YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bağlı: "Halk yönetime el koymuştur!"
Ak Parti MKYK Üyesi Prof. Dr. Mazhar Bağlı, Ak Parti Kongresi'ni değerlendirerek, "Halk yönetime el koymuştur" dedi.
Bağlı: "Halk yönetime el koymuştur!"
28 Ağustos 2014 / 08:40 Güncelleme: 28 Ağustos 2014 / 09:15

Kanal A'da yayınlanan, Kanal A Yayın Koordinatörü Fahrettin Damga ve Yazar Sadık Yalsızuçanlar'ın hazırlayıp sunduğu Çerçeve programının bu haftaki konukları; Ak Parti MKYK Üyesi Prof. Dr. Mazhar Bağlı ve Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Şahin idi.

Ak Parti'li Bağlı ve Şahin kongreye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bağlı, kongrenin halkın yönetime el koyması olduğunu belirterek şöyle konuştu:

Siyasetin aktörleri, teorileri uygulayabilmiş kişiler değillerdi. Aslında ilk defa Türkiye'de siyaset teorisini pratiğe aktaran birisi var. Sayın Davutoğlu'nun bir makalesi var: "Medeniyetlerin Ben Algısı". Bu makale bu anlamda önemlidir.

Ak Parti'de güçlü aktörlerin olması, başka partilerde de güçlü aktörlerin olması bir tehdit olarak bizim açımızdan algılanmaz, bu bir imkandır, bir fırsattır. Bizim için Davutoğlu gibi başka arkadaşların varlığı da bizim için onur kaynağıdır. Ondan başka elimizi uzatabileceğimiz, karanlıkta elini tutabileceğimiz güçlü aktörlerimiz de var. Biz tüm Türkiye'ye hitap eden bir partiyiz.

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan, kendisine sekreter bulacağını söylediler. Halbuki ben aktif birisini seçeceğini biliyordum. Zaten bu kadar güçlü teşkilata da aktif bir isim lazım.

Hiç kimse toplumsal muhalefeti temsil eden kişiler dışında, 'Benim bir oyum var' diyemez. İyi ki de böyle oldu. Tayyip Erdoğan katışıksız bir oyla seçildi. Anadolu'nun kurguladığı mücadeleyi zaferle bitirdi. Öze dönüş gerçekleşti.

Ak Parti Kongresi'nin Yeni Türkiye için anlamı neydi?

Doç. Dr. Mehmet Şahin, bu soruya yanıt olarak şunları söyledi:

"1950'den bu yana Anadolu Devrimi yaşanıyor. Ak Parti Kongresi'ndeki iki konuşmadan şunu görüyorum. Anadolu Devrimi çok önemli bir eşik daha atladı. Salona ve konuşmalara baktığınızda bunu net olarak görebilirsiniz. 1950'den önce bu topraklara vurgu yoktu. Sürekli Batı vurgusu vardı. Bu topraklara vurgu bir düşüklük, ayıpmış gibi gösteriliyordu. Ak Parti'nin Yeni Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, tüm yazılarında medeniyet temelli yazmıştır.

Bunu biz Sayın Erdoğan'ın her balkon konuşmasında da gördük. Misak-ı Milli sınırlarıyla sınırlı değiliz. Erdoğan da her tarafa selam yollar. Yurt dışından gelmiş ve kongreyi izleyenlerde benden daha fazla heyecan vardı."

"Davutoğlu'nun bir derdi var"

Davutoğlu'nun performansı da benim beklediğimin üzerinde bir performanstı.

Davutoğlu'nun bugüne kadar ki tavrına baktığımızda şöyle bir görüntü yok. Diğer siyasetçiler, 4-5 yıl devlet içerisinde bulunurum bu bana yeter diye düşünüyorlar. Ama Davutoğlu'nun  bir derdi var. Bir amacı var. Gençleri etrafına çekerek bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Davutoğlu'nun derdi sadece Anadolu ile sınırla değil, onun da dışına çıkan bir dert.

Cumhurbaşkanı'nın makamı 'Hükümeti terbiye eden adam'dı. Ama artık öyle değil. Ve bu vesayet kurumu adına yapılıyordu. Aslında hükümeti destekleyen Cumhurbaşkanı ve Başbakan müthiş bir avantajdır. Bu koşuda büyük bir kolaylık sağlar. Sayın Davutoğlu'nu Anadolu kendi çocuğu gibi görüyor, benimsiyor.

"Bizim demokrasimiz işlevler demokrasisidir"

Ak Parti'li Bağlı konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Bizim demokrasimiz kıymetli bir emsal teşkil ediyor. Batı demokrasisi değerler yüklüdür. Bizimki ise; değerler değil işlevler yüklüdür. Bu anlamda bizim demokrasimizin komşu ülkeler için önemi büyük. Demokrasi beylik bir ifade. Bireyleri işin içine dahil eder ve işleyişi şeffaflaştırır. Böyle bir boyutu var. Bunu sağlayabilmek için anayasayı değiştirmemiz lazım. Bugüne kadar birçok değişikliğe uğradı ama sonuçta darbe ruhu olan bir anayasa. Bu ruhtan kurtulmak için bu yetkiyi millete vermek gerekir. Millet, 'Tamam bu benim metnim' dediği zaman bile bazı kişilere uymayabilir. O zaman diğer partilerle komisyon oluşturulur. Hepsinden eşit kişiler alınır. Biz gerçekten bunu yapmak istiyoruz.

Laiklik artık politik olarak benimsenmiş bir ilke olarak kavuşmasına arzu etmeyen yok. Laiklik inanç değil, politik meseledir.

Biz 1600'lerden bu yana batı karşısında ezik, öz güvenini kaybetmiş bir atmosferde büyüdük. Bunu bir kenara bırakmamız lazım. Bunu bırakarak selam ile başlamak, Efendimiz S.A.V'a övgüler yağdırmak da bundan kurtulmanın göstergesidir.

Ekonomik ve siyasi amaçların yanında çözüm sürecini de sonlandırmak istiyoruz. Şımarık PKK'lılara rağmen, kışkırtıcılara rağmen bunu başarmak istiyoruz. En önemlisi de milli bir istihbarata sahip olmak meselesi var. Projeler yapacaksak milli bir istihbaratımızın da olması şart değil mi? Demokratikleşmeyi sağlayacak bu konulara yönelik operasyonel girişimler oldu. Önce Gezi, sonra da 17-25 Aralık darbe girişimleri."

Paralel Yapı ile mücadele

"En çok vatanseverler cuntacılardır"

Bağlı; "Bu önemli bir konu. Son ve en kritik engeldir. Bu içeriden ve sinsi şekilde gelen bir risk. Dışarıdan geleni sezersiniz ve ona göre tedbirini alırsınız. Okullarını Türkçe öğretiyor sanardık meğer örgüt kurmuşlar. Bu çete tarafından dört alana yönelik bir operasyon yapılıyor. Dış politikaya, ekonomiye, Kürt meselesine ve milli istihbarata. İkinci bir konu, herhangi biri çıkıp yalan söylüyor. Koca koca adamlar, profesörler çıkıp buna itimat ediyor. Bu vahim bir durum. Hangi gerekçe ile karşı çıkıyorsunuz? "Ben daha çok vatanseverim" diyor. Yalan. Asker de böyle söylüyordu. En çok vatanseverler cuntacılardır. Bu iş ciddi bir iştir.Hangi gerekçe ile olursa olsun daha büyük bir otoriteden izin almadan Başbakan'ı dinleyemezsiniz. Demek ki daha büyük yerlerden, daha büyük emeller için emir alınmış." dedi.

İki konunun kritik olduğunu düşünüyorum. Birincisi; hangi akıl ortaya koyarsa koysun, onların çıkarına hizmet etmeyen hiçbir projeye onay vermeyecekler. Bütün bu hizmet elemanı denilen eşkıyaların tamamının yargıda ve emniyette olmasının nedeni de budur zaten. Niye bu kadar doktor yok? Neden başka alanlarda yoklar? Madem ki hizmet ediyorsun, hizmet edecek elemanlar yetiştir.

"Halk yönetime el koydu"

Bu devletin sahibi bu millettir. Bu millet devletini çalanlardan yeni aldı. Tekrar çalanlara vermez. Halk yönetime el koydu dedim. Paralel yapı güven teşkil edecek yanları yok. Melek olarak gördüğümüz adamın nasıl şeytanlaştığını gördük.

Çözüm Süreci

"Çözüm Süreci Ak Parti'li olmayanları satın aldı"

Çözüm Süreci ile ilgili olarak Doç. Dr. Mehmet Şahin şöyle konuştu:

"Kürt sorunu bünyemize sokulmuş bir virüstü. Her yerde problem yaşıyorduk. Avrupa'ya gittiğimizde fırça yedik. Bir İsrailli profesör; "Siz çözüm sürecinde başarılı olamazsınız" dedi. "Siz bir araya gelemezsiniz. Çünkü siz kardeşsiniz" dedi. Bu çok önemliydi. Bu coğrafyada yaşayan insanların birbiri ile didişmesi istenir. Çözüm süreci, sonuca ulaşmadan sağlıklı bir dış politika olmayacağını Sayın Davutoğlu benden daha iyi biliyor. Sağlıklı bir iç siyasetin oluşmayacağını da benden daha iyi biliyor. 80'li yıllardan bu yana siyasetimiz marazi şekildeydi. Çözüm süreci ile birlikte, çözüm süreci her coğrafyayı, Anadolu'yu, Güneydoğu Anadolu'yu satın aldığını düşünüyorum. Neden? Son seçime baktığınızda bunu görürsünüz. MHP'ye oy veren bir takım vatandaşlarımızın Sayın Erdoğan'a oy verdiğini görüyoruz. Bu da çözüm sürecinin halk tarafından iyi anlaşıldığını gösteriyor. Çözüm süreci, Anadolu Devrimi'nin daha ileriye taşınabileceği en önemli alanlarından birisidir."

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler