası'nın şu an ki durumu tam bir felaketi işaret etmektedir.

IŞİD gibi terör örgütleri böylesi bir zeminden yeşermiştir. Şii de Müslüman, Sünni de Müslüman'dır. O halde paylaşılamayan nedir? Camileri ve türbeleri havaya uçurmak, canlı bombalarla cana ve mala kast etmek, Yüce Allah'ın hangi buyruğunda yazılıdır? Allah diyerek kafa kesmek, besmele çekerek hırsızlığa ve hıyanete ortak olmak nasıl bir aklın ve anlayışın ürünüdür? Bunları sormak ve sorgulamak en doğal hakkımızdır."

İslam'ın mazisi çok eskiye giden bir operasyon sağanağı altında olduğunu savunan Bahçeli, Haçlı saldırılarıyla amaçlarına ulaşamayanların, şimdilerde değişik senaryo ve oyunlarla Müslümanların varlık ve inanç haklarına saldırdığını ileri sürdü. "Mezhepçi aymazlığın bu kapsamda silah gibi kullanıldığını" bildiren Bahçeli, sırf Şii veya Sünni olduğu için insanların katledildiğini ifade etti. Bahçeli, şöyle konuştu:

"Ön tarafta Müslümanlar birbirini yiyip tüketirken, arka tarafta haritalarla oynanmakta, kaynaklar sömürülmektedir. Asırlar önce yaşanan olayların kızgınlığıyla alevlenen vekalet savaşları devamlı körüklenirken, Washington'da, Londra'da, Berlin'de, Paris'te Müslümanlar için defin merasimi hazırlığı hızla sürmektedir. Ortadoğu'daki petrol kuyularının etrafında vızır vızır dolaşan emperyalist acımasızlık, iç bölünmeleri kaşıyarak, tahrik ederek ve kışkırtarak amacına ulaşmanın hevesindedir. Maalesef İslam toplumları da buna alet olmaktadır."

"Siyaset kurumu, günübirlik hesap yapmadan samimiyetle inisiyatif almalıdır"

Bahçeli, "malum çevrelerin, etnik ve mezhep cepheleşmesinin Türkiye'ye de sıçraması için özel bir çaba harcadığını" belirterek, Ortadoğu'daki kaos havasının Türkiye'ye bulaşması maksadıyla yoğun çabalar sergilendiğini ifade etti. Alevi-Sünni, Türk-Kürt, laik-antilaik, inanan-inanmayan, doğulu-batılı gibi suni ayrımlarla Türk milletinin çözülmesi ve parçalanmasının planlandığını iddia eden Bahçeli, özellikle Alevi İslam inancı mensuplarının istismar edildiğini, hassasiyetleriyle oynandığını söyledi. 

"AK Parti'nin Alevi Çalıştayları ile umut tacirliği yaptığını" ileri süren Bahçeli, bu alanda bir arpa boyu mesafe alınamadığını savundu. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yeni bir çalışmadan bahsettiğini ancak Hükümet'in Alevi İslam inancına sahip vatandaşların beklentilerine cevap bulmasının ve ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün görülmediğini öne süren Bahçeli, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Biz, öteden beri, milli ve manevi değerlerimizin toplumsal çatışma konusu yapılmaması hususunda özel bir gayret sergiledik. Türkiye'nin inanç ve mezhep temelinde ayrışma yaşamaması için elimizden gelen mücadele ve sorumluluğu titizlikle gösterdik. Milli birlik ve bütünlük içinde, muhatap kaldığımız sorunların derinlikli ve makul bir şekilde çözüme kavuşturulması gerektiğini her fırsatta vurguladık. Bu kapsamda dün ne söylemişsek, bugün de aynı çizgide, aynı noktadayız. Etnik ve mezhep kanalından sürdürülen istismar ve itirazların engellenmesi Türkiye'nin toplumsal huzuru için vazgeçilmez bir önemdedir. Siyaset kurumu, bu konuda, günübirlik hesap yapmadan samimiyetle inisiyatif almalıdır. Sorunlarımızın çözümü için ilk şart dürüstlük, ikincisi adil özveri, üçüncüsü ise tarihi ve kültürel dokumuzun zedelenmemesine dikkat etmektir. Karşımızdaki her meseleyi 'kazanan-kaybeden' ikilemine sokmadan, herkesin gönül huzuruyla benimseyebileceği vasıtalarla çözüme kavuşturmakla yükümlüyüz. Özgüvenle hareket edip, demokrasinin kurallarını çalıştırarak, bireysel hak ve özgürlüklerin katalizörlüğüyle kronik problemlerin üstesinden gelebiliriz. Siyasetin ilgi sahasına giren her konunun konuşulacağı demokratik mekan milli iradenin tecelligahı olan TBMM'dir. Ortak akıl ve ortak değerler yardımıyla her zorluk giderilecek, her engel aşılacaktır."

"Hiç kimse Alevi kardeşlerimizin vatana bağlılığını, Türkiye'ye sevgilerini tartışmaya açamayacaktır"

"Alevi İslam inancını benimseyen kardeşlerimiz aziz milletimizin yeri dolmaz fertleridir" diyen Bahçeli, Alevilerin inanç ve kültür temelli sıkıntıları olduğunun herkesin bildiği gerçekler arasında olduğunu söyledi. Bu sıkıntıları zamana yayarak ötelemenin, görmezden ve duymazdan gelmenin doğru ve adil olmayacağını anlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

" Alevi kardeşlerimizin ağırlaşan sorunlarını milli birlik ruhuyla ele alıp karşılıklı hoşgörü, iyi niyet ve dayanışma duygusuyla paylaşmak, arkasından da kapsamlı çözümler üretmek artık kaçınılmaz bir görevdir. Hiç kimseAlevi kardeşlerimizin vatana bağlılığını, Türkiye'ye sevgilerini tartışmaya açamayacaktır. Hiç kimse Türk kültürüne yaptıkları yeri dolmaz katkıları yok sayamayacaktır.  Alevi kardeşlerimizin istek ve arzularının 'doğru-yanlış', 'meşru-gayri meşru' diye tasnif edilmesi de haddini aşan bir saygısızlık olacaktır. Alevi İslam inancı dairesinde neyin doğru, neyin gerekli, neyin zorunlu olduğunu bilecek ve tayin edecekler bellidir. Bu konuda hariçten gazel okumaya gerek yoktur. Alevi kardeşlerimiz sadece inançlarının, kültürel miras ve geleneklerinin doğrultusunda yaşamak istemektedir. Alevi İslam inancı, asırlar içinde hep var olarak bugünlere ulaşmıştır. Bizleri bir millet yapan muhteşem değerler manzumesinin içindeAlevi kardeşlerimiz de vardır ve milli kimliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak Türk milleti mevcudiyetinin içinde yer almışlardır. Alevilik, ne inançlarımızdan ayrı görülebilir, ne de milletimizden ayrı tutulabilir. Biz, onlarla birlikte bir milletiz ve millet olmamızın mayasında onlar da vardır."

"Cem de bizimdir, semah da bizimdir"

Artık önyargıların kırılması, kuşku ve güvensizliklerin yenilmesi gerektiğini bildiren Bahçeli, şu görüşleri dile getirdi:

"Alevi kardeşlerimizin haklı taleplerine kulak tıkamanın vicdanen izahının olmayacağını görmeliyiz. Bu kardeşlerimizin yıllardır dillendirdikleri, yıllardır umut ettikleri ihtiyaçlarını siyasi çekişmelere, ideolojik anlaşmazlıklara feda etmemeliyiz. Mesele Cami-Cemevi karşıtlığı olarak değerlendirilmemelidir. Mesele zıt kutupların buluşması ya da bir tarafın diğerine lütfu, bağışı veya tavizi olarak da ele alınmamalıdır. Hazreti Muhammet hepimizin Peygamberi, Hazreti Ali hepimizin iftihar kaynağıdır. Kerbela, hepimizin müşterek teessürü, Hazreti Hüseyin hepimizin kahramanı, hepimizin şehididir. Cem de bizimdir, semah da bizimdir. Cami de bizim, Cemevi de bizimdir. Saz da bizim, söz de bizimdir. 12 İmam da bizimdir, erenler, evliyalar, arifler, Anadolu'ya Türk-İslam nefesi üfleyen elleri öpülesi büyüklerimiz de bizim şanımız, göznurumuzdur."

Şeyh Edebalı'dan Geyikli Baba'ya, Lokman-ı Perende'den Pir Sultan Abdal'a, Ahi Evran'dan Sarı Saltuk'a, Arslan Baba'dan Mevlana'ya, Akşemsettin'den Yunus'a kadar bütün kutup yıldızlarının Anadolu'nun ve Türk yurtlarının bağrına nakış nakış Türk milletini dokuduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bizim aramızda ayrımcılığa yer yoktur. Bizim aramızda bölücülüğe yaşama hakkı yoktur. Bizim aramızda ayrık otları tutunamayacaktır. Ne Sünni'den geçeriz, ne Alevi'yi iteriz. Ne 36'ya kanarız, ne milletten vazgeçeriz. Ve elbette ne Yavuz'u unutur, ne de İsmail'e yüz çeviririz. Artık Alevi kardeşlerimizin sorunları kökünden bitirilmelidir. Her konuyu istismar eden AKP Hükümeti, Alevi kardeşlerimizi yüzüstü bırakmamalı, kavrayıcı çözüm için harekete geçmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi bu konuda yapılacak her girişim ve teklife önyargısız şekilde destek vermeye vardır ve hazırdır."

 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler